Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1559 E. 2026/2163 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1559
- Karar No
- 2026/2163
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1559 KARAR NO : 2026/2163
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/04/2023 NUMARASI : 2022/156 Esas 2023/360 Karar ASIL DAVA DOSYASINDA DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 12.10.2017 BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/1197 ESAS - 2018/2020 KARAR SAYILI DOSYASINDA DAVA : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 06/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2026
Asıl dosyada davalı - birleşen dosya davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A-) ASIL DAVA DOSYASI DAVA: Davacı .... A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile Hollanda da yerleşip .... firması arasında "Hafif Beton Plaka Üzerine Seramik Yapıştırma" projesi kapsamında yapılan sözleşmede müvekkili fabrikasında Hafif Beton Plaka ve Seramik Malzemenin birbirine yapıştırılarak yer döşeme malzemesi üretilmesi konusunda anlaştıklarını, bu iş için uygun yapıştırıcının üretimi ve tedariki konusunda davalı ... Şti'nden teklif alındığı, üretilecek betonun özelliği kullanılacak seramik yapı bu ürünlerin ebatları kullanılacak yer ve özelliklerinin davalıya bildirildiğini, davalının kabulü ile ürün konusunda çalışmanın başladığına, amaca uygun yapıştırıcının "..." isimli ürün olduğunu yapıştırıcı özelliğinin minimum 10 yıl olarak belirtildiği, müvekkilinin gönderdiği numuneler üzerinde test yapılarak bu sonucun elde edildiğinin bildirildiğini, davalının 14.04.2017 tarihinde bu durumu garanti ettiğini, üretilen malzemelerin Hollanda'ya gönderildiğini, ancak Hollanda'daki firmanın hafif beton ve seramik arasındaki yapıştırıcının etkisini kaybettiği ve üretilen malzemenin kullanılamayacak şekilde birbirinden ayrıldığını, hem müvekkiline hem de davalıya bildirdiğini, alıcının uluslararası laboratuvarlarda yapıştırma kapasitesi yönünden testler yaptırdığını ve yapıştırıcının yapıştırma kapasitesinin yetersiz olduğunun tespit edildiğini, dava dışı.... firmasının müvekkilinden mal bedeli ve zararını talep ettiğini, davalıya Kemalpaşa 1. Noterliğine 17.08.2017 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davalının da cevabi olarak İzmir 26. Noterliğinden 15.09.2017 tarihinde cevap verdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olup davalının teminat verdiği özelliklerin yapıştırıcıda bulunmaması nedeniyle, ayıplı bir ürün olduğunu, davalının bu ayıpları gideremediğini, ürünlerin müvekkili tarafından kullanılamayacağını ve kabule icbar edilemeyeceğini, bu nedenle sözleşmeyi feshettiklerini, davalının kalan alacağını talep etmek için müvekkiline karşı İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2017/12605 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını belirterek 20.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı.... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle;.... firması ile davacı arasında yapılan sözleşmede müvekkilinin taraf olmadığını, sözleşmenin koşullarının müvekkiline bildirilmediği, davacı şirketin .... adlı malzemeyi 02.03.2017-22.05.2017 tarihleri arasında 13 defa satın alıp kullandığını, ayıp ihbarında bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasındaki ilişkinin sadece malzeme satışından ibaret olduğunu, müvekkilinin ürettiği 4 çeşit yapıştırıcının davacının elemanları tarafından üretim hattında denendiği ve bu malzemenin tercih edildiği, belirtilen tarihler arasında toplam 2.288 kg yapıştırıcı satın alındığını, bu ürünlerde kullanılan ham maddenin .... firmasına ait olduğunu, davacıya verilen ürünlerin garantisinin bulunmadığı, müvekkilinin sadece satım sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin üretici firma olmadığı, bu işlemi davacı yaparak beton plaka ve seramik malzemeyi birbirine yapıştırdığı, yapıştırma işleminin davacı tarafın elemanları tarafından yerine getirildiği, müvekkilinin dava dışı.... firması ile yapılan sözleşmeye taraf olmadığını, davacının yapıştırma işlemini yaparken belirli standartlara uymadığını, bu nedenle yapışmanın gerçekleşmeyebileceğini ancak bunun davacının sorumluluğunda olduğunu müvekkili tarafından bilinemeyeceğini, davacı tarafın 27.06.2016 tarihli bir raporu sunduğunu, bu raporun hazırlanmasında müvekkilinin haberinin olmadığını, bu raporda davacı fabrikasında yapılan testlerde sorunun adtrans arttırıcı malzemeden değil, davacının üretim hatalarından ileri geldiğinin tespit edildiğini, bu nedenle haksız ve gerekçesiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. B-) BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/1197 ESAS - 2018/220 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA:Davacı ..... Şti. vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 01.01.2017 tarihinden itibaren müvekkili şirketten muhtelif defalar mal alımında bulunduğunu, bedelini cari hesap usulüne göre peyder pey ödediğini, 17.07.2017 tarihinden itibaren mal alımını durdurduğu gibi biriken 17.950,84 TL’yi de ödemediğini, alacağın tahsili için İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nde 2017/12605 numaralı takip yapılmışsa da borçlu takibe itiraz ettiğinden takip durdurulduğunu, icra tebligatı borçluya yapılan ihtarname olarak değerlendirilerek davalı mütemerrrit duruma düştüğünü ve borcunun ödemediğini, 17.950,84 TL alacağın tahsili için İzmir 10.İcra Müdürlüğünde 2017/12605 Esas sayılı dosyasıyla yapılan takibe itirazın iptaliyle takipte yapılan icra tebligat tarihi olan 20.09.2017 tarihinden itibaren davalıdan ticari reeskont faizi, yargılama giderleri ve takdir edilecek vekalet ücreti ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile Hollanda' da yerleşik .... firması arasında "Hafif Beton Plaka Üzerine Seramik Yapıştırma" projesi kapsamında bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkil fabrikasında hafif beton plaka ve seramik malzeme birbirine yapıştırılarak yer döşeme malzemesi üretileceğini, müvekkili tarafından üretilecek hafif betondan plakalar ile dışarıdan alınacak seramikleri birbirine yapışmasını sağlayacak, uygun yapıştırıcının üretimi ve tedariki konusunda davalıdan teklif istendiğini, bu kapsamda, müvekkil firma tarafından üretilecek ürünün beton özelliği, kullanılacak seramik yapısı, bu ürünlerin ebatları, mamul olarak kullanılacakları yer ve iklim özellikleri konusunda davacıya gerekli bilgiler aktarıldığını, bu bilgiler ışığında hafif beton ile seramiğin birbirine yapışmasını sağlayacak yapıştırıcı ürünün davalı tarafından temin edilmesi konusunda anlaşıldığını, taraflar arasında yapılan bu görüşmeler sonucu davacı tarafından, talep edilen ürün konusunda çalışmalara başlandığını, davacı tarafından yapılan çalışmalar neticesi, talep etmiş oldukları amaca uygun yapıştırıcı maddenin "...." isimli ürün olduğu, yapıştırıcı özelliğinin hafif beton ve seramik arasında minimum 10 yıl, yapıştırma özelliğini kaybetmeden kullanılabileceğini ifade edildiğini, üretilen malların partiler halinde Hollanda' ya ulaşmasından bir süre sonra, alıcı firma tarafından hafif beton ve seramik arasındaki yapıştırıcı malzemenin etkisini kaybettiği ve üretilen malzemelerin kullanılamayacak şekilde birbirinden ayrıldığı, üretici olarak hem müvekkile, hem de yapıştırıcı tedarikçisi olarak davacıya yazılı olarak ayrı ayrı bildirildiğini, alıcı tarafından, uluslararası laboratuvarlarda malzemenin yapıştırma kapasitesi yönünden testler yaptırıldığını, çıkan sonuçların yapıştırma malzemesinin etken maddesinin davacının beyan ve taahhütlerini karşılamadığı, yapıştırma kapasitesinin yetersiz olduğu yönünde olduğunu, yapılan testlerin sonuçlarının olumsuz olduğunu nihai alıcı tarafından hem müvekkile, hem de davacıya yazılı olarak bildirildiğini, alıcının bu kapsamda mal bedeli olarak ödediği ve oluşan zararı müvekkilden talep ettiğini, davacı tarafından üretilen malzemenin gerekli özellikleri taşımaması, üretimi tamamlanıp ihracatı gerçekleştirilen ürünlerin yapıştırma özelliklerinin kaybolması nedeni ile oluşan ayıbın davacıya sözlü ve mail ortamında birçok kez bildirildiğini, taleplerin sonuçsuz kalması neticesi üzerine müvekkilinin, davacıya Kemalpaşa 1. Noterliği' nin 17.08.2017 tarih ve 11047 yevmiye sayılı ihtarnamesi gönderildiğini, davacı tarafından müvekkilinin ihtarnamesine, dayanaksız iddialar içeren İzmir 26. Noterliği' nin 15.09.2017 tarih ve 10961 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, müvekkil ile davacı arasındaki alışveriş, BK. 470 vd. maddelerinde düzenlenen Eser Sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davacının ayıp malzeme üreterek müvekkilin zararına neden olduğunu, davacının ayıplı malzeme ve ayıplı malzeme ile üretilen ürünlerden kaynaklanan zararının tazmini için 12.10.2017 tarihinde İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1137 Esas sayılı dosyası kapsamında dava açtığını, derdest davanın da İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1137 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Asıl Dava; Taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında satın alındığı belirtilen ürünün (.... isimli malzemenin) gerekli vasıfları taşımadığı iddiasına dayalı olarak açılan tazminat davası; Birleşen Dava; davacı satıcının ürün bedelinin kalan kısmının tahsili için yapmış olduğu takibe itirazın iptali davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12605 Esas sayılı dosyası, ihtarnameler, defter ve kayıtlar incelenmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2017/12605 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip borçlusu .... AŞ aleyhine 17.950,00 TL alacak bedeli ile 15.09.2017 tarihinde ilamsız icra takibine geçtiğini, borçlu ... AŞ'nin ödeme emrini 20.09.2017 tarihinde alması ile 26.09.2017 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu belirlenmiştir. Davacı tarafa 15.02.2018 tarihli celsede verilen süre içerisinde dava dilekçesinde yer alan ayıplı mal nedeniyle oluşan zararın ve kaynağını açıklaması için 2 haftalık süre verilmiş ve bu süre içerisinde 01.03.2018 tarihinde verilen beyan dilekçesi ile 20.000,00 TL'nin 15.000,00TL'sini adetrans arttırıcı ürün için ödenen bedel olduğu, 5.000,00 TL'lik kısmın ise uğramış oldukları zararını kapsadığını belirtmiştir. Mahkememizce davacının dava dilekçesindeki talebinin değerlendirilmesi için satım sözleşmesine konu olan "....." malzemenin niteliğinin yapıştırıcı özelliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Kâtip Çelebi Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünden, İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Malzemeleri Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinin isimlerinin bildirilmesi için müzekkere yazılmış ve Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi'nden cevap verilmiştir. Mahkememizce gönderilen bilirkişi listesinden seçilen bilirkişi ile birlikte Kimya Mühendisi .... ve Diğer Bilirkişiler İnşaat Mühendisi ...., Teknik Bilirkişi .... ve SMMM ....'dan bilirkişi incelemesi yapılarak söz konusu malzemenin niteliklerinin yeterli olup olmadığı konularında 09.08.2018 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; yapılan incelemede adetrans arttırıcı maddenin yapıştırıcı nitelikte olduğu, ürünün davalı taraftan .... firmasından bazı özellikler katılmasıyla üretilerek satıldığı, bu nedenle ürünü kendisinin imal eder hale getirdiği, üründe plastifiyan içermeyen akrilik asit ester ve stiren kopolimer dispersiyon bilgisi verildiği, yani plastikleştirici içermediği, homojen bir karışım olduğu, kullanım amacının iki beton arasında iki malzeme arasında yapıştırıcı özelliği taşıdığı, avantajları açısından ise malzemeleri birbirine yapıştırmasına olanak sağladığı, bazı sorunların ise ürünlerin yapıştırıldığı yüzeyin temiz olmamasından, kurumadan dolayı kaynaklanabileceği, somut olayda da 15 gün suda bekletilip görsel inceleme yapılmasının, yetersiz bir inceleme teşkil ettiği, ciddi bir ön inceleme yapılmadığı, yapışma probleminin imalat sırasında yaşanmamasının veya yurtdışına sevkiyat ve montaj sırasında oluşmamasına karşılık daha ilerde meydana geldiği, yapılan değerlendirme ve incelemelerde de davalının ve davacının defterlerinin açılış ve kapanış kayıtlarının bulunduğu, sahibi lehine delil vasfı taşıdığı, davacının tacir olması nedeniyle, satın aldığı malın özelliklerini tespit etmesi gerektiği, satıcının hazırladığı talimat belgesinde, BK m. 219/1 uyarınca satılan malın amacı bakımından değeri ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran / azaltan ayıplardan satıcının sorumlu olduğu, somut olayda satıcının alıcıya bildirdiği, iki farklı genleşme özelliğine sahip yapı malzemelerinin yapıştırılmasında maddi ayıp bulunduğu, adetrans arttırıcının ayıplı olduğu, ayıp ihbarı konusunda TTK m. 23/3 ve BK m. 223/2 gereğince satılan üründeki ayıbın gizli ayıp olduğu, alıcının derhal ihbarda bulunması gerektiği, bu ihbarın süresinde yapıldığı, BK m. 112 ve devamına göre alıcının ayıp sebebiyle uğradığı zararlar, sözleşmenin müspet ihlali nedeniyle BK m. 227/2 fıkrada yer aldığı üzere, seçimlik haklarını kullanabileceği, ancak davacının BK. m. 227/1 fıkradaki seçimlik haklarını kullanmadığı, doğrudan tazminat talebinde bulunduğu, sözleşmeyi fesih ettiği, ayıp sebebiyle sözleşmeden dönülmesi için satılanın iadesine hazır olunduğunun karşı tarafa bildirilmesi ve dönme niteliğindeki yenilik doğuran hakkın kullanılmasının şart olduğunu, kanuna uygun olarak sözleşmeden dönülmediğini sonuç olarak sözleşmenin devam ettiği, BK. m. 227/2'ye göre alıcının ayıp sebebiyle uğradığı zararın (müspet zararın) ispat etmek şartıyla tazminat hakkına sahip olduğu, davacının uğradığı zararı açıklaması için verilen süre de 15.000,00 TL’nin satıcıya ödenen bedel, 5.000,00 TL'nin ise doğan zarara ilişkin olduğunu bildirdiği, zararın miktarı ispatına bağlı olarak HMK m. 194'e göre somutlaştırılmadığı, sadece iddianın ileri sürüldüğü, birleşen dava yönünden de bakiye satım bedelinin satıcının ayıplı malı teslim etmiş olması sebebiyle, sözleşme fesih edilmediğinden talep edebileceği, alıcının uğradığı zararı ispat ederek tazminat miktarını mahsup edebileceği, tespit edilerek davacının davasının ispatlanamadığına, birleşen davada ise 17.950,84 TL davacının alacaklı olduğunu belirtmişlerdir. Bu rapora karşı davacı – birleşen dosya davalı .... AŞ vekili 18.09.2018 tarihli beyan dilekçesinde; adetrans artırıcı maddelerin olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin ayıp bildirimini süresinde yaptığını, davalının ayıplı malını müvekkiline sattığını, ayıbın gizli olduğunu, TBK m. 223/2'ye göre ihbar şartının yerine getirildiğini, seçimlik hakkı kullanmak için süre ve şekil öngörülmediğini, TBK m. 225 e göre sözleşmeden dönme iradesinin davayla ortaya konduğunu belirterek bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı – birleşen dosya davacı .... AŞ vekilinin 10.09.2018 tarihli beyan dilekçesinde; davacının iddiasının genişletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, 15.02.2018 tarihli celsede zararın kaynağı ve zararının açıklaması için davacıya 2 haftalık süre verildiğini, davacının 20.000,00 TL’lik bedelin 15.000,00 TL'sının ürün bedeli olduğunu, 5.000,00 TL’nin ise zarar tazmini olarak istediğini belirttiğini, davacının ... maddeyi kendisinin seçtiğini, yine bilirkişi raporunda yer alan hatanın giderilebileceği tespitinin doğru olmadığını, davacının bu malzemeye ek bir malzeme kullanıp kullanmadığının bilinemediğini, belirterek malzemenin ayıplı olduğuna tespitine dair bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, beyan etmiştir. Mahkememizce yapılan tüm tespit, bilirkişi raporu ve deliller değerlendirildiğinde; davacının satış sözleşmesi kapsamında TBK m. 209 ve devamına göre davalıdan ürünü satın aldığı her iki tarafında tacir niteliğinde bulunduğu, dava konusu adetrans artıcı maddenin yapıştırıcı özelliği bulunan madde olduğu, davalının bu maddenin üreticisi olarak ... Firmasından aldığı hammaddeyi işleyerek sattığı, bu nedenle ürünün davalıya ait ürün olarak değerlendirildiği, adetrans artırıcı maddenin plastifiyan içermeyen akrilik asit ester ve stiren kopolimer dispersiyonu olan madde olduğu, bu ürünün homojen bir karışım olarak iki maddenin birbirine yapışmasını sağladığı, kullanım alanlarında farklı genleşme özelliklerine sahip olsa dahi maddeleri yapıştırdığı, bu maddelerin yapışmasıyla birbirini bırakmaması gerektiği ancak teknik spesifikasyon standartlarında açıklama yapılmadığından yapıştırılan maddelerin uzun süre bekletilmemesi gerektiğinin yer almadığı, yapışma probleminin kimyasalın zamanla yapıştırıcı özelliğini kaybetmesinden kaynaklandığı, incelemeye sunulan maddelerin de tek tek denendiği, yapıştırıcının termoplastik polimer grubunda bulunması nedeniyle nem ve sıcaklık dalgalanmalarından etkilendiği, yapılan testlerde de zaman içerisinde bu durumun ortaya çıktığı, bu özelliği nedeniyle ürünün ayıplı olarak belirlendiği, TBK m. 219 / 1 gereğince belirli vasıfları vaat eden davalının (iki ayrı genleşme özelliğine sahip maddelerin yapıştırılabileceği) ürünün bu özelliği taşımadığı, maddi ayıbının bulunduğu, davacının böylece ayıptan doğan seçimlik haklarını TBK m. 227/1 ve 2 fıkra kapsamında kullanabileceğini, ancak davacının TTK m. 23/1- c ve TBK m. 223/ 2 gereğince malın kullanımıyla ortaya çıkan bu gizli ayıp nedeniyle ayıbın ortaya çıkması ile durumun derhal satıcıya bildirilmesi gerektiği (TBK m. 223/2), davacının usulüne uygun sürede ayıp ihbarında bulunduğu, böylece TBK m. 227/1-2'de ki hakları kullanabileceği, ancak davacının doğrudan tazminat talebinde bulunduğu ve sözleşmeyi usulüne uygun fesih etmediği (sözleşmeden dönmediği), somut olayda davacı alıcının satılanı iadeye hazır olduğunu, davalı satıcıya bildirmesi ve haklarını kullanması gerektiği halde; davacının sözleşmeden usulüne uygun dönmediği, sözleşmenin devam ettiği tespit edildiğinden TBK m. 112 da ki hakları kullanabileceği, asıl davada sözleşme devam ettiğinden satım bedelinin istenemeyeceği (15.00,00 TL), zarar olarak ise davacının zararını ispatlayacak herhangi bir delil ortaya koymadığı, belirlendiğinden zarar talebinin de reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden de; tarafların defter ve kayıtlarının incelenmesiyle davacının davalıya 17.950,84 TL borçlu olduğu, tespit edilmek ile bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karar davacı tarafından istinaf edilerek kaldırılması talep edilmiş ve İzmir BAM 17. HD’nin 2019/294 E – 2022/9 K sayılı kararıyla 06.01.2022 tarihinde kaldırılmıştır. Kaldırma gerekçesinde “…Asıl davanın, ayıp iddiasına dayalı alacak ve tazminat istemine ilişkindir. Birleşen dava ise; cari hesap ilişkisi kapsamında bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Asıl davada, davacı taraf, davalıdan satın aldıkları yapıştırıcı ile hafif beton üzerine seramik yapıştırdıklarını, bu malları Hollanda firmasına sattıklarını, alıcı firmanın beton ile seramik arasındaki yapıştırıcının etkisini kaybettiğini, malzemelerin kullanılmayacak şekilde birbirinden ayrıldığını bildirdiğini, bu durumu faksla davalıya bildirdiklerini, yapıştırıcının ayıplı olduğunun laboratuvar ortamında tespit edildiğini, noter kanalıyla da ayıbın ihbar edildiğini, Hollanda firması tarafından reklamasyon faturası kesildiğini, bu nedenlerle sözleşmenin feshi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL zararın tahsilini istemiştir. Davalı taraf davanın reddini savunmuştur. Birleşen dosyada ise, davacı taraf, davalı firmanın muhtelif zamanlarda kendilerinden mal alımında bulunduğunu, bedelini cari hesap usulüne göre peyder pey ödediğini, bakiye 17.950,84 TL borcun ödenmediğini, bu bedelin tahsilini talep etmiştir. Davalı taraf, davacının satmış olduğu yapıştırıcı malzemelerin ayıplı olduğunu, bu nedenle zararlarının olduğunu, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yukarıda belirtilen gerekçelerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı davacı-karşı davalı vekili istinaf etmiş olup, istinaf incelemesi HMK'nun 355.maddesi gereği istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek yapılmıştır. Dava ve takip konusu, İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12605 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı .... tarafından, takip borçlusu ... AŞ aleyhine 17.950,00 TL alacak bedeli ile 15.09.2017 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı, borçlu.... AŞ'ye ödeme emrinin 20.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu firmanın 26.09.2017 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu belirlenmiştir. Davacı taraf, mahkemece 15.02.2018 tarihli celsede verilen süre içerisinde, dava dilekçesinde yer alan ayıplı mal nedeniyle oluşan zararı ve kaynağını açıklamış olup, beyan dilekçesi ile 20.000,00TL'nin 15.000,00TL'sini adetrans arttırıcı ürün için ödenen bedel olduğu, 5.000,00 TL'lik kısmının ise uğramış oldukları zararı kapsadığı belirtmiştir. Benzer bir olayda Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 04.12.2018 tarihli 2018/270 esas-2018/2687 karar sayılı ilamında"... Davacı vekili, davacının, davalıdan 29.06.2006 tarihli proforma fatura ile yüksek volüm enstrumanı, düzgünlük cihazı, tüylülük ölçüm cihazı satın aldığını, satın alınan cihazların ayıplı olduğunu ileri sürerek sözleşmenin feshi ile cihazların bedeli olarak .... T.A.Ş.'nın 30.11.2006 vadeli ve 78.500 USD miktarlı akreditifin bedelsiz kaldığının tespitine ve akreditifin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ayıplı olduğu iddia edilen cihazlara ilişkin davacı tarafından davalıya yapılan bir ayıp ihbarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalıdan ... Test Cihazı, ....Test cihazı ve E... tester – 600 Test Cihazını satın aldığını, davacı işletmesinde, pamuğun ve ipliğin kalitesinin belirlenmesinde, ipliklerin büyüklük değerlerinin tespitinde ve pamukların düzgünlüğünün ölçülmesinde kullanılmak amacıyla satın aldığı cihazların, akreditif metnindeki satın alma amacını taşıyan ve bu amaca hizmet etmek için üretilen cihazların, amacına uygun olarak hizmet etmesi gerektiği, davacının satım akdini bu amaçla kurduğu ve cihazların bedelini ödemek için de akreditif açtığı ve akreditif metnine de cihazların tüm özelliklerinin derc edildiği; ancak cihazların tüm ölçümleri doğru ölçmemesi ve beklenen, amaçlanan faydanın elde edilememesi karşısında, sözleşmeye ve akreditif metnine aykırı cihazların alım satım sözleşmesini davacının fesih etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava ticari satımdan kaynaklanan ayıplı mal nedeniyle sözleşmenin feshi, akreditifin bedelsiz kaldığının tespitine ve akreditifin iptali istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 25.maddesinin 3.fıkrası (yeni 6102 sayılı TTK md.23) uyarınca ticari satışlarda malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeli, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa keyfiyeti derhal bildirmeye mecburdur. Ayıp adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise BK'nun 198.maddesinin 2.fıkrasının tatbik olunması gerekir. Davalı cevap dilekçesinde süresinde ayıp ihbarı bulunmadığını ileri sürmüş, mahkemece ayıbın yukarıda belirtilen yasa hükümleri çerçevesinde süresinde olup olmadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Mahkemece ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin gerekli inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..." gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece her ne kadar, davacı alıcının satılanı iadeye hazır olduğunu, davalı satıcıya bildirilmesi ve haklarını kullanması gerektiği halde; davacının sözleşmeden usulüne uygun dönmediği, sözleşmenin devam ettiği tespit edildiğinden; TBK m. 112 da ki hakları kullanabileceği, asıl davada sözleşme devam ettiğinden satım bedelinin istenemeyeceği, zarar olarak ise davacının zararını ispatlayacak herhangi bir delil ortaya koymadığı gerekçesi ile zarar talebinin de reddine karar verilmiş ise de; yukarıdaki emsal Yargıtay kararı ışığında somut olaya bakıldığında, davacı tarafın dava dilekçesi içeriğinden; sözleşmenin feshini talep ettiği, dolayısıyla dava dilekçesi ile sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır. Neticei talebini açıkladığı 01.03.2018 tarihli dilekçesinde de 20.000 TL nin 15.000 TL sinin bedel iadesi olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda, somut olayda TTK m. 23/3 ve BK m. 223/2 gereğince satılan üründeki ayıbın gizli ayıp olduğu, alıcının derhal ihbarda bulunması gerektiği, davacı alıcının ayıp ihbarını süresinde yaptığı tespit edilmiş olup, BK m. 227/2 fıkrada yer aldığı üzere, seçimlik haklarını dava dilekçesi ile kullanarak sözleşmenin feshi ile bedel iadesi ve zarar tazmini istediğinden; buna göre taraf delillerinin tamamının toplanıp, davacının ayıp nedeniyle uğramış olduğu zararların somut olarak tespiti ile sonucuna göre asıl ve birleşen davada karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine iadesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir…” gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır. ' Dairemiz kaldırma kararından sonra; MAHKEMECE: "...Mahkememizce bu kaldırma kararına istinaden Kimya Mühendisi ..., SMMM ...., İnşaat Mühendisi ... ve Teknik Bilirkişi ....’dan 03.10.2022 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; kaldırma kararında yer aldığı üzere davacının ticari defter ve kayıtları incelenmiş ve aynı zamanda gizli ayıplı olduğu belirtilen yapı kimyasalları bilirkişiler tarafından incelendiğinde davacı tarafın somut zararının tespitine yönelik olarak davacının davaya konu olan faturalarının 163.334,67 Euro olup, ayıplı ürün satışından kaynaklı eksik ödenen ve oluşan zarara ilişkin olarak 30.11.2017 tarihli 496.824,62 TL karşılığı 106.039,02 Euro bedelli faturanın (reklamasyon) tanzim edildiği, zarar faturasının 2017 yılı cari hesap ekstresinde yer aldığı, iade faturası kesintisinin 2018 ve 2019 yılında yapılan kesintilerinde davacı tarafından tazmin edildiği, davaya konu reklamasyon faturasının davacının ticari defterlerinde yer aldığı, satılan adetrans attırıcı ürünü davalı satıcı tarafında vaat edilen özellikleri taşımadığı ve ayıplı olduğunun tespit edildiği, İzmir BAM 17. HD’nin kararıyla da alıcının ayıplı olan bu ürün nedeniyle satış sözleşmesinden usulüne uygun olarak döndüğüne karar verildiği, bu tespite göre ise davacı .... A.Ş’nin dava dilekçesinde sözleşmeyi feshi ettiği ve ayıplı malın iadesini istediğini ifade ettiği, davacının fesihten söz etse de satış sözleşmesinin ani edimli bir borç ilişkisi doğurması nedeniyle bu beyanını sözleşmeden dönme olarak kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla davacının TBK m. 227/1 hükmüne göre seçimlilik hakkından sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, tarafların tasfiye ve geri verme sürecine girdiği ve bu çerçevede alıcının satılanı, satıcının da satış bedelini iade etmesi gerektiği, buna göre somut olayda davacının ödediği satış bedelini faiziyle birlikte iadesini isteyebileceği, davalı satıcının ise davacı alıcının henüz ödememiş olduğu 17.950,84 TL tutarındaki satış bedelini kendisine ödenmesini talep edemeyeceğini, davacının kendisine satılan ve teslim edilen adetrans malzemesinden elinde kalanları davalı / satıcıya iade etmesi gerektiği (TBK m. 228/1), davalı ... A.Ş.’nin aynı zamanda satılanın ayıplı olması nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep ettiği, TBK m. 227/2’ye göre alıcının satılanın ayıplı olması nedeniyle zarara uğramışsa genel hükümlere göre tazminat talep edebileceği, dönme halinde giderilebilecek zararın TBK m. 229 hükmüne göre doğrudan zarar / diğer zarar ayrımı esas alınarak yapılan düzenlemeye göre satıcı, ayıplı mal nedeniyle alıcının doğrudan doğruya uğradığı zarardan kusuru olmasa bile sorumlu olduğu, doğrudan zarar kapsamına dönülen sözleşmenin kurulması ve satılanın nakliyesi için yapılan masrafların da girdiği, somut olayda davacı alıcının doğrudan zararın tazmini çerçevesinde satış sözleşmesinin kurulması ve adetrans arttırıcının nakliyesi için yapmış olduğu masrafları davalıdan isteyebileceği, satıcının ayrıca kusursuz olduğunu ispatlayamadığı sürece alıcının ayıp nedeniyle uğradığı zararlardan da sorumlu olduğu, buna göre ayıplı mal nedeniyle diğer mal veya şahıs varlığı değerlerinde uğradığı zararların da bu kapsama girdiği, alıcının ayıplı mal nedeniyle üçüncü kişilere ödemek zorunda kaldığı tazminatların da bu kapsamda bulunduğu somut olayda ayıplı mal nedeniyle dava dışı iş sahibi ... firması için ürettiği ürünler nedeniyle bu şirkete ödemek zorunda kaldığı tazminatı talep edebileceği, bu firmanın davacıya 106.039,02 Euro reklamasyon faturası gönderdiği ve bu fatura bedelinin bu müşteriye gönderilen malzemelerin “m²” birim fiyatından 2,00 şer Euro düşülerek tahsil edildiği, böylece satıcının 106.039,02 Euro zararının oluştuğu, ürünün kimyasal açıdan yapılan incelemesinde viskotize ve viskotize ayarlamasıyla ilgili bilgilendirmenin yapılmadığı, teknik özelliklerin açıklandığı broşürde viskotize değerinin bulunmadığı, üretici olan davalı ..... Şti.’nin davacıya gerekli bilgiyi imalattan sonra verdiği ve yetersiz bilgi verdiği belirtilmiştir. Bu rapora karşı Davalı – Birleşen Dosya Davacı .... Şti vekili 01.12.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi heyetinden istenen konuların dışında inceleme yapıldığını, yapı malzemelerine ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmadığını, ayıplı olup olmadığının belirlenmediğini, davacı ile .... firması arasındaki cari hesap ilişkisi incelenerek reklamasyon faturasının başka bir sebeple tanzim edilmesinin söz konusu olduğunu, oysaki bu hususun değerlendirilmediğini, faturanın ayıptan kaynaklanan ürünler hakkında düzenlendiğinin belirlenmediğini, kimya mühendisinin yapmış olduğu değerlendirmenin Tüketici Kanuna ilişkin olup, mahkemenin talimatlarına uyulmadığını, bu nedenle bu konuda inceleme yapılmasını istediklerini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, TTK m. 23/c bendine göre ayıbın bulunduğunun tespit edilmesiyle derhal bildirim yapılması gerektiğini, ancak yapılmadığını, ayna zamanda davacının zararını somutlaştırmadığını, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, aksi halde aynı heyetten ek rapor alınması ve nihayetinde asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı birleşen dosya davacısının itirazları değerlendirilerek davalının ayıplı olmadığını belirttiği ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davacının davalıya yapmış olduğu ödeme miktarının belirlenmesi ve reklamasyon faturasının bu iş için kesilip kesilmediğinin incelenmesi için ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişilerden alınan 23.02.2023 tarihli ek raporda; defter ve kayıtların incelenmesiyle davaya konu üçüncü kişiye satılan malzeme satışlarını gösteren faturaların 163.334,67 Euro olduğu, gizli ayıplı ürün satışından kaynaklı eksik ödenen ve oluşan zarara ilişkin 106.039,02 Euro bedelli 30.11.2017 tarihli reklamasyon faturasının tanzim edildiği, davacı kayıtlarında bu faturanın 2018 ve 2019 yıllarındaki satış tutarları üzerinde kesintiler yapmak suretiyle düzenlendiği, davacı ... A.Ş ile davalı ...Şti arasında aderans artırıcı ürün satış sözleşmesi bulunduğu, davalının alıcı davacının ise satıcı olduğu, somut olayda davacı alıcının sözleşmeyi fesih ettiğini ve ayıplı malzeme bedelini istediğini belirttiği, bu beyanın ani edimli borç ilişkisinde sözleşmeden dönme olarak kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasında tasfiye ve geri verme ilişkisi doğduğu, alıcının satılanı, satıcının da satış bedelini iade etmesi gerektiği, davacı alıcının ödediği satış bedelinin faizi ile birlikte iadesini isteyebileceği, davalı satıcının henüz ödenmemiş olan 17.950,84 TL lik satış bedelini isteyemeyeceği, buna karşı davalı alıcının da aderans arttırıcı malzemeden elinde kalanları davalı alıcıya iade etmesi gerektiği (TBK m. 258/1) davacı tarafın dilekçesinde satılanın ayıplı olması nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep ettiği, TBK m. 227/2 gereğince alıcının satılanın ayıplı olması nedeniyle zarar uğramış ise tazminat da talep edebileceği, TBK m. 229 da doğrudan / diğer zarar ayrımı bulunduğu, davacının uğradığı doğrudan zararlardan satıcı davalının kusuru olmasa bile sorumlu olduğu, bu zarar kapsamında sözleşmenin kurulması, satılan malın nakliyesi gibi zararların girdiği, somut olayda davacı alıcının doğrudan zararının tazmini çerçevesinde sözleşme kurulması ve nakliyesi için giderleri isteyebileceği, satıcının ayrıca kusursuz olduğunu ispatlamadığı sürece ayıp nedeniyle uğranılan diğer zararlardan da sorumlu olduğunu, alıcının mal nedeniyle diğer mal ve şahıs varlığı değerlerinde uğradığı zararların yani 3. Kişilere ödemek zorunda kaldığı tazminatların bu kapsamda bulunduğu, somut olayda da dava konusu aderans artırıcı kullanarak dava dışı iş sahibi ... - ... firması için ürettiği ürünler nedeniyle bu şirkete ödemek zorunda kaldığı tazminatın bu kapsamda kaldığı, bu firma tarafından gönderilen106.039,02 Euro tutarındaki reklamasyon faturasının rücu edilebileceği belirtilmiştir. Tüm toplanan deliller ve yapılan incelemelere göre; mahkememizce İzmir BAM 17. HD’nin 2019/294 E – 2022/9 K sayılı kaldırma kararında yer alan “…Bu durumda, somut olayda TTK m. 23/3 ve BK m. 223/2 gereğince satılan üründeki ayıbın gizli ayıp olduğu, alıcının derhal ihbarda bulunması gerektiği, davacı alıcının ayıp ihbarını süresinde yaptığı tespit edilmiş olup, BK m. 227/2 fıkrada yer aldığı üzere, seçimlik haklarını dava dilekçesi ile kullanarak sözleşmenin feshi ile bedel iadesi ve zarar tazmini istediğinden…” hükme göre mahkememizce seçilen bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yapılmış ve bilirkişilerden alınan 03.10.2022 tarihli raporda davacı – birleşen dosya davalısı ... A.Ş.’nin defter ve kayıtların incelenmesiyle davacının uğradığı zararın (106.039,02 Euro) olduğu, bu zararın davacının mal sattığı dava dışı .... firmasına gönderdiği malların 30.11.2017 tarihli reklamasyon/iade faturasından kaynaklandığı, bu fatura karşılığı davacının her üründe m² başına 2,00 Euro düşmek üzere tazmin edildiği, böylece bu zararın gerçekleştiği belirlenmiştir. Yine İzmir BAM 17. HD’nin 2019/294 E – 2022/9 K sayılı kaldırma kararında yer aldığı üzere artık sözleşmeden dönme şartlarının bulunduğu ve davacının TBK m. 227/1f’ye göre seçimlik haklarından olan sözleşmeden dönmeyi seçtiği, buna göre davalı / satıcıya ödemiş olduğu 17.950,84 TL’yi faiziyle birlikte isteyebileceği, ayrıca kendisine teslim edilen ve elinde bulunan adetrans arttırıcı malzemenin kalanlarını davalıya iade etmesi gerektiği de belirlenmiştir. Davacının iade edebileceği ürünün TBK m. 228/1 gereğince “…Bu durumda alıcı, satılandan elinde ne kalmışsa onu geri vermekle yükümlüdür.” hükmüne istinaden elinde kalan ürünle sınırlı olduğu da belirlenmiştir. İzmir BAM 17. HD’nin 2019/294 E – 2022/9 K sayılı kaldırma kararında yapılan tespit gereğince ürünün ayıplı olduğu ve alıcının satış sözleşmesinden geçerli bir şekilde döndüğü mahkememizce kaldırma kararından önce alınan raporlarla da belirlenmiş olduğundan ayıp iddiasının ve süresinde ileri sürüldüğünün kabul edilmesi gerekmiştir. Bunun sebebinin de satış sırasında davacıya gerekli bilgilendirmenin yapılmamış olması ve ürünün istenilen vasıfları taşımamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Davacının talep edebileceği zararın ise TBK m. 229 hükmüne göre mal ayıplı olması nedeniyle alıcı / davacının doğrudan uğradığı zararlardan kusuru olmasa bile satıcının sorumlu olduğu belirlenmiş olmakla bunların sözleşmenin kurulması, satılanın nakliyesi gibi masraflar dışında diğer mal ve şahıs varlığı zararlarının da bu kapsamda değerlendirildiğinden 3. Kişilere ödediği (.... firması) ve bilirkişi raporuyla da belirlenen 106.039,02 Euro zarar kalemini de davalı – birleşen dosya davacısından tazmin etme hakkına sahip olduğu belirlenmiştir. Davacı da dava dilekçesinde ve 01.03.2018 tarihli dilekçesinde; bu zararın miktarını 5.000,00 TL olarak bildirmiş olup, mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde de davacının uğradığı zararın doğrudan zarar olarak 106.039,02 Euro olduğu belirlenmiştir. Buna göre davacının açmış olduğu, 5.000,00 TL’lik zararın davalı birleşen dosya davacısından dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar vermek gerekmiştir. Yine asıl dosya davacısının 15.000,00 TL’lik ayıplı ürün için ödenen ürün ile bedel talebinin de kabulü ile taleple bağlı kalınarak davacının davalıya ödediği 09.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen 53.234,04 TL ödemeden talep edilen 15.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir. Aynı zamanda asıl dava yönünden; sözleşmenin feshi kabul edilmekle artık davacının TBK m. 228/1f’pe göre iadeyle yükümlü olduğu ve elinde kalan ürünlerinde davacı / satıcıya iadesi gerektiğinden bu ürünlerin de davacıya iadesine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden ise; davacı / satıcının sattığı ürünlerin gizli ayıplı olduğu (TBK m. 223/2f’ye göre) ve süresi içerisinde davalı / alıcının davacı / satıcıya ihbarda bulunduğu belirlendiğinden gerek kaldırma kararından önceki bilirkişi raporu ve gerekse kaldırma kararından sonra alınan ikinci bilirkişi raporunda tespit edilmekle artık davacının satış bedelinin geri kalan kısmını talep edemeyeceği tespit edilmekle birleşen davanın da reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile; "HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; A-)ASIL DAVA DOSYASI: Davacının, davasının KABULÜ ile; Davacı / Alıcı .... A.Ş.’nin, Davalı .... Şti.’nden satın almış olduğu adetrans arttırıcı ürünlerin gizli ayıplı olduğu ve süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunduğu ve dava açmakla artık fesih şartlarının gerçekleştiği tespit ve kabul edilmekle TBK m. 227/1 gereğince sözleşmeden dönme hakkını kullandığı belirlenmiş olmakla, davalı / satıcı .. . Şti.’nden almış olduğu ve elinde kalan adretrans arttırıcı ürünlerin TBK m. 228/1f gereğince bu davalıya iadesiyle, Davacının, davalıya ödemiş olduğu ve taleple bağlı kalınarak belirlenen 15.000,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacının, bu satış sözleşmesi nedeniyle TBK m. 229’a göre uğradığı zararlardan olan ve dava dışı .... firmasına ödemek zorunda kaldığı reklamasyon faturası bedeli olan 109.039,02 Euro’dan talep edilen 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, B-)BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/1197 ESAS - 2018/220 KARAR SAYILI DOSYASI: Birleşen dava yönünden ise davacı / satıcının satmış olduğu ürünlerin gizli ayıplı olduğu tespit edilmek ve sözleşmeden dönme şartları gerçekleştiği tespit edilmiş olmakla davacı / alıcının TBK m. 227/1f’ye göre geri kalan bedeli talep edemeyeceğinden takibin devamı yönündeki itirazın iptali talebinin REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı Davalı - Birleşen Dosya Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı - Birleşen Dosya Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dışı .... firmasının, davacı - birleşen dosya davalısına ayıp iddiasıyla ilgili 31.05.2017 tarihinde bilgilendirme yapmış olup, müvekkili şirkete 29.06.2017 tarihinde mail yoluyla durum hakkında bilgi verildiğini, bu hususun dosya içerisinde bulunan mail yazışmalarıyla da sabit olduğunu, bilindiği üzere satın alınan üründe gizli ayıbın varlığının iddia edilmesi halinde ayıp ihbarının TBK 223/2'ye göre hemen satıcıya bildirilmesinin gerektiğini, Yargıtay kararında da belirtildiği üzere yaklaşık bir aylık sürenin kanundaki hemen ifadesini karşılamamakta olup, 31.05.2017 tarihinde dava dışı firma tarafından davacı - birleşen dosya davalısının bilgilendirilmiş olup, davacı - birleşen dosya davalısının müvekkili şirkete 29.06.2017 tarihinde mail yoluyla durum hakkında bilgi verdiğini, TBK 223/2 ve Yargıtay kararları dikkate alındığında ihbarın süresi içerisinde yapılmadığının açık olduğunu, bu sebeple davacı - birleşen dosya davalısının seçimlik haklarını kullanamayacağını, kaldı ki, ayıbın varlığını kabul anlamına gelmemekte birlikte davacı - birleşen dosya davalısının iddia ettiği ayıbın gizli ayıp niteliğinde olmayıp, TTK 23/3'te belirtildiği üzere tacirler açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, ancak dava dosyasından da anlaşılacağı üzere davacı - birleşen dosya davalısının böyle bir incelettirme yaptırmamış olup, incelettirseydi ürünlerin ayıplı olmadığının açıkça anlaşılacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı- birleşen dosya davalısının aldığı malzemeyi incelemediği gibi kendi ürettiği ürün üzerinde de hiçbir inceleme/deney yapmadan, ürettiği ürünün satışını gerçekleştirdiğini, üretim yaptıktan sonra hiçbir teste sokulmadan direkt gönderdiği için sorumluluğun davacıda olduğunu, ayrıca davacı-birleşen dosya davalısının ürünlerin ayıplı olduğunu iddia ederek dava dışı .... firmasının ürünleri kabul etmediğini, ürünlerin Türkiye'ye iade edilmediğini ve bu mal bedelleri yerine kendilerinin tekrar mal üretip ... firmasına gönderdiklerini, ödemeyi tam bedel üzerinden değil iskonto yaparak aldıklarını iddia ettiğini, Hollanda firması olan .... firmasının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri Türkiye'ye iade etmediğinin davacı - birleşen dosya davalısı tarafından da belirtilmiş olup, bu ürünlerin firma tarafından kullanılıp kullanılmadığının taraflarınca bilinebilecek durumda olmadığı gibi davacı - birleşen dosya davalısı tarafından ispatlanamadığını, davacı ile ... firması arasındaki cari hesap ekstresi incelendiğinde davacı ile ... firması arasında reklamasyon faturasından öncesinde ve sonrasında ticari ilişkinin bulunduğunun açık olduğunu, sadece davacının iddialarını kabul ederek ve varsayıma dayanılarak düzenlenen bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunun açık olduğunu, yerel Mahkemece de bu hususun gerekçeli kararında değerlendirilmemiş olup, kararın bu yönüyle de açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin kendisinin uygulamadığı ürünlere garanti vermemekte olup, davacı - birleşen dosya davalısına da herhangi bir garanti vermediğini, söz konusu ürünlerin uygulanması sırasında belli başlı talimatlara uyulması zorunlu olup, bu talimatlara uyulmaması halinde ürünlerden beklenen faydanın sağlanamayacağının açık olduğunu, davacı - birleşen dosya davalısının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararından önce verilen kararda da belirtildiği üzere iddia ettiği zararlarını ispatlayamadığını, ayrıca fabrika sahasında çok miktarda ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin hiç incelenmemiş olup, kabul anlamına gelmemek kaydıyla iddia edilen yapı malzemelerin ayıplı olup olmadığının, bu malzemelerin ne şekilde muhafaza edildiği ve miktarının ne kadar olduğu hakkında tespitte de bulunulmamış olup, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, birleşen dava yönünden ise gerek incelenen ticari defterlerden gerekse delillerinden davacı - birleşen dosya davalısının müvekkili şirkete borcunun olduğu ispatlanmış olup İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararından önce verilen kararında bu hususun tespit edildiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava ; tazminat, birleşen dava; alacak istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava; taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında satın alındığı belirtilen adetrans arttırıcı isimli malzemenin gerekli vasıfları taşımadığı iddiasına dayalı olarak açılan tazminat davasıdır. Birleşen dava ise; cari hesap ilişkisi kapsamında bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Asıl davada; davacı taraf, davalıdan satın aldıkları yapıştırıcı ile hafif beton üzerine seramik yapıştırdıklarını, bu malları Hollanda firmasına sattıklarını, alıcı firmanın beton ile seramik arasındaki yapıştırıcının etkisini kaybettiğini, malzemelerin kullanılmayacak şekilde birbirinden ayrıldığını bildirdiğini, bu durumu faksla davalıya bildirdiklerini, yapıştırıcının ayıplı olduğunun laboratuvar ortamında tespit edildiğini, noter kanalıylada ayıbın ihbar edildiğini, Hollanda firması tarafından reklamasyon faturası kesildiğini, bu nedenlerle sözleşmenin feshi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL zararın tahsilini istemiştir. Davalı taraf davanın reddini savunmuştur. Birleşen dosyada ise davacı taraf,davalı firmanın muhtelif zamanlarda kendilerinden mal alımında bulunduğunu,bedelini cari hesap usulüne göre peyder pey ödediğini,bakiye 17.950,84 TL borcun ödenmediğini,bu bedelin tahsilini talep etmiştir. Davalı taraf, davacının satmış olduğu yapıştırıcı malzemelerin ayıplı olduğunu, bu nedenle zararlarının olduğunu, davanın reddini savunmuştur. İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2017/12605 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip borçlusu ... AŞ aleyhine 17.950,00 TL alacak bedeli ile 15.09.2017 tarihinde ilamsız icra takibine geçtiğini, borçlu ... AŞ'nin ödeme emrini 20.09.2017 tarihinde alması ile 26.09.2017 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu belirlenmiştir. Davacı tarafa 15.02.2018 tarihli celsede verilen süre içerisinde dava dilekçesinde yer alan ayıplı mal nedeniyle oluşan zararın ve kaynağını açıklaması için 2 haftalık süre verilmiş ve bu süre içerisinde 01.03.2018 tarihinde verilen beyan dilekçesi ile 20.000,00TL'nin 15.000,00TL'sini adetrans arttırıcı ürün için ödenen bedel olduğu, 5.000,00 TL'lik kısmın ise uğramış oldukları zararını kapsadığını belirtmiştir. Mahkemece ilk kararla; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece verilen ilk karar davacı-karşı davalı tarafça istinaf edilmiştir. Dairemizce mahkemece verilen ilk karar; " davacı tarafın dava dilekçesi içeriğinden sözleşmenin feshini talep ettiği,dolayısıyla dava dilekçesi ile sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.Neticei talebini açıkladığı 01.03.2018 tarihli dilekçesindede 20.000 TL nin 15.000 TL sinin bedel iadesi olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda,somut olayda TTK m. 23/3 ve BK m. 223/2 gereğince satılan üründeki ayıbın gizli ayıp olduğu, alıcının derhal ihbarda bulunması gerektiği, bu ihbarın süresinde yapıldığı,tespit edilmiş olup, BK m. 227/2 fıkrada yer aldığı üzere, seçimlik haklarını dava dilekçesi ile kullanarak sözleşmenin feshi ile bedel iadesi ve zarar tazmini istediğinden;buna göre taraf delillerinin tamamı toplanıp,davacının ayıp nedeniyle uğramış oldugu zararların somut olarak tespiti ile sonucuna göre asıl ve birleşen davada karar verilmesi " gerektiğinden bahisle kaldırılmıştır. Kaldırma kararından sonra mahkemece tekrar bilirkişilerden rapor ve ek rapor alınmış, bilirkişiler malların ayıplı olduğunu ve dava dışı şirket tarafından kesilen reklamasyon faturasının davacının zararını oluşturduğunu belirtmişlerdir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; Dairemiz kaldırma kararından sonra bilirkişilerden alınan rapor ve ek raporun denetime elverişli ve açık olmasına, davaya konu mallarda gizli ayıp olmasına, ayıp ihbarının süresinde yapılmış olmasına, asıl dosyada davacının sözleşmeden dönmekte haklı olmasına, bedel iadesi ve zarar talebinde bulunabilecek olmasına, birleşen dava yönünden de malların ayıplı olması nedeniyle birleşen dosya davacısının cari hesaptan kaynaklı bir alacak talebinde bulunamayacak olmasına göre davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/04/2023 tarih, 2022/156 Esas ve 2023/360 Karar sayılı kararına asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada istinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.366,20 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 342,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.024,20 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1197 Esas - 2018/220 Karar Sayılı dosyasında davacı vekilinden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 06/10/2026