Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1400 E. 2026/2061 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1400
- Karar No
- 2026/2061
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1400 KARAR NO : 2026/2061
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2023 NUMARASI : 2021/675 Esas 2023/223 Karar DAVA : TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/675 Esas 2023/223 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı feri müdahil ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ... tarafından ithal edilerek yurda sokulan ... plakalı, ... model aracı yetkili bayii olan davalıdan 31.03.2020 tarihinde 409.041,96-TL karşılığında satın aldığını, müvekkilinin aracı satın aldıktan bir süre sonra, 22.12.2020 tarihinde aracın motorunun ön kısmından yüksek devirlerde duyulan, olağan olmayan, rahatsız edici sesler gelmeye başladığı ve akabinde müvekkili tarafından arıza şüphesi ile aracın satıcısı ve .... yetkili servisi.....'e müracaat edildiğini ve aracın servise teslim edildiğini, aracın davalıya teslim edildikten sonra bu servis tarafından uzun bir süre hiçbir çözüm elde edilemediğini, araçtaki arızanın sebebi ve kaynağın konusunda da bilgi verilmediğini, davalının bu süreçte araçtaki arızayı gidermek yerine müvekkilini başka firmalara yönlendirdiğini , araç incelendikten sonra müvekkiline önce ... .'e müracaat edilmesi gerektiğinin söylendiğini, müracaatın ardından 15-20 gün geçtikten sonra da başvurunun olumsuz sonuçlandığı ve aracın garanti kapsamında olmadığı belirtilerek yasal yollara başvurmasının söylendiğini, müvekkili şirketin aracın davalı şirket servisinde kaldığı, onarıma kadar geçen yaklaşık 7 aylık süre zarfında aracından mahrum bırakıldığı ve müvekkilinin mağdur edildiğini, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/48 D.iş sayılı dosyası ile tespit açtıklarını, dosyada yapılan keşif sonucu düzenlenen 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle satın alınan aracın ayıplı (gizli ayıplı) olduğu, araç sürücüsünün & malikinin araç motoruna su girmesini önlemek adına alabileceği hiçbir önlem bulunmadığı, kullanıcı hatası bulunmadığının tespiti edildiğini, motorun ön görülen maksimum onarım süresinin 30 gün olacağı, motor açılmadan yapılan ön hesaplamada 12.491,24-TL motor açılarak yapılacak onarım işlemlerinin 36.601,48-TL olacağı, motor açıldığında bu miktarın artabileceği, sıfıra yakın yeni motorun açılarak kısmi de olsa revizyona uğraması ve bunun aracın servis kayıtlarında görülecek olması nedeniyle bu bakımdan 10.000,00-TL civarında değer kaybı oluşacağı, müvekkilin bu süre içerisinde aynı özelliklere sahip olan benzer bir aracı kiraladığı takdirde 1 aylık kiralama ücretinin 9.300,00-TL civarında olabileceği görüş ve kanaatine varıldığını, müvekkili şirkete satışı gerçekleştirilen otomobilde gizli ayıp bulunduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ancak davalının bunu en başından beri kabul etmediğini ve müvekkilini prosedür adı altında uzun bir süre beklettiğini, müvekkilinin davalıdan olumlu bir cevap alamadığından aracı kendisi başka bir servis eliyle yaptırdığını ve 18.978,85-TL servis; 141,60-TL de çekici ücreti olmak üzere toplam 19.120,45-TL hasar onarım bedelini kendisi karşılamak zorunda kaldığını, bu sebeple araç hasar onarım bedeli olan 19.120,45-TL ve ayıp sebebiyle aracın uğradığı değer kaybı için şimdilik kısmi dava olmak üzere 1.000,00-TL ve araçtan mahrum kalma ve ikame araç bedeli için de şimdilik kısmi dava olmak üzere 1.000,00-TL ve aracın arızalandığı 22.12.2020 tarihinden çekici ile başka bir servise çekildiği 24.05.2021 tarihine kadar davalı şirket servisinde kaldığını, delil tespiti dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda her ne kadar onarım süresinin 30 gün olacağı belirtilse de ve 30 gün üzerinden mahrum kalma bedeli hesaplanmışsa da aracın arıza tarihi ve onarım tarihi arasında yaklaşık 7 aylık bir süre (Aralık 2020-Haziran 2021) olduğunu, bu sürenin uzamasının tamamen davalının müvekkilinin haksız olarak bekletmesi ve arcın davalı şirket servisinde uzun süre kalmasından kaynaklandığını, müvekkilinin bu süre zarfında aracını kullanamadığını, zarara uğradığını, zararının aracından yoksun kaldığı 7 aylık süre üzerinden hesaplanması gerektiğini, yapılacak hesaplamanın akabinde araçtan mahrum kalma ve ikame araç bedeline ilişkin istem artırma/ıslah hakkımızı ayrıca saklı tuttuklarını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalma kaydıyla şimdilik müvekkili araçta oluşan hasar bedeline mahsuben 19.120,45 TL servis onarım bedeli, şimdilik 1.000 TL araçtan mahrum kalma ve ikame araç bedeli olmak üzere toplam 21.120,45 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Aracın İthalatçısının .... A.Ş. olduğunu, İzmir 4. Asliye Ticaret Mah. 2021/48 D.İş dosyasında bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğunu, raporda açıklanan emiş sisteminin araçlar için genel olduğunu, raporda aracın emme sisteminin ön panjur arkasında başlamasının gizli ayıp olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, yaptıkları tespitte aracın zarar gören kısmının “İntercooler” olarak adlandırılan parçanın, emme sisteminin en büyük parçası olduğunu, anılı bölgeye suyun ulaşması için aracın yoğun hava ve yol şartlarında olağan dışı aşırı yoğun şekilde su alması gerektiğini, böyle bir arızanın servis hatası yada üretim hatası ile oluşmasının mümkün olmadığını, dış etken kaynaklı olduğundan garanti kapsamında yapılmadığını, sigortadan faydalanması ile ilgili talebinin aynı gerekçe ile reddedildiğini, davaya konu aracın 23.12.2020 tarihinde servise geldiğini, iş emri açıldığını, ancak araç sahibince onay verilmediği için onarıma başlanmadığını, araç sigorta kapsamında onarılacağından sigorta eksperi gelmeden onarıma başlamanın mümkün olmayacağını, davacının oyaladıkları iddiasının gerçek olmadığını, onarımın geç olma sebebinin geç onay verilmesi olduğunu, parçaların yurtdışından gelecek olması, yıl sonu sayımı 10.01.2020 tarihine kadar sistemlerin kapalı olması nedeniyle siparişlerin verilmesinin mümkün olmadığını, bu durumun Türkiye’deki tüm bayileri etkilediğini, bilirkişi raporunda onarım süresine ilişkin yapılan tespitin somut durum ve müşteri onayı olmadan işlem yapılamayacağı hususları dikkate alınmadan tespit edildiğini, değer kaybı ile ilgili taleplerin reddi gerektiğini, orjinal parça ile yetkili serviste yapılan onarımlarda değer kaybı oluşmayacağını, ikame araç bedeli talebinin son derece fahiş olduğunu, raporda belirlenen aylık 9.300 TL ikame araç bedelinin fahiş olduğunu, onarım garanti kapsamında yapılmadığından ikame araçtan sorumluluklarının olmadığını belirterek öncelikle davanın ..... A.Ş. 'ye davanın ihbarına, açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...Dava; ayıplı mal satışı nedeniyle hasar onarım masrafı, çekici bedeli, değer kaybı bedeli ve araçtan mahrum kalma - ikame araç bedeli istemine ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Tacir olan davacının tacir olan davalıdan ... plakalı ... şase, ... motor numaralı,....model aracı 31.03.2020 tarihinde 409.041,96-TL karşılığında sıfır km. olarak satın aldığı, davacı tarafça satın alınan aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle hasar onarım masrafı, çekici bedeli, değer kaybı bedeli ve araçtan mahrum kalma-ikame araç bedeli istemiyle iş bu davanın açıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözkonusu aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı ve davacının hasar onarım masrafı, çekici bedeli, değer kaybı ve araçtan mahrum kalma-ikame araç bedelini davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarında olduğu anlaşılmıştır. TBK’nun 227. Maddesinde satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının satıcıya karşı hangi seçimlik hakları kullanabileceğinin düzenlendiği, bu maddeye göre, ayıptan sorumlu olan satıcıdır.Sözkonusu maddeye göre satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme ayrıca alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. 6102 sayılı TTK' nun 23/1-c maddesinde alıcının ihbar yükümlülüğü düzenlenmiş, atıf yapılan Türk Borçlar Kanunu'nun 223/2. fıkrasında ise, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, bildirilmezse satılanın bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda dava konusu araç üzerinde Mahkememizce yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda ... model olan ve henüz bir yaşında dahi olmayan 21.756 km. yol kat etmiş olan dava konusu aracın sürücüsünün/malikinin/davacının araç motoruna su girmesini önlemek adına alabileceği hiçbir önlem bulunmadığı, seyir halinde yağışlı havalarda araç motoruna su girerek motor arızasına neden olabilecek şekilde zarara yol açan durumu engellemek için üretici firmanın motor hava emiş sistemi ile ilgili konstrüksiyonda revizyon yapması gerektiği, bu durumun kullanım kaynaklı olmadığı, davaya konu araçta gizli ayıp bulunduğu, davacının gizli ayıbı satın alma sırasında basit kontrolü ile tespit edemeyeceğinin belirtildiği; davacının araçta arıza meydana gelir gelmez derhal davalıya müracaat etmek suretiyle 6102 sayılı TTK’nun 23/1-c.maddesi delaletiyle TBK'nun 223/2. Fıkrasında belirtilen sürede ayıp ihbarında bulunduğu, satım sözleşmesi iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşme olup, davalı satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğünün de bulunduğu, 6098 sy TBK'nun 219. Maddesi uyarınca davalı satıcının, davacı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olduğu, davalı satıcının bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu tutulacağı, dolayısıyla ayıba karşı tekeffül şartları gerçekleştiği olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu aracın arızası sonucu ortaya çıkan hasar onarım bedelinin, yedek parça ve işçilik dahil olmak üzere toplam 18.978,85 TL olduğu, davacının 24.05.2021 tarihli faturaya göre KDV dahil toplam 141,60 TL çekici masrafı olduğu, dava konusu aracın yapılan onarım işleminin aracın servis kayıtlarında görülecek olması nedeni ile 10.000,00 TL değer kaybı meydana geldiği, sözkonusu aracın makul onarım süresinin 15 gün olduğu ancak aracın davalıya ait servise 23.12.2020 tarihinde teslim edilmesine rağmen davalının servisinde araçtaki arızanın ne olduğu, nasıl oluştuğunun ivedilikle tespit edilmemesi akabinde olayın dış kaynaklı denilip sigorta kapsamı dışında olduğuna dair bilgilendirmenin geç yapılması neticesinde davacının aracını başka bir servis olan dava dışı .... götürmek zorunda kalması, iki süreç arasında 161 gün geçmesinin davacıdan kaynaklanmaması teknik bakımdan davalıya ait servisin uygulamalarından kaynaklanması nedeniyle 161 gün onarım süreci bakımından davacının araç mahrumiyet zararını talep etmekte haklı olduğu, buna göre araç mahrumiyet-ikame araç bedelinin 161 gün x 250 TL=40.250,00 TL olacağı anlaşılmakla satma konu arçtaki gizli ayıp nedeniyle dolayısıyla ayıba karşı tekeffül şartları gerçekleştiği olayda, davacının davasının kabulüne,18.978,85 TL onarım bedeli, 141,60 TL çekici bedeli, 10.000,00 TL değer kaybı bedeli ve 40.250,00TL araç mahrumiyet-ikame araç bedeli olmak üzere toplam 69.370,45 TL ‘nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.' gerekçesi ile; Davacının davasının KABULÜ ile, 18.978,85 TL onarım bedeli, 141,60 TL çekici bedeli, 10.000,00 TL değer kaybı bedeli ve 40.250,00TL araç mahrumiyet-ikame araç bedeli olmak üzere toplam 69.370,45 TL ‘nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından kanunda öngörülen ayıp ve ihbar sürelerine ilişkin hiçbir yükümlülüğe uyulmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda otomotiv sektöründe uzman bilirkişiler tarafından oluşturulan bir heyetten hükme ve denetime elverişli rapor alınması gerekirken bu husus gözardı edilerek hükme ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, Mahkeme tarafından değer kaybı yönünden kurulan karara kesinlikle katılmadıklarını, mahkemece belirlenen ikame araç bedelinin kabulü mümkün olmamakla birlikte, belirlenen miktar oldukça fahiş olup bu miktarın ödenmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, davaya konu arızanın meydana gelme nedeni dış etkenler/kullanıcı hatası olduğunu, müvekkili şirkete herhangi bir kusur isnadı yapılamayacağını, tanık anlatımları ile davaya konu arızanın dış etkenlerden kaynaklı meydana geldiği sübut bulduğunu, dosya kapsamında dinlenen tanık anlatımları hüküm kurulurken dikkate alınmadığını, istinaf sebeplerinin kabulünü, usul ve yasaya aykırı olarak açılan haksız davanın kabulüne ilişkin verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Feri Müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmamış olup, bu nedenle de dava hakkı ortadan kalktığını, yasal düzenlemeler ve yargısal uygulamalar ışığında somut olaya bakılacak olursa, derdest dava, 31.03.2020 tarihli satın alma işleminden 1 yıl 7 ay sonra açılmış ve bu süre içinde malın gözden geçirildiğine ve herhangi bir ayıp saptandığına dair TTK.M.18/3 hükmüne uygun bir bildirimde bulunulmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda otomotiv sektöründe uzman bilirkişiler tarafından oluşturulan bir heyetten rapor alınmaı yönündeki taleplerin mahkeme tarafından değerlendirilmemiş olup yetersiz ve eksik bilirkişi raporları ile hüküm tesis edildiğini, davaya konu arızanın meydana gelme nedeni dış etkenler/kullanıcı hatası olduğunu, davacı tarafça ikame araç zararına ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunulmamasına rağmen varsayıma dayalı yapılan ikame araç zararı hesabı hakkaniyete aykırı olduğunu, aşamalarda beyan edildiği üzere, davacı tarafça onarıma izin verilmediği için yetkili servis tarafından onarım yapılamamış olup servise atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu üzere araçta orijinal parçalar ile yapılan onarımlar değer kaybı meydana getirmediğini, davacı tarafça, aracın onarımı yetkili olmayan servislerde yapılmış olup meydana gelen değer kaybı davacının eylemlerinden kaynaklandığını, tespit edilen değer kaybı bedeli ve çekici ücreti fahiş olduğunu, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/675 E. - 2023/223 K. Sayılı ilamının bozulması ve kaldırılması ile açıklanan istinaf sebeplerine göre istinaf incelemesi sonucunda yeni bir karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Davacı vekili, , ... tarafından ithal edilen ... plakalı, ... model aracı yetkili bayii olan davalıdan 31.03.2020 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin aracı satın aldıktan bir süre sonra, 22.12.2020 tarihinde aracın motorunun ön kısmından yüksek devirlerde duyulan, olağan olmayan, rahatsız edici sesler gelmeye başladığı aracın satıcısı ve ...yetkili servisi ....'e müracaat edildiği, servisin aracın motor kısmının su alması nedeniyle garanti kapsamı dışında bulunduğundan tamir edilmediği, aracın tamirinin başka yerde yaptırıldığı, aracın yaklaşık 7 ay serviste bekletildiği, araçta oluşan hasar bedeline mahsuben 19.120,45 TL servis onarım bedeli, şimdilik 1.000'er TL değer kaybı ve 1000 TL araçtan mahrum kalma ve ikame araç bedeli olmak üzere toplam 21.120,45 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekilince, değer tespiti raporunu kabul etmedikleri, aracın şirket sahibi tarafından onay verilmediği için tamir edilmediğini, orjinal parça ile yetkili serviste yapılan onarımlarda değer kaybı oluşmayacağını, ikame araç bedeli talebinin son derece fahiş olduğunu, raporda belirlenen aylık 9.300 TL ikame araç bedelinin fahiş olduğunu, onarım garanti kapsamında yapılmadığından ikame araçtan sorumluluklarının olmadığını belirterek öncelikle davanın ... .. A.Ş. 'ye davanın ihbarına, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... yetkili servisi .... şirketi tarafından davacı adına 2/6/2021 tarihli 18.978,85 KDV TL bedelli fatura kesilmiştir. .... firması tarafından 24/05/2021 tarihli 141,60 TLL bedelli çekici ücreti faturası dosyaya sunulmuştur. Mahkemece otomotiv öğretim görevlisi ....'den alınan bilirkişi raporunda, aracın 1 yaşında ve garanti kapsamında olduğu, aracın sele yada derin su birikintisine girdiğine dair delil bulunmadığı, üreticinin aracı yağmur veya yer suyuna karşı emme sisteminde gerekli konsrüktif düzenlemeyi yaparak motor intercooler ve yanma odası içine su kaçmasını önlemek zorunda olduğu, üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu, hasarın kullanım kaynaklı olmadığı, arıza ve onarımın servis kayıtlarında görülecek olması nedeniyle 10.000 TL değer kaybı meydana geleceği, davacıya açıklamalı bir şekilde raporlama yapılmaması, hasarın dış kaynaklı olduğu belirtilip sigorta kapsamında yapılması için davacının zorlandığı/ teşvik edildiği düşünüldüğü, aracın segment ve özelliklerine göre günlük kiralamanın 300 TL olabileceği, aracın makul onarım süresinin 15 gün olduğu ve 4.500 TL ikame araç bedeli olabileceği (aracın servise girdiği ve çıktığı 161 gün dikkate alınırsa 250 TL'den 40.250 TL olacağı) yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı tarafından değer kaybı 10.000,00 TL ve ikame araç bedeli 40.250 TL olarak islah edilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına davacının araç motoruna su girmesini önlemek adına alabileceği önlem bulunmadığının, aracın gizli ayıplı olduğunun, araçtaki değer kaybı ve ikame araç bedellerinin takdirinde bir usülsüzlük bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı ve feri müdahil vekillerinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2023 tarih ve 2021/675 Esas 2023/223 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı ve feri müdahil vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 4.738,70.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 296,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 4.442,30.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 4.738,70.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 4.558,80.TL harcın feri müdahilden alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı ve feri müdahil tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.