İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/743 E. 2026/724 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/743
Karar No
2026/724
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/743 Esas KARAR NO : 2026/724

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/10/2024 KARAR TARİHİ : 02/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ‘‘...’’ diye tabir edilen ürünü yurt dışından tedarik ettiğini, ve Türkiye'de antrepo ve depolarda bir müddet muhafaza ederek, bu ürünü Türkiye'deki müşterilerine satmakla iştigal ettiğini, ‘‘...’’ diye tabir edilen bu ürünün toz halinde olduğunu, genellikle siyah boyanın hammaddesi olarak kullanıldığını ve paketli olarak muhafaza edildiğini, ürünün muhafaza edilmesi için müvekkilinin depolama ve antrepo hizmetleri sunan davalı şirketle çalıştığını, müvekkili şirketin davalıda depoladığı ‘‘...’’ cinsi malların bir kısmını sattığını, satılan tüm ürünlerin 5/10/2023 tarihinde davalıya ait ''...'' adresindeki depodan çıkarıldığını, ancak müşteriye teslim edilen tüm ürünlerin hasarlı, ayıplı ve telef olmuş bir vaziyette olduğunun görüldüğünü, bu hususun müvekkili şirket tarafından davalı tarafa yazılı ve sözlü olarak hemen bildirildiğini, akabinde müvekkili şirketin zararlarının ve emtianın durumunun tespiti için ... 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin.... Değişik İş dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, yapılan incelemede emtianın zayi olduğunun tespit edildiğini beyan ederek 6100 Sayılı HMK.nun 107. maddesi uyarınca açtığımız belirsiz alacak davasında yargılama esnasında toplanacak delillere göre; zararlarımın kesin olarak tespitinin mümkün olduğu tarihte talebimizi değiştirme hakkımız saklı kalmak kaydı ile davacı müvekkili şirketin uğradığı zararlara ilişkin şimdilik 300.000 TL'nin doğduğu tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. ... 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Dosyada bulunan bilirkişi raporunun incelenmesinde; 21.03.2024 tarihinde ...’e ait ... adresindeki depoda ve ...’ye ait ...adresindeki depoda yapılan incelemede tespit edilen ürün zararı miktarının 14.166,25 $ olduğunu belirtmişlerdir. Dosya tarafların defter ve kayıtlarını incelemek ve zarara ilişkin tespit yapmak üzere kimya uzmanı, sözleşmeler hukukunda uzman bilirkişi ve mali müşavir bilirkişiye heyet halinde tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; davacının sattığı malların davalının deposunda muhafaza edildiğini, satışı yapılan ürünlerin müşteriye teslimi için 05/10/2023 tarihinde davalının deposundan çıkarıldığını, ancak satışı yapılan ve müşterilere teslim edilen ürünlerin hasarlı, ayıplı ve telef olduğunun; ayıplı ve hasarlı ürünlerin delil tespiti yapıldıktan sonra bir müddet tutulduğu ve daha sonra imha edildiğinin iddia edildiği; davacı tespiti yapıldıktan sonra bir müddet tutulduğu ve daha sonra imha edildiğinin iddia edildiği; davacı tarafından ... 32. Noterliği’nden davalıya ... tarihinde gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile durumun davalıya ihtar edildiğini, ayrıca zararın tespiti için ... 15. Hukuku Mahkemesi’nin ...Değişik İş dosyası ile zararın tespiti istendiğini, ürünlerin zayi olduğunun tespit edildiğini, ancak zarar miktarının tespit edilemediğini, zira davacı tarafından ürünlerin kullanılamaz halde olduğu kabul edilerek imha edildiği belirtilmiş olsa da imha işlemine ait belgelerin dava dosyasına eklenmediğini bu işlemin belgelendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. İtirazlar üzerine dosya aynı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu ek raporda özetle; 21.03.2024 tarihinde yapılan verinde inceleme değerlendirmeleri ve ürün görsellerinde zarar gören ürünlerin bulunması, imha işlemi yapılmadığının beyan edilmesi ve toplam zarar tutarındaki azalma gerekçeleriyle; zarar gören ürünlerin çeşitli üretimlerde kullanılmak amacıyla zararına veya zararsız satıldığı kanaatine varıldığını, teslim edilemediği belirtilen ... (175 kg) ürünü ile zarar gören (ayıplı ifada bulunulmuş) ürünler için; 08.12.2025 tarihli dilekçeye eklenen faturalardaki satış miktarlarının kabul edilebilir olduğu kanaatine varıldığı takdirde, davacının katlanmış olduğu maliyetlere ilişkin faturalara ve yine ürünlerin 3. şahıslara satışlarına ilişkin faturalar karşılaştırılarak yapılan hesaplamada davacının 9.157.86 USD zarar ettiğini ve 36.400,00 TL depolama/ardiye maliyetine katlanmak suretiyle zarar ettiğini belirtmişlerdir. Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... Tarihli ... Sayılı kararı gereğince ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydedildi. Dava saklama sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: Taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davalının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, ayıplı edimi bulunup bulunmadığı, var ise ayıp nedeniyle davacının zararının oluşup oluşmadığı, oluştu ise miktarının ne olduğu ve davalının işbu zarardan sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Genel saklama sözleşmesi somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 561. ilâ 580. maddeleri arasında “Saklama Sözleşmeleri” başlığı altında düzenlenmiştir. Aynı başlık altında yine saklama sözleşmesinin temel özelliklerini içeren fakat kendine has bazı özellikleri olan; misli şeylerin saklanması, ardiyeciye bırakma, konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma başlıkları ile diğer muhafaza borcu doğuran sözleşmeler bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 561. maddesinde vedia sözleşmesi; “Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde, saklayan ücret isteyebilir.” şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere saklama sözleşmesinin konusu taşınır bir maldır. Bu taşınır mal, misli bir mal olabileceği gibi misli olmayan bir mal da olabilir. Buna göre, saklama sözleşmesi; saklayanın saklatan tarafından verilen taşınırı kabul ve onu güvenli bir mahalde muhafaza etme yükümlülüğü altında olduğu ve sözleşmede ayrıca kararlaştırılmadığı takdirde saklayanın herhangi bir ücret talep edemeyeceği sürekli bir sözleşmedir. Saklama sözleşmesi, rızaya dayalı bir sözleşme olup, sadece tarafların anlaşmasıyla ve taşınırın tesliminden önce meydana gelmektedir. Sözleşmenin kurulmuş olması için taşınırın teslimi şart değildir. Ancak muhafaza borcu doğaldır ki taşınırın saklayan tarafından teslim alınmasını ve koruma altına koyulmasını ifade eder. Başka bir deyişle saklayanın muhafaza borcunun doğması için taşınırın teslimi gerekmekte olup, teslim almadan kaçınılması hâlinde bir “yüküm” ihlali olarak saklayanın borçlu temerrütüne düşmesine yol açar. 6098 sayılı TBK’nın 564. maddesi gereğince, saklama sözleşmesinde teslim edilen taşınır için bir vade tayin edilmiş olsa bile, saklatan bu vadeye bağlı kalmaksızın, taşınırın iadesini her zaman talep edebilir. Zira Kanun’da açıkça düzenlenmemiş ise de saklayanın taşınırı geri verme borcu, saklama sözleşmesinin en önemli ve zorunlu unsurlarından biridir. Çünkü saklayan ancak taşınırı geri vermekle muhafaza borcunu tam olarak yerine getirmiş olur. Saklama sözleşmesi, eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğindedir. Saklayanın esas borcu taşınırı emin bir yerde muhafaza etmek ve saklatanın talebi hâlinde veya belirlenen sürede bunu saklatana geri vermektir. Saklatan ise sadece sözleşmede açıkça ücret kararlaştırılmış olması veya hâl ve şartların saklatanın ücret ödemesini gerekli kılması hali dışında hiçbir borç altına girmemektedir. Sadece saklayanın sözleşmeyle üstlendiği borçların yerine getirilmesiyle bağlantılı giderler ile muhafaza edilen taşınırın saklayana verdiği zararları gidermek zorundadır. Bu nedenle saklama sözleşmesi esas itibariyle ivazsız bir sözleşme olmakla birlikte sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça veya hâl ve şartlar gerekli kılmadıkça, saklama sözleşmesi ivazsız bir sözleşmedir. Saklatanın sözleşme konusu taşınırın maliki olması şart değildir. Bu nedenle saklayan kural olarak sözleşmenin sona ermesi durumunda sakladığı taşınırı malikine değil saklatana geri verme borcu altındadır. Sözleşme yapıldıktan sonra saklatan taşınır üzerindeki ayni veya şahsi hakkını kaybetse dahi taşınır saklatana teslim edilmelidir. Çünkü sözleşme saklatan ile saklayan arasında yapıldığı için ancak ikisi hakkında haklar ve borçlar doğurmaktadır. Hatta TBK’nın 568. maddesi gereğince bir üçüncü kişinin sözleşme konusu üzerinde ayni hak iddiasında bulunduğu durumlarda bile saklayan geri verme borcunu saklatana karşı yerine getirecektir. Bunun tek istisnası sözleşme konusunun adli yoldan haczedilmesi ya da saklayana karşı istihkak davasının açılmasıdır; böyle durumlarda saklayan, geri verme borcunu saklatana karşı yerine getiremeyecek ve hacizden ya da istihkak davasından saklatanı derhal bildirecektir. Saklama sözleşmesinde saklayanın muhafaza borcu, bu sözleşmenin konusunu ve amacını oluşturmaktadır. Saklayan, taşınırı, saklatanın belirlediği yerde ve onun istediği şekilde muhafaza etmekle yükümlüdür. Bu husus sözleşmede açıkça belirtilmemişse, saklayan taşınırı güvenli bir yerde ve değeriyle orantılı bir dikkat ve özenle muhafaza etmek zorundadır. Saklama sözleşmesinde muhafaza borcu mutlak nitelikte olup açıkça veya zımnen izin verilmedikçe, saklayan tevdi edilen taşınırı kullanamaz veya üçüncü kişilere kullandıramaz. Saklayan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe, taşınırı geri vermemekten veya kötü bir durumda geri vermekten doğan zararı tazmin etmek zorundadır. Zira burada 6098 sayılı TBK’nın 112. maddesinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Başka bir deyişle geri verme saklayanın kusuru sonucunda gerçekleşemiyorsa geri verme borcu yerine tazminat borcu geçecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas ... karar sayılı ilamı) Somut olayda; taraflar arasında saklama sözleşmesi kurulduğu tarafların kabulündedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının antreposunda saklanan emtianın zarar görüp görmediği, zarar görmüş ise tarafların kusuru olup olmadığı ve miktarı hususlarındadır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; saklama sözleşmesi uyarınca saklayanın en önemli borcu, sözleşme konusu şeyi teslim (kabul etme) ve güvenli bir yerde koruma altına alma borcudur. Saklama borcu, teslim alınan şeyin yok olmasını, bozulmasını, kaybolmasını önlemek amacıyla bu şeyin niteliğinin ve şartların gerektirdiği her türlü önlemi içerir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümleri 7 Baskı, Sayfa 762 vd). Başka bir anlatımla, ardiyecinin en önemli ödevi ardiye malını kendi ardiyesinde korumadır. Bu ödevin içinde malı teslim almaya ilişkin ödevi de vardır. Bu ödev, malın istifini gözetleme ve sakladığında gerekli zararı doğuracak olaylara karşı uyarma şeklinde karşımıza çıkar. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacının saklatan davalının saklayan olduğu, malların davalıya ait antrepoda saklandığı, saklanan ürünlerin hasar gördüğü sabit olup davalı yanın ürünlerin kendisine teslim edilirken ayıplı olduğuna ilişkin bir iddiası olmadığı gibi hasarın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu da ispatlayamamıştır. Dosyadaki belgelerden imha edilen ürün bulunmadığı, davacı tarafından zarar gören ürünlerin çeşitli üretimlerde kullanılmak amacıyla zararına veya zararsız satıldığı bilirkişilerce tespit edilmiş olup yine bilirkişilerce 08.12.2025 tarihli dilekçeye eklenen faturalardaki satış miktarlarının kabul edilebilir olduğu belirtilerek davacının zararı 9.157,85 USD (dava tarihi itibari ile TL karşılığı 9.157,86*34,31=314.206,17 TL) olarak hesaplanmış yine davacının 36.400,00 TL depolama/ardiye maliyetine katlanmak suretiyle zarar ettiğini hesap etmişlerdir. Her ne kadar bilirkişiler “7 Ambalaj Bluemina 216 adlı ürün”ün tesilm edilmediğinden bahisle işbu ürünü de zarara dahil etmişlerse de bu ürünlerin en başta davacı tarafından davalıya teslim edildiğine ilişkin belge sunulmadığından işbu ürünün bedeli mahkememizce zarardan düşülerek davacının (314.206,17-36.400=277.806,17) 277.806,17 TL zararı olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili talep artırım tarihindeki kur üzerinden talepte bulunmuş ise de davanın belirsiz davası olarak açıldığı dikkate alınarak mahkememizce dava tarihindeki kur üzerinden hesap yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulü ile; 277.806,17 TL tazminatın dava tarihi olan 23.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Alınması gerekli 18.976,94 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.123,25 TL ile yargılama esnasında yatırılan 2.778,00 ıslah harcın mahsubu ile bakiye 11.075,69 TL'nin davalıdan tahsiline hazineye irad kaydına, 3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 7.901,25 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davadan önce gidilen arabulucuklukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.161,64 TL'sinin davalıdan, 1.438,36 TL'sinin de davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 7-Davacı tarafından sarfedilen 23.070,00 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 13.852,48 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 9.217,52 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.. 02/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/743, K. 2026/724, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-743-e-2026-724-k-b0f031f9b9af