Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/27 E. 2026/1036 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/27
Karar No
2026/1036
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/27

KARAR NO : 2026/1036

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/06/2021

NUMARASI : 2018/114 Esas, 2021/432 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 23/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Davacı vekili ; müvekkili şirketin yasal alacağına ilişkin olarak İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, gönderilen ödeme emri davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tamamı ile haksız ve kötüniyetli olarak sadece zaman kazanmak adına borca itiraz etmek sureti ile takibin durdurulmasını sağladığını, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazda, müvekkiline borcu bulunmadığını beyan ettiğini, dilekçe ekinde sunmakta oldukları sözleşme sureti itibari ile davalı şirketten sözleşmeye uygun olmayan kesinti yaptığından icra takibi başlatılmış olup davalı kötüniyeli ve zaman kazanmak amacı ile borca itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle davalının icra dosyasına vaki haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeni ile davalının %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/630 esas sayılı davada davacı vekili, müvekkilinin sabit olan alacağına ilişkin olarak İstanbul 19. İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyasından icra takibinin başlatıldığını, gönderilen ödeme emri davalı- borçlu şirkete tebilğ edildiğini, davalı-borçlu tamamı ile haksız ve kötüniyetli olarak sadece zaman kazanmak adına borca itiraz etmek sureti ile takibin durdurulduğunu, icra takibinin dayanağını teşkil eden fatura itibari ile icra takibi konusu alacaklarının sabit olduğunu itirazın hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, davalı-borçlunun haksız ve hukuki mestentten yoksun itirazlarının iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olmakla davalı-borçlunun % 20' den az olmamak üzere icra tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan 06.09.2016 tarihli sözleşme ile müvekkilinin İscar şantiyesinde üstlendiği işin, zemin ... kaplama işini davacı firma taşeron olarak yapmayı kabul ettiğini, yapılacak işi ve mahalli görüp teklif veren davacı firma ile sözleşme imzalandığını, ancak yapılacak işi görerek ve teklifini verdikten sonra sözleşme imzalayan davacı şirket işi sözleşme şartlarına uygun olarak yapmadığını, bu durum inşaat mühendisi saha sorumlusu ... tarafından 05.11.2016 ve 25.12.2016 tarihli tutanaklarla tespit edildiğini, bu tutanaklarda eksik işler ve bunların tutarı belirlendiğini, buna göre hatalı imalat olan 572 m2’lık olan müvekkilince İstanbul ... Ltd.Şti. ile anlaşıldığını ve bu firma hatalı işleri düzelttiğni, bu işler tutarı da 17.055,37-TL+KDV olduğunu, bu bedel müvekkilince diğer firmaya ödendiğini, davacı şirkete ayıplı imalat bildirildiği halde eksik işleri tamamlamadıkları için müvekkilinin bu eksikleri bir başka firmaya ekstra ödeme yaparak tekrar yaptırmak durumunda kaldığını, ayrıca davacı tarafa müvekkilince sözleşme gereği tüm ödemeler yapılmış olup cari hesap dökümleri incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, açıklanan nedenlerle haksız açılan davanın reddine, %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline masraf ve ücreti vekaletinde davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davalı vekili, müvekkilleri aleyhine İstanbul 19. İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası ile yapılan icra takiben itirazları üzerine iş bu davanın açıldığını, ancak davacı tarafından bu takipten önce yine İstanbul 6. İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine ilamsız takibe geçildiğini ve itirazları üzerine İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi' nde 2018/114 esas sayı ile itirazın iptali davasının açıldığını, bu iki davanın taraflarının ve konusunun aynı olması nedeniyle dosyanın ilk dosya üzerinde birleşmesi gerektiğini, haksız ve açılan davanın reddine , % 20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline masraf ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki 06.09.2016 tarihli eser sözleşmesi kapsamında davacı yüklenici tarafından düzenlenen 31.12.2016 tarihli, KDV dâhil 33.516,08 TL bedelli kesin hakediş faturasının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ayıplı ifa iddiasına dayanarak düzenlediği 9.758,08 TL bedelli faturadan kaynaklanan borç farkı yönünden süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığı, bu nedenle eseri kabul etmiş sayılarak ayıptan doğan haklarını kullanamayacağı ve davacının 9.758,08 TL alacaklı olduğu, ancak takip öncesinde temerrüdün gerçekleştiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulüne, itirazın asıl alacak yönünden iptaline ve işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Asıl davada talep edilen 3.724,00 TL’nin ise davalı tarafından yapılan haksız bir kesintiden değil, davacının faturada yaptığı düzeltme ve KDV farkından kaynaklandığı, davalının herhangi bir kesinti yapmadığı anlaşıldığından asıl davanın reddine; birleşen davada kabul edilen alacağın likit ve itirazın haksız olması nedeniyle davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, davacının takiplerde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinafında; asıl davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 3.724,00 TL alacağın ticari defterlerde kayıtlı olmamasının, davalı şirketin talebi üzerine yapılan işin tamamı için fatura düzenlenmemesinden kaynaklandığını, müvekkili şirketin sözleşme konusu işi eksiksiz tamamlayıp teslim ettiğinin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığını, yapılan işin KDV hariç toplam bedelinin 31.559,40 TL, KDV dâhil bedelinin ise 37.240,09 TL olduğunu, başlangıçta bu tutar üzerinden fatura düzenlenmişken davalının işin bir kısmının daha sonra faturalandırılmasını ve kalan bedelin sonradan ödenmesini istemesi üzerine faturanın 28.403,46 TL + KDV olmak üzere 33.516,08 TL olarak düzeltildiğini, bu hususun bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu ileri sürmüştür. Sözleşmede kararlaştırılan iş miktarı ve birim fiyatlar esas alınarak hesaplama yapıldığında, toplam iş bedeli ile düzenlenen fatura bedeli arasındaki 3.724,00 TL farkın henüz faturalandırılmamış iş bedeline karşılık geldiğinin anlaşılacağını, mahkemece işin toplam metrajı ve birim fiyatları üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken bu yöndeki itirazları karşılanmadan ve yalnızca alacağa ilişkin fatura bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesinin eksik incelemeye dayandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasını, gerekli bilirkişi incelemesi yaptırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafında; müvekkilinin ... Belediyesinden aldığı iş kapsamında ... kaplaması yapan davacı alt yüklenicinin eksik ve ayıplı imalatları nedeniyle uyuşmazlık çıktığını, davacının başlattığı iki icra takibine itiraz edilmesi üzerine asıl ve birleşen itirazın iptali davalarının açıldığını, asıl davaya konu 3.724,00 TL tutarındaki “sözleşmeye uygun olmayan kesinti” iddiasının tarafların ticari defterlerinde doğrulanmaması nedeniyle asıl davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğunu, ancak birleşen davada eksik ve ayıplı imalatlara ilişkin delillerin değerlendirilmeden itirazın iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının düzenlediği 31.12.2016 tarihli, 33.516,08 TL bedelli kesin hakediş faturası nedeniyle davacı defterlerinde 9.758,08 TL alacak görünmesine karşılık müvekkilinin defterlerinde borç bulunmadığını, bu farklılığın ayıplı teslimden kaynaklandığını, dosyadaki fotoğraflı hatalı imalat raporunun inşaatta görevli kontrol mühendisi tarafından düzenlendiğini, iş sahibi belediyenin imalatları kabul etmemesi üzerine ayıplı işlerin başka bir firmaya 17.055,00 TL bedelle yeniden yaptırıldığını ve buna ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu, taraflar arasındaki 06.09.2016 tarihli sözleşmenin 8. maddesi uyarınca eksik imalatlar nedeniyle hakedişten kesinti yapma hakkı bulunduğunu, davacının 30.12.2016 tarihli e-postasında da imalatta kusur bulunduğunun düşünülmesi hâlinde toplam hakedişin %10’unun geçici kabule kadar bekletilebileceğini kabul ettiğini, bu yazışmanın işlerin henüz kabul edilmediğini ve ödeme kesintisinin sözleşmeye uygun olduğunu gösterdiğini, mahkemenin ise e-postaları, fotoğraflı eksik işler raporunu ve ayıplı imalatların sökülerek yeniden yaptırılmasına ilişkin faturaları değerlendirmeden ayıp ihbarının süresinde yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle hüküm kurduğunu, davacı tarafından inkâr edilmeyen e-postanın delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, ayrıca tanık deliline cevap dilekçesinde dayanılmadığı gerekçesiyle tanıkların dinlenmemesinin de hatalı olduğunu, zira davanın 7251 sayılı Kanun’la HMK’nın 139 ve 140. maddelerinde yapılan değişikliklerden önce, 05.02.2018 tarihinde açıldığını, birleşen dosyanın 06.11.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen süre içerisinde delil listesi sunularak tanık deliline dayanıldığını, bildirilen tanıklar dinlenmeden karar verilmesinin eksik inceleme oluşturduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/630 Esas sayılı dosyası yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.

Davacı taşeron, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında yaptığı ... kaplama işinden kaynaklanan hakediş alacaklarının davalı tarafından haksız olarak kesildiğini ileri sürerek asıl ve birleşen davalarda icra takiplerine yapılan itirazların iptalini talep etmiş; davalı ise işlerin ayıplı ve eksik yapıldığını, ayıpların üçüncü kişiye giderildiğini ve davacıya tüm ödemelerin yapıldığını savunmuştur. Mahkemece, birleşen davada 9.758,08 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine; asıl davada talep edilen 3.724,00 TL'nin ise haksız kesintiden değil fatura düzeltmesi ve KDV farkından kaynaklandığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık; taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacı taşeron tarafından gerçekleştirilen ... kaplama işlerinin miktarı ve bedeli, işlerin eksik veya ayıplı olup olmadığı, davalı iş sahibinin süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, hakedişlerden yapılan kesintilerin haklılığı ve sonuç olarak davacının asıl ve birleşen davalara konu icra takipleri itibarıyla bakiye iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Eser sözleşmelerinde yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağının belirlenebilmesi için öncelikle sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalatların miktar ve bedelinin tespit edilmesi, varsa eksik ve ayıplı işlerin belirlenmesi, ardından iş sahibi tarafından yapıldığı kabul edilen veya usulüne uygun delillerle ispatlanan ödemelerin mahsup edilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekir. Bu kapsamda yüklenici, sözleşme gereğince iş bedeline hak kazandığını; iş sahibi ise ileri sürdüğü ödeme, eksik iş ve ayıplı ifaya dayalı kesinti savunmalarını ispatla yükümlüdür.

Somut olayda, asıl ve birleşen davaların esas itibarıyla davacı taşeron tarafından gerçekleştirilen işlerin karşılığı olan bakiye iş bedelinin tahsiline ilişkin olduğu, takip dayanağı 33.516,08 TL bedelli faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğundan bu miktar kadar davacı yüklenicinin alacaklı olduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamına göre davalı iş sahibinin, sözleşme konusu imalatların eksik ve ayıplı olduğunu, ayıpların üçüncü kişilere giderdirildiğini ve bu nedenle hakedişlerden kesinti yapıldığını savunduğu gözetildiğinde, öncelikle sözleşme kapsamında davacı tarafından gerçekleştirilen işlerin miktar ve bedelinin belirlenmesi, ardından eksik iş ve ayıplı iş iddialarının birbirinden ayrılarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira eksik iş, sözleşme kapsamında yapılması kararlaştırıldığı hâlde hiç yapılmayan veya tamamlanmayan imalatlara ilişkin olup, bu nitelikteki işlerin bedelinin belirlenmesinde ayıp ihbarı koşulu aranmaz. Buna karşılık ayıplı iş, meydana getirilen eserin sözleşmede kararlaştırılan veya objektif olarak bulunması gereken nitelikleri taşımaması hâlini ifade etmekte olup, iş sahibinin ayıptan doğan haklarını kullanabilmesi için kural olarak TBK'nın 474 ve devamı maddeleri uyarınca eseri gözden geçirme ve ayıbı uygun sürede bildirme yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekir.

Bu itibarla, davalı tarafından ileri sürülen eksik ve ayıplı iş iddialarının hukuki nitelikleri ve şartları gözetilmeksizin reddedilmesi doğru olmadığı gibi, sözleşme konusu imalatların miktarı, bedeli ve varsa eksiklikleri teknik yönden belirlenmeden, yalnızca ticari defter kayıtları esas alınarak bakiye iş bedeli alacağının tespit edilmesi de isabetli olmamıştır.

Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; taraflar arasındaki sözleşme, hakedişler, faturalar, ticari defter ve kayıtlar, ödeme belgeleri ile dosya kapsamındaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi, mahallinde keşif yapılarak konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, tarafların iddia ve savunmaları ile raporlara yönelik itirazlarını da karşılayan, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, bu kapsamda davacı taşeron tarafından sözleşme gereğince gerçekleştirilen ... kaplama işlerinin miktar ve bedelinin belirlenmesi, varsa eksik işlerin ayıplı işlerden ayrı olarak tespit edilip bedellerinin hesaplanması, ayıplı olduğu ileri sürülen imalatların niteliği ile davalı iş sahibinin süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, ayıptan doğan hakların kullanılma koşullarının gerçekleştiğinin anlaşılması hâlinde ayıplı işlerin bedel üzerindeki etkisinin belirlenmesi, davalı tarafından yapıldığı kabul edilen veya usulüne uygun delillerle ispatlanan ödemeler ile haklı olduğu tespit edilen kesintilerin mahsup edilmesi suretiyle davacının bakiye iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesinden ibarettir.

Bu şekilde yapılacak inceleme sonucunda, asıl ve birleşen davalara konu icra takiplerinin ayrı ayrı değerlendirilerek davacının her bir takip itibarıyla talep edebileceği alacak miktarlarının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/06/2021 tarih, 2018/114 Esas, 2021/432 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE,

5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/27, K. 2026/1036, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-27-e-2026-1036-k-cc2864876e8a