Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4784 E. 2026/2948 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4784
- Karar No
- 2026/2948
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/871 E., 2025/415 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/398 E., 2022/15 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ....(.....) Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sonucunda, tapuda ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 597 parsel sayılı 4920 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 48 37... parsel numarasıyla 4.954,09 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 598 parsel sayılı 2360 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, yeni 48 37... parsel numarasıyla 2.391,47 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıya ait .... Mahallesinde bulunan eski 5 98... ada 38 parselde kayıtlı taşınmaz hakkında yapılan yenileme çalışmaları sırasında davacının kendi taşınmazına yaptığı evin eski 597 numaralı parsel içerisinde kaldığını, davacının parseliyle 597 numaralı parsel arasında uzun süreden beri kullanılmakta olan bir yol mevcut olup Elazığ Belediye Başkanlığınca bu yola çakıl döküldüğünü, davacının mağduriyetine yol açan bu haksız durumun düzeltilmesi için bu davayı açma zorunluluklarının doğduğunu ileri sürerek, 597 (39) numaralı parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin evinin bulunduğu kısmın ifrazıyla davacı adına tapuya tesciline veya eski 597 (yeni 39) numaralı parsel, eski 600 (yeni 36) numaralı parsel ve mera parselleri arasında düzenleme yapılmasına ya da bu parsellerde yapılan yenileme çalışmasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; eski 598 (yeni 48 37... parsel) numaralı taşınmazın ilk kadastro çalışmalarında sınırlandırma hatası, grafik pafta tersimat hataları ile diğer sebeplerden kaynaklandığından konu hakkında müvekkili kurumun bir kusurunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ifrazına ilişkin ise davada taraf olmadıklarını, yeni 39 numaralı parselin annesi ... tarafından taraflarına miras olarak intikal ettiğini, davacın sonradan yapmış olduğu yapının taşınmazlarına tecavüz etmekte olduğunu, taşınmazlarını tam olarak kullanamadıklarını, yenileme çalışmalarının kendi talepleri doğrultusunda yapılmayıp, tamamen idari bir işlem olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... köyünde 48 37... , 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41... numaralı parsellerden oluşan parseller grubunda tescilli pafta sınırlarına uyulmadan, zeminde paftaya aykırı sınırlara göre kullanıldığı, bu parsel grubunun kuzey sınırındaki derenin, doğu sınırındaki yolun, güney sınırındaki miyadun yolunun ve batı sınırındaki derenin kadastro yenileme çalışmalarında da değerlendirilen eski tarihli hava fotoğraflarıyla desteklenen ve tesis kadastrosu paftasıyla zeminde mevcut olduğundan değişmemiş kadim sınırlar olduğu, bu kadim sınırlar içerisinde yer alan söz konusu parsel grubundaki parsellerin zemin kullanımının, tesis kadastrosundaki paftasındaki sınırlarıyla uyumlu olmadığı tespit edildiğinden 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca, kadastro yenileme çalışmaları esnasında bu parsel grubundaki parsel sınırlarının tesis kadastrosundaki sınırlar esas alınarak yapıldığı ve tapuya tescil edildiği, bu nedenle yapılan yenileme çalışmalarının mevzuata uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu eski 598 parsel sayılı taşınmazı 2009 yılında müvekkilinin satın aldığını, kadastro görevlilerinin yaptığı ölçüm ve aplikasyon krokisine göre sınırları belirlenen yerde ev inşaa ettiğini, ayrıca belediyeye emlak vergisi beyannamesi verdiğini, yenileme çalışmalarından haberdar edilmeyen müvekkilinin, imar affı başvurusu sırasında evinin düzenleme sonrası eski 597 parsel içinde gösterildiğini öğrendiğini, müvekkilinin parsel sınırlarının sonradan kaydırıldığını, bu işlemin 597 parselde bulunan başka bir evi parsel dışına çıkarmak amacıyla yapıldığını, bu nedenle kendi evinin yanlış şekilde 597 parsele kaydırıldığını, bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişkili olduğunu, önce 39 parselin kuzey sınırının dere olarak kabul edildiği, daha sonra ise dere ile parsel arasında “tescil harici alan” oluşturulduğu belirtilerek kadastro işlemlerinin hatalı yapıldığını, müvekkilinin evini resmi ölçümlere güvenerek kendi arazisi içinde yaptığını, yaklaşık 10 yıl boyunca da herhangi bir ihtilaf yaşanmadığını ileri Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalarıyla benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporuyla yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme kararları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmamış, mahallinde yapılan keşfe mahalli bilirkişi ve tanık götürülmemiş, uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmayan, yukarıda açıklanan ilkeler esas alınarak hazırlanan eksik ve yetersiz teknik bilirkişi kurulu raporuna değer verilerek hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde yeniden yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde keşif yapılmak suretiyle, harita mühendisi sıfatını haiz üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, tesis ve uygulama paftasını çakıştırmalı olarak gösteren, tesis kadastrosu tarihindeki hava fotoğrafları üzerinde taşınmazların ortak sınırının işaretlendiği, davacıların taşınmazındaki eksikliğin nedenlerini açıklayan, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, düzenlenecek raporda, tesis kadastrosu sırasında ölçülen ve belirlenen nokta ve sınırların ne olduğu, ölçü krokisinde belirtilen sınır noktalarının paftaya doğru olarak aktarılıp aktarılmadığı özellikle irdelenmeli ve tersimat hatası bulunup bulunmadığı tereddütsüz olarak belirlenmeli, tersimat hatası bulunmadığının tespiti halinde, tesis kadastrosu sırasında ölçüme esas alınmayan nokta ve sınırlara göre mülkiyet sınırını değiştirecek, bir başka ifadeyle mülkiyet aktarımına neden olacak şekilde uygulama kadastrosu yapılmasının mümkün olamayacağı göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmelidir. Belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm tesisi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.