Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1775 E. 2026/1644 K. – Davalı Şirkete
Konu: Davalı Şirkete Kayyım Atanması
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1775
- Karar No
- 2026/1644
- Karar Tarihi
- Konu
- Davalı Şirkete Kayyım Atanması
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1775
KARAR NO: 2026/1644
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 05.06.2026
NUMARASI: 2026/1480 Esas
DAVA: Davalı Şirkete kayyım Atanması
Taraflar arasındaki davalı şirkete kayyım atanması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında 05.06.2026 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir ve haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteyen davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 36. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/376 E. sayılı dosyasında şirket hisselerinin muvazaalı olarak devredilmesi nedeniyle ihtiyati haciz kararı alındığını, ancak davalı firma yetkilisi ve borçlular, malları kaçırmaya ve şirketin 100.000.000 TL'den fazla olan taşınır ve taşınmazını satmaya başladıklarından davalı şirketin tüm taşınır ve taşınmazlarına ihtiyati tedbir konulması gerektiğini, davalı şirketin borcun doğumundan sonra ...'da bulunan ... ada ... parsel ve ...'de bulunan ... ada ... parsel ... numaralı bağımsız bölümü sattığın ve bu taşınmazlara ihtiyati tedbir ve satılamaz şerhi konması gerektiğini, davalı şirketin dava sonunda tespit edilecek gerçekler doğrultusunda haksız eylemleri nedeniyle TTK'nın 161.maddesi çerçevesinde, davalı ...'ın şirketi temsil ve idare yetkisinin tamamen kaldırılması ve bu yetkilerin davacı şirket yetkilisine geçici olarak verilmesi veya şirketin idaresi için tarafsız bir kayyım atanması gerektiğini, ... ile davalılar ... A.Ş., ... ve Özel ... Koşuyolu A.Ş. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine İstanbul... İcra Müdürlüğünün... Esas ve 2018/28474 Esas sayılı dosyalarında başlatılan takiplerin kesinleştiğini, müvekkilinin bu takipteki alacakları temlik aldığını, borçluların davalı şirketin hisselerine önce davalı ...'ın kardeşi olan ...''a, oradan da davalı ...'a alacaklılardan mal kaçırmak maksadıyla, genel kredi sözleşmesinden sonra muvazaalı olarak devir ettiklerini, bu devirle sınırlı kalmamak kaydıyla, davalı borçlular kendilerinde bulunan nakitleri de diğer davalı .... Şti ve davalı ...'a gönderdiklerini, banka kayıtlarının incelenmesinde taraflar arasında onlarca para transferi bulunduğunun anlaşılacağını ve bu durumun İstanbul Anadolu 36. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/376 Esas sayılı dosyasında tespit edildiğini, davalı şirketin 14.03.2007 tarihinde diğer davalılar ... (aynı zamanda dava dışı ... A.Ş.nin sahibidir) ve ... tarafından %51-%49 ortaklık şeklinde kurulduğunu, 17.03.2017 tarihinde ...'in paylarını ... ve ...'a devrederek hissedarlıktan ayrıldığını ve 10 yıllığına ... şirket müdürü olduğunu, bu devrin muvazaalı olduğunu, nitekim 22.05.2018 tarihinde davalı ... tüm paylarını Muharrem'e devrettiğini, davalı şirketin esasında ... ve ... isimlerinin başharflari ile kurulduğunu, ... A.Ş.'nin borçlarını ödememek ve davalıların mal varlığını kaçırmak için bu davaya konu hisselerin muvazaalı olarak ....Şti.ne satarak devretmiş göstermesine ilişkin tüm planların bu kişilerce yapıldığını, ... ve ... sahibi olduğu ... A.Ş'ye ait olan tüm projelerini davalı şirkete devir ettiklerini, akabinde davalıların ... Şirketine ait kar payını ... Firması üzerinden aldıklarını, İstanbul Anadolu 36. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/376 E. sayılı dosyasında yapılan isticvapta davalı ...'ın muvazaalı işlemlerin tarafı olduğunu ikrar ettiğini, davalı şirketin gerçek sahibi ile görünürdeki sahibi arasındaki ilişkinin isticvabla ortaya çıktığını, davalı ... düzenli olarak davalı ...'e hesap verdiğinin belirlendiğini, taraflar arasındaki yazışmalardan da bu durumun anlaşılacağını, borçluların takipte kesinleşen miktarda mal varlığının bulunmadığını, davalıların tüm malvarlıklarını ...'ın tek hissedar olduğu ....Şti'ne bedelsiz olarak devir ettiğinin tespit edildiğini, borçluların mal kaçırmayı meslek haline getirdiğini ve davalı şirketin 100.000.000 TL'den fazla olan mal varlığını elden çıkarmaya çalıştığını, İstanbul Anadolu 36.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/376 Esas sayılı dosyasında şirket hisseleri üzerine ihtiyati haciz kararının 27.10.2025 tarihinde verildiğini ve bu kararın sadece şirket hisseleri üzerine uygulandığını, davalı şirketin borcun doğumundan sonra ... ve ... ilçelerinde bulunan iki adet taşınmazı sattığını, şirket aktiflerini sebepsiz yere satarak uhdesine para geçiren kişinin şirketi temsil yetkisinin bulunmadığının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1552 E., 2021/1980 K., sayılı kararında kabul edildiğini, hisse devri iptali, fesih ve tasfiye davası açıldığı tarihte davalı şirketi temsile yetkili organ bulunmadığından temsil kayyımı atanması gerektiğini, davalı şirketin hangi mal varlığını kaçırdığı hali hazırda tespit edilemediğini yapılan sorguda belirtilen iki adet taşınmazın satıldığının belirlendiğini, vesayet hukuku çerçevesinde TMK'nın 426 ve 427.maddeleri gereğince atanan kayyım ile şirket tüzel kişiliğine kayyım atanmasının farklı müesseseler olduğunu, burada şirket organlarının işlemezliği ve temsil/ yönetim krizi olması nedeniyle ticaret mahkemesince kayyıma atanması gerektiğini, davalı şirket hakkında devam eden pay devri iptali davası nazara alındığında kayyım atanması talebinin yerinde olduğunu, müvekkilinin alacağını tahsil için İstanbul Anadolu 36. AHM'nin 2025/376 E. sayılı dosyasında açtığı davada sonuca ulaşılması için ölçülü bir önlem olarak şirkete bağımsız kayyım atanması gerektiğini, atanacak kayyımın öncelikle şirketin aktiflerini koruması gerektiğini ileri sürerek, davalı şirketin sattığı yukarıda .bilgisi verilen iki adet taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek taşınmazların satılmasının önlenmesine, davalı şirketin mallarının kaçırılmaması için müvekkilinin alacaklı olduğu İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyadan dosya alacağımızı karşılar miktarda taşınmazları olan ... .... ada ... parsel .... nolu bağımsız bölüm ile ... ilçesi ... Mah. .... ada .... parselin ve davalı şirketin diğer mallarına satılamaz şerhi konulmasına, davalı şirketin dava sonunda tespit edilecek gerçekler doğrultusunda haksız eylemleri nedeniyle TTK'nın 161 çerçevesinde davalı ...'ın şirketi temsil ve idare yetkisinin kaldırılması ve bu yetkilerin ....'a geçici olarak verilmesine, yada şirketi idare ve temsile edecek tarafsız bir kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davalıların cevap dilekçesi ve delilleri beklenmeden ihtiyati tedbir talebi hakkında karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, davacı vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 05.06.2026 tarihli ara kararla; "...Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan irdeleme sonunda davanın niteliği, tedbir talebinin ileri sürülüş biçiminden de açıkça anlaşıldığı gibi talebe konu unsurların dava konusu olmaması ihtiyati hacze ilişkin ve ihtiyati tedbire ilişkin yasal düzenlemeler, İİK Madde 257 düzenlemesinde ihtiyati haciz için ön görülen şartlar ve bunların varid olmasına ilişkin yakın ispat kuralları; tedbir talebinin ileri sürülüş biçiminden de açıkça anlaşıldığı gibi talebe konu unsurların dava konusu olmaması ihtiyati hacze ilişkin ve ihtiyati tedbire ilişkin yasal düzenlemeler, yakın ispata ilişkin kurallar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde hem ihtiyati haciz ve hem de ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleşmediği ..." gerekçesiyle, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Davalı şirketin yaptığı usulsüz devirler hakkında, İstanbul Anadolu 36. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/376 Esas sayılı dosyasında şirket hisselerinin muvazaalı olarak devredilmesi nedeniyle şirket hisseleri üzerine ihtiyati haciz kararı verildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda, davalı şahısların mal kaçırmak amacıyla hisse senetlerini devrettiğinin tespit edildiğini, uygulamada davalı şirket yetkilisi ile borçluların, şirket mallarını kaçırması ve şirketi borçlandırmasına karşı, şirket hisseleri haricinde şirkete bir kayyım atanmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bir bilirkişi raporu, ihtiyati haciz kararına ve kesinleşmiş alacağa rağmen yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin davalı şirkete kayyım atanmasına dair talebin değerlendirmeden, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, 16.06.2026 tarihli bilirkişi raporunda davalıların bedelsiz olarak şirketlerini birbirine muvazaalı olarak devrettiğinin tespit edildiğini, borçluların mal kaçırmayı meslek haline getirdiklerini ve şirketin hali hazırdaki 100.000.000 TL'den fazla mal varlığını elden çıkarılma tehlikesi bulunduğunu, İstanbul Anadolu 36.Asliye Hukuk Mahkemesi 2025/376 Esas sayılı dosyasında şirket hisseleri üzerine ihtiyati haciz kararının 27.10.2025 tarihinde verilmiş ve işbu ihtiyati haciz kararın sadece şirket hisseleri üzerine uygulandığını, bu tehlikeyi bertaraf etmenin tek yolunun şirkete kayyım atanmasına dair ihtiyati tedbir talebinin kabulü olduğunu, şirket aktiflerini sebepsiz yere satarak uhdesine para geçiren kişilerin şirketi temsil etmesinin mümkün olmadığının bir çok Yargıtay kararı ile belirlendiğini, hisse devri iptali, fesih ve tasfiye davası açıldığı tarihte davalı şirketi temsile yetkili organ bulunmadığından şirkete temsil kayyımı atanması gerektiğini, Yargıtay’a göre şirketin varlığını ve faaliyetini tehlikeye atan derhal müdahale gerektiren olgular mevcutsa, kayyım ataması ihtiyati tedbir niteliğinde ve süreli/amaçla sınırlı olarak yapılabileceğini, sulh hukuk mahkemesince atanan temsil kayyımı ile şirket tüzel kişiliğine kayyım atanmasının bir birinden farklı olduğunu, davalı şirket aleyhine devam eden hisse devrinin iptali davası nazara alındığında bu davadaki kayyım talebinin yerinde olduğunu, alacağın tahsilini sağlamak için İstanbul Anadolu 36. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/376 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davanın esası beklenirken şirketin faaliyetinin durmaması ve şirket değerinin erimemesi için, ölçülü bir önlem olarak bağımsız kayyım atanması gerektiğini, burada kayyımın şirketi devralmayacağını, yalnızca temel ve zorunlu işlemleri yapacağını, yüksek meblağlı veya olağanüstü tasarruflar için mahkemeden izni alacağını, atanacak kayyımın şirketin aktiflerini korumak üzere görev yapacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve talep edilen kayyım ve diğer ihtiyati tedbirlerin kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafından temlik alınan banka alacağının takip edildiği İstanbul Anadolu... ve ... Esas sayılı dosyasındaki alacakların tahsil edilememesi ve davalı şirketin paylarının davalılarca muvazaalı olarak devrinin iptali için İstanbul Anadolu 36.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/376 Esas sayılı dosyasındaki tasarrufun iptali davasının sonuçlandırılması, alacağın tahsilini temin için davalı şirkete kayyım atanması, şirketin belirtilen mal varlığına ihtiyati tedbir konulması ve ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 36. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/376 Esas sayılı dosyasında şirket hisselerinin muvazaalı olarak devredilmesi nedeniyle açılan tasarrufun iptali davasında alınan ihtiyati haciz kararının sadece şirket paylarına uygulandığını, ancak şirketin yöneticilerinin mal kaçırmayı meslek haline getirmeleri nedeniyle şirketin hali hazırdaki yaklaşık 100.000.000 TL mal varlığını da elden çıkarabileceklerini, bu kapsamda şirkete ait ... ve ... ilçelerindeki iki adet taşınmazın satıldığını, şirket müdürünün, şirket aktiflerini azaltıcı işlemleri nedeniyle davalı ...'ın şirketi temsil ve idare yetkisinin tamamen kaldırılması ve bu yetkilerin davacı şirket yetkilisine geçici olarak verilmesi veya şirketin idaresi için tarafsız bir kayyım atanması gerektiğini, ayrıca alacağın tahsili için şirketin mal varlığına ve belirtilen taşınmazlarına ihtiyati tedbir konulmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamalardan, esasında davacının dava dışı bankadan temlik aldığı ve İstanbul....İcra Müdürlüğündeki iki ayrı dosyada takibe konu edilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı tahsile çalıştığı, ancak davalı şirketin paylarının usulsuz devri nedeniyle İstanbul Anadolu 36. Asliye Hukuk mahkemesinin 2025/376 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, bu davada şirketin paylarına ihtiyati haciz uygulandığı, ancak şirketi yöneten kişilerin mal varlığını eksiltmeye çalışmaları nedeniyle yöneticinin temsil yetkisinin kısıtlanarak, şirketin mal varlığının korunması için şirkete kayyım atanması gerektiği ileri sürülmektedir.
Ayrıca şirketin açılan davada temsili için de şirkete temsil kayyımı atanması gerektiği ve TMK'nın 427 ve devamı maddesindeki kayyım ile atanması istenilen yönetim kayyımının farklı olduğu da dilekçede açıklanmıştır. Öncelikle, bir davada şirketin organsız kaldığı veya o davada temsil sorunu bulunmasının anlaşılması halinde, davaya bakan mahkemece bu davada temsil edilmek üzere şirkete temsil kayyımı atanması mümkündür. Bu durumda tasarrufun iptali davasına bakan mahkemenin temsilde bir sıkıntı belirlemesi halinde, bu davada şirketi temsile yetkili bir temsilci ataması için gerekli işlemleri yapması mümkündür.
Bu davadaki asıl talep şirkete kayyım atanmasıdır. Davacı, davalı şirketin alacaklısı olarak, şirketin mal varlığının korunması ve şirketin aktiflerinin eksiltilmeden korunması için şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir. Dava dilekçesinde emsal olarak gösterilen kararlar şirketler hukukundan kaynaklanan azil davasına ilişkindir. Davalı şirketin organsız kaldığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Şirketin kendi seçtiği yetkili temsilcileri eliyle yönetilmesi asıldır. Aksi halde alacak davalarında, alacağın tahsilini sağlamak amacıyla her türlü alacak ve tazminat davasında ayrıca davalı şirketin mal varlığının korunması için davalı şirketlere kayyım atanması gerekecektir. Bu şekildeki bir uygulama ihtiyati tedbirin sadece davanın konusu hakkında uygulanabileceğine ilişkin HMK'nın 389.maddesine aykırıdır.
Davacının bir alacağının bulunduğunun kanıtlanması halinde bu alacağın tahsili için ihtiyati haciz talep edilmesi mümkündür. Ancak eldeki davaya konu iki adet icra dosyasındaki alacak kesinleştiğinden, ihtiyati haciz yerine kesin haciz uygulanabilir. Şirketin taşınmazlarına, borçları için ihtiyati haciz konulması mümkün olmayıp, ihtiyati haciz konusu para olan alacaklar için talep edilebilirken, ihtiyati tedbir dava konusu hakkında verilebilir. Bu açıdan davalı şirketin dava konusu olmayan taşınır ve taşınmazlarına, davacının bu davaya konu olmayan ve başka takip dosyalarında mevcut olan alacakları için ihtiyati tedbir konulamaz. Bu nedenle mahkemenin gerekçesindeki geçici hukuki koruma tedbirinin dava konusu olması ve yaklaşık ispata ilişkin ibarelerde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
İstinaf başvurusunda sözü edilen Yargıtal 11. Hukuk dairesinin 2018/365 Esas, 2019/3074 Karar sayılı ilamının şirket ortağının açtığı pay defterinin usulsüzlüğüne ilişkin olduğu, 2022/4245-E. 2024/331 K.sayılı ilamın şirket ortağının açtığı fesih ve tasfiye davasına ilişkin olduğu, yukarıda belirtildiği gibi hisse devrinin iptali için açılan davada şirketin temsilinde bir sorun olması halinde mahkemece her zaman TMK'nnı 426 ve 427.maddelerine göre davada temsilin sağlanması için temsilci atanabileceği, davacının alacağının veya muvazaa iddiasının yargılama konusu yapıldığı asliye hukuk mahkemesinde alacağın kanıtlanması ve diğer koşulların oluşması halinde mahkemece her zaman talep üzerine geçici hukuki koruma kararları hakkında karar verilebileceği, bağımsız açılan alacak davasında bu hususların değerlendirilmesi mümkünken yeniden başka bir mahkemede dava açılarak geçici hukuki koruma talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, şirkete kayyım atanması için gerekli olan hiç bir hususun yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmelidir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir ve haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1, 39103 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.09.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 30.09.2026