Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2156 E. 2026/1684 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2156
- Karar No
- 2026/1684
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2156
KARAR NO: 2026/1684
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ... 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi)
TARİHİ: 13/04/2022
NUMARASI: 2020/53 Esas 2022/283 Karar
DAVANIN KONUSU: Yöneticinin Azli ve Şirkete Kayyım Atanması Taraflar arasındaki yöneticinin azli, şirkete kayyım atanması talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı .... Şti.'nin %50 hisseli ortağı olduğunu, kalan %50 hissenin sahibinin de davalı olduğunu, davalının 10.01.2012 tarihli ve ... numaralı genel kurul kararı ile süresiz olarak şirketi temsil ve ilzam yetkisi ile yetkilendirildiğini, davalının, şirketin ... Bankasının hesaplarından kullandığı kredilerden 14.09.2016 tarihinde 290.000 TL ve 14.10.2016 tarihinde 397.000 TL tutarı şirket hesabından, kendi hesabına bu meblağı karşılayacak hakkı veya alacağı olmamasına karşın sebepsiz yere EFT yaptığını, şahsi hesabına aktardığı bu meblağların dışında cari hesap dönemi içinde 904.890,00 TL daha kendi hesaplarına aktardığını, 14.10.2016 sonu itibariyle şirkete 1.591.8898,53 TL borcu olduğunu, şirketin hesabında para olmasına karşın davalının 17.11.2016 son ödeme tarihi 113.875,14 TL geçici vergiyi kasten ödemediğini, şirketin kiracı olduğu taşınmazların (şirkete ait 6 şube) kiralarını ödemekten imtina etmesi suretiyle şirketi zarara soktuğunu, şirketin malvarlığında haksız yere azalmaya sebebiyet verdiği gibi görevi nedeniyle kendisine verilen yetkileri suiistimal ederek kendisine haksız menfaatler sağladığını, dava dışı .... AŞ tarafından keşide edilen 15.06.2015 tarih ... nolu fatura ile ... plakalı aracı 193.066,87 TL'ye şirket üzerine kredi ile alıp taksitleri bittikten sonra şirketin düzenlediği 13.06.2016 tarihli, ... no'lu fatura ile davalının .... Noterliğinin, 13.06.2016 tarihli, ...no'lu satış sözleşmesine istinaden dava dışı ...'e devrettiğini, bu satışa ilgili olarak şirket hesaplarına giriş yapmadığını, davalının, şirketin sahibi olduğu iş yerinde çalışan müvekkiline yakın olduğunu hissettiği personele çeşitli iftiralar atarak çalışma barışının bozulmasına sebebiyet verdiğini, şirketle her hangi bir hukuki ve ticari bağı olmayan ...'i şirket faaliyetlerine karıştırmaya başladığını, şirket menfaatlerini gözetip, görevini özenle yapmak zorunda olan müdür davalının kendi şahsi çıkarları doğrultusunda şirkete zarar vermek maksadıyla işyerindeki çalışma ortamının bozulmasına sebebiyet verdiğini, .... şubede çalışan sözleşmeli doktorun malzemelerini muayenehaneden izinsiz olarak çıkardığını, bu şekilde şirketin manevi şahsiyetine, marka değerine zarar verdiğini, davacının ... bulunan kliniğine girişini yasakladığını, iki silahlı şahsı klinikte istihdam etmeye başladığını, 02.05.2016 tarihli belgeyi, müvekkilinin imzası bulunan evraklardan fotokopi ile ortaya çıkararak belgenin üstünü düzenleme suretiyle sahte evrak yaparak diğer çalışma arkadaşı olan doktorlar nezninde müvekkilinin itibarını yok ederek şirketten uzaklaştırma çabasına girdiğini ileri sürerek, şirketin devamının sağlanması ve mal varlığının korunması amacıyla davanın devamı süresince tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, davalının yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şirketin ortakları arasında yakın zamanda anlaşmazlık çıkması üzerine, ortakların Kasım 2016'da hisse devri konusunda anlaştıklarını, ancak davacının bu protokolün gereğini yapmadığını, şirketi terk ettikten sonra şirkete ait web sitelerinin şifrelerini değiştirdiğini ve şirketin ... ana şubesini web sitelerinden çıkardığını, şirket aleyhine faaliyetlere giriştiğini, ayrı bir hesap oluşturup şirket merkezine gitmesi gereken gelirleri kendi şahsi hesabına yönlendirdiğini, müvekkilinin hesabına geçen paraların davacının bilgisi dahilinde çekildiğini, .... şube açılması için gereken masraflara kullanıldığını, davacının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle şirket gelirinin düştüğünü, vergi borçlarının ödenmesinde zorluk yaşandığını, ancak şirketin zarara girmemesi için vergi borçları için yapılandırma ve taksitle ödeme başvurusunda bulunulduğunu, araç satışında bedelin vadeli ödenmesinin kararlaştırıldığını, vadeli ödemelerin bir kısmının da yapıldığını, şirketi zarara uğratma eyleminin söz konusu olmadığını, şirket şubelerinde çalışan doktorların kazanılan paraları illegal şekilde davacı ile paylaşmaya başladıklarından sözleşmelerinin iptal edildiğini, 02.05.2016 tarihli belgenin davacı tarafından düzenlendiğini, sahte olmadığını, şirketi zarara uğratanın ve kusurlu olananın bizzat davacı ortağın kendisi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; '' ...Yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamına sunulan ve celbolunan tüm deliller, alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/06/2016 tarih 11398 Esas - 6334 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi bir limited şirket müdürü şirketin ticari defter ve kayıtlarını sıfatı gereği tutmak ve mahkemenin istemi halinde ibraz etmek sorumluluğu altında bulunduğu, ancak davalının yetkilisi olduğu şirkete ait ticari defterleri yasanın kendisine yükümlendirdiği şekilde tutulmasını ve korunmasını sağlayamadığı, mahkememize ibraz edemediği, bilirkişi raporlarında tespit edildiği gibi şirketin vergi ve kamu borçlarının ödenmediği, şubesinin mahkememizce atanan kayyımın onayı dahi alınmaksızın davalı tarafından kapatılarak İstanbul ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1335 Esas sayılı dava dosyasında da belirlendiği gibi şirketin zarara uğramasına neden olduğu, şirket hesabından gerek davalı hesabına, gerekse dava dışı ... hesabına yapılan havalelerin dayanaklarının bulunmadığı, şirkete ait aracın rayiç değerinin altında bir bedelle satılması sonucu yine ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1335 Esas sayılı dava doyasında da belirlendiği üzere şirketin 60.000,00 TL zarara uğratıldığı hususları tespit edilmiş olmakla davalının şirket müdürü olarak görevini yerine getirirken gerekli tüm özeni göstermek, şirketin menfaatlerine uygun hareket etmek yükümlülüğüne aykırı davrandığı ... " gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...'ın .... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil nosunda kayıtlı dava dışı ... Ticaret Limited Şirketi'ndeki müdürlük görevinden azli ile münferiden temsil ve ilzama ilişkin yetkisinin kaldırılmasına, karar kesinleşinceye kadar ya da yeniden yönetici seçilinceye kadar tedbiren atanan Kayyım ...'in yönetici kayyımı olarak görevinin devamına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Davacının hissesinin hacizli olduğunu, ortak sıfatına dayalı hakları kullanmasının alacaklının muvafakati ve icra dairesinin izni ile mümkün iken davacının böyle bir muvafakat ve izin sunmadığını, davacının hissesinin .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından haczedildiğini, icra müdürlüğü yazısı ve ticaret sicil kaydında davacının hissesinin haczedildiğinin açıkça belirtildiğini, İİK'nın 86.maddesinde, borçlunun haczedilmiş taşınır mallarda, ''alacaklının muvafakati ve icra müdürünün müsaadesini'' almaksızın tasarruf edemeyeceğinin açıkça düzenlendiğini, TTK hükümlerine göre limited şirket hissesinin menkul mal hükmünde olduğunu, satmak, paylaşmak, fesh etmek başlıca tasarruf yetkileri olup, borçlunun alacaklının muvafakati ve icra müdürünün izni olmaksızın bu yetkileri kullanmasının mümkün olmadığını, .... İcra Müdürlüğünün ....E sayılı dosyasının alacaklısının davalı olduğunu, dosyada alınan 20/01/2022 tarihli güncel kapak hesabında toplam borcun 37.014.392,51 TL olduğunu, davacının ortaklık hak ve yetkilerini kullanmaya ehil olmadığı halde ortaklığa kayyım atanmasını talep eden işbu davayı açma hakkı olmadığını, alacaklı muvafakati ve icra müdürlüğünün izni olmadan açılmış olan davada, özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini,
Eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, kaldırma kararındaki eksikliğin yerine getirilmediğini, mahkemenin bu konuda yaptığı yazışmalardan sonuç olarak, 2016 yılı Ocak - Ekim dönemine ait muhasebe evrak ve belgelerinin davacının kardeşi ...'nın yedinde bulunduğu, bu kişinin yasal ticari defterlere yazdırma işlemini yaptıramadığı, keza kapanış tasdiklerini de yaptırmadığı dolayısıyla yeni mali müşavir ...'a boş ve kapanış tasdikleri yapılmamış defterleri ibraz ettiği gerekçeli kararın 4/8. Sayfasında "şirketin incelenmesi gereken ticari defter, kayıt ve dayanak belgeler mahkememizce araştırılmış, yukarıda incelemesi yapılan gerek idari gerekse adli soruşturma dosyaları birlikte değerlendirildiğinde 2016 yılı ilk dokuz aylık işlemlerinin ticari defterlere yazdırılması konusunda eski mali müşavir ile davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirket arasında sorun yaşandığı, bunların dışında ticari defter, kayıt ve dayanaklarının davalı şirketin uhdesinde bulunduğu"nun kabul edildiğinin belirtildiği, oysa uyuşmazlık yönünden incelenmesi gerekenin ticari, kayıt ve dayanak belgeler 2016 yılına ait muhasebe evrak ve belgeleri ile ticari defter ve kayıtları odluğunu,
Kayyım raporunda şirketin öz kaynaklarının 2.145.460,08TL olduğunu açıklandığını, ama bu rakamın hatalı olduğunu, bu varlıkların durumunu açıklamadığından dolayı raporun bu yönden eksik olduğunu, açıklama yapılmadan şirketin 2.145.460,08TL öz kaynağının bulunduğundan bahsedilmesinin sanki ortada korunması gereken bir değer ve kayyıma ihtiyaç duyulan bir durum varmış gibi bir izlenim oluşturduğunu, oysa ayrıntılı bilanço ve mizanda gösterildiği gibi şirketin öz kaynakları şirketin ortaklardan olan alacağından oluştuğunu, şirketin ortaklardan olan alacaklarının ise mizanda 131 nolu hesaplarda gösterildiğini, kayyımın bu tespitin davacının şirkete olan borcunun 1.594.087,03-TL olduğuna ilişkin kısmı taraflar arasında başka dosyalarda yapılan bilirkişi tespitleri ile uyumlu olduğunu, ancak müvekkilinin borçlu olduğu miktara ilişkin 1.052.412,37-TL'lik rakamın yanlış olduğunu, gerek önceki kayyım ...'ın 27.06.2017 tarihli raporu ve gerekse İstanbul ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan bilirkişi raporunda müvekkilinin şirkete borcunun çok daha düşük bir miktar olduğunun tespit edildiğini, İstanbul ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesince görevlendirilen bilirkişinin ise şirketin ortaklardan olan alacağını farklı tespit edildiğini, yapılan bu tespitler hem şirketin özkaynağının yarısından fazlasının zaten davacının zimmetinde olduğunu ortaya koymakta hem de gerçekte ortada yönetilecek somut bir varlık bulunmadığını ortaya koyduğunu, dolaysıyla kayyım tarafından hazırlanan raporun bu yönüyle maddi hata içerdiğini,
Kayyım raporunda eksik olan husus ise şirketin işçi alacakları davaları, kira ve vergi borçları ve bu borçların ne şekilde ödenmekte olduğu konusunun hiç araştırılmadığını, konuya hiç değinilmediğini, gerek önceki kayyım ... tarafından gerekse şu anda görevlendirilmiş olan kayyım ... tarafından hazırlanan raporlarda ve gerekse taraflar arasındaki davalarda alınan tüm bilirkişi raporlarında şirketin 2016 yılından sonra faaliyetinin durduğu ve zarar etmekte olduğunun tespit edildiğini, şirketin zarar etmesinin davacının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığını, şirketin olağanüstü zararları ve ve vergi borçları oluştuğunu, bu zararlar ve borçlarla da şirketin müdürü olan müvekkilinin muhatap olduğunu, davalının bu süreç içinde 1.272. 374,05 TL vergi borcu aslı ödemesi yaptığını, ancak artık ödeme imkanı kalmadığı için halen şirketin ödenmeyen vergi borcu da bulunduğunu, ayrıca şirketin işçileri tarafından açılan açılan davalara karşılık ödenen işçi tazminatları, şirketin kapanan şubelerinin ve merkezinin ödenmemiş olan kira borçlarının da müvekkili tarafından ödendiğini,
Kayyım, raporun sonuç kısmının 2 nolu bendin de; .... Şti.'nin 01.01.2018 tarihinden itibaren gayri faal durumda bulunduğunu tespit ettiğini, kayyım raporunun, şirketin gayri faal olduğunu ve kayyım onayı gerektiren herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını tespit etmiş olmakla davanın reddi gerektiğini ispatladığını, sonuç kısmının 3 nolu bendinde de görev aldığı tarihten beri kendisinin onayını gerektiren herhangi bir işlemin olmadığını beyan ettiğini, bu tespitler açıkça şirketin herhangi bir şekilde kayyıma ihtiyaç göstermediğini ortaya koyduğunu, esasen davacının amacının da şirkete kayyım tayin ettirmek değil, şirket müdürü olan müvekkil aleyhine açtığı çeşitli davalarda müvekkilin savunmalarını etkisiz hale getirme, müvekkil hakkında olumsuz kanaat oluşturmak olduğunu,
Davanın konusuz kaldığını, davanın TMK'nın dürüstlük kuralına ve TTK'nın sorumluluk hükümlerine aykırı olduğunu, şirketin bu hale gelmesinde müvekkilinin kusuru olmadığını, şirketin bizzat davacının şirketin varlığını hedef alan, şirkete açıkça ihanet teşkil eden yıkıcı eylemleri nedeniyle çalışamaz hale geldiğini, faaliyetini durdurduğunu, davacı, şirketin merkezi olan ve birçok doktorun çalışma izninin bağlı olduğu klinikte yasadışı ve kayıtsız olarak hastalara randevu verdiğini, hasta tedavi etmeye kalkıştığını, başhekim ve sorumlu müdür olan müvekkilinin bunu kabul etmemesi üzerine ise elinde sopa ile müvekkilinin odasını bastığını, bilgisayarını kırdığını, davalıyı darp ettiğini, davalının ortaklığı sona erdirmek istediğini bildirmesi üzerine davacının önce şirket hisselerini devralacağını söyleyerek müvekkilini oyalayıp ardından müvekkiline ait ve şirket tarafından kullanılan "... " isimli markayı ve bu markanın uzantısı olan web sitelerini, şifrelerini hukuk dışı yollarla değiştirdiğini, şirketin gerçek hak sahibi olduğu tüm web sitelerini kendi kurduğu www...com isimli web sitesine yönlendirerek şirketin hasta kabulünü durdurduğunu, şirkete hasta gelmesinin önün kesen davacının bulduğu paravan kişiler ... ve ...'nun adlarına sahte senetler düzenlettirerek tüm makineleri haczedilip kaldırıldığını, davalı ve şirketin bu kişilerin şirketin tüm makinelerinin almaları üzerine başta İstanbul 9 Ağır Ceza Mahkemesinde ve İstanbul ... 9. Ağır Ceza Mahkemesi olmak üzere bir çok ceza ve hukuk davası açmak zorunda kaldığını, şirket defterlerinin bizzat davacı ...'nın muhasebeci olan kardeşi ... tarafından kaçırıldığını, bu nedenle ... Vergi Dairesi Başkanlığı ..... Uygulama Grup Müdürlüğü tarafından şirketin faaliyet durumunun negatif olarak tespit edildiğini, davacının şirket aleyhine açılan davalarda tanık olarak ifade verdiğini, aşamalarda kendisi de şirketin feshi için dava açarak şirkete kayyım tayin ettirdiğini, tamamı dosya içindeki delillerle sabit olan bu yıkıcı eylemler nedeniyle müdür olan müvekkilinin kendi gücü ve imkanı dışında oluşan sonuçlardan sorumlu tutulamayacağını, TMK'nın dürüstlük kuralları ve TTK m. 553'de düzenlenen sorumsuzluk şartı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, TTK m. 553/(3)'de aynen "Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." denildiğini,
şirketin gayri faal hale gelmesi bizzat davacının şirkete ihanet niteliğinde olan yıkıcı eylemleri nedeniyle oluştuğunu, davalının bir kusuru bulunmadığını,
Açılan davanın ortaklar arasında eşit işlem ilkesine de aykırı olduğunu, davacının kendisinin şirketten aldığı parayı gizleyerek, müvekkili suçladığını, işbu davayı açtığını, ancak gerek kayyım raporları gerekse de İst. ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesince atanan Bilirkişi Heyetinin davacının şirketten şirketin öz kaynağının yarısından daha fazla para aldığını tespit ettiğini, davalının da her ne kadar şirkete borçlu gibi görünmekte ise de gerçekte müvekkilinin şirketten aldığı bu paralarla işçi tazminatları, kira borçları, vergi borçları vb gibi giderleri karşıladığını,
Davacının dürüst olmadığını, şirketin feshi için İstanbul ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesine dava açtığını, şirket yönetimine kayyım atanmasını talep ettiğini, fesih davası ile şirketi bitirmek istediğini açıkça beyan eden davacının bu davada da kayyım talep etmesinin mükerrer talep olduğu gibi samimi de olmadığını, davacının şirketi yok etmeyi amaçladığını, Yargıtay bir çok kararında; müdürlere karşı açılan davaların dürüstlük kuralına aykırı olması halinde davanın reddi gerektiğine(Yargıtay 11. H.D., 22.01.2013, E. 2011/857, K. 2013/1304; aynı yönde Yargıtay 11. H.D., 24.06.2013, E. 2010/4173, K. 2013/7364) karar verdiğini, bu nedenle davacının davasının dürüstlük kuralına aykırılıktan reddine karar verilmesi gerektiğini,
Davacının davalıya ve şirkete borçlu olduğunu, davacının davalıya 40.000.000(kırk milyon)TL'yi aşkın borcu olduğunu, bu alacaklardan, .... İcra Müdürlüğünün 2017/7548E sayılı dosyası ile takibe konulan icra dosyasından şirketteki hissesinin de haczedildiğini, işbu davada yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda davacının şirkete 1.489.990,27 TL borcu bulunduğunun tespit edildiğini, .
Mahkemenin davacı hakkında devam eden ceza davalarının sonuçlanmasını beklemeden karar vermesinin de hukuka aykırılık oluşturduğunu, davacının paravan kişiler adına düzenlettirdiği sahte senetlerle şirket merkezinde hacizler yaptırıp şirketin tüm makine ve teçhizatlarını kaldırttığı için İstanbul 9. Ağır Ceza mahkemesinin 2019/498 ve İstanbul ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/498 Esas sayılı dosyalarında sanık olarak yargılandığını, mezkur davalarda verilecek hüküm işbu davayı doğrudan etkileyeceği için bekletici mesele yapılması gerektiğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca şirket müdürünün yönetim yetkilerinin kaldırılması ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekili; davalının dava dışı .... Şti.'nin münferiden yetkili müdürü olduğunu, şirkete borçlandığını, şirketi zarara uğrattığını, kötü yönettiğini, vergi borçlarını ödemediğini, şirketi sebepsiz yere dava dışı ... ve başka kişilere borçlandırdığını, şirket aracını bu kişiye devrettiğini ileri sürerek, davalının müdürlük görevinden azline, şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise; davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, iddiaların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; dava dışı ... .... Şti.'nin 11.02.1994 tarihinde kurulduğu, merkezi .... iken 25.12.2013 tarihinde İstanbul'a taşındığı, davacı ve davalının %50'şer hisse sahibi olduğu, 10.01.2012 tarihli ortaklar kurul kararı ile davalının süresiz şekilde, münferiden şirketi temsil ve ilzam konusunda yetkilendirildiği anlaşılmıştır.
TTK'nın 630/1 maddesi uyarınca genel kurul, müdür veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkı ve temsil yetkisini sınırlandırabilir. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca her bir şirket ortağına, haklı sebeplerin varlığı haline yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteme hakkı verilmiştir. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir. Görüldüğü gibi yasa hükmünde yöneticinin azli için haklı sebep olabilecek durumlar sınırlı olarak sayılmamış ve her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 19.09.2018 tarihli ve 2016/1233 Esas, 2018/927 Karar sayılı karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine yapılan istinaf incelemesi sonucunda Dairemizin 01.02.2020 tarihli ve 2019/235 Esas, 2020/81 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının eksik inceleme sebebiyle kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, davalının müdürlük görevinden azline ve kayyım atanmasına dair istinaf konusu eldeki karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Davalı vekili, davacının hissesinin .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında haczedildiğinden, davacının ortaklık sıfatının sona erdiği ve dava açamayacağını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, limited şirketlerde ortaklık payının haczedilmesi ortaklık hakkını sona erdirmez. Ortak, şirkette ortak olarak kalmaya devam eder. Alacaklının ortaklık payının haczettirmesi, ortağın mali haklarına yönelik olup ortağın ortaklık sıfatından kaynaklanan haklarını, somut olayda olduğu gibi şirket müdürünün azlini ve şirkete kayyım atanmasını talep hakkını ortadan kaldırmayacağından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Somut olayda, yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece ilk olarak, 19.09.2018 tarihli ve 2016/1233 Esas, 2018/927 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 01.02.2020 tarihli ve 2019/235 Esas, 2020/81 Karar sayılı kararı ile ''... bilirkişi raporunda özetle; şirketin 2017 yılı öncesine ait yıllara ait ticari defter kayıtların sunulmadığı, şirketin davacı ve davalı ortağa borçlandığı, keza dava dışı ...’e borçlu olduğunun tespit edildiği, ancak tüm bu işlemlerin dayanaklarının sunulmadığı, dava tarihinden sonra şubelerin kapanışının verildiği, davalı şirket müdürünün azli için somut olayda haklı sebeplerin bulunduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Davalı vekili rapora karşı beyanlarında ise, 2016 Ekim ayı ve öncesine ait şirketin ticari defter ve dayanak belgelerinin şirketin bir dönem mali müşavirliğini yapan ve aynı davacının kız kardeşi olan ...’ın uhdesinde olduğunu, mali müşavire ulaşılamadığını, bu eksiklik giderilmeden inceleme yapıldığını belirterek rapora itiraz etmiştir. Somut olaydaki iddiaların denetlenebilmesi için ticari defterlerin incelenmesi gerekir. Davalı vekili, defterlerin davacının mali müşavir kardeşinde olduğunu, defterleri ondan alamadığını savunmuş, mahkeme bu savunma üzerinde yeterince durmadan sonuca gidilmiştir. TTK'nın 83/1. Maddesi uyarınca, ticari davalarda mahkeme, ticari defterlerin ibrazını resen veya talep üzerine emredebilir.
Bu durumda mahkemece, HMK'nın 31.maddesinde düzenlenen aydınlatma ödevi kapsamında defterlerin nerede olduğu konusunda taraflardan izahat alması, defterlerin kendisinde olduğu iddia edilen mali müşavirden defterler kendisinde mahkemeye teslim edilmesinin ihtar edilmesi, neticede defterler hangi tarafın fiili tasarrufunda ise o tarafa, defter ibraz etmemenin sonuçları da hatırlatılarak sonuca gidilmesi gerekir. Somut olayda ticari defterler son derece önemli delil olup bu delilin incelenmesi konusunda gerekli işlemler yapılmadan karar verilmesi nedeniyle, ilk derece mahkemesinin yeterli bir şekilde delil toplama faaliyeti yaptığından söz edilemez ...'' denilerek, eksik inceleme sebebiyle bu kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemiz kaldırma kararında belirtildiği üzere dava dışı şirket defterinin eksiksiz bir şekilde incelenmesi uyuşmazlığın çözümü için büyük önem arz etmektedir. Konuya ilişkin olarak davalı tarafın, 2016 Ekim ayı ve öncesine ait şirketin ticari defter ve dayanak belgelerinin şirketin bir dönem mali müşavirliğini yapan ... uhdesinde olduğunu, mali müşavire ulaşılamadığı ileri sürmesi sebebiyle mahkemece bu konuda gerekli incelemeler yapılmıştır. Bu kapsamda, davalı tarafın beyanları doğrultusunda adı geçen mali müşavir hakkındaki soruşturma dosyası ve savcılık dosyası getirtilmiştir.
Dava dışı şirket ve davalı tarafça dava dışı mali müşavir ... hakkında görevi kötüye kullanmak suçlamasıyla başlatılan soruşturma neticesinde İstanbul ... CBS Memur Suçları Soruşturma Bürosunun ... Soruşturma, 2022/54569 Karar sayılı ve 05.04.2022 tarihli kararı ile .... Disiplin Kurulu Başkanlığının 24.02.2021 tarih ve .... sayılı kararı, tanık ... 'ın beyanı, ifade tutanakları uyarınca şüpheli ...'nın atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediğine dair müştekinin soyut iddiası dışında bir delil ve tespitin bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Yine dava dışı şirketin ve davalının ... hakkında şikayetçi olması üzerine .... Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Disiplin Kurulu Başkanlığının 03/09/2019 tarih... karar sayılı kararı disiplin cezası verilmesine yer olamadığına karar verildiği, .karar yapılan itirazın ise ... Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odalar Birliği Başkanlığı Disiplin Kurulu Başkanlığının 24/02/2021 tarih ve ....sayılı kararı ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre yapılan inceleme ve değerlendirmede, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... 'nın mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil eden, disiplin suçunu oluşturacak herhangi bir davranışı görülmediği, şikayetçi şirkete ait ticari defterlerin şirketin uhdesinde bulunduğu, 2016 yılı Eylül ayı sonuna kadar muhasebe işlemlerinin meslek mensubu ... tarafından yapıldığı, son üç aya ilişkin işlemlerin ise SMMM ... tarafından yapıldığı, itiraz dilekçesinden anlaşılmıştır.
Çekişmenin 2016 yılı ilk dokuz aylık işlemlerinin ticari defterlere yazdırılması konusunda yaşandığı, şirket yetkilisinin defterlerin İstanbul 'da şirket merkezinde yazdırılmasını istediği, meslek mensubu ... 'nın ise defterleri Ankara 'da yazdırmak istediği, buna karşın şikayetçi şirket yetkilisi ... 'ın defterleri Ankara'ya göndermek istemediği, bu beyanlardan n olayın adli vaka haline dönüştüğü, dosyada şikayet konusu hususlarla ilgili iddiaları destekleyici yeterli bilgi ve belgeler bulunmadığı belirtilerek itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.
Bu tespit ve bilgilere göre, mahkemece, idari ve adli soruşturma dosyaları birlikte değerlendirilerek, 2016 yılı ilk dokuz aylık işlemlerinin ticari defterlere yazdırılması konusunda eski mali müşavir ile davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirket arasında sorun yaşandığı, bunların dışında ticari defter, kayıt ve dayanaklarının davalı şirketin uhdesinde bulunduğu, dava konusu uyuşmazlık yönünden incelenmesi gereken ticari kayıt ve dayanak belgelerin şirketin yetkilisi olan davalı tarafından ibrazı gerektiği sonucuna varılarak bu kapsamda sunulan bilgi ve belgeler üzerinden inceleme yapılarak sonuca gidilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.
Söz konusu döneme ait şirket defterlerinin tutulmasını ve muhafazasını sağlamakla yükümlü tek şirket yetkilisi olan davalının ilgili dönem defterlerini sunmaması sebebiyle bilirkişilerce 2012 ve 2013 yılı yevmiye, kebir defterleri kayıtları, 2014 yılı yevmiye defteri kayıtları, 2016 yılı kebir defteri kayıtları, 2017 yılı yevmiye, envanter ve kebir defterleri kayıtlarının incelenmesi, 2016 yılı Ekim - Kasım - Aralık aylarına ilişkin yevmiye kayıtlarının tasdiksiz A4 kağıtlarına basılı bir şekilde verildiğinde detaylı incelemesinin yapılamaması, 2016 yılı Ekim ayı öncesi muavin defter ve kayıtları sunulmaması, 2012 yılı yevmiye ve kebir, 2013 yılı yevmiye ve kebir, 2014 yılı yevmiye defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapılmış olmasına rağmen 2012 ve 2014 yılı defterleri hariç olmak üzere diğer tüm defterlerin içi boş beyaz A4 sayfadan oluştuğu (yazdırılmamış olduğu), dolayısıyla önceki bilirkişi tarafından temin edilen muavin hesap dökümleri 2014 yılı Ekim - Kasım - Aralık ve 2017 yılının tamamına ilişkin muavin hesap dökümleri olduğu dikkate alındığında dosyada mevcut olan ve mali müşavir tarafından onaylanan muavin ve yevmiye defter, kayıtlarının dikkate alınması, fiziki olarak defter sunulmamış olsa da dava dışı şirketin mali müşaviri ... tarafından onaylanan muavin hesap listelerine ve vergi dairesi şube kapanış işlemleri onay listesine göre inceleme yapılmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu sebeplerle, davalı vekilinin eksik inceleme yapılıp defterlerin incelenmediği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2022 tarihli ve 2017/1335 Esas, 2022/326 Karar sayılı kararının incelenmesinde; davanın davacı ... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine dava dışı dava dışı .... Şti.'nin zarara uğratıldığı iddia edilerek oluşan zararın dava dışı şirkete ödenmesi talebiyle açıldığı, davalı ... bakımından davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, diğer davalı ... bakımdan ise davalının tek başına genel kurul yaparak 31/07/2017 tarihi itibariyle şirketin tüm şubelerinin kapatılması kararı aldığı, başka dava dosyasında şirkete denetim ve onay kayyımı atanmış olmasına rağmen davalının şube kapatma kararı ile ilgili olarak kayyımdan da onay almadığı, şirkete ait aracı değerinin altında bir tutara eşine satarak şirketi zarara uğrattığı, şirket kar eder durumda iken davalının işyerlerini kapatması sonucu şirketin dava tarihi itibariyle mahrum kaldığı kârın 573.255,75 TL olduğu, davalının bu zarardan sorumlu olduğu, aracın rayiç değeri ile fiili satış değeri arasındaki 60.000 TL'nin de şirket zararı niteliğinde olduğu, davalı yöneticinin bu zararın oluşmasında kusurlu davrandığı gerekçesiyle yöneticinin sorumluluğu kapsamında davanın bu davalı bakımından kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davacı ve davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesinin 28.04.2026 tarihli ve 2022/1389 Esas, 2026/840 Karar sayılı kararı ile istinaf istemlerinin temyiz yolu açık olmak üzere esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki dava, limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup TTK'nın 630/2-3 maddesinde belirtildiği üzere, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortak yöneticinin azlini talep edebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda ilk derece mahkemesince bu kapsamda yapılan incelemede, 20.10.2021 tarihli bilirkişi raporu alınmış, kayyım raporları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda; şirket defterlerinin usulü uygun tutulmadığı, şirkete ait 01/08/2017 tarihli şube kapanış işlemi için ilgili kayyım onayının alınmadığı, ... ile dosyada mevcut borçlar hesabında dava dışı şirketin ... 'e 1.449.687,00 TL borçlu göründüğü, dosyada mevcut 23/06/2017 tarihli kayyım raporunda da belirtildiği üzere bu borç ilişkisine dayanak teşkil edecek herhangi bir belgenin bulunmadığı, ... ile dava dışı ... Şirketi arasındaki ilişkinin niteliğinin resmi olarak belli olmadığı, bu kadar yüksek rakamların havale yapılarak finansman desteği sağlanarak şirketin borçlanması ve geri ödeme alınmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı kanaati bildirilmiştir. Alınan kayyım raporunda ise şirketin gayrı faal durumda olduğu belirtilmiştir. Yine yukarıda yer verilen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2022 tarihli ve 2017/1335 Esas, 2022/326 Karar sayılı kararı ile davalı hakkında yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasında şirketi zarara uğrattığı tespiti yapılmış, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kapsamda yapılan istinaf incelemesi sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesinin 28.04.2026 tarihli ve 2022/1389 Esas, 2026/840 Karar sayılı kararı ile istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. Gerek dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve kayyım raporları gerekse İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2022 tarihli ve 2017/1335 Esas, 2022/326 Karar sayılı dosyası nazara alındığında, davalının şirket müdürü olarak görevini yerine getirirken gerekli tüm özeni göstermediği, şirketin menfaatlerine uygun hareket etmediği, yöneticinin azli koşullarının oluştuğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Şirketin gayrı faal olması veya davacının şirkete borcu olması eldeki yöneticinin azli davasının reddini gerektirmediği, davacının bu davayı açmasına engel oluşturmadığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1335 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile eldeki dosyada alınan bilirkişi raporlarında ortakların şirkete borçlarının farklı rakamlarla belirtildiği ileri sürülmüş ise de, bu farklılık eldeki davanın konusu bakımından önem arz etmediğinden bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili, mahkemenin davacı hakkında devam eden ceza davalarının sonuçlanmasını beklemeden karar verdiğini, İstanbul 9. Ağır Ceza mahkemesinin 2019/498 ve İstanbul ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/498 Esas sayılı dosyalarında davacının sanık olarak yargılandığını, mezkur davalarda verilecek hükmün işbu davayı doğrudan etkileyeceği için bekletici mesele yapılması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
Dosyada bulunan, İstanbul ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/137040 sayılı soruşturma dosyasında, davalı ... ve dava dışı ....Şti.tarafından ... ve ... hakkında evrakta sahtecilik/dolandırıcılık iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmuş, İstanbul ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/498 Esas sayılı dosyasında ... hakkında sahte senet düzenlendiği iddiasına dayalı olarak şikayette bulunulduğu, İstanbul 9.Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/408 Esas sayılı dosyasında ... ve davacı hakkındaki sahte senet düzenlenmesi ve dolandırıcılık suçundan açılan davada davacı ...'nın beraatine karar verildiği görülmektedir. Söz konusu dosya içerikleri incelendiğinde eldeki davanın yöneticinin azli davası olduğu nazara alınarak, söz konusu dosyaların sonucunun beklenmesinin bu davanın sonucuna etkisi olmadığı anlaşıldığından Mahkemece bu dosyaların bekletici mesele yapılmamasında da bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07.10.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.