İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/340 E. 2026/821 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/340
Karar No
2026/821
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/340 Esas KARAR NO :2026/821

DAVA:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:19/04/2026 KARAR TARİHİ:12/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 10.05.2025 tarihinde 101 nolu prefabrik ev yapımına ilişkin 900.000,00 TL bedelli eser sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imzalanmasını müteakip müvekkilinin peşin ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, müvekkiline ait ... numaralı ... A.Ş. hesabından davalıya ait ... numaralı ... Bankası A.Ş. hesabına 100.000,00 TL tutarında 4 ayrı Fast işlemi ile toplamda 400.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemelere ilişkin banka dekontlarının sunulduğunu, aradan makul ve sözleşmede öngörülen süreler geçmesine rağmen davalının prefabrik konutun yapımına hiç başlamadığını, müvekkilden tahsil edilen bedeli de iade etmediğini, davalının edimlerini yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü, sözleşmeye aykırı davranarak sözleşmenin ihlaline sebebiyet verdiğini, sözleşmenin devamının müvekkil açısından çekilmez hale gelmesi nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, 30.07.2025 tarihinde .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı icra dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, 15.01.2026 tarihinde İstanbul Arabuluculuk bürosuna 2026/... nolu dosya ile başvurulduğunu, 11.02.2026 tarihinde yapılan toplantıda taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davalının itirazının tamamen dayanaksız olduğunu, alacağın sabit olduğunu, davalının icra takibini uzatmak amacıyla kötü niyetli itirazda bulunduğunu belirterek taraflar arasındaki eser sözleşmesinin feshedildiğinin tespitini, davalının .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu sözleşmenin sona ermesine bizzat davacının kusurlu davranışlarının sebebiyet verdiğini, bu nedenle açılan itirazın iptali davasının reddinin gerektiğini, taraflar arasında 10.05.2025 tarihinde prefabrik yapı yapımına ilişkin eser sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki işin ifasına derhal başladığını, taşınmaz üzerinde temel düzenleme ve altyapı hazırlıklarına yönelik çalışmalar gerçekleştirdiğini, bu işlemler için emek, zaman ve masraf harcandığını, müvekkilinin sözleşmenin ifası amacıyla Keşan’dan dava konusu yere dört kez gidip geldiğini, keşif, ölçüm, iş görüşmeleri ve uygulama planlaması gibi ciddi hazırlıklar yaptığını, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davaya konu arsayı satarak sözleşmenin yürütülmesini fiilen imkânsız hale getirdiğini, davacı tarafından gerçekleştirilen fesih işleminin haklı bir fesih niteliğinde olmadığını, davacının kendi kusuruyla sözleşmeyi sona erdirip ödediği bedelin tamamını talep etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, müvekkilin hazırlık çalışmaları, yol ve organizasyon giderleri, iş gücü kaybı ve ticari faaliyet kayıpları dikkate alındığında hem menfi hem de müspet zararının bulunduğunu, davacı tarafından yapılan ilk ödemenin müvekkilin yaptığı hazırlık, ulaşım ve temel çalışmalarına mahsup edildiğini, davacının sözleşmeye ayrılan zaman nedeniyle müvekkilin olası yeni işleri alamadığını, bu nedenle ödemenin müvekkil uhdesinde tutulmasının hakkaniyete uygun olduğunu, müvekkilin herhangi bir sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığını, davacının haksız feshi nedeniyle zarara uğrayan tarafın müvekkil olduğunu, davacının icra takibine yaptığı itirazın haklı ve hukuka uygun olduğunu, itirazın iptali koşullarının oluşmadığını, davacının kötü niyetli şekilde müvekkili baskı altına almak amacıyla işbu davayı ikame ettiğini belirterek davanın tümden reddini, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce .... İcra Müdürlüğü' nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti alınarak dosyamıza eklenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. Maddesinde dava şartları düzenlemiş olup, mahkemenin görevli olup olmadığı hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı yasanın 115. Maddesi uyarınca) mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup bu maddeye göre: her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın kanunda sayılan hususlardan doğan uyuşmazlıklar ticari dava olarak kabul edilecektir. Yani bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede açıkça sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 3 Temmuz 1944 tarih ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 22.3.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Bir davanın asliye ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması ve bu uyuşmazlık için başka bir mahkemenin özel olarak görevlendirilmemiş olması gerekir. Eldeki davanın temeli eser sözleşmesine dayalı olup, mutlak ticari davalardan değildir. Davanın nispi ticari dava niteliğinde kabul edilebilmesi için ise her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili uyuşmazlıktan kaynaklı bir dava olması gerekir. Bu açıklamalardan sonra eldeki dava bakımından durum değerlendirildiğinde; davacı ve davalı tarafın tacir kaydının bulunup bulunmadığı hususunda ilgili ticaret sicil müdürlüklerine, vergi dairelerine ve esnaf ve sanaatkarlar odalarına müzekkereler yazılmış,... Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında ... unvanı altında gerçek kişi ticari işletmesi bulunduğunun bildirildiği, ... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında davalının bilanço usulüne göre defter tuttuğunun bildirildiği,... Vergi Dairesi yazı cevabında davacının 21/09/2026 tarihi itibariyle daire kayıtlarında aktif vergi kaydının ve herhangi bir şirket ortaklığının bulunmadığı tespitinin yapıldığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında davacının ve davalının gerçek kişi ticari işletme kayıtlarının bulunmadığının bildirildiği, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında davalının gerçek kişi ticari işletmesi bulunduğunun bildirildiği ve son olarak ...Odasına yazılan müzekkere cevabında ise tarafların herhangi bir esnaf kaydına rastlanılmadığı hususunda mahkememize bilgilerin verildiği, bu haliyle davacının dava tarihinde tacir olduğunun söylenemeyeceği, bu nedenle uyuşmazlığı çözme görevinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu göz önüne alınarak, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda yazılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 5-HMK'nın 20. maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/10/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/340, K. 2026/821, T. 12.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-340-e-2026-821-k-5289f3654e67