İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1710 E. 2026/804 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1710
- Karar No
- 2026/804
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1710 Esas KARAR NO : 2026/804
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/10/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... A.Ş. tarafından satışa sunulan ... plakalı, ... marka, ... motor ve ... şasi numaralı aracı 24/06/2025 tarihinde .... Noterliği huzurunda akdedilen sözleşmeyle satın aldığını, davalı şirketin profesyonel ve kurumsal kimliğine güvenilerek hareket edildiğini, aracın ithal statüsünde olduğu bilgisinin müvekkilden gizlendiğini, aracın 14/07/2025 tarihinde üçüncü kişi ...’ye devredildiğini, üçüncü kişinin aracın ithal statüsünde olduğunu tespit ederek müvekkile değer kaybı ve zarar tazmini talebiyle müracaat ettiğini, müvekkilin aracın ithal statüsünde olduğunu bu bildirimle öğrendiğini, durumun öğrenilmesini müteakip ... Noterliği kanalıyla 05/05/2026 tarihinde davalı şirkete ihtarname keşide edilerek ayıp ihbarında bulunulduğunu, otomotiv sektöründe ithal statüsündeki araçların distribütör çıkışlı araçlara kıyasla ciddi oranda değer ve talep kaybına uğradığını, bu durumun basit bir gözlemle anlaşılamayacak gizli bir hukuki ayıp niteliğinde olduğunu, satıcının ayıba karşı tekeffül borcu kapsamında sorumlu olduğunu, müvekkilin idari sicil kayıtlarını geriye doğru araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, davalı şirketin mesleki özeni gereği vakıf olduğu bu esaslı niteliği kasten gizlediğini, ağır kusurlu olan satıcının süresinde bildirim yapılmadığı savunmasına sığınamayacağını, 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesi uyarınca kısmi dava olarak, satışa konu araçtaki gizli hukuki ayıp nedeniyle uğranılan maddi zararın şimdilik 200.000,00 TL tutarındaki kısmının tahsilini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; ticari satımdan kaynaklanan tazminat davasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. Maddesinde dava şartları düzenlemiş olup, mahkemenin görevli olup olmadığı hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı yasanın 115. Maddesi uyarınca) mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup bu maddeye göre: her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın kanunda sayılan hususlardan doğan uyuşmazlıklar ticari dava olarak kabul edilecektir. Yani bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede açıkça sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 3 Temmuz 1944 tarih ve ... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 22.3.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Bir davanın asliye ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması ve bu uyuşmazlık için başka bir mahkemenin özel olarak görevlendirilmemiş olması gerekir. Eldeki davanın temeli haksız fiile dayalı olup, mutlak ticari davalardan değildir. Davanın nispi ticari dava niteliğinde kabul edilebilmesi için ise her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili uyuşmazlıktan kaynaklı bir dava olması gerekir. Bu açıklamalardan sonra eldeki dava bakımından durum değerlendirildiğinde; davalının tacir olduğunda şüphe yok ise de görev hususunun dava tarihine göre belirlenmesi gerektiği, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, Başakşehir Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında ise davacının potansiyel mükellef olduğu, adına tesis edilmiş faal bir ticari zirai ya da mesleki mükellefiyet kaydının bulunmadığının ve herhangi bir şirket ortaklığının olmadığının tespitinin yapıldığı, bu haliyle davacının dava tarihinde tacir olduğunun söylenemeyeceği, bu nedenle uyuşmazlığı çözme görevinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu göz önüne alınarak, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda yazılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 5-HMK'nın 20. maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere tensiben karar verildi.09/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır