Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1375 E. 2026/1677 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1375
Karar No
2026/1677
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1375 - 2026/1677 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1375 KARAR NO : 2026/1677 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/02/2024 NUMARASI : 2023/226 E. - 2024/74 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/02/2024 tarih ve 2023/226 E. - 2024/74 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili müvekkilinin 2018/83525 sayılı “...” ve 2018/83521 sayılı “...” markalarının 4, 5 ve 7. sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu, davalılardan sonradan Türk vatandaşı olan ... tarafından 2022/008521 numaralı “...” markası için 4, 5 ve 7. tescil başvurusunda bulunması üzerine müvekkili tarafından yapılan itirazın, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatini ile ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 03.03.2023 tarihli, 2023-M-1902 karar sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, oysa taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olma ihtimali bulunduğunu, davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, ... YİDK 2023-M-1902 sayılı kararının iptalini ve 2022/008521 sayılı markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi vekili, davaya konu 2022/008521 "..." markasının "..." isimli tıbbi terime dayandığını, davacının itirazına mesnet markaların asli unsurları "..." ibaresinin, Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldırdığını, davacının tanınmışlığa ilişkin iddialarının gerekli kriterleri karşılamadığını, davacının kötüniyetle ilgili iddiaların ispatlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "..." ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken, davalının "..." ibareli başvuru markalı malları satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgıyı yaşamayacağı, başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden, SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, (davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan "haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği "kanıtlanmadığı); dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka ile davacıya ait markanın aynı sınıflarda hizmet verdiğini, ses ve şekil olarak benzerlik taşıdığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve sınıfsal benzerlik mevcut olduğunu, bu nedenle davaya konu "..." ibareli marka ile davacıya ait "..." ibareli seri markalar arasında 6/1 maddesi anlamında benzerlik olduğunu, davalı şahsa ait “..." markasının bu haliyle, orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, davacı şirketin markalarının tanınmış olduğunu ve şirketin “...” markasına ilişkin tanınmışlık başvurusunun, ... tarafından da kabul edildiğini, bu sebeple başvuru konusu markanın tescil talebinin SMK'nın 6/5 maddesi gereğince de reddinin gerektiğini, davalı şahsın söz konusu markayı seçmekte herhangi bir yararının olmadığını bu sebeple kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali - hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka işaretleri arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira "..." ve "..." ibarelerinin Türkçe'de "..." anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliklerinin oldukça düşük bulunduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesinin gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, bu hususun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/14005 Esas, 2015/59 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği, buna göre dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, ortalama yararlanıcıların davacının "..." ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken, davalının başvuru markalı malları satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgıyı yaşamayacağı, başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden, SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1375, K. 2026/1677, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1375-e-2026-1677-k-6f30c187a0fd