Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/345 E. 2026/3 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/345
- Karar No
- 2026/3
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/345 KARAR NO : 2026/3
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2024 NUMARASI : 2021/393 - 2024/114 DAVACI : VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : VEKİLİ : Av. ... - DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/03/2024 tarih ve 2021/393 E. - 2024/114 Karar sayılı karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakla dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili Şirketin 1969 yılından buyana sürdürdüğü faaliyetlerinde "..." markasını kullandığını, 10/03/2020 tarih, 2020/29888 No.lu "..." markası için yaptığı başvurunun 27/03/2020 tarih 345 sayılı Marka Resmi Bülteninde yayımlandığını, davalı yanın 2004/03001 No.lu "...", 2018/86711 No.lu "...", 2018/86712 No.lu "..." ve 2019/52924 No.lu "... Soma + şekil" markalarına dayanarak "..." markasının 7. ve 37.mal ve hizmetler bakımından tescilinin uygun olmayacağı iddiasıyla itiraz ettiğini, müvekkili Şirketin marka başvurusunun kısmen reddedildiğini, müvekkilinin inşaat, iş makinesi ve madencilik sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, 1969 yılından bu yana faaliyetlerinde "..." markasını kullandığını, aynı alanda faaliyette bulunan davalı Şirketin "..." markasının müvekkil Şirket tarafından kullanıldığını bilmemesinin mümkün olmadığını, davalı Şirketin "..." markasını adına tescilinin kötüniyetli olduğunu, kötüniyetli tescil işleminin korunamayacağını, müvekkili Şirketin gerçek hak sahipliğinin korunması gerektiğini, "..." markasını 7. ve 37. Sınıftaki mal ve hizmetler bakımından da tescili gerektiğini ileri sürerek davalı Şirket adına 2018/86711 No.lu "...", 2018/86712 No.lu "..." markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı Şirketin 2020/29888 No.lu başvurusunun kısmen reddine ilişkin karara karşı yaptıkları itirazın, 2021-M-6766 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, davacı iddialarının dayanaksız olduğunu, davacı yanın tescil ettirmek istediği markanın, kendi markalarından doğan hakları ihlal ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, taraf markalarının açıkça benzer olduğunu, davacının bu tescil ile haksız rekabet ortamı yaratmak istediğini, davacının tescil ettirmek istediği marka kapsamında, kendi markaları ile çakışan mal ve hizmetlerin yer aldığını, kendilerinin uzun yıllardır bu markayı kullandığını, 1998 yılından bu yana...Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösterdiklerini, 2001 yılından itibaren de yurtdışında faaliyetlere başladıklarını, karayolu taşımacılık faaliyetlerinde uzun yıllardır hizmet ettiklerini, yaklaşık 30 yıldır kesintisiz olarak römork, yarı römork, araç üstü ekipmanları tasarımı, imalatı ve ihracatı alanlarında faaliyet gösterdiklerini, “..."” markasının sektörde bilinen bir marka olduğunu, taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiklerini, davacı Şirketin inşaat, iş makineleri ve madencilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, sektörü dışında markasını tescil ettirmeye çalışmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, uzun yıllardır kullandığını iddia ettiği markanın daha önce tescil ettirilmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kendilerinin “...” markasını ilk olarak 1999 yılında tescil ettirdiğini, davacı yanın kendi faaliyet alanı dışında gerçekleştirmeye çalıştığı tescilin kötü niyetli olduğunu, davacının 07 ve 37. Sınıf mal ve hizmetlerde faaliyetlerinin bulunmadığını, kendi markalarının 06, 07, 12. Sınıf mallarda uzun zamandır kullanıldığını ve kazanılmış hakkı bulunduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacı şirketin yöntemine uygun düzenlenen, delil olarak incelenmeye elverişli ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, 2004 ila 2018 yılları arasında ana faaliyetinin % 83 ila % 85 oranında inşaat, yol ve asfalt yapım işleri, arta kalan faaliyet alanının ise iş makinesi, kurulan tesislerin kiralanmasına ilişkin olduğu, kesilen faturaların iş makinelerinin kiralanması ve ikinci el satışıyla ilgili olduğunun tespit edildiği, davacı Şirketin inşaat/yol projelendirme ve asfalt işlerine yönelik faaliyetlerinin çok eskiye dayandığı, uzun yıllar bu alanda faaliyet gösterdiği, birçok yol çalışmasında yüklenici olarak görev aldığı, bu faaliyetlerinde "..." markasını aktif olarak kullandığı, uzun yıllar “inşaat makinelerinin kiralanması” yönünde de ciddi ve süreklilik arz eden kullanımının bulunduğu, iş makinelerinin kiralanmasına yönelik hizmetleri bakımından gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu kabule yeterli olduğu, ancak doğrudan doğruya iş makinelerinin alım satımı faaliyeti ile iştigal etmediği, daha ziyade mülkiyeti kendisine ait olan iş makinelerinin, zaman içerisinde değişen ihtiyaçlara yönelik olarak elden çıkartılması amaçlı satışların yapıldığı, davacının “...” markası adı altında doğrudan doğruya bir alım – satım faaliyeti bulunmadığı gibi makine üreticisi de olmadığı, farklı markalar altında satın aldığı iş makineleri üzerine kendi markasını taşıyan etiket/tanıtıcı logoları yerleştirmesinin, tüketici nezdinde reklam amaçlı olarak algılanacağı, davacı yanın 2000’li yılların başından itibaren aktif olarak asfalt plent tesisi işlettiği, asfalt ürünü satışı yaptığı, temel faaliyet alanın inşaat ve proje mühendisliği hizmetleri, iş makinelerinin kiralanması, asfalt üretim ve satışı alanında olduğu, davacının faaliyetlerinin 37. sınıfta yer alan “İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri”, 42. sınıfta “mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri” bakımından örtüştüğü, davacının itiraza mesnet markası ile çekişmeye konu edilen ve hükümsüzlüğüne karar verilmesi istenilen davalı markaları arasında sesçil benzerlik bulunduğu, uyuşmazlık konusu inşaat makineleri, inşaat hizmetleri ile ilgili tüketicilerin nitelik ve dikkat düzeyi yüksek dahi olsa da ilgili markaların birbirlerinden ayırt edilmesinin mümkün olmadığı, davacının başvuru tarihi itibariyle davalının 2018/86711 ve 2018/86712 sayılı "..." markalarının 37.sınıfta ve 42.sınıfta yer alan hizmetler bakımından gerçek hak sahipliğinin SMK'nin 6/3.maddesi uyarınca kanıtladığı gerekçesiyle bu mal ve hizmetler bakımından davanın kabulüne, 07. sınıf mallar bakımından da koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine yönelik hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesi ve yargılama sırasında ileri sürdüğü hususları yineleyerek "..." markasının sektörde meşhur ve maruf hale getirildiği, öncelikli ve üstün hakkının bulunduğu, markanın 7.sınıf bakımından da hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davanın kısmen reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
GEREKÇE: Dava, marka hükümsüzlüğünün tespiti ve sicilden terkini istemine ilişkin olup davanın kısmen kabulü kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nin 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle davacı Şirketin inşaat /yol projelendirme ve asfalt işlerine yönelik faaliyetleri ile iş makinalarının kiralanması işi ile çok uzun yıllar iştigal ettiği, zaman içerisinde değişen ihtiyaçlara yönelik olarak elden çıkarma amaçlı satışların doğrudan alım satım faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceği, daa inşaat, yol projelerinde yüklenici olarak görev aldığı, bu faaliyetlerinde "..." markasını aktif olarak kullandığı, temelde faaliyet alanının "inşaat ve proje mühendisliği hizmetleri", "iş makinelerinin kiralanması", "asfalt üretim ve satışı" alanında olduğu, bu faaliyet alanları itibariyle hükümsüzlük talebine konu edilen dava konusu markalar kapsamında 37.sınıfta yer alan "inşaat hizmetleri, inşaat araç ve gereçleri ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri", 42.sınıfta "mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri bakımından" örtüştüğü, diğer taraftan taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin bulunduğu, her ne kadar ortalama tüketicinin iltibasa düşme olasılığının bulunduğu, her iki markayı en azından iktisadi veya idari olarak ilişkilendirebileceği, SMK'nin 6/1.maddesi kapsamında karıştırılmaya yol açacağı, davacı yanın gerek 37. gerekse 42.sınıfta düzenlenen hizmetler bakımından davacının önceye dayalı üstün ve gerçek hak sahipliğinin bulunduğu, her iki hizmet alanının birbirlerini tamamlayan , biri olmadan diğerinin tamamlanması mümkün olmayan faaliyetler içerdiği, davacının SMK'nin 6/3.maddesi kapsamında hak sahibi olduğu benimsenerek davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının bu yöne değinen istinaf nedenleri yerinde değildir. 2-Kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gereken hususlar bakımından yapılan istinaf incelemesine gelince hükmün kuruluş biçimi bakımından aynı isabetin sağlandığı söylenemez. Bilindiği üzere bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanun'unda ve bu Kanun'a bağlı (1) sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar - ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. Anılan Kanun'un 27. maddesinde "(1) sayılı Tarifede yazılı maktu harçların, ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödeneceği, mükerrer 138/2.maddesinde ise, her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan maktu harçların o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılacağı hükümlerine yer verilmiştir. Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harç olup dava açılırken başlangıçta ödenir, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1.maddesinde düzenlenen bu harç, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin olup sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı açıktır. Karar ve ilam harcı ise "nispi ve maktu" olmak üzere ikiyi ayrılmaktadır. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilirken hüküm altına alınan çekişme konusunun dava tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesinde karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin, geri kalanının da kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği hükme bağlanmıştır. Peşin olarak ödenecek dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğunun tespit edilmesi halinde de eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). Bu durumda "dava açılmakla işlem tamamlandığından" o tarihte yürürlükte bulunan Tarifede belirlenen tutarın başvuru harcı olarak peşin alınması, karar ve ilam harcında ise karar tarihinde yürürlükte bulunan maktu harç esas alınarak ve gerektiğinde eksik kalan tutarın tamamlatılarak alınması gerekir. Yukarıda açıklanan Kanun düzenlemeleri ve ilkeler doğrultusunda yapılan değerlendirmede, dava açılırken peşin ödenen maktu karar ve ilam harcının, yargılama sırasında yürürlüğe giren Tarife ile artırılması halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. Maddesi ve mükerrer madde 138/2. hükümleri uyarınca eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken dava açılışında alınan "peşin maktu karar ilam harcın yeterli olduğu, yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel harca tamamlanmasının mülkiyet hakkı ihlali olacağı gerekçesiyle yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesinin isabetsiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hâl böyle olunca harca yönelik düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduğu, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, anılan hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği gözetilerek HMK'nin 353/1-b-2.maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Yukarıda (2) No.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/03/2024 tarih ve 2021/393 Esas - 2024/114 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın kısmen KABUL ve kısmen REDDİNE, Davaya konu edilen 2018/86711 sayılı "..." ve 2018/86712 sayılı "..." davalı markalarının 37.sınıfta yer alan “İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri”, 42.sınıfta yer alan “Mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri” bakımından davacının gerçek hak sahibi olduğu, SMK'nin 6/3.maddesi koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, bu mal ve hizmetler bakımından markaların SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümleri gereğince belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümleri gereğince belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece Mahkemesinde yapılan 4.500,00-TL bilirkişi ücreti, 113,00 -TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 340,00-TL tebligat gideri ve posta masrafından oluşan toplam 4.953,00 -TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 2.476,50 -TL'ye 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.595,10 -TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından ilk derece Mahkemesi ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), 10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/10/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...