Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1137 E. 2026/1342 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1137
- Karar No
- 2026/1342
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/1137 Esas 2026/1342 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1137 KARAR NO : 2026/1342
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/05/2026 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/1326 Esas İHTİYATİ HACİZ TALEP : İhtiyati Haciz TALEP TARİHİ : 09/04/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati haciz talebi üzerine ara kararda yazılı gerekçeyle talebin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP İhtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalının konkordato projesinin tasdik talebinin kabulüne karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, kayyım tarafından projeye dahil tüm alacaklara ödeme yapıldığını, davalının kötüniyetli olarak konkordato oylamasında konkordato tasdikini sağlayacak alacak ve alacaklı çoğunluğunu projesine ve alacak nisabına dahil ettiğini, davalının adına kayıtlı 94 adet taşınmazın satışı suretiyle konkordato projesini gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini, taşınmazların 36 tanesinin satıldığını, davalının mal varlığını elinden çıkardığını, müvekkilinin davalıdan olan alacaklarının konkordato projesine dahil edilmediğini, konkordato tasdik kararı veren mahkemenin çekişmeli alacağa isabet eden tutar için pay ayrılması taleplerini reddettiğini, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalının mal varlığını azalttığını, alacağın tahsil imkanının tamamen kaybolabileceğini belirterek davaya konu (toplam 68.300.436,44 TL) alacağın tahsilini teminen davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; talebin yargılamayı gerektirdiği, davacının alacak talebinin konkordato aşamasında kabul edilmediği, alacağın varlığının ve miktarının bilirkişi incelemesi ve yargılama sonucunda ortaya çıkabileceği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1301 Esas sayılı dosyasından davalı hakkında konkordato davası açılmış olup bu dosyadan verilen 12.09.2025 tarihli kararda, ... T.C. Kimlik Numaralı davacı ...'ün konkordato projesinin tasdik talebinin kabulüne, adi alacaklılar yönünden borçların tamamının ilk taksidin tasdik karar tarihi olan 12/09/2025 tarihinden itibaren 3 ay sonra, ikinci taksidin tasdik karar tarihinden itibaren 6 ay sonra olmak üzere iki eşit taksitle bu davacı tarafından alacaklılara ödenmesine, rehinli alacaklılar yönünden açılan konkordato tasdik talebinin reddine karar verildiğini, dava kapsamında müvekkilinin davalıdan olan alacakları konkordato projesine dahil edilmemiş olup bu kararın usulsüzlüğü ve konkordato tasdik kararının yerinde olmaması sebebiyle karara karşı üst mahkemeye itiraz yoluna başvurulduğunu, itiraz neticesinde, konkordato tasdik kararının Yargıtay'ca bozulduğunu, konkordato davasına ilişkin kararın bozulması ile birlikte davalıya karşı işbu dava ile ileri sürülen talep hakkındaki haklılığının ortaya konulduğunu, davalı ...'ün, kötüniyetli olarak, yalnız konkordato oylamasından konkordato tasdikini sağlayacak alacak ve alacaklı çoğunluğunu projesine ve alacak nisabına dahil ettiğini, mahkeme tarafından beyan edilen borçların tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yapılmadığını, incelemeden geçmeyen alacaklılar sayesinde konkordato projesinin kabulü yönünde karar aldırdığını, kefaletten kaynaklı tüm risklerinin, projeye dahil edilmiş olması halinde, borca batıklık gerekçesiyle mahkemece konkordato tasdik talebinin reddine karar verileceğini, bu risklerin projeye dahil edilememiş olması halinde ise ...'ün borca batık olmadığı gerekçesiyle konkordatonun reddine karar verilmesi gerektiğini ifade ettiklerini, davalı ...'ün iflasına karar verilen şirketler dışında herhangi bir ticari faaliyeti bulunmamakta olup konkordato projesini, adına kayıtlı 94 adet taşınmazın satışı suretiyle gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini, bu taşınmazlardan nitelikli olan ve yaklaşış 36 tanesi tasdik kararı sonrasında satıldığını, borçlunun hızlıca mal varlıklarını elinden çıkardığını, taşınmaz satış tutarlarının hiçbir denetime tabi olmaksızın borçlu tarafından serbestçe belirlendiğini, alacaklıların aleyhine mal varlığını eksiltip eksiltmediğinin bilinmediğini, kayyum tarafından Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1301 Esas sayılı konkordato davasına sunulan 23.03.2026 tarihli raporda, yalnız 30 kadar taşınmazın satışı suretiyle, projeye dahil tüm alacaklılara ödeme yapıldığını, projede yer alan herhangi bir alacaklı tarafından ödemeler noktasında itiraz bulunmadığının ifade edildiğini, konkordato davası sürecinde, açıkça davalı borçlunun kötü niyetle hareket etmekte olduğunun gözlemlendiğini, sebeple mahkemeden ihtiyati haciz talep edildiğini, ancak bu taleplerinin yersiz gerekçelerle reddedildiğini, mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararının gerekçesinde, bilirkişi incelemesi yapılarak yargılama yapılması gerektiği ifade edilerek yaklaşık ispat çok kesin ispat arandığının anlaşıldığını, bu durumun, ihtiyati haciz müessesinin özüne ve ruhuna aykırı olduğunu, bankacılık uygulamaları kapsamında, davalının kendi şirketlerine kefil olmamasının çok istisnai bir durum olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sunulan cevap dilekçesi ve dilekçe ekinde ibraz edilen kefalet sözleşmelerinde, davalının imzası mevcut olup davalı tarafından herhangi bir imza inkarının söz konusu olmadığını, ne genel kredi sözleşmeleri nezdinde herhangi bir imza inkarının bulunulmadığını, ne de icra takibe konu edilen senede yönelik herhangi bir inkar ve itirazda bulunulmadığını, müvekkilinin alacağı, iflasına karar verilen şirketlerin bilançolarında kayıtlı olup halihazırda ödenmediğini, davalının kefalet sözleşmelerindeki imzalarının da ortada olduğunu, hal böyle iken davalı nezdinde müvekkilinin alacağının mevcudiyetinde herhangi bir tereddüt bulunmadığını, mevcut takiplerin müvekkili banka alacağının varlığı yaklaşık ispattan çok daha ilerisine taşımakta olmasına karşın, mahkemece kabul edilmediğini, mahkemenin verdiği bu karar ve diğer tüm karar neticesinde, müvekkili banka alacağı tahsilinin tamamen imkansız hale geldiğini, müvekkilinin alacağının varlığı, miktarı ve muacceliyeti dosyaya sunulan belgelerle en azından yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konmakta olup, herhangi bir ticari faaliyeti bulunmayan davalı tarafından, yapılan ve yapılacak taşınmaz satış işlemleri neticesinde, davalının malvarlığını azaltacağı ve bu durumun müvekkili aleyhine telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağını, alacağın tahsil imkanının tamamen kaybolmaması için tek hukuki yolun ihtiyati haciz müessesesi olduğunu, bu talebin reddinin ve gerekçesinin hukuksuz olup karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, talebin kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; İİK’nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İhtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nun 257. maddesi, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın 258. maddesi gereğince alacaklının, alacağının varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacaktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarına göre ihtiyati haciz kararı verilmesinde mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmadığı, yaklaşık ispat ölçülerinde ispatın yeterli olacağı belirtilmiştir (26/02/2014 tarihli 2013/16354 esas 2014/3605 karar sayılı emsal içtihadı). Buna göre, talep konusu para borcunun muaccel olması, rehinle temin edilmemiş olması ve alacağın varlığının yaklaşık ispat ölçüsünde ispatı gerekli ve yeterli olup, başkaca koşul öngörülmemiştir. Somut olayda, talep dışı ... ... A.Ş. ile ihtiyati haciz talep eden banka arasında 07/03/2023 tarihli 90.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, karşı taraf borçlunun aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla, müteselsil kefalet ve hesap rehni sözleşmesinde imzasının bulunduğu görülmüştür. İhtiyati haciz talep eden banka tarafından talep dışı asıl borçlu şirket ile karşı taraf davalı kefile gönderilen 15/12/2023 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile, 19.192.796,16 TL nakit alacağın 2 gün içinde ödenmesi, 69.648.285,00 TL gayrinakit alacağın 2 gün içinde depo edilmesi ihtar edilmiştir. Anılan ihtarnamenin talep dışı asıl borçluya ve karşı taraf davalı kefile tebliğine ilişkin evraklar ise dosyaya sunulmamıştır. Karşı taraf davalı müteselsil kefil yönünden genel kredi sözleşmesi tarihi ve talep tarihi dikkate alındığında TBK'nun 586. maddesinin uygulanması gerekir. Anılan maddenin 1.fıkrası; "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmünü içermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih ve 2016/12120 Esas 2016/8556 Karar sayılı emsal içtihadında da "... borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir..." denilmiştir. Tüm bu hal, kuşkusuz ki kefil yönünden de alacağın muaccel olması durumunda geçerlidir. TBK'nun 590/3. maddesi "Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar" düzenlenmesini içermektedir. İhtiyati haciz talep eden bankanın kredi hesabını kat ettikten sonra talep dışı asıl borçlu ve karşı taraf müteselsil kefile tebliğden itibaren 2 gün süre vermek suretiyle alacağının tahsilini/depo edilmesini isteyen ihtar gönderdiği anlaşılmış ise de, bu ihtarın talep dışı asıl borçlu ile karşı taraf davalı kefile tebliğ evrakları sunulmamıştır. Bu durumda TBK'nun 586/1 maddesi uyarınca asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin davacı tarafından sunulan belgelerden anlaşılamadığı, bu aşamada dosyaya sunulan belgelerden ihtiyati haciz talep eden bankanın karşı taraf kefile başvuru koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği gözetilerek mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde sonucu itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi yönündeki kararında sonucu itibarıyla bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati haciz talep eden davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından karşı taraf davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 09/10/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.