Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/55 E. 2026/43 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/55
- Karar No
- 2026/43
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/55 - 2026/43 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/55 KARAR NO : 2026/43
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/02/2024 NUMARASI : 2023/232 E. - 2024/61 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/02/2024 tarih ve 2023/232 E. - 2024/61 K. sayılı kararın dairemizce incelenmesi davacı vekilince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2021/172352 sayılı "..." ibareli markanın 19. sınıfta adına tescili başvurusunun, davalı şirketin itirazı sonucunda, diğer davalı Kurum tarafından davalıya ait 2018/03819 sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçeleriyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M-2722 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle,"..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle davaya konu marka ile müvekkilinin markası arasında karıştırılmaya neden olacak düzeyde bir benzerlik bulunduğunu, daha önceden davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan dava neticesinde Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/73 E. 2019/350 K. sayısı ile davacının "..." markası ile müvekkilinin "..." markasının benzer olduğu tespitinde bulunulduğunu, davacı tarafından "..." ibaresi üzerinde kazanılmış hakkın bulunduğu iddia edilmişse de, davacının markasının tescili üzerinden 5 yıllık bir süre geçmediğinden kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, kaldı ki, davaya konu markanın davacının önceki markasından ziyade müvekkilinin markasına yaklaştırılarak oluşturulduğunu, davacı tarafından gerçek hak sahipliğine ilişkin herhangi bir delil ibraz edilemediğini ve "..." ibaresinin 19. sınıfta ayırt ediciliğinin düşük olduğu iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu "..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, diğer yönden başvurunun kapsamındaki hizmetlerin davalı markasındaki hizmetlerle aynı/benzer/ilişkili/bağlantılı olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiası ile SMK 6/6 maddesindeki ticaret ünvanına bağlı hak iddialarını kendi başvurusu için ileri sürülemeyeceği ve müktesep hakka ilişkin koşulların bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, daha önceden verilmiş bir Yargıtay kararına dayanılmış ise de istisnai nitelikte ve yalnızca belirli bir uyuşmazlığa ilişkin bu kararın somut olayda bağlayıcı olmadığını, dayanak Yargıtay kararında "..." ibaresinin İngilizce'deki sağlamlık anlamına gelen "..." kelimesinden geldiği ve çimento, beton sektöründe çok kullanılan bir ibare olup herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığının bu yargılamanın hiçbir aşamasında tartışılmadığını, "..." ibaresini içeren çok sayıda tescilli markanın bulunduğunu, bu hususun ibarenin zayıf bir ayırt ediciliğe sahip olduğuna delalet ettiğini, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin dosyasına sunulan 06/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğuna dair itirazlara yönelik olarak "Markaların ... ibaresi ile başlaması kısmi benzerlik yaratmaktaysa da, ... ibaresinin zayıf niteliği nedeniyle sadece bu ibarenin benzerliği markaları benzer görmeye neden olmamaktadır” değerlendirmesine yer verildiğini, mahkemece tatmin edici bir açıklama yapılmadan bu tespite aykırı bir sonuca varıldığını, oysa Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/210E. ve 2024/53K. sayılı kararında müvekkilinin "... " markası ile davalı şirketin redde mesnet "...", "... " ve "..." markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna varıldığını, ayrıca müvekkilinin önceden tescilli "..." ibareli markalarına dayalı olarak müktesep hakkının bulunduğunu, birlikte var olma hakkının değerlendirilmediğini ve müvekkili ile birleşen ...'ya ait "... " markasının yenilemesi yapılmamışsa da halen kullanıldığını, dolayısı ile müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava YİDK kararının iptali, hükümsüzlük ve sicilden terkin istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin, "..." ibaresinin 19. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalının 2018/03819 sayılı "... ..." ibareli markası benzer görülerek başvurunun reddine karar verildiği, davacı tarafça bu karara itiraz edilmekle YİDK tarafından 2023-M-2722 sayılı kararla itirazın reddine karar verildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde7/5/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde uyuşmazlık, taraf markaları arasında iltibas nedeniyle tescil engeli bulunup bulunmadığı ve davacının müktesep hak sahibi olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 19. sınıfa giren tüm emtiaların davalının 2018/03819 sayılı markası kapsamında bulunduğu dolayısı ile markalar arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Tarafların marka işaretlerinin benzerliğine gelince; dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası arasında "..." ibaresinin ortaklığı söz konusu ise de, dosya içinde bulunan marka ve patent vekili, inşaat mühendisi ve işletme ve pazarlama yönetimi uzmanından oluşan bilirkişi heyeti 6/12/2023 tarihli raporda "..." ibaresinin İngilizce'de dayanıklı anlamına gelen kelimenin kısaltması olup marka kapsamında bulunan mallar yönünden zayıf bir ayırt ediciliğinin bulunduğu tespitinde bulunmuştur. Her ne kadar Mahkemece yine taraflar arasındaki başka bir uyuşmazlığı referans alarak bilirkişi raporundan ayrılmış ise de, mahkemece hükme referans alınan uyuşmazlıkta davacı tarafından tescil başvurusu yapılan marka "..." markası olup anılan markada "..." ibaresinin kırmızı bir renk ile oluşturularak öne çıkarıldığı ve hepsinden daha önemlisi "..." ibaresinin ayırt ediciliğine ilişkin gerek bilirkişi raporunda gerekse de mahkeme kararında herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmüştür. Somut olayda ise, "..." ibaresinin öne çıkarılması söz konusu olmadığı gibi, bilirkişi heyeti İngilizcede sağlamlık kelimesinin kısaltması olarak kullanılan ... ibaresinin davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen metal olamayan yapı ve inşaat malzemelerinin bulunduğu 19. sınıftaki mallar yönünden zayıf bir ayırt ediciliğinin bulunduğu yönünde tespitte bulunmuştur. Bu durumda, taraf markalarını oluşturan ibarelerin ayırt edicilikleri zayıf olup markalardaki küçük değişikliklerin dahi markaları ayırt edici kılacağının kabulü gerekmektedir. Her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği zayıf ya da tanımlayıcı ibareleri içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında başvuru kapsamında yer alan malların tamamı yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." ibaresinin zayıf ayırt ediciliği nedeniyle dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, dava konusu başvurunun, tüketicilerce bir bütün olarak algılanacağı ve bir bütün halinde redde mesnet markadan yeterince farklılaştığı kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/02/2024 tarih ve 2023/232 Esas - 2024/61 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-...YİDK’nun 08.03.2023 tarih ve 2023-M-2722 sayılı kararının iptaline,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10-TL karar ve ilam harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 235,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 310,00-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 6.045,00-TLyargılama giderine 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 6.404,80-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 01/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.