Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1765 E. 2026/1588 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1765
Karar No
2026/1588
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1765

KARAR NO: 2026/1588

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18.06.2026 tarihli ara karar

NUMARASI: 2025/870 Esas

DAVANIN KONUSU: Şirket müdürünün azli- Kayımm tayini

Taraflar arasındaki esas davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair ara karara itirazın ve tedbirin kaldırılması talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Şti.’nin ortaklık yapısının ..., beheri 50TL değerinde 400 paya karşılık gelen 20.000TL (%40), ... ..., beheri 50TL değerinde 400 paya karşılık gelen 20.000TL (%40), ..., beheri 50TL değerinde 200 paya karşılık gelen 10.000 TL (%20) olduğunu, ... Şti'nin işletmiş olduğu, ... ... Mah. ... Cad. ... Blok No:... .../İstanbul adresinde bulunan ...binasının, ...AŞ'den 01.03.2022 tarihli kira sözleşmesi ile aylık 559.234,37 TL bedelle kiralandığını, Ancak; davalının Temmuz 2025 ayından itibaren aylık kira bedellerini eksik ödemediğini, devamında ise Ağustos-Eylül-Ekim-Kasım 2025 aylarının kira bedellerini ödemeyerek, ... ... Şti'nin TBK md 315 ve İİK md 278 uyarınca tahliye edilme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını, ... ... Şti'ye hitaben ihtarname gönderildiğini, ...AŞ tarafından, ... ... Şti aleyhine .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile haciz ve tahliye talepli icra takibi başlatıldığını ve davalının itiraz ettiğini, 30 günlük yasal süre içinde ödenmesi gereken kira bedelini ödemeyerek, ... ... Şti'nin yasal olarak tahliye edilmesi koşullarını bilerek ve kötü niyetli bir şekilde oluşturulduğunu, ... ... Şti' nin ilk müdürü olan ...'nin otel ruhsat işlemleriyle ilgili olarak belediye ve bakanlık nezdindeki yasal prosedürleri tamamlaması, şirketi zarara uğratması, müdürlüğü döneminde görevini kötüye kullanarak şirket bünyesinde bulunan otel binasına turizm işletme belgesi alınmadan, oteli işletmeye açması üzerine, ... Belediye Başkanlığı ... Zabıta Müdürlüğü tarafından otelin iki kez mühürlenmesine sebebiyet verdiğini iddia ederek, yargılama neticeleninceye kadar, 6102 sayılı yasanın 235/1 maddesinin kıyasen uygulanarak şirkete öncelikle ...'nin yönetici kayyım olarak atanmasını, şayet mümkün değil ise dışarıdan yönetici kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 08.12.2025 tarihli ara kararında; "...İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafça dava konusu .... Şti.’ne tedbiren davacının veya dışarıdan yönetici kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de; açılan davada davacı tarafça HMK 390/3 gereği davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etme koşulu oluşmadığından ve dava konusu şirkette organ boşluğunun söz konusu olmaması ve şirkete kayyım atanmasını gerektirir haklı bir neden bulunmaması nedeniyle..." gerekçesiyle, davacı vekilinin dava konusu .... Şti.’ne kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Dairemizin 2026/258 Esas ve 2026/361 Karar 26.02.2026 tarihli kararı ile; "...İlk derece mahkemesi gerekçeli ara kararında, karar tarihindeki dosya kapsamına göre davacının iddialarını özetledikten sonra, dosya kapsamında bulunan delillerin HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilmesi sonucu, HMK'nın 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Somut olayda, herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı gibi, tüzel kişinin mal varlığının azaltıldığına, yöneticinin şirkete zarar verici eylemlerde bulunduğunu ilişkin davacı iddialarının, mahkemece talebin değerlendirildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlandığından söz edilemez. Bu nedenle mahkemece bu aşamada tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili 07.05.2026 tarihli zapta geçen beyanında; önceki beyanlarını tekrar ederek tedbir mahiyetinde kayyım atanmasını talep etmiştir. Mahkemenin davacı vekilinin tedbir mahiyetinde kayyım atanması talebini değerlendirdiği 11/05/2026 tarihli ara kararı ile; "..İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafça dava konusu .... Şti.’ne tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesi talep edildiği anlaşılmış olup; davacı tarafça yönetim ve denetim kayyımı atanması talep edilmiş ise de dava konusu şirketin mevcut yönetiminin bulunması şirkette organ boşluğu olmaması nedeniyle yönetim kayyımı koşullarının oluşmadığından yönetim kayyımı atanmasına yönelik talebinin reddine ancak Mahkememizin 07/05/2026 tarihli celsesinde dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamı göz önüne alınarak dava konusu şirkette denetim zafiyetinin bulunmasından dolayı ileride telafisi imkansız zarar doğma ihtimali bulunduğu açık olup eldeki dava süresince şirket ve hissedarların hak ve menfaatlerinin korunması için davacı tarafça bu hususta yaklaşık ispat şartının sağlanması nedeniyle davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile, dava konusu .... Şti.’ne denetim kayyımı atanmasına dair..." davacı tarafın İhtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile, ...... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicili numarasında kayıtlı dava konusu .... Şti'ne Denetim Kayyımı olarak Turizmci ve Muhasebeci ... (T.C.......)'in atanmasına, a) Davalı şirketin mevcut yönetiminin şirketle ilgili her türlü karar ve tasarruf işlemlerinin kayyımın denetim ve onayına sunularak, kayyımın onayından sonra işlemin geçerlik kazanmasına, b) Kayyımın denetim ve onay görevini yaparken şirketin ve ortaklarının hak ve menfaatlerinin gözetilmesine, c) Kayyım atanmasına ilişkin kararın Ticaret Sicilde tescil ve ilanına, bu hususta Ticaret Sicile müzekkere yazılmasına, tescil ve ilan masraflarının ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere davacı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan 22/05/2026 tarihli tedbire itiraz dilekçesinde özetle; Talebin aşılarak denetim kayyımı atanması usul ve yasaya aykırı olduğunu, husumetli tanık beyanları ile yaklaşık ispat şartının oluştuğundan bahsetmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ve önceki müdür ...'nın şirketi zarara uğratmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, telafisi imkansız zarar şartı oluşmadığını, bu nedenlerden dolayı; itirazlarının kabulü ile şartları oluşmayan ihtiyati tedbir mahiyetindeki şirkete denetim kayyımı atanması yönündeki 11/05/2026 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbire itirazı değerlendirdiği 18.06.2026 tarihli ara kararıyla; "...İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafça dava konusu .... Şti.’ne tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesi talep edildiği anlaşılmış olup; davacı tarafça yönetim ve denetim kayyımı atanması talep edilmiş ise de dava konusu şirketin mevcut yönetiminin bulunması şirkette organ boşluğu olmaması nedeniyle yönetim kayyımı koşullarının oluşmadığından yönetim kayyımı atanmasına yönelik talebinin reddine ancak Mahkememizin 07/05/2026 tarihli celsesinde dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamı göz önüne alınarak dava konusu şirkette denetim zafiyetinin bulunmasından dolayı ileride telafisi imkansız zarar doğma ihtimali bulunduğu açık olup eldeki dava süresince şirket ve hissedarların hak ve menfaatlerinin korunması için davacı tarafça bu hususta yaklaşık ispat şartının sağlanması nedeniyle davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile, dava konusu .... Şti.’ne denetim kayyımı atanmasına dair Mahkememizce karar verilmesi üzerine, davalı vekili tarafından itiraz edildiği ve itirazın mürafalı olarak değerlendirildiği görülmekle; ihtiyati tedbir talep eden tarafça dosyaya sunulan belgeler, dinlenen tanık beyanları ile şirket yönetimindeki zafiyetten dolayı şirket ve ortakları açısından ileride telafisi imkansız zararların doğma ihtimali bulunması ve HMK 390/3 maddesi gereğince yaklaşık ispat şartının sağlanmış olması nedenleriyle mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olması ve yasada belirtilen koşullara uygun olması..." gerekçesiyle, avalı tarafça 11/05/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın ve tedbirin kaldırılması talebinin reddine, karar vermiştir.

Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece ihtiyati tedbire yapılan itirazın ret kararı ile ihtiyati tedbirin usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK'nın amir hükümlerine göre yerleşik içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, somut delil olarak dosyaya sunulan bilirkişi raporunun yok sayılarak husumetli tanıkların soyut beyanlarına dayanılarak verilen tedbir kararının HMK 390/3.fıkrada düzenlenen yaklaşık ispat şartını sağlamadığını, şirketin zarara uğratılmadığını, İstanbul 4. ATM'nin 2025/450 Esas sayılı dosyasında alınan tanzim tarihi bizzat tedbir kararının verildiği 11.05.2026 tarihli bilirkişi raporu ile sabit hale geldiğini, kararda yer verilen davacı talebinin tespitinin davacının talebi ile uyuşmadığını, yönetim kayyımı atanmasının talep edildiğini, kararın Anayasa ve HMK'ya aykırı olarak gerekçesiz olduğunu, denetim kayyımı kararının ölçülülük ilkesine aykırılık ve kayyımın görev sınırlarının belirsiz olduğunu, mahkemece denetim kayyımının hangi işlemler için atandığı açıklığa kavuşturularak ihtiyati tedbir itirazının buna göre değerlendirilmesi gerektiğini, şirket yönetimine yapılacak müdahalenin çok kısıtlı olarak ve zorunlu hallerde yapılması gerektiğini, emsal yargı kararlarında uygulandığını, denetim kayyımı atanmasının şirket mal varlığını korunması için yeterli olup olmayacağı veya şirketle ortaklar arasındaki menfaat dengesi bakımından ölçülü olup olmayacağı yönünde bir değerlendirme yapılmadığını iddia ederek, 18.06.2026 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbire itirazın kabulü ile şirkete denetim kayyımı atanmasına dair ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, limited şirket müdürünün TTK'nın 630/2. maddesi gereğince görevden alınması ve tedbiren şirkete yönetici kayyımı atanması istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 18.06.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Dava dilekçesine ekli bilgi ve belgeler ile şirkete ait ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; limited şirketin üç ortaklı olduğu, şirket ortaklarının davacı ve davalı ile dava dışı ... olduğu, şirketin 24.05.2024 tarihli genel kurul kararı ile davalının aksi karar alınıncaya kadar müdür olarak seçildiği, münferiden temsile yetkili olduğu, dava dışı ...'nın ise müdürlük görevinin sona erdiğinin belirtildiği, söz konusu kararın ... Ticaret Sicili Gazetesinin 05.06.2024 tarihli nüshasında yayınlandığı, davacı tarafça şirket ve davalı ile dava dışı şirket ortağına .... Noterliğinde düzenlenen 29.08.2025 tarihli ihtarname düzenleyerek, ihtarnamede, şirketin ortaklık yapısının açıklanması sonrasında şirketin ilk müdürü olarak ...'nın ruhsat işlemleri ile ilgili yapması gereken hususlara yer verildiği ve resmiyette hissedar olarak gözüken davalının başka kişi ve şirketlere borçlu ve icralık olan babasının şirkette gerçek hissedar olduğu, kendisine ait borçlardan dolayı şirkete defalarca icra memurlarının geldiği, otelin ruhsat işlemlerinin tamamlanmaması, işletme asansörlerinin bakımsızlık ve eksiklikleri nedeniyle faaliyete devamı durumunda zararın saklı tutulduğu, şirket hesapları ile ilgili hesap mutabakatına yanaşılmadığı, kredi kartı dökümlerinin ve banka hesaplama görüntülerinin paylaşılmaması durumunda yasal yollara başvurulacağı belirtilerek şahsi harcamalar ve usulsüz para aktarımından kaynaklı 10.000,00 TL'nin şirket hesabına yatırılması, şirket hesaplarını ve banka hesaplarını incelemeleri için talimat verilmesi, asansör ve ruhsat eksikliklerinin giderilmesi aksi halde şahsi sorumluluğa ilişkin adli işlem yapılacağına yer verildiği ve davacı tarafça 05.12.2025 tarihli iş bu davanın açıldığı, dava dilekçesinde delil olarak, şirket sicil bilgileri, şirketin işlettiği belirtilen hotel binasının mühürlenmesine ilişkin belediye başkanlık kayıtları, ihtarnameler, icra takip dosyaları, kira sözleşmesi gösterilmiştir.

Mahkemece, Dairemizin kararı sonrasında taraf tanıkları dinlenilmiştir. Tanık beyanlarından sonra yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davacı talebi değerlendirilerek dava dışı şirkete denetim kayyımı atanmıştır. Kararın (a) ve (b) bendinde; denetim kayyımının görevleri belirlenmiştir. TTK'nın 630/2 maddesi; ''Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.'' hükmünü; maddenin 3.fıkrası ise, ''Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur'' hükmünü haizdir. TTK'nın 630. maddesi uyarınca açılan yöneticinin azli davası yönünden özel bir geçici hukuki koruma öngörülmediğinden, bu davada ihtiyati tedbir talep edilmesi halinde bu konuda HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir.

Buna göre, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı, bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmış olup mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir.

Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Ancak, ihtiyati tedbir verilebilmesi için HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca, davacının yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmiş olması da gerekmektedir. Somut olayda, dinlenen tanık beyanları ve diğer bilgi ve belgeler ile şirketin işleyiş şekli göz önünde bulundurulduğunda, yargılamanın geldiği aşama itibari ile kayyım talebine ilişkin olarak yaklaşık ispat şartının gerçekleşmiş olduğu gerekçesiyle tedbiren denetim kayyımı atanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davalı vekili tarafından her ne kadar İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/450 Esas sayılı dosyasında taraflar arasında görülmekte olan şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası nedeniyle düzenlenmiş olan 11.05.2026 tarihli bilirkişi raporu kapsamı gereğince şirketin zarara uğramadığı gerekçesiyle verilen hükmün isabetsiz olduğu, söz konusu raporun değerlendirilmediği belirtilmiş ise de raporun delil niteliği ile uyuşmazlık konuları farklı olup sonuca etkili görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu 18.06.2026 tarihli ara karar usule ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5. maddeleri uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1. ve 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.24.09.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1765, K. 2026/1588, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1765-e-2026-1588-k-3c5f854bab61