İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/887 E. 2026/875 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/887
- Karar No
- 2026/875
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/887 Esas
KARAR NO : 2026/875
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/08/2026
KARAR TARİHİ : 13/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:"Davalı sigorta şirketi, müvekkil ... ile araç maliki ... aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 45.900,00 TL asıl alacak, 3.500,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 49.400,98 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatmıştır. 13.07.2026 tarihli Örnek No:7 ödeme emrinin "borcun sebebi" bölümünde takip alacağının dayanağı; "maliki/sürücüsü olduğunuz ... plakalı araç ile 24.02.2026 tarihinde seyir halinde iken ... plakalı araca çarpmanız neticesinde meydana gelen zararın yetersiz ehliyet nedeni ile tarafınıza rücu edilmesi" şeklinde gösterilmiştir. Müvekkil sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığından kendisine rücu edilmesi hukuken mümkün değildir. Davalının takip dayanağı, zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) kapsamında zarar görene yaptığını iddia ettiği ödemenin rücuen tahsilidir. 2918 sayılı KTK m.95/2 hükmü uyarınca, tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya azaltılması sonucunu doğuran halleri zarar görene karşı ileri süremeyen sigortacı, ödeme yaptıktan sonra ancak ve yalnızca sigorta ettirene (akidine) rücu edebilir. Aynı ilke, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı B.4 maddesinde de "...sigortalıya rücu edebilir" ifadesiyle açıkça yer almaktadır. Bu rücu hakkı halefiyetten değil, sigortacının kendi akidine karşı sahip olduğu def'i hakkından kaynaklanmakta olup, niteliği gereği sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere yöneltilemez. Somut olayda ... plakalı aracın maliki ve ZMSS poliçesinin sigorta ettireni/sigortalısı ...'dır. Müvekkil ... ise sigorta sözleşmesinin tarafı olmayıp, yalnızca kaza anında aracı sevk ve idare eden sürücü konumundadır. Bu durum bizzat ödeme emrinin "borcun sebebi" bölümünde de zımnen kabul edilmektedir. Sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan müvekkile karşı rücu alacağı iddiasıyla takip başlatılması baştan itibaren hukuki dayanaktan yoksundur ve tek başına bu neden dahi müvekkilin borçlu olmadığının tespiti için yeterlidir.Rücu istemine konu araç M Plaka hatlı ticari minibüstür. Uyuşmazlık da sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından TTK m.4/1-a uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olup, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer itibarıyla İİK m.72/1 uyarınca Mahkemeniz yetkilidir. TTK m.5/A uyarınca dava şartı arabuluculuk süreci 14.08.2026 tarihli anlaşamama son tutanağı ile tamamlanmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davamızın kabulü ile Müvekkilin İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, dava değerinin davanın açıldığı tarih itibarıyla HMK m.341 ve HMK Ek m.1 uyarınca 2026 yılı için 50.000,00 TL olarak belirlenen istinaf (kesinlik) sınırının altında kalması nedeniyle, verilecek kararın kesin olarak ihdasına karar verilmesi arz ve talep olunur." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;"Davacı tarafın borçlu olmadığına dair menfi tespit talepli dava dilekçesi tebliğ olmakla cevap dilekçemizi yasal süresinde sunuyoruz. Davacı tarafın hiç bir iddiasını ve davasını kabul etmiyoruz. Davanın konusu kalmamıştır. Davacı tarafından aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığı, "sürücü olduğu, kendisine rücu imkanı olmadığı" açıklamaları ile, borçlu olmadığının tespiti talepli dava açılmıştır. İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı takip dosyasında borçlulardan bu dava davacısı ... ile ilgili dosyadan feragat edilmiştir. Hal böyle iken mahkemenin huzurundaki davanın konusu kalmamıştır. Yukarıda detaylı olarak açıkladığımız ve sayın mahkemece re’sen gözetilecek sebeplerle; konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz." şeklinde talep etmiştir.
Dava, ZMMS poliçesi kapsamında zarar gören araç için davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin rücuen tahsili amaçlı başlatılan takibe karşı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı tarafça sigortalı araçta sürücü olduğunu ve rücu hakkının müvekkili adına kullanılamayacağını iddia etmekte, davalı vekili ise başlatılan takipten davacı yönünden feragat edildiğini savunmaktadır.
Dosya kapsamına göre, davalı tarafa 04/03/2025-2026 tarihleri aralığında sigortalı olan ... plakalı aracın riziko tarihi içerisinde 24/02/2026 tarihinde çift taraflı trafik kazasına karıştığı, kaza sonucu ... plakalı aracın hasar gördüğü ve davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi kapsamında hasar gören araç için ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin yetersiz ehliyetname kapsamında rücuen tahsili için davacı ve dava dışı işleten/sigortalı aleyhine davaya konu takibin başlatıldığı ve ödeme emrine süresinde itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiği, davacının ticari nitelikli bir aracın sürücüsü olması davayı ticari davaya dönüştürmeyeceği, ticari davaların mutlak ya da nispi ticari dava olarak iki türünün bulunduğu, sigortalı aracın maliki olmayan sürücüsü konumunda bulunan davacı ile davalı arasında sigorta sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle davanın mutlak ticari dava niteliğine haiz olmadığı, davacının tacir olduğu iddia edilmediğinden ve Uyap sisteminden yapılan sorgulamada da potansiyel mükellef kaydının bulunduğu görülmekle nispi ticari davanın da somut olaya uygulanması mümkün görülmediğinden, esas hakkında hüküm kurma yetkisi eldeki ihtilafın çözümünde görevli mahkemeye ait olduğundan ve görev hususu resen gözetileceğinden mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davada HMK' nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesine müteakip süresinde müracaat halinde yetkili ve görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi' ne gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yetkisizlik kararından sonra davaya görevli mahkemede devam edilmesi hâlinde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama giderlerine ilişkin karar verilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/10/2026
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı