Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/18 E. 2026/22 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/18
- Karar No
- 2026/22
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
69. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/18
KARAR NO : 2026/22
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/03/2022
NUMARASI : 2020/15 Esas- 2022/168 Karar
DAVA: SIRA CETVELİNE İTİRAZ
KARAR TARİHİ: 01/10/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticatet Mahkemesi'nin 2014/487 Esas sayılı dosyasında davalı ... Limited Şirket hakkında iflas kararı verildiği davacı şirketin, alacağı için İstanbul Anadolu 3. İflas Dairesi Müdürlüğü'ne her ne kadar Kayseri 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı derkenarı, dosya kapak hesabı ve faturalar ile alacak kaydı talebinde bulunduğu, İflas Dairesi tarafından dosyaya icra takibinin kesinleştiğine ilişkin derkenar sunulmadığı iddiasıyla alacak kaydı talebinin reddedildiği ve 17.05.2019 tarihinde elektronik tebligat yoluyla davacıya teslim edildiği, işbu red kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, davacı tarafça 24.05.2019 tarihinde dava şartı olan arabuluculuk için başvuru yapıldığı, 29.05.2019 tarihine toplantı günü verildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan arabuluculuk toplantı tutanağında: anlaşılacağı üzere davacı tarafça toplantıya iştirak edildiği, fakat davalı tarafa davet yazısı gönderilmesine rağmen davalı târafça katılımın sağlanmadığı ve dolayısıyla görüşmenin anlaşmama şeklinde sonuçlandığı, davacı şirketin un imalatı yaptığı, davacının müflis şirket için un imalatı yaptığı, fakat bunun karşılığında davacının her ne kadar kısım kısım ödemeler almış olsa da alacağının tamamını tahsil edemediği, davacı şirketin müflis şirketten iflasın açılmış olduğu tarih itibariyle 159.175,27TL bakiye alacağının olduğu, iş bu durumun davacı şirketin yasal defterleri, kesilmiş faturaları ve muhasebe kayıtları ile de sabit olacağı davacının alacağın belirlenerek iflas masasına kayıt ve kabul edilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kayıt kabul davalarının ticari alacak davası olarak dava şartının arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, ancak basit tasfiye sebebiyle iflas idaresi teşkil edilemediğinden, bu arabuluculuk görüşmelerine katılmak için yetki alınamadığından, fiili elverişsizlik sebebiyle arabuluculuk görüşmelerine iştirak edilemediği, İşbu davanın süre yönünden reddinin gerektiği, davanın kayıt kabul davası olduğu, İİK. 235/1. Madde uyarınca sıra cetvelinin ilanı ya da tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde açılmasının zorunlu olduğu, davanın hak düşürücü süre içiride açılmadığı, sıra cetvelinin davacıya 17.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 17.01.2020 tarihinde açıldığı, bu nedenle davanın öncelikle süre yönünden reddinin talep edildiği, Davacının birtakım faturalara dayalı alacak iddiasına kayıt talebinde bulunduğu, faturaların mevcudiyetinin alacağın varlığının kabulü için yeterli olmadığı, zira söz konusu faturaların tebliğ edilip edilmediğinin, fatura konusu malzemelerin teslim edilip edilmediğinin ve faturaların müflis kayıtlarında yer alıp almadığının belli olmadığı, iflas idaresinin alacak kayıt talebini ret gerekçesinin bu açıdan usul ve yasaya uygun olduğu, alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, bu nedenlerle hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından öncelikle davanın süre yönünden reddine, mahkeme harç ve masrafları ile avukatlık ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesinin talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ''...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bakiye cari hesap alacağının müflis şirketin iflas masasına kaydına ilişkin bulunmaktadır. Bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmaktadır. Yapılan incelenmede, davacı taraf ticari defterleri ile davalı tarafın vergi dairesi kayıtlarının uyumlu olduğu bilirkişi tespiti ile belirlenmiş bulunmaktadır. Bilindiği üzere HMK'nın 222. maddesi uyarınca; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Anılan yasa hükmü, bilirkişi raporu ve dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde davacı taraf talebi ile bağlı kalınarak faturalardan kaynaklı bakiye 150.175,27-TL davacı alacağının müflis şirketin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. davanın davanın KABULÜNE; 150.175,27 alacağın davalı müflis şirketin İstanbul Anadolu 3.İcra İflas Müdürlüğü'nün ... İflas dosyasında tasfiyesi devam eden iflas masasına kayıt ve kabulüne" karar verilmiştir. ..." karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının davası kabul edilmiş olup, bu karar hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını zira birtakım faturalara dayalı alacak iddiası ile davacının kayıt talebinde bulunmuştur. Faturaların mevcudiyetinin alacagın varlıgınin kabulü için yeterli değildir. Zira söz konusu faturaların tebliğ edilip edilmediginin, fatura konusu malzemelerin teslim edilip edilmediginin ve faturaların müflis kayıtlarında yer alıp almadığı belli olmadıgından, iflas idaresinin alacak kayıt talebini ret gerekçesinin bu açıdan usul ve yasaya uygun olması sebebi ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasına ilişkindir.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosyaya getirtilen kayıtların incelenmesinde; İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaet Mahkemesinin 2014/487 Esas sayılı dosyasından müflis şirket ....Ltd.Şti'nin 02.05.2018 tarihi itibariyle iflasına karar verilmiştir.
İİK'nun 235. maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları ve 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. İİK'nun 223. maddesinde ise, iflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiğinin ayrıca tebliğ edileceği ve bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir.
Davaya konu İstanbul 3. İcra İflas Müdürlüğünün ... İflas dosyasından tasfiyenin İİK 218. madde uyarınca basit usulde yürütüldüğü, davacının iflas masasına 192.506,10 TL alacak kayıt başvurusunda bulunduğu, İflas Dairesince davacının alacak başvurusunun tamamının reddine karar verildiği, sıra cetvelinin 23.05.2019 tarihinde ve 18.05.2019 tarihinde ilan edildiği, başvurunun reddi kararının davacı vekiline 17.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın ise 30.05.2019 tarihinde açıldığı görülmekle davanın İİK 235. maddesinde öngörülen yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece tarafların her ikisinin de tacir olması ve TTK.nun 64 vd maddeleri kapsamında defter tutma yükümlülüklerinin bulunması karşısında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi Raporunda; Davacı .... A.ş.'nin USB içinde dava dosyasına sunmuş olduğu 2017 yılına ait yasal ticari e-defterlerinin zamanında ve usulüne uygun şekilde e-berat onaylarının yapıldığının tespit edildiği, buna göre söz konusu e-defterlerin davadı şirket lehine delil niteliğine sahip olduğu, davalı Müflis ... Limited Şirketi'nin 2016-2017 ticari e-defterlerinin USB datası veya fiziki kayıt dökümünün İstanbul Anadolu 3. İcra Ve İflas Dairesi ... İflas dosyasında bulunmadığının ilgili icra dairesince bildirildiği, bu sebeple davalı müflis şirkete ait 2016-2017 ticari defterleri incelenemediği, davacının 2017 yılı ticari defterlerine göre, davalı müflis şirketten 2017 sonu itibariy]e 150.175,27-TL alacaklı olduğu, davacının 2017 yılı boyunca davalı müflis şırkete toplam 12 fatura düzenlediği, tüm faturaların BS/BA bildirim zorunluluğu kapsamına girdiği, davalıya ait 2017 BA formu incelendiğinde davalının, davacıdan 2017 yılında toplam matrahı 379.470,00TL olan 12 fatura ve faturalara ilişkin mal/hizmet aldığını Kartal Vergi Dairesi'ne bildirdiği, buna göre davacı tarafça davalı adına düzenlenen 2017 yılındaki tüm faturaların; dolayısıyla dava konusu son 5 faturanın da davalı tarafça kabul edildiği, fatura tarihlerinden icra takibine (11.07.2017) kadar asıl alacağa işlemiş yasal faizin 2.314,68TL olduğu, icra takibinden dosya hesap tarihine (27.06.2018) kadarki asıl alacağa işlemiş yasal faizin 12.997,36-TL olduğu, 27.06.2018 tarihindeki dosya hesabındaki harç, masraf ve vekalet ücreti de dikkate alındığında, toplam dosya hesabı alacağının 181.293,09TL olarak hesaplandığı sonucuna varıldığı yönünde görüş bildirmiştir.
Dava, kayıt kabul istemine ilişkin olduğundan, ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir.
Mahkemece verilen süreye rağmen davalı iflas idaresi müflis şirketin defter ve kayıtlarını sunmamıştır.
Konuyu düzenleyen davacı, iddiasını ispat etmek için delil olarak davalının ticari defterlerine de dayanmış olup; HMK'nın 220. maddesi; "(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir." hükmünü haiz olup, aynı Kanun'un 222. maddesinde ise; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220. maddesinin üçüncü fıkrasında Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir hükmü uyarınca mahkemece davalı iflas müdürlüğüne gönderilen ara karar ve İcra müdürlüğünün 06.09.2012 tarihli yazısında da bahse konu ticari defterlerin müdürlüğe teslim edilmediğinden defterlerinin sunulamayacağı bildirilmiştir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince Talimat Mahkemesince 17.01.2019 tarihli ara karar kapsamında bilirkişiye inceleme yapılıp rapor sunulmuş ve raporda davalı şirket yetkilisinin ticari defterleri incelemeye ibraz etmekten kaçındığı belirtilerek davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamış olup verilen kesin süreye rağmen iflas idaresi defter ve kayıtları sunmamıştır. Sonuç olarak taraflar arasındaki uyuşmazlığın bakiye bakiye fatura alacağının müflis şirketin iflas masasına kaydına ilişkin bulunmakta olup bilirkişi raporu ve incelen BA/BS kayıtlarına göre davacının 2017 yılı ticari defterlerine göre davalı müflis şirketten 2017 sonu itibariyle 150.175,27-TL alacaklı olduğu, davacının 2017 yılı boyunca davalı müflis şırkete toplam 12 fatura düzenlediği, tüm faturaların BS/BA bildirim zorunluluğu kapsamına girdiği, davalıya ait 2017 BA formu incelendiğinde davalının, davacıdan 2017 yılında toplam matrahı 379.470,00TL olan 12 fatura ve faturalara ilişkin mal/hizmet aldığını Kartal Vergi Dairesi'ne bildirdiği, buna göre davacı tarafça davalı adına düzenlenen 2017 yılındaki tüm faturalarının; dolayısıyla da dava konusu son 5 faturanın da davalı tarafça kabul edildiği anlaşıldığından davacı taraf ticari defterleri ile davalı tarafın vergi dairesi kayıtlarının uyumlu olduğu bilirkişi tespiti ile belirlenmiş bulunduğundan yerel mahkeme kararı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353 (1)/b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-(Kapatılan) İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2022 tarih, 2020/15 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmadığına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa geri verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/10/2026