Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1625 E. 2026/4336 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1625
Karar No
2026/4336
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1625

KARAR NO:2026/4336

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:12/03/2026

NUMARASI:2025/841 Esas - 2026/304 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili olduğu şirketin, 2014 yılından bu yana kahve ürünleri ve kafe işletmeciliği sektörlerinde ülkemizin en önemli yerli ve milli markalarının başında gelmekte olan "..." markasının sahibi olduğunu, "..." markasının ...'ü ... modeli ile olmak üzere 15 ülkede 360 mağaza ile hem yurt içi hem yurt dışında faaliyet göstermekte olduğunu, ...'e ait binlerce takipçili X (...) hesabının herkesin erişimine açık olduğunu, davalının tüm paylaşımlarının herkes tarafından görünmekte ve yüz binlerce etkileşim almakta olduğunu, müvekkili olduğu şirket aleyhine yapılan 20.04.2025 tarihli dezenformasyon içerikli paylaşım sebebiyle müvekkili olduğu şirketin marka değerinin düşürülmeye çalışılmakta olduğunu, müvekkili olduğu şirketin hedef gösterilmekte olduğunu ve içerisinde yer alan yanıltıcı ve yanlış bilgi sebebiyle halk yanıltılarak müvekkili olduğu şirketin ticari hayatının sekteye uğratılmaya çalışılmış olduğunu, haksız rekabet oluşturulduğunu ve kişilik haklarının zedelendiğini, ... URL adresinde yer alan; "...’ye abonelik verse de bu saatten sonra kurtaramaz kendini .... Üniversitelere çökmeye çalışmanın bedelini ödeyecekler." şeklindeki paylaşım ile müvekkili olduğu şirketin alenen hedef tahtasına oturtularak toplum nezdinde eleştiri oklarının ve boykotun hedefi haline getirilmiş olduğunu, hakaret ve yanlış/yalan bilgiler içermek suretiyle toplum müvekkili olduğu şirket aleyhine yönlendirilmeye çalışıldığını, öncelikle... URL adresindeki içeriğin TMK m. 25, TTK md. 55 ve 56 maddeleri ile HMK m. 61 gereğince tedbiren çıkarılması ve/veya engellenmesini, ardından davanın kabulü ile, 100.000,00 TL manevi tazminatın ve şu aşamada gerçek zararın belirlenmesinin mümkün olmaması ve gerçek zarar belirlendiğinde arttırılmak üzere şimdilik 100.000,00 TL tutarındaki maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın öncelikle husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği zararın doğrudan müvekkilinin paylaşımından kaynaklandığını ispatlayamadığını, ayrıca tüzel kişi olan davacının gerçek kişi olan davalıya bu şekilde husumet yöneltmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı, dava konusu paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında kalan kişisel görüş ve eleştiri niteliğinde olduğunu, boykot çağrısının demokratik toplumda korunan bir ifade biçimi olduğunu ve hukuka aykırılık teşkil etmediğini, davalı ayrıca;haksız fiilin unsurlarının somut olayda oluşmadığını, paylaşımın hukuka aykırı olmadığını, davacının zararını somut şekilde ispatlayamadığını ve iddia edilen zarar ile paylaşım arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalı, yapılan açıklamaların değer yargısı niteliğinde olup daha geniş koruma altında olduğunu, davanın slapp davası niteliğinde bulunduğunu ve kötü niyetli olarak açıldığını savunarak, davanın usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Uyuşmazlığın özünü davalının X hesabından yaptığı; "...'ye abonelik verse de bu saatten sonra kurtaramaz kendini .... Üniversitelere çökmeye çalışmanın bedelini ödeyecekler." şeklindeki paylaşımının haksız rekabet teşkil edip etmediği ve paylaşımın davacının kişilik haklarına saldırı niteliği teşkil edip etmediği hususları oluşturmaktadır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/1106 Esas, 2022/1217 Karar sayılı kararında; "İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen 'haber' veya 'fikirler' için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın 'demokratik toplum' olamayacağını ...” belirtmiştir. " denilmiştir.Somut olayda, davalının X hesabından yaptığı sosyal medya paylaşımının eleştirinin sadece olumlu karşılanan veya zararsız veya tarafsız görülen bilgi ve fikirleri değil, demokratik toplumun gereklilikleri olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin parçası olan, rencide eden, şoke eden, rahatsız eden bilgi ve fikirleri de koruma altına aldığı gözetildiğinde, kişisel değer yargısı niteliğindeki ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında ağır eleştiri olarak eleştiri hakkı kapsamında kaldığının kabulünün gerektiği, bu kapsamda ağır eleştiri niteliğinde olduğuna kanaat getirilen paylaşımın TTK.m.madde 54. f.2 ve TTK. madde 55/f.1-a(1) hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, paylaşımın ağır eleştiri niteliği dikkate alındığında davacının kişilik haklarına aykırılık teşkil edecek haksız fiil boyutuna ulaşmadığı, davacının varlığını iddia ettiği maddi zararları ile davalı eylemi arasında uygun bir illiyet ilişkisinin varlığını kabulün de mümkün olmadığı anlaşılmış ve davacının sübut bulmayan davasının reddine,..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davaya konu paylaşımın ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Sosyal medya yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Anayasa Mahkemesi'nin emsal nitelikte 17/12/2024 tarih 2022/109219 esas sayılı ilamı ve benzer nitelikteki davalarda vermiş olduğu kararlarında ".... kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olabilir. Somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Emin Aydın (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; Bekir Coşkun, § 52).Nitekim basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 102).Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, benzer olaylarda vermiş olduğu kararlarda basın ve ifade özgürlüğü kapsamında belli ölçüde abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurmanın mümkün olduğuna (Prager ve Oberschlick v. Avusturya, 26 Nisan 1995, § 38, A serisi, No. 313) işaret edilmekte,ayrıca özel hayata yapılan müdahalenin ortaya çıkacak kamu yararından daha ağır basacak kadar ciddi olmadığı durumlarda basın ve ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini (Haldimann ve diğerleri –İsviçre) ifade etmektedir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici sebeplere, davaya konu söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu ifadelerin ağır eleştiri mahiyetinde olup hakaret niteliği taşımamasına,davacıya ilişkin beyanların davalının kendi kişisel değer yargısı olmasına,davacı tarafın bilinir kişilerden olması dikkate alındığında, diğer insanlara göre bu tür eleştirilere daha fazla katlanma yükümlülüğünün bulunmasına, ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olup, bu durumun demokratik toplumun gereği olmasına, açıklanan sebeplerle davaya konu paylaşımın ifade özgürlüğü kapsamında kalıp buna göre somut olayda Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmamasına, İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun (Kapatılan)bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/841 Esas 2026/304 Karar sayılı 12/03/2026 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi,harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1625, K. 2026/4336, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1625-e-2026-4336-k-fc9034075e98