Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/722 E. 2026/1204 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/722
Karar No
2026/1204
Karar Tarihi

T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/722 KARAR NO : 2026/1204 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/01/2025 (Dava), 10/03/2025 (Karar), ... (Ek Karar) NUMARASI ... Esas, ... Karar DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin ... Lüks Hırdavat Hayvancılık İnşaat Malzemeleri Nakliye Ticaret ve San. Ltd. Şti şirketinde %33 hissesinde ortaklığı bulunduğunu, diğer iki ortak olan davalılar ... ve ...'ın ise şirketi temsil yetkisine sahip olup müdürlük sıfatını taşıdıklarını, yine aynı ortaklar tarafından daha öncesinden 2009 yılında... Hırdavat Kırtasiye Kozmetik Tekstil Gıda Ticaret Sanayi Ltd Şirketi'nin kurulduğunu, tıpkı ... Lüks Hırdavat Hayvancılık İnşaat Malzemeleri Nakliye Ticaret ve San. Ltd. Şti firmasındaki gibi müvekkilinin %33 hisseye sahip olduğunu ve şirketi temsil yetkisi yine ... ile ...'a verildiğini, davalıların temsil ettiği ... Lüks Hırdavat Hayvancılık İnşaat Malzemeleri Nakliye Ticaret ve San. Ltd. Şti şirketi aleyhine Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma davası açıldığını, önceki... Hırdavat Kırtasiye Kozmetik Tekstil Gıda Ticaret Sanayi Ltd Şirketi aleyhine de Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma davası açıldığını, yine Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davalıların dava dışı... Hırdavat Kırtasiye Kozmetik Tekstil Gıda Ticaret Sanayi Ltd Şirketindeki yöneticiliklerin azli için dava ikame edildiğini ve mahkemece 13/01/2025 tarihinde davalıların yöneticilik yetkilerinin tedbiren kaldırılmasına ve şirket yönetimine yönetici kayyum atanmasına karar verildiğini, davalı şirket müdürlerinin (rekabet yasağının ihlali, sadakat borcunun ihlali, zimmete para geçirme, hesapları düzgün tutmamak, şirketi kötü yönetmek ve ticari itibarını sarsılmasına neden olmak, şirket idaresinde hile yapmak, yolsuzluk, yetersizlik, bağlılık yükümlülüğünün ihlali, birçok şirkette üyelik sebebiyle görevin ifasında güçlük, geçimsizlik, nüfuzun kötüye kullanılması, bilançoda değişiklik yapılması, evrakta sahtecilik yapmak, vergi kaçırmaya teşebbüs etmek, genel kurula rapor düzenleme yükümlülüğünü yerine getirmemek, ortaklık kar ettiği halde devamlılık arz edecek şekilde kar dağıtımının yapılmaması ve benzeri eylemlerinden dolayı) mahkeme kararıyla azline, kayyum talepli ihtiyari tedbire ilişkin talepleri ile müzekkere taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:

Davalılar vekili, genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceğini, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceğini, her ortağın haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceğini, yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağını ve görevden alınan yöneticinin tazminat haklarının saklı olduğunu, mahkememiz ... Esas ve... Esas sayılı dosyalarının, TTK. 636 maddesi uyarınca şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi uygun görülmemesi halinde ise davacı ortağın ortaklıktan çıkmasına karar verilmesine yönelik olduklarını, davacı tarafın kötü niyetli olarak hareket ettiğini, asıl amacının şirketin menfaatleri değil kendi çıkarları ve menfaatleri olup ortağı olduğu şirketin ticari itibarını ve müvekkillerin ticari hayatını zedelediğini, davacı tarafın şirketlerinin menfaatlerini düşünmediğini, dava dilekçesinde rekabet yasağının ihlali, sadakat borcunun ihlali, zimmete para geçirme, hesapları düzgün tutmamak, şirketi kötü yönetmek, ticari itibarın sarsılmasına neden olmak, şirket idaresinde hile yapmak, yolsuzluk, yetersizlik, birçok şirkete üyelik sebebiyle görevin ifasında güçlük, bilançoda değişiklik yapılması, evrakta sahtecilik, vergi kaçırmaya teşebbüs, kar payının dağıtılmaması gibi ispata muhtaç tamamen soyut iddialara dayanarak davasını açtığını, dürüstlük kuralının, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralı olduğunu, genel olarak dürüstlük kuralının, kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlaklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade ettiğini, davacı tarafın şirketin tüm işlemlerinden, eylemlerinden, ticaretinden, mal alıp satımından, ne şekilde mal alındığından, şirketin ekonomik durumundan haberdar olduğunu, taraflar arasındaki asıl anlaşmazlığın, firmanın sermaye artışına gitme kararı aldığı ... tarihinde başladığını, sermaye artışı kararı ortakların oy birliği ile alındığını, bu tarihten sonra sermaye payını ödemek istemeyen davacının birtakım huzursuzluklar çıkarmaya çalıştığını, taraflar arasındaki geçimsizliğin kaynağı ve sebebi bizatihi davacının kendisi olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince, " Dosya kapsamına ve ön inceleme duruşmasında dosyaya sunulan dava dışı ... Gıda Lüks Hırdavat Hayvancılık İnşaat Malzemeleri Nakliye Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ne ait 09.03.2025 tarihli genel kurul toplantı tutanağı içeriğine göre davanın açıldığı tarihten sonraki bir dönemde davalı şirket müdürlerinin görevlerine genel kurulca son verilmiş olduğu ve şirkete dava dışı yeni bir müdür atandığı anlaşılmaktadır. Buna göre eldeki dava konusuz kalmış olmakla mahkememizce konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmiştir. Ne var ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 331/1.maddesi, "Davanın konusuz kalması halinde davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini taktir ve hükmeder" hükmünü havi olup, bu yasal düzenlemeye göre davanın konusuz kalması halinde mahkemenin yargılamaya devam ederek davanın açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumu ile dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama giderlerine mahkum etmesi gereklidir. Nitekim mahkememizce 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme ile davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu dikkate alınmış ve davanın konusuz kalma şekline göre davanın açıldığı tarihte davacının haklı olduğu değerlendirilmiştir. Şöyle ki; Limited şirketin zorunlu organlardan olan genel kurul, pay sahiplerinin şirket işlerine ilişkin haklarını kullandıkları bir organdır. Ortaklar, ortaklığa bağlı haklarını kural olarak genel kurul dışında kullanamazlar. Genel kurula katılma, görüş açıklama ve oy kullanma pay sahipliğinden kaynaklanan haklardandır ve bu hak esas sözleşmeyle dahi kısıtlanamaz. 6102 sayılı TTK’nın 616. maddesinde genel kurulun devredilemez yetkileri sayılmış olup; bu yetkiler, şirketin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi ve pay sahipliğinden kaynaklanan hakların kullanılabilmesi için büyük öneme sahip, müdürlerin atanması ve değiştirilmesi, esas sözleşmenin değiştirilmesi, yıl sonu finansal tablolarının onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi ve şirketin feshi gibi yetkilerdir. Genel kurul toplantılarının belirtilen önemi nedeniyle, 6102 sayılı TTK’nın 617. maddesiyle her yıl olağan genel kurul toplantısı yapılması zorunlu hale getirilmiştir. Genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi ise müdürlere aittir. Şirket ortaklarının genel kurulu doğrudan toplantıya çağırma yetkisi bulunmamakta olup, ortaklar bu haklarını ancak müdür aracılığıyla, müdürün çağrıya rağmen toplantı yapmaması halinde ise mahkemeden bu hususta karar alarak kullanabilirler. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 625. maddesinin 1. fıkrasının “g” bendiyle de, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve yürütülmesinin şirket müdürünün devredilemez ve vazgeçilmez yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir. Bu ilke ve kurallar çerçevesinde uyuşmazlık ele alındığında; Somut uyuşmazlıkla bağlantılı mahkememizin ... Esas sayılı dosyasındaki... tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre davalı şirket müdürlerinin göreve geldikleri (aynı zamanda şirketin kuruluş tarihi olan) 2016 yılından bu yana zorunlu olanlar da dahil olmak üzere uzun süredir genel kurul toplantılarını yapmadıkları anlaşılmaktadır. Oysa 6102 sayılı TTK’nın 626. maddesinde, müdürlerin görevlerini yerine getirirken gerekli olan tüm özeni göstermekle yükümlü oldukları belirtilmiş olup, aynı Kanun’un 630/3. maddesinde de müdürün özen yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal etmesinin azli için haklı sebep sayılacağı düzenlenmiştir. Azlık pay sahiplerinin mahkemeye müracaatla genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep edebilecek olmaları da uzun yıllardır toplantı çağrısında bulunmayan davalı müdürlerin bu konudaki sorumluluğunu ve ağır kusurunu ortadan kaldırmaz (Yargıtay 11. HD 09.11.2020 tarih, 2020/457 E. ve 2020/4823 K.). Şu halde, görevde bulundukları 8-9 yıllık süreçte en temel vazifelerinden olan genel kurulun toplantıya çağrılması şeklindeki görevini yerine getirmeyen, bu husustaki özensizliği ve ihmali sürekli hale gelmiş davalı müdürlerin azlinin istenilmesinde ve davanın açılmasında davacı ortak haklıdır. Hâl böyle olunca, mahkememizce yürütülen tahkikat sonucunda davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla bu yönde hüküm tesis edilmiş; ancak 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca mahkememizce yapılan değerlendirme ile davanın açıldığı tarih itibariyle davacının haklı olduğu; başka bir anlatımla davanın açılmasına davalıların sebebiyet verdikleri inanç ve kanaatiyle yargılama giderlerinden davalıların sorumluluğu cihetine gidilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, " şeklinde karar verilmiştir. ... tarihli ek karar ile; " Mahkememizden verilen yukarıda esas ve karar numarası yazılı 10/03/2025 tarihli karar davalılar ... ve ... vekili Av. ... tarafından ... tarihli dilekçe ile istinaf edilmiş olmakla birlikte istinaf nedeninin sadece hükümde aleyhe belirlenen vekalet ücreti miktarı ile yargılama giderlerine yönelik olması ve hükümde belirlenen vekalet ücreti miktarı ile diğer yargılama giderleri toplamının karar tarihi (2025 yılı) itibariyle istinaf kesinlik sınırının (40.000,00 TL.) altında kalması nedeniyle istinaf konusu edilen hususlar, verildiği anda kesin nitelikte olan kararlardandır. Hâl böyle olunca, davalı tarafça istinaf başvurusuna konu edilen hususun miktar yönünden kesin olması nedeniyle istinafı kabil olmayan kararlardan olduğu anlaşılmakla davalı taraf vekilinin istinaf başvuru talebinin reddi yönünde aşağıdaki şekilde ek karar verilmiştir. G.G.D./ EK KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin 10/03/2025 tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararına yönelik davalılar ... ve ... vekili Av. ... tarafından ... tarihli dilekçe ile yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 346/1 maddesi uyarınca REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar vekili gerekçeli karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün esasen isabetli olduğunu, ancak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, davacının müvekkilleri hakkındaki azil taleplerinin soyut, asılsız, kötü niyetli ve şirketin tamamına zarar verme amacı taşıyan sistematik dava stratejisinin bir parçası olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca yargılama giderlerine hükmedilebilmesi için davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi gerektiğini, somut olayda azil talebine dayanak somut bir delil bulunmadığını, şirket genel kurulunun 09.03.2025 tarihli kararıyla müvekkillerinin görevine son verilmesinin davanın açılmasından sonra davalılarca bağımsız şekilde alındığını ve davacının bunda bir etkisi bulunmadığından bu gelişmenin davacı lehine haklılık doğurmayacağını, dosyaya sunulan ceza yargılaması evrakı, şirket defterleri, bilançolar, Sosyal Güvenlik Kurumu ve tapu kayıtlarının iddiaların asılsızlığını ortaya koyduğunu, mahkemenin yalnızca genel kurulların yapılmamasını gerekçe kabul ederken bu durumun şirket faaliyetlerini aksatmadığını, şirketin kâr ettiğini ve ticari itibarının yerinde olduğunu gözetmediğini, davanın esasına girilmeksizin konusuz kalması karşısında haksız çıkan tarafa yüklenebilecek olan vekâlet ücretinin müvekkillerine yükletilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve davanın açılmasına davacının kötü niyetli davranışlarının sebebiyet verdiğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. Davalılar vekili ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece verilen ... tarihli ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine karşın bağımsız bir hüküm oluşturan yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle kararın esasa etkili ve hukuki sonuç doğuran nitelikte bulunduğunu, istinaf kesinlik sınırının yanlış değerlendirilerek vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin ayrı ayrı kalemler olarak gözetilmeyip yekpare biçimde sınır altında kaldığının varsayıldığını, esasa girilmeksizin karar verilmesine yer olmadığı belirtilen dosyada davalılar aleyhine vekâlet ücreti takdir edilmesinin hukuka aykırı olup usul yönünden de istinaf incelemesini gerektirdiğini, davacının müvekkilleri hakkındaki azil taleplerinin soyut, asılsız, kötü niyetli ve dayanaksız olduğunu, şirkete zarar verecek şekilde sistematik ve saldırgan bir dava stratejisi izlendiğini, yerel mahkemenin HMK’nın 331. maddesi uyarınca davanın açıldığı andaki haklılık durumunu gözetmeksizin yargılama giderlerini davalılar üzerinde bırakmasının hatalı olduğunu, şirket genel kurulunun 09.03.2025 tarihli kararıyla müvekkillerinin görevine son verilerek davanın konusuz kalmasının davalılarca bağımsız şekilde alınan bir karar neticesinde gerçekleştiğini ve davacı lehine haklılık doğurmayacağını, ceza yargılaması evrakları, şirket defterleri, bilançolar, SGK ve tapu kayıtlarının davacının iddialarının asılsızlığını ortaya koyduğunu, dürüstlük kuralına aykırı davranan davacının yargılama giderlerine mahkûm edilmesi gerektiğini, genel kurulların yapılmamasının şirket faaliyetlerini aksatmadığını, şirketin kâr ettiğini ve ticari itibarının sürdüğünü, esasa girilmeden davanın konusuz kalması nedeniyle aleyhe vekâlet ücreti takdirinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu ve davanın açılmasına davacının kötü niyetli davranışlarının sebebiyet verdiğini savunarak mahkemece verilen ek kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, şirket müdürünün azli davasıdır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut olayda, davacı, ... Lüks Hırdavat Hayvancılık İnşaat Malzemeleri Nakliye Ticaret ve San. Ltd. Şti şirketinde %33 hissesinde ortaklığı bulunduğunu, diğer iki ortak olan davalılar ... ve ...'ın ise şirketi temsil yetkisine sahip olup müdürlük sıfatını taşıdıklarını, davalıların şirketi kötü yönetmek ve ticari itibarını sarsılmasına neden olmak, şirket idaresinde hile yapmak, yolsuzluk, yetersizlik, bağlılık yükümlülüğünün ihlali gibi şirketin aleyhine işlemler yaptığını ileri sürerek müdürlük görevlerinin azlini talep ve dava etmiş, mahkemece şirketin 09/03/2025 tarihli genel kurul kararı ile şirkete yeni müdür tayin edildiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, dava açmaya davacının sebebiyet verdiği anlaşıldığından yargılama giderleri davalı üzerinde bırakılarak davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş, karara karşı davalı vekilinin istinaf yasa yolu itirazında bulunması üzerine mahkemece ek karar ile ''istinaf nedeninin sadece hükümde aleyhe belirlenen vekalet ücreti miktarı ile yargılama giderlerine yönelik olması ve hükümde belirlenen vekalet ücreti miktarı ile diğer yargılama giderleri toplamının karar tarihi (2025 yılı) itibariyle istinaf kesinlik sınırının (40.000,00 TL.) altında kalması nedeniyle istinaf konusu edilen hususlar, verildiği anda kesin nitelikte olan kararlardan olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine'' karar verilmiş, ek karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı HMK'nun 331/1.maddesi "Davanın konusuz kalması halinde davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini taktir ve hükmeder." hükmünü içermektedir. Buna göre davanın konusuz kalması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Davanın konusuz kalması halinde mahkemenin yargılamaya devam ederek davanın açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumu ile dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama giderlerine mahkum etmesi gereklidir. Bu durumda davalılar vekili davanın esasına ilişkin de istinaf itirazında bulunduğundan mahkemece ek karar ile istinaf dilekçesinin reddine dair verilen karar doğru görülmemiş, ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece esasa ilişkin verilen karar yönünden yapılan incelemede ise, istinaf talebinde bulunan davalılar vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekilinin ilk derece mahkemesince verilen ... tarihli ek kararına yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ... TARİHLİ EK KARARIN KALDIRILMASINA, 2-Mahkemece verilen 10/03/2025 tarihli gerekçeli kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 28/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/722, K. 2026/1204, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-722-e-2026-1204-k-0ec60b91b8f7