Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2241 E. 2026/1212 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2241
- Karar No
- 2026/1212
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2241
KARAR NO:2026/1212
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2022
NUMARASI:2020/22 E. - 2022/516 K.
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... ... AŞ tarafından ithal edilen, diğer davalı ... ... AŞ tarafından satışı gerçekleştirilen, trafiğe çıkış tarihi 01.01.2007 tarihi olan, 2006 model, ... plakalı, ... marka, ... tip siyah renk otomobilin 25.07.2007 tarihinde maliki olduğunu, davacı tarafından 25.07.2007 tarihinden itibaren kullanılmaya başlanan aracın periyodik bakımlarının da ...'in yetkili servislerinde yaptırıldığını, söz konusu aracın şirket yetkilisi tarafından kullanılmakta iken 12.09.2018 tarihinde frenlerinin boşaldığını, boşalma arızası üzerine aracın ... servisi ... getirildiğini, ... tarafından araca ve arızaya ilişkin 12.09.2018 tarihinde saat 17:00'de arıza kayıt formu düzenlendiğini, servis yetkilileri tarafından 2006 — 2007 yıllarında imal edilen tüm ... serisi araçlarda 150.000 civarı km'lerde fren arızası vermesine çok rastlanıldığının bu durumun aracın imalatındaki bir hatadan kaynaklandığını belirttiğini, ... tarafından aracın bila bedel tamir edilerek 35 ila 45 gün içerisinde teslim edileceğinin taahhüt edildiğini,ancak yedek parça gelmediğinden tamir edilmediğini, ayıbın ücretsiz olarak giderilmesi için girişimlerde bulunulduğunu, söz konusu girişimlerden olumlu yanıt alınamaması üzerine İstanbul ...Noterliğinin 12.02.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile araçtaki (gizli ayıbın) fren arızasının giderilmesi, bu arızanın giderilmesinin mümkün olmaması halinde aracın birinci el ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesinin istendiğini, yasal garanti süresinin geçmiş olmasından dolayı müvekkili davacının talebinin kabul edilmediğini,gizli ayıptan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, davacıya ait aracın tamir edilmesi sureti ile araçta meydana gelen arızanın giderilmesi, bunun mümkün olmaması durumunda aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini talep ve dava etmiş, 05.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile yargılama sırasında aracın tamir edilmesi sebebiyle ödenen masrafların davalılardan tahsili gerektiğini belirterek, 41.323,43 TL'nin 07.10.2021 tarihinden, 498,43 TL'nin 22.10.2021 tarihinden, 3000 TL'nin 03.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı ... .... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; pasif husumet yokluğunun söz konusu olduğunu, zira satışın müvekkili tarafından gerçekleştirilmiş olduğuna dair belge bulunmadığını, arşiv kayıtları incelendiğinde de söz konusu aracın ... tarafından satılmış olduğuna dair herhangi bir kayda rastlanmadığını, harca esas değeri 10.000,00 TL olarak gösterildiğini, değerin dava ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, eksik tespit edilen harca esas değerin gerçek dava değerine yükseltilmesi hususunda ara karar oluşturulması gerektiğini,TBK'nın 231. maddesi ile getirilen 2 yıllık zamanaşımının sona erdiğini, aracın gizli ayıplı olmadığını, süresinde ihbar yapılmadığını, misli ile değişim talebinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; talep sonucunun belirlenmesi ve eksik harcın tamamlanması gerektiğini, müvekkilinin dava konusu edilen otomobilin ithalatçısı olmakla birlikte, satıcısı olmadığını, ithalatçının özel kanunlarda (6502 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) maldaki ayıplardan sorumluluğu genişletilmiş ise de, ticari satımlarda bir sorumluluğu bulunmadığını, bu sebeple davanın müvekkili yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, zaman aşımı ve kullanım ömrünün dolduğunu, dava konusu araçta bir ayıp bulunmadığını, aracın misli ile değişimi talebinin hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... ayıba karşı tekeffül hükümlerinin satıcı ile alıcı arasındaki hukuki işlemlerde uygulanabileceği, davalı ... A.Ş. tarafından davacı şirkete doğrudan bir satışın sözkonusu olmadığı, yani davacı şirket ile davalılardan ilk satıcı ... A.Ş. arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından ve davalı ... A.Ş.'nin satıcı ve üretici firma olmamasından dolayı ayıba karşı tekeffül sorumluluğu bulunmadığından bu davalı hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Yine davalı ithalatçı ... ... A.Ş'ye yönelik ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak sorumluluğu cihetine gidilemeyeceği, zira davalı ... ... A.Ş tarafından davacı şirkete doğrudan bir satışın sözkonusu olmadığı, yani davacı şirket ile davalı şirket arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından 6098 sayılı TBK'nun 227. maddesinde yer alan satıcının garanti etmesine ilişkin düzenlemelerin bu davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2010/7795 esas 2011/2035 karar sayılı 17/02/2011 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, kural olarak ayıplı mal satışı ve hatalı üretim nedenlerine dayalı olarak açılan davalarda, ayıp ve hatalı üretim hususlarının saptanması durumunda ithalatçı firmanın sorumluluğundan söz edilemez ise de; ithalatçı firmanın garanti belgesi imzalaması halinde sorumluluk altına girdiğinin kabulü gerektiği, ancak dava konusu otomobilin fren sistemindeki üretim hatasından kaynaklanan gizli ayıbın garanti süresinin dolmasından sonra ortaya çıkması nedeniyle garanti kapsamında bulunmadığı, aracın garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmayıp satın alan ikinci el alıcının garanti kapsamından yararlanma olanağı varsa da somut olayda garanti süresinin 10/01/2009 tarihinde sona erdiği, eldeki davanın ise garanti süresinin geçmesinden sonra 09/01/2020 tarihinde açıldığı, fren arızası nedeniyle yetkili servise başvurulduğunun bildirildiği 12/09/2018 tarihi itibariyle de garanti süresinin geçtiği, bu durumda davalı ... ... A.Ş.'nin garanti borcundan söz edilemeyeceği, bu nedenlerle davalı ... ... A.Ş. hakkındaki davanın esastan reddi gerektiği. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden pasif husumetten ret kararının hatalı olduğunu, aracın geçmişi incelendiğinde ilk satışın ... tarafından yapıldığının apaçık ve alenen yazılı olduğunu, bünyesinde gizli ayıp bulunduran işbu kusurlu aracın ilk satışını yapanın ... olduğunu, buna rağmen pasif husumet gerekçesiyle davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aracın fabrikadan çıkışı itibariyle ticari olarak ilk satışı yapanın ... olduğu bariz olup ...'ın ... markalı araçların satıcısı olduğu hususunun alenen ve apaçık ortada olduğunu, yargılama süreci boyunca garanti sorumluluğuna dayalı olarak hak talep edilemediğini, davada, müvekkil şirket tarafından davalılardan ayıba karşı tefekkül hükümleri uyarınca talepte bulunulduğunu, söz konusu dava kapsamında taleplerinin uyuşmazlık konusu aracın gizli ayıp kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun alınan tüm bilirkişi raporlarında da şüpheye mahal bırakmayacak biçimde ortaya konulduğunu, davacı tarafından (gizli) ayıba karşı tefekküle ilişkin yasal mevzuat kapsamında açılan işbu davanın, yerel mahkemece ayıba karşı tefekküle ilişkin yasal mevzuatta hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken, yerel mahkemece garanti sorumluluğu kapsamında değerlendirilerek çözümlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, araçtaki gizli ayıbın ortaya çıkması akabinde aynı gün 12.07.2018 tarihinde davalı ...'e ait oto servise getirilerek arıza hakkında davalının bilgilendirildiğini, davalının TBK'nın 223 v3 227.maddeleri kapsamında sorumlu olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava,davacı aracının gizli ayıplı olduğundan bahisle ücretsiz onarım,mümkün olmazsa ayıpsız misliyle değiştirilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacı şirketin, 2006 model, ... plakalı, ... marka otomobilin 25.07.2007 tarihinde maliki olduğunu, kullanım sırasında 12.09.2018 tarihinde aracın frenlerinin boşaldığını, bunun gizli ayıp olduğunu ve imalat hatasından kaynaklandığını ileri sürerek, ücretsiz onarım, olmazsa misliyle değişim talep etmiş, yargılama sırasında aracın tamir edilmesi sebebiyle ıslah dilekçesi ile ödenen bedelin iadesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı ile davalı ... ... AŞ arasında satım ilişkisi bulunmadığı, bu sebeple pasif husumeti bulunmadığı, diğer davalı ... ... AŞ'nin ise ithalatçı olarak garanti belgesini imzalaması sebebiyle sorumluluğu olsa bile arızanın meydana geldiği tarihte garanti süresinin dolmuş olduğu ve sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı, aracın davalı ... ... AŞ tarafından ithal edildiğini, diğer davalı ... ... AŞ tarafından satışının gerçekleştirildiğini ileri sürmektedir.Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun düzenlendiği TBK'nın 219. maddesine göre, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.TBK'nın 231. maddesi hükmüne göre, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.Davalı ... ... AŞ yönünden yapılan incelemede;Türkiye Noterler Birliğinin 09/06/2022 tarihli cevabi yazısına göre dava konusu ... plakalı aracın ilk tescilinin 10/01/2007 tarihinde ... plaka ile davalı ... şirketi tarafından ... fatura nolu faturalı satış ile dava dışı .... Şti. adına yapıldığı, daha sonra 23.07.2007 tarihinde dava dışı .... Şti.'ne satıldığı, ... plakaya nakil olduğu, dava dışı ....Şti.'nden de 25.07.2007 tarihli satış sözleşmesi ile davacı şirkete satılıp adına tescil edildiği ve halen davacı adına kayıtlı olduğu görülmektedir.Somut olayda, davalı ... ... AŞ'nin davacı ile arasında satım sözleşmesi bulunmadığı, davacının aracı davalılardan satın almadığı, davacının, sicil kayıtlarına göre üçüncü alıcı olduğu, kendisine araç satan ikinci satıcının davalılar ile arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı anlaşılmaktadır. Davacının tarafı olmadığı sözleşmeden doğan haklardan yararlanması ve davalı ... ... AŞ'nin davacıya karşı sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığından, kendisine husumet yöneltilemeyecektir. Bu sebeple mahkemece, davalı ... ...AŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi usul ve yasaya uygun olmuş ve davacı vekilinin adı geçen davalıya ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı ... ... AŞ yönünden yapılan incelemede;TBK’nın 227. maddesinde, satılanın ayıbı hâlinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri TBK'nın satıma dair hükümleri uyarınca satım sözleşmesinin tarafları arasında sonuç doğurur. Ancak sorumluluğun kaynağı sadece satım sözleşmesi değildir. TTK'da ithalatçının/üreticinin sorumluluğuna dair bir düzenleme mevcut değilse de davalı ... ....AŞ ithalatçı/imalatçı şirket olup, garanti veren konumunda ise garanti sözleşmesi kapsamında sorumluluğunun iddia edilmesi ve bu sıfatla kendisine husumet yöneltilmesi mümkün olduğu gibi garanti sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda ise haksız fiile dayalı sorumluluğu ileri sürülebilir.Davalının garanti sorumluluğuna dayanıldığı hallerde, davalının sorumluluğu garanti süresi ve garanti sözleşmesindeki şartlarla sınırlıdır. Mahkemece yazılan müzekkereye rağmen davalı ... tarafından araç faturasının ve araç garanti belgesinin bulunmadığı bildirilmiştir. Her ne kadar dava konusu otomobilin garanti belgesi dosyada mevcut değil ise de, tarafların beyanlarından davalı ... ... AŞ'nin garanti verdiği, araç garanti süresinin satış tarihinden iki yıl olduğu, ayıbın meydana geldiği tarih ve dava itibariyle bu sürenin de geçtiği anlaşılmaktadır. Davalının haksız fiil teşkil eden bir eylemine de rastlanmadığından davalı ... ... AŞ bakımından davanın esastan reddi de yerinde olmuştur. Bu sebeple davacı vekilinin adı geçen davalı yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.