Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1176 E. 2026/1288 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1176
Karar No
2026/1288
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/1176 Esas 2026/1288 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1176 KARAR NO : 2026/1288 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2026 NUMARASI : 2026/11 Esas 2026/288 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/01/2026 KARAR TARİHİ : 30/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmenin denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, kullandırılan krediler kapsamında yapılan hesaplama ve kredi faiz oranı hesabının kredi sözleşmesi hükümleri ve dosya kapsamı itibariyle yerinde olduğu, davalının nakit alacağa konu borcunun 22.715.939,47 TL asıl alacak, 4.634.847,61 TL işlemiş faiz, 231.742,38 TL BSMV, 196.975,96 TL masraf, 2.335,12 TL teminat mektubu komisyonu olmak üzere toplam 27.781.840,54 TL olduğu gerekçesiyle nakit alacak yönünden davanın kısmen kabulüne, davalıların Ankara Banka Alacakları İcra Dairesi 2025/196194 sayılı dosyasında nakit alacağa itirazının 22.715.939,47 TL asıl alacak, 4.634.847,61 TL işlemiş faiz, 231.742,38 TL BSMV, 196.975,96 TL masraf, 2.335,12 TL teminat mektubu komisyonu olmak üzere toplam 27.781.840,54 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın 19.933.441,37 TL'sine takip tarihinden itibaren yıllık %84 oranında, 1.265.004,37 TL kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %60,60 oranında, 1.517.493,73 TL kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %57,60 oranında faiz ve faizlere yıllık %5 oranında BSMV işletilmesine, bu kalemden fazlaya ilişkin istemin reddine, gayrinakit alacağa yönelik talebin reddine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 5.556.368,11 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların temerrüt tarihinin takip tarihi kabul edilmesinin hukuka ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davalıların hem mernis hemde sözleşmedeki tüm adreslerine tebligat yapıldığını, ikametgahını değiştiren ve değişen adresi sözleşmede belirtilen şekilde bildirilmeyen kefilin, sözleşmede belirtilen adresine yapılacak tebliğlerin geçerli sayılması gerektiğini, müvekkilinin T.C. Merkez Bankasına bildirdiği en yüksek ticari kredi faiz oranının %50 fazlasının uygulanacağı hükmü gereği akdi faiz oranı %65, temerrüt faiz oranının ise %97,5 olduğunu, davalı borçlu kefil olarak imzaladığı kredi ticari nitelikte olup, taraflar ticari faiz oranlarını serbestçe belirleyebileceklerini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin "… davacı banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesi bankacılık işi olup TTK’nın 4. maddesi gereği ticari iş niteliğindedir. Aynı Yasa’nın 8. maddesine göre; ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenecektir. Bu durumdaki TBK.’ndaki 88. ve 120. maddelerindeki hükümlerinin ticari işler bakımından uygulanabilirliği bulunmamaktadır" hükmü ile de ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenebileceğinin hükmedildiğini, takip tarihi itibariyle alacağın bu yönde hesaplanması gerekmekte iken mahkeme kararının bu yönüyle de hatalı olduğunu, gecikme faiz oranının temerrüt faiz oranı olmadığını, kmh ve ticari kredi kartı için Merkez Bankası tarafından dönemsel olarak belirlenip duyurulan oranlar üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin belirtildiğini, ancak hükme esas teşkil eden raporda bilirkişinin gecikme faiz oranını baz aldığını, gecikme faiz oranının temerrüt faiz oranı olmadığını, belirtilen ürünlere ilişkin akdi faiz oranı tablodan kredi kartı için %54, ticari kmh için %57 olarak alınmış olup, asla kabul anlamına gelememek kaydıyla bilirkişinin yaptığı hesaba göre hesaplamanın temerrüt faiz oranları sırası ile %54*1,5 = %81 ve %57*1,5=%85,5 olması gerektiğini, hesaplamanın hatalı ve eksik olduğunu, gayrinakit risklerden kefilin de sorumlu olup bu doğrultuda karar tesis edilmesini talep ettiklerini, bankanın kredi çerçeve sözleşmelerinin konuya ilişkin bankanın hesapları kesme, muacceliyet verme ve sözleşmeyi fesih yetkisi başlıklı 4.1. maddesinin 3.bendinde "...hallerinde banka cari hesapları kesmek, ... yükümlülükleri ile birlikte ödenmesini, teminat ve kefalet mektupları ile garanti mektuplarının iadesini veya bedellerinin bankaya depo edilmesini istemek hak ve yetkilerine sahiptir." açık hükmünün yer aldığını, KÇS'de yer alan kefalet sözleşmesi başlıklı bölümde ise 2.8. maddesinde "kefiller müşteri ile banka arasındaki tüm sözleşme maddelerini okuduğunu, bu maddelerin kendilerine de aynen uygulanacağı hususlarını kabul ve taahhüt eder." açık ifadesinin yer aldığını, bunun yanı sıra kredi sözleşmelerinin eki TL/yp teminat mektubu ve harici garanti işlemleri taahhütnamesinde ile çek taah. kredisi taahhütnamesi düzenlemelerinin de kefillerin gayri nakdi kredilerden sorumlu tutulması yönünde düzenlemeler içerdiğini, kefillerin sözleşmelere kendi iradesi ile müteselsil kefil olarak imza attığını, kendi iradesi ile tüm sözleşme maddelerinin kendisi için de geçerli olacağını kabul ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin alacaklarının (gerek asıl alacak, gerek işlemiş temerrüt faizi, bsmvi masraf) gerçeğe aykırı şekilde dava tarihi itibariyle gerçek halinden oldukça düşük tespit edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacıyla dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmelerde imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine itiraz ettikleri hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, davalıların temerrüt tarihi, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı, kefillerin çek ve teminat mektubundan kaynaklana gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olup olmadıkları hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen 23/02/2021, 17/05/2023, 13/06/2024, tarihli genel kredi sözleşmelerinin 4.2 maddesinde, müşterinin temerrütün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için banka tarafından TCMB'ye bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %100 fazlası olarak belirlenen oranda temerrüt faizi ödeyeceği hükme bağlanmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Dava konusu icra takibinde %97,5 temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Hükme esas alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren bilirkişi raporunda ise, mahkeme kaleminden UYAP TCMB entegrasyon sisteminden davacının muacceliyetin oluştuğu tarih itibarıyla ticari kredilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı temin edilerek dosyaya dahil edilmek suretiyle bu belgeden davacı bankanın muacceliyet tarihinde uyguladığı en yüksek faiz oranının %56 olduğu, bu orana genel kredi sözleşmesi uyarınca %50 ilave ile tespit edilen temerrüt faiz oranının %84 olduğu, kmh ve kredi kartı için uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranlarının 5464 sayılı Kanunun 43. maddesi uyarınca TCMB tarafından dönemsel ilan edilen oranların uygulanacağı, kredi kartı için akdi faizin %54, temerrüt faizinin %57,60, kmh için akdi faizin %57, temerrüt faizinin %60,60 olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından temerrüt faizine ilişkin yapılan tespit, yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun bulunduğu gibi, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile de uyuşmaktadır. Rapor banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içermekte olup, ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Hal böyle olunca mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen temerrüt faiz oranının yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun bulunduğu, bilirkişinin ticari krediler yönünden davacının fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranını tespit edip, bu orana taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi uyarınca %50 ilave etmek suretiyle temerrüt faiz oranını tespit ettiği gibi, kmh ve kredi kartı yönünden gecikme faizinin 5464 sayılı Kanun uyarınca tespit ettiği, bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, dava konusu icra takibinde gayri nakdi alacağın davalı kefillerden depo edilmesi talep edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı kefiller yönünden genel kredi sözleşmelerinde gayri nakdi kredi borcunun depo edilmesine ilişkin açık hüküm bulunmadığından davalı kefillerin gayri nakdi kredi borcundan sorumlu bulunmadıkları kabul edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde çekten ve teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden kefillerin sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hükme yer verilmemiştir. Kefil 3. kişinin borcunu teminat altına alarak yükümlülük altına girdiğinden kefile yükümlülük getiren düzenlemelerin sözleşmede açıkça yer alması gerekir. Bu nedenle sözleşmede yer alan müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefil hakkında da uygulanacağına ilişkin hükmün varlığı halinde dahi kefilin gayri nakid alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğu sonucuna varılamayacaktır (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2020 tarih ve 2017/11-36 Esas 2020/290 Karar sayılı ilamı). Bu durumda, mahkemece davalıların kefil olarak imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmelerinde gayri nakdi kredi borcunun deposundan sorumlu olduklarına yönelik açık bir hüküm bulunmadığı, anılan davalıların gayri nakdi alacak kalemine yönelik takibe itirazlarının haklı olduğu gözetilerek gayri nakdi kredi borcu yönünden davalılar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin temerrüt tarihine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin 5.3. maddesinde, müşteri ve kefillerin sözleşmede yazılı adreslerinin kanuni ikametgah kabul edildiği, bu adrese yapılacak tebligatın geçerli olduğu ve şahıslarına yapılmış sayılacağını kabul ve beyan ettikleri düzenlendiği gibi, davalı kefillerin kefalet imzasının yer aldığı kefalet sözleşmelerinin 12. maddesinde benzer içerikte düzenleme yapılmıştır. İİK'nun 68/b maddesinde ise kredi kullananın adres değişikliğini noter ihtarıyla bildirmediği takdirde eski adresin geçerli olacağı hükme bağlamıştır. Anılan hüküm asıl borçluya ilişkin olup, kefile ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu durumda dava dışı asıl borçlunun sözleşmede yer alan adresine yapılacak tebligat, bila tebliğ olsa bile İİK'nun 68/b maddesi uyarınca geçerli olacak ve asıl borçlu anılan tebligat üzerine temerrüte düşecek ise de, temerrütün oluşması için süre içeren bildirimin davalı kefile tebliğ edilmesi gerektiğinden bu tebligatın kefilin adresine tebliğ edilmesi gerekecektir. Bir başka anlatımla, davalı kefil sözleşmedeki adresine davacı bankanın gönderdiği ödeme yapılması ihtarının bila tebliğ olması davalı kefilin temerrüte düşmesi sonucunu doğurmayacaktır. Davacı tarafından davalılar ve dava dışı asıl borçluya gönderilen 01/12/2025 tarihli ihtarname ile kredi kartı borcunun ödenmesi için 7 günlük atıfet süresinin tanındığı gözetildiğinde dava dışı asıl borçlunun sözleşmede yer alan adresine ihtarname tebliğ edildiğinden dava dışı asıl borçlu takip tarihinden önce temerrüte düştüğü gibi, davacı tarafından davalılar ve dava dışı asıl borçluya gönderilen 08/08/2025 tarihli ihtarname ile nakit kredi borcunun ödenmesi, gayri nakit kredi borcunun depo edilmesi için 1 günlük atıfet süresinin tanındığı gözetildiğinde dava dışı asıl borçlunun sözleşmede yer alan adresine 16/08/2025 tarihinde tebliğ edildiğinden dava dışı asıl borçlu takip tarihinden önce temerrüte düşmüş ise de, davalı kefillerin sözleşmede yer alan adresine gönderilen ihtarnameler ise bila tebliğ olduğundan davalı kefillerin takip tarihi olan 17/12/2025 tarihinde temerrüte düştüğünün kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, davalı kefillere hesap kat ihtarnamesinin bila tebliğ olduğu, kefiller hakkında İİK'nun 68/b maddesinin uygulanamayacağı gözetilerek kefillerin dava konusu icra takibi ile temerrüte düştüklerinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1176, K. 2026/1288, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1176-e-2026-1288-k-ad31064192be