Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/82 E. 2026/68 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/82
Karar No
2026/68
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/82 - 2026/68 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/82 KARAR NO : 2026/68

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/04/2024 NUMARASI : 2022/451 E. - 2024/164 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1 - VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka Hakkında Kurum Kararlarının İptali ile Tescil Halinde Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve SInai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/04/2024 tarih ve 2022/451 E. - 2024/164 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekilince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı gerçek kişinin 2021/022703 sayılı "...", 2021/022013 sayılı "..." ve 2021/022015 sayılı "..." ibareli markaların 36, 39 ve 43. sınıflarda tescili başvurularına yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin tescilsiz kullanıma dayalı hak sahipliğinin olduğunu, davalının markalarının müvekkiline ait "..." ve "..." ibareli internet alan adını içerdiğini ve davalı başvurularının kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-12024, 2022-M-12450 ve 2022-M-12003 sayılı kararlarının iptalini, tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi vekili cevap dilekçesinde özetle, ... Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş A grubu seyahat acentesi olan müvekkilinin yaklaşık 10 yıldan beri ... ve civarında kiralık villa ve konaklama hizmeti verdiğini, bölgede "..." olarak tanındığını, bu hususta aldığı sertifikaların 2015 yılında alındığını ilk marka tescillerinin ise 2017 yılında yapıldığını, davacının eskiye dayalı hak sahipliği için yalnızca internet alan adına dayandığını, kanun'da arandığı şekilde ülkede yaygın, fasılasız ve ticari etki doğuracak kullanıma ilişkin delil sunamadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan en eski tarihli evrağın dahi müvekkilinin başvurularından sonraki bir tarihe ilişkin olduğunu, davacının internet alan adının ticari etki için yeterli bulunmadığını, davalının müvekkilinin bilinirliğinden menfaat elde etmeye çalıştığını, "..." alan adının dava dışı üçüncü şahıs tarafından kullanıldığını ve "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu 2021/022013, 2021/022015, 2021/022703 başvuru sayılı markaların başvuru tarihleri olan 11/02/2021-11/02/2021 ve 12/02/2021 tarihinden önce davacı tarafın "..." ibaresini, marka başvurularının kapsamındaki "36.Sınıf: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gümrük müşavirliği hizmetleri; 39. Sınıf: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri veya 43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri" bakımından pazarda varlığı gözlemlenebilecek şekilde fiziki veya sanal bir mağaza, yani bir satış/sunum noktası oluşturularak, sembolik olmayan/gerçek anlamda fiilen marka işlevi görecek şekilde veya ticari etki doğuracak şekilde alan adı, işletme adı veya ticaret ünvanı olarak fiilen kullanıldığına ve ayırt edicilik kazandırıldığına dair hiçbir delile rastlanmadığı, dolayısı ile davacının SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında eskiye dayalı kullanım koşullarının gerçekleşmediği yine davacının SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı ve kötü niyet koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 30/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun tebliği sonrasında bilirkişi heyetinin reddi talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira bilirkişinin tarafsızlığını yitirdiğini, mahkemece herhanigi ek bir değerlendirme yapılmadan ek bilirkişi eaporuna atıf ile davanın reddedildiğini, bilirkişi heyetinin müvekkilinin dayanmış olduğu internet alan adının kullanım tarihini doğru olarak tespit etmediğini, heyet tarafından müvekkilinin internet alan adını 21 Ocak 2021 ile 14 Eylül 2021 arasında herhangi bir zamanda kullanılmaya başladığı ancak tarihin tam olarak tespit edilemediği tespitinin yapıldığını, ancak raporun devamında çelişkiye neden olacak şekilde kullanımın 14/09/2021 tarihinde gerçekleştiği tespitinin yapıldığını, davalının marka başvurularının 11/02/2021 de yapılmış olup bu tespitin kendi iddialarını desteklediğini, bilirkişi incelenmesinde marka kullanımının alan adının fiilen kullanılmasına indirgendiğini, diğer kullanımların değerlendirme dışı bırakıldığını, müvekkili tarafından sunulan belgelerin kullanımı ispatladığını, bunlardan instagram görsellerinin dahi tek başına ispat kabiliyetine sahip olduğunu, müvekkilinin markasının hizmet markası olup, markanın farklı platformlarda farklı şekillerde kullanılmasının mümkün olduğunu, müvekkilinin dava konusu markasını alan adından başka, kiralama sözleşmelerinde, sosyal medya hesaplarında ve diğer mecralarda tanıtıp kullandığını, sosyal medyadaki kullanımın 6/3 eskiye dayalı kullanımı ispat ettiğini, bilirkişi heyetinin raporlarında yer verilen "davacının, itiraz ve dava aşamasında sunduğu Instagram paylaşımları/görsellerde, paylaşımın yapıldığı yılın hangi yıl olduğu bilgisinin bulunmadığı" şeklindeki değerlendirmenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tek ortağın müvekkili olduğu ... tarafından kullanılmasının SMK 9/3 maddesi kapsamında kendi kullanımı olarak kabulünün gerektiğini, müvekkili tarafından ibraz edilen geçerli sözleşmelerin değerlendirme dışı bırakıldığını, hizmet faturası ibraz edilmediği tespitinin doğru olmadığını, müvekkilinin "..." ibarelerini davalıdan çok daha önce marka, işletme adı, unvan ve alan adı olarak ticari etki doğuracak şekilde kullanmaya başladığını, markanın sektöre ilk defa müvekkil tarafından tanıtıldığını, davanın aynı zamanda unvan ve işletme adına da dayandığını, raporda işletme adı ya da unvanın değerlendirilmesi için fiziki bir mağaza ya da ofisin varlığı şartı aranmasının doğru olmadığını, günümüzde mal ve hizmetlerin büyük kısmının sanal mecralarda tanıtılmakta ve satılmakta olduğunu, müvekkilinin verdiği hizmetin sanal satış yollarına son derece uygun bulunduğunu, SMK 6. maddesi kapsamındaki değerlendirmenin aynı-aynı tür hizmetler seviyesinde değil, benzer hizmet seviyesinde yapılması gerektiğini, buna göre, 43. sınıf kapsamında kalan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri" ile geçici konaklama hizmetlerinin aynı/benzer olduğunu, .6/3 maddesi kapsamındaki gerçek hak sahipliği için markanın kullanılması ve makul şekilde tanıtılmasının yeterli bir durum teşkil ettiğini SMK m.6/3 hükmünde yalnızca işaret için hak elde etme ifadesi yer almakta olup, işaret ifadesinin marka ile sınırlı tutulmadığını, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün olduğunu, müvekkili tarafından sunulan sözleşmelerin ispat kabiliyeti hususunda bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilin alan adı, işletme adı, ticaret unvanı ve markası üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu ve davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE: Dava, marka hakkında kurum kararlarının iptali ile tescil halinde hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156/2maddesi, nihai nitelikteki ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarına karşı açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu hükmüne amir iken, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C maddesi dava süresini düzenlemektedir. Anılan hükümler uyarınca ilgililerin YİDK kararına karşı süresi içinde dava açması gerekmektedir. Davaların yığılması kenar başlıklı 6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi uyarınca davacının aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi mümkündür. Somut olayda davacı birden fazla YİDK kararına karşı tek bir dilekçe ile ve tek bir başvurma harcı ve peşin harç ödeyerek dava açmıştır. Esasen her bir YİDK kararının iptali talebi ayrı bir dava niteliğindedir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde yargı işlemlerinden bu Kanun'a bağlı (1). sayılı tarifede yazılı olanlarının yargı harçlarına tâbi olduğu hükmü getirilmiştir. Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarifede mahkeme harçları hukuk davalarında mahkemesine göre başvurma harcı ile konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda davanın değerine göre nispi harçlar olarak gösterilmiştir. Dava açılırken Harçlar Kanunu'nun 27. maddesi gereğince maktu başvurma harcının tamamı ve 28.a maddesi uyarınca değere göre alınması gereken nispi harcın 1/4'ünün peşin olarak yatırılması zorunludur. Yine Harçlar Kanunu'nun 27. maddesi (1) sayılı tarifede yazılı maktu harçların ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödeneceği ve harcın peşin veya süresinde ödenmemiş olması halinde müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı hükmünü içermektedir. Aynı Kanun'un 32. maddesi de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmayacağı düzenlemesini içermektedir. Başvuru harcı ile karar ve ilam harcına ilişkin açıklanan hükümler, 6100 sayılı HMK'nın 114/(2). fıkrasında, "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklindeki düzenleme gereğince dava şartı niteliğindedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, yukarıda açıklandığı üzere davalı tarafından 2021/022703, 2021/02213 ve 2021/022015 sayılı marka başvurularına yönelik itiraz sonucunda ... YİDK tarafından 2022-M-12024, 2022-M-12450 ve 2022-M-12003 sayılı kararların verildiği, davacının tek harç ödemek suretiyle aynı dava dilekçesi içinde bu üç kararın iptali ve markaların hükümsüzlüğünü istediği, anılan bu isteklerin her birinin ayrı bir dava niteliğinde olup Harçlar Kanunu gereğince ayrı harca tabi olduğu gözetilerek davacının ödemiş olduğu harcın hangi YİDK kararına yönelik olduğu sorularak eksik kalan iki ayrı harcı tamamlaması hususunda davacıya usulüne uygun süre verilmesi, bu süre içinde harcın tamamlanmaması halinde HMK'nın 150. maddesine göre anılan YİDK kararlarının iptali istemi yönünden dosyanın işlemden kaldırılması, davacı veya davalı tarafından harcın tamamlanması halinde ise yargılamaya devam edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması gerekirken bu husus gözetilmeden yargılama devam ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, özel kanunda dava şartı olarak düzenlenen yargı harçları tamamlanmadan karar verilmesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 01/04/2024 gün ve 2022/451 E. - 2024/164 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde anılan davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 08/10/2026 tarihinde HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/82, K. 2026/68, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-82-e-2026-68-k-48f228f600c0