Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/234 E. 2026/1419 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/234
- Karar No
- 2026/1419
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/234 KARAR NO : 2026/1419
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : 2024/344 Esas - 2025/390 Karar
DAVACILAR :1- ... (T.C. NO:...) - ... 2- ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/07/2024 KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 09/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar ile davalı şirket arasında 30/09/2020 tarihli Ticari İşyerleri Ortakları Sözleşmesi başlıklı sözleşme akdedildiğini, sözleşme uyarınca davalı kooperatifin kendisine ait S.S. Başiskele Küçük Sanayi Sitesi yapı Kooperatifi Ticari Bölüm işyerlerinin bulunduğu sanayi sitesinin ... Blok (... . Blok) ... nolu ve ... Blok (... . Blok) 2 nolu iş yerinin işletmesini yapıyı tamamlayıp işletmek üzere müvekkiline devredeceğini, sözleşmeye göre iş yerini davalının 30 Mart 2022 tarihine kadar teslim edeceğini, teslim etmemesi halinde geçen her ay için 830,00 TL + 1.300,00 TL bedel ödemeyi kabul ettiğini, civardaki dükkan ve ticari iş yeri aylık kira bedellerinin arttığını, bu sebeple müvekkiline ödenen gecikme tazminatı miktarının oldukça düşük kaldığını, yapılacak değerlendirme ile söz konusu gecikme tazminatının uyarlanarak artırılmasını, davalının iş yerlerini müvekkiline teslim etmemekle birlikte sözleşmede belirtilen işbu gecikme tazminatını da 2023 Haziran ayından beridir ödemediğini, bu sebeple 2023 Haziran ayından 2024 Temmuz ayına kadar olan iki dükkanın toplamda ay başına 4.110,00 TL olmak üzere toplam tüm gecikme tazminatı bedeli olan 53.430,00 TL'nin davalıdan tahsilini, müvekkiline ödenmemekte olan iki dükkan için ödenen gecikme tazminatının uyarlanarak artırılmasını ve aylık toplam 2 dükkan için 24.000,00 TL olarak belirlenmesini, her yıl üfe oranında artırılmasını, kooperatifçe ödenmeyen toplam 53.430,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyarlama davasını alacaklının değil borçlunun açabileceğini, davacı tarafın borçlu sıfatına sahip olmadığı için uyarlama davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, uyarlama davasının kabulü için öncelikle olağanüstü koşulların ortaya çıkması gerektiğini ve borçlunun borcunu aynen ifa etmesinin mümkün olmaması gerektiğini, böyle bir durumun mevcut olmadığını, borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse artık alacaklının herhangi bir zarara uğradığını iddia etmenin veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan tazminat elde etmek imkanını bulacağını, zira cezai şartın borcun ihlali halinde verilmesi gereken önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminat olduğunu, ancak sözleşme ile belirlenen cezai şart bedelinin artırılmasının talep edilemeyeceğini, kooperatif ortakları arasında kanunen sıkı sıkıya korunmak zorunda olan eşitlik ilkesine aykırı şekilde ve sadece davacı için farklı bir cezai şart bedeli belirlemenin diğer ortaklar ile davacı arasında korunması gereken eşitliğin ihlali olduğunu, yapılan hesaplamaların da kabulünün mümkün olmadığını, delillerin toplanarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KABULÜ ile; 2-Davacılar ile davalı SS Başiskele Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi arasındaki 30/09/2020 tarihli ticari işyerleri ortaklıkları sözleşmesinden kaynaklanan aylık gecikme tazminatının iki dükkan için toplamda dava tarihinden itibaren 36.272,55,00-TL olarak TESPİTİNE 3-Davacıların ödenmemiş gecikme tazminat bedeli olan 53.430,00 TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, sözleşme gereği cezai şart bedeli alacaklısı olduğu beyanı ile, sözleşmenin uyarlanmasını talep ettiğini, oysa ki uyarlama davasının alacaklı değil, borçlu tarafından açılabileceğini, maktu olarak belirlenen gecikme cezasının arttırılmasının, uyarlanmasının hukuken mümkün olmadığını, ayrıca kooperatif ortakları arasında kanunen sıkı sıkıya korunmak zorunda olan eşitlik ilkesine aykırı şekilde ve sadece davacı için farklı bir cezai şart bedeli belirlemenin, diğer ortaklar ile davacı arasında korunması gereken eşitliğin ihlali ve ortadan kalkması anlamına geleceğini, ayrıca somut ve tatmin edici emsallere dayanmayan hesaplamaların da kabulünün mümkün olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/344 Esas sayılı ilamında davanın kabulüne hükmedildiği, söz konusu mahkemenin kararında yer alan delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında Haziran 2023 - Temmuz 2024 tarihleri tazmin yükümlülüğü doğuran tarihi mahkemece doğru olarak tespit edilirken, hüküm kısmındaki "ödemelerin 19.07.2024 tarihinden başlamasına" şeklindeki hükmün çelişkisi sebebiyle kanuna ve hukuka aykırı olan yerel mahkeme kararını istinaf ederek bu çelişkinin düzeltilmesi ve gecikme bedeli ödemelerinin mahkemece de tespit edilen Haziran 2023 tarihinden itibaren başlatılmasını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı taraf her ne kadar istinaf dilekçesinde uyarlama sözleşmesinin borçlu tarafından açılacağını iddia etmiş ise de, söz konusu kişisel borç ilişkisine dayanmakta olup taraflardan herhangi birisi sözleşmede üzerine düşen edimleri yerine getirmediği vakitte diğer tarafın sözleşmenin uyarlanmasını isteyebileceğini, kapsam bakımından davalı tarafça bir taahhüdü ihlal gerçekleştirildiği, davacının taraf olarak edimine aykırı davranan davalıya karşı dava hakkının meydana geldiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/07/2025 tarih, 2024/344 Esas - 2025/390 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalı kooperatif ile davacılar kooperatif üyesi arasında ticari işyerleri ortaklıkları sözleşmesinden kaynaklanan aylık gecikme tazminatının arabuluculuk başvuru tarihi itibariyle uyarlanması ve ödenmeyen gecikme tazminatının ödenmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Eldeki davada; davalı kooperatif ile davacı kooperatif üyeleri arasındaki 30.09.2020 tarihli "Ticari İşyerleri Ortakları İçin Sözleşmedir" başlıklı davalı SS Başiskele Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi tarafından sitenin ... . Blok ... Blok ... No'lu ve ... . Blok B Blok ... No'lu iş yerinin davacılara yapılarak teslim edileceğine ilişkin sözleşme akdedildiği, sözleşmede teslim tarihi 30.03.2022 olarak belirlendiği, iş yerinin belirlenen tarihte teslim edilmemesi halinde davalı kooperatif tarafından her ay için 830,00 TL ve 1.300,00 TL gecikme tazminatı ödeneceği kararlaştırıldığı, yerinde yapılan incelemede sözleşme konusu bağımsız bölümün yapımına ilişkin inşaat faaliyetinin bulunmadığı ve iş yerinin davacıya teslim edilmediği uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece GDU bilirkişi ile kooperatifler hukukunda uzman bilirkişisinden oluşan bilirkişi kurulunun 11.12.2024 tarihli raporlarında; davacının ödemelerini tamamladığını, dava konusu iş yerinin fiilen yapımının gerçekleşmediği, davacı tarafın talep ettiği üzere en son Mayıs 2023 tarihinde 4.110,00 TL olarak ödenen tazminat bedelinin enflasyon uyarlaması yapılmaksızın ödenmesine devam edilmesi halinde (Haziran 2023- Temmuz 2024) dava tarihine kadar geçen 13 aylık süre için 13x4.110,00 = 53.430,00 TL ödenmesi gerektiği, davacıya sözleşme gereği ödenen (teslim yapılamamasından kaynaklı) aylık gecikme cezası 2 dükkan için en son 01.07.2022 tarihinde 4.110,00 TL olarak belirlenmiş ve 11 ay (Mayıs 2023 dahil) bu tutarda ödenmiş olup yıllık enflasyon oranında artış öngörüldüğünde bu tutarın Haziran 2023'te 4.110,00 TL, Temmuz 2023'ten itibaren 1 yıl boyunca 5.549,32 TL ve dava tarihini de içeren 01.07.2024 tarihinden itibaren ise 8.697,45 TL olarak ödenmesi gerektiği, gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişiliğince yapılan inceleme ve değerlendirmede teslim edilemeyen toplam 245 m2 iki ayrı işyeri için 19.07.2024 dava tarihi itibariyle (arabuluculuk son tutanağı 17.07.2024) emsal kira bedelinin 36.272,025 TL olabileceği belirtilmiş, Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının gecikme tazminatı isteyip isteyemeyeceği ve sözleşmede belirtilen gecikme tazminatının uyarlanmasının gerekip gerekmediği noktasındadır. Uyuşmazlığın çözümü için kooperatif ve ilgili kavramlar ile yasal düzenlemeler hakkında bir kısım açıklamalar yapılması gerekmektedir. Yargıtay HGK, 06/03/2024 tarih, 2023/6-71 E., 2024/156 K. Sayılı kararında aynen; "Kooperatif, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 1 inci maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatiflerin esas amacı "sağlamak ve korumak"tır. Bu amaç ortakların belirli ekonomik menfaatlerine yönelik olabileceği gibi "ortakların özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçları"na yönelik de olabilir. Ortakların belirli ekonomik menfaatlerinden anlaşılması gereken kooperatifin amacının net bir şekilde ortaya konulması gerektiğidir. Kooperatifin amacının "kâr elde edip ortaklara dağıtmak" olmadığını belirtmekte fayda vardır. Bu bağlamda "gelir gider farkının ortaklar arasında bölüşülmesi (Kooperatifler Kanunu m. 38/II)" kooperatifin kâr elde ettiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Amaç unsurunun kooperatifi diğer ticaret şirketleri ile derneklerden ayırdığını da belirtmek gerekir. Kooperatifin amacı ortaklarının ekonomisini geliştirmek, sağlamak ve korumaktır. Oysa diğer ticaret şirketlerinde amaç kâr elde edip ortaklara dağıtmaktır. Kooperatif amacını ortaklarının iş gücü ve parasal katkıları ile karşılıklı yardım, dayanışma ve kefâlet araçlarını kullanarak gerçekleştirir. Söz konusu katkı yalnızca iş gücü veya yalnızca parasal olabileceği gibi hem iş gücü hem de parasal olabilecektir (Özge Örnek: Yargıtay Kararları Işığında Kooperatif Ortaklarının Hakları, Yükümlülükleri ve Sorumlulukları, Ankara 2020, s. 4 ilâ 6). Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiş; kooperatiflerin amaçlarına ve ortaklarının niteliklerine göre “tüketim kooperatifi”, “üretim kooperatifi”, “kredi kooperatifi”, “yapı kooperatifi” gibi çeşitli adlarla çalıştıkları belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712). Gerçek ve tüzel kişiler, ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumak amacıyla kooperatiflere ortak olurlar. Bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda ortaklara katılma hakları, koruyucu haklar, malî haklar ve belli sayıda ortağın kullanabileceği haklar şeklinde birtakım haklar tanınmış, yükümlülük ve sorumluluklar getirilmiştir. Her ortağın sermaye payı taahhüt etme ve ödeme, aidat borçlarını zamanında ve eksiksiz ödeme, kooperatif ana sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde ve bilanço açıklarının kapatılması için ek ödeme yükümlülüğü ve sır saklama yükümlülüğü vardır. Kooperatif ortakları arasında hak ve borçlar bakımından "eşitlik ilkesi" esastır. Söz konusu ilkenin dayanağı Kooperatifler Kanunu’nun 23 üncü maddesi olup, anılan düzenlemeye göre ortakların hak ve vecibelerde eşitliğinin emredici nitelikte olduğunu belirtmek gerekir. Öte yandan ortaklar bakımından geçerli olan ve öğretide "açık kapı ilkesi" olarak kabul edilen ilke uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Kooperatiflerde ortaklık sıfatını kazanan herkesin, açık kapı ilkesi gereğince kooperatiften çıkma hakkı olduğu gibi ana sözleşmede açıkça belirtilmiş olan nedenlerle ortağın çıkarılmasına (ihracına) karar verilmesi de mümkündür. Kooperatifler, açık kapı ilkesine göre gerek ortaklığa girerken ve gerekse ortaklıktan çıkarken üyelerine serbestlik tanımakta, "eşitlik ilkesi" uyarınca da tüm ortaklarını hak ve yükümlülüklerde eşit tutmaktadır." şeklindeki ilamı ile kooperatifin türü, türüne göre amacı ve ortakların kooperatifle ilişkileri hakkında açıklamalar yapmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olup yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsemedikçe 1163 sayılı Yasa'nın 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz. (Yargıtay 6. HD'nin 2025/3399 Esas ve 2025/4458 Karar sayılı ilamı) Eldeki uyuşmazlıkta, davalı kooperatifin yapı kooperatifi olduğu ve ana sözleşmenin 6. maddesinde kooperatifin amaç ve faaliyetleri düzenlenmiştir. Yine ana sözleşmenin 7, 8 ve 9. maddesinde kooperatif sermayesi, 59-65. maddelerinde arsa ve işyerlerinin alımı, inşası ve üyelere teslimi, ana sözleşmenin 67 vd. maddelerinde de hesap dönemi ve bilançoya ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Bu belirlemelerden sonra eldeki uyuşmazlık incelendiğinde; öncelikle kooperatifin amacı ile ana sözleşme gereğimce amacın gerçekleştirilmesi için kooperatif gelirlerinin neler olduğunun belirlenmesi, bu anlamda üyelerin aidat ödemeleri ile yan yükümlülükler dışında bir geliri olup olmadığı (ticari faaliyet geliri, kira geliri vs.), kooperatifin kaç üyesi olduğu, üyelerin sermaye koyma borçları ile aidat borçlarını ödeyip ödemediğinin belirlenmesi gerekir. Diğer yandan, eldeki davanın davacısı ile Dairemize istinaf incelemesi için gelen diğer davalardaki davacılar dışında kaç üyenin bulunduğu, her bir üyenin kooperatif üyelik sözleşmelerinin nitelikleri, sermaye ve aidat ödeme borçlarının bulunup bulunmadığı ve kaç üyenin daha gecikme tazminatı aldığı veya bu yönde dava açtığının da belirlenmesi gerekir. Kooperatifin üyelerin sermaye koyma ve aidat ödeme borçları dışında bir geliri olmadığı ve bilançoya göre maddi duran varlığı bulunmadığı taktirde üyelerin kooperatifin borçlarından da sermaye payı ve aidat miktarı kadar sorumlu olmaları nedeni ile her bir üyenin kooperatifin hem borçlusu hem de alacaklısı duruma gelmesi olasılığı bulunmakta olduğu gibi, bir kısım üyelerin, gecikme tazminatı alan üyeleri finanse etmesi gibi bir durum da ortaya çıkabilecektir. Bu durum ise yukarıda açıklandığı üzere 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde karşılığını bulan ortakların eşitlik ilkesinin ihlaline neden olacaktır. Bu açıklamalardan sonra eldeki dava incelendiğinde, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde açıklanan ilkeler kapsamında bir araştırma ve değerlendirme olmadığı görülmekle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemece yapılması gereken iş; kooperatif üye sayısının üye kayıt defterine göre belirlenmesi, gecikme tazminatı alan ve almayan üyelerin sayısı ile banka ve kooperatif kayıtlarına göre bugüne kadar ödenen gecikme tazminatı miktarının belirlenmesi, kooperatif gelirlerinin nelerden ibaret olduğunun belirlenmesi, bu aşamadan sonra kooperatifler konusunda uzman bir bilirkişisinin de katılımı ile önceki heyetten, kaldırma kararında belirtilen hususlar ile özellikle 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde karşılığını bulan ortakların eşitlik ilkesi gözetilerek taraf ve mahkeme denetimine uygun ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/07/2025 tarih, 2024/344 Esas - 2025/390 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edenlere iadesine, 5-İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.09/07/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*