Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/720 E. 2026/1205 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/720
Karar No
2026/1205
Karar Tarihi

T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/720 KARAR NO : 2026/1205 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2025 (Dava), 27/05/2025 (Karar) NUMARASI : 2025/126 Esas, 2025/300 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili, Temelleri 1968 yılında atılan müvekkili...Çimento'nun köklü ve sektörde önemli yeri olan bir şirket olduğunu, 1971 yılında Erzurum'un...ilçesinde kamu teşekkülü olarak faaliyetine başladığını ardından özelleştirme yolu ile diğer davacı ... Holding tarafından satın alındığını ve aralarında Erzurum'un ilçelerininde bulunduğu farklı ilçe ve şehirlerde hazır beton tesislerinin bulunduğunu, bir diğer davacı müvekkil ...'in ise 1987-1992 yılları arasında ... Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulu başkan vekilliği görevini yerine getirdiğini ve ... Holding'in kurulmasına öncülük ettiğini, halen ... Holding ve...Çimento'nun yönetim kurulu başkanlığını yürütmekte olduğunu, diğer davacı müvekkil ...'in ... Holding'te yönetim kurulu başkan yardımcılığı ve icra kurulu başkanlığı görevlerini sürdürdüren iş insanı olduğunu, davalı gazetecinin X isimli sosyal medya platformu üzerinden müvekkil şirketler ve şirket yetkilileri ile ilgili ticari sır niteliğindeki bilgileri gerçeğe aykırı olarak ifşa ederek kamuoyunu ve müvekkil şirketlerin hissedarlarını yanıltma amacı güderek müvekkilleri karalamaya yönelik eylemlerde bulunduğunu, bu eylemlerin müvekkil şirketlerin ticari itibarına ve menfaatlerine zarar verme riski taşıdığını ve şirket işlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine olumsuz yönde etkide bulunabilecek nitelikte olduğunu, davalının sosyal medya platformundaki paylaşımlarında "Kimentocu" olarak bahsedilenin davacı müvekkil ... olduğu hususunda kuşkuya yer vermeyecek delilleri dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunduğunu, davalının haksız rekabet teşkil eden yanlış, yanıltıcı ve incitici beyanları nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının zedelendiği bir kuşku bulunmadığını beyanla, davalı gazetecinin davaya konu edilen paylaşımlarının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, müvekkillere yönelik haksız rekabet ve haksız saldırılarının men'ini, X isimli sosyal medya platformu üzerinden davacılarla ilgili yapılan paylaşımların düzeltilmesini ve kaldırılmasını, müvekkil davacıların her biri için 25.000,00-TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesini ve TTK md.59 gereğince gideri davalıdan alınmak üzere hükmün gazetede ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:

Davalı vekili, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında ticari davalar için arabuluculuğun dava şartı olduğunu ve davacı tarafın arabuluculuğa başvurmadan açmış olduğu manevi tazminat talepli davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, haksız rekabet sebebiyle açılan manevi tazminat talepli davanın haksız fiil niteliğinde olduğundan sebeple öncelikle haksız fiilin unsurlarını taşıması gerektiğini, haksız rekabet fiilinin oluşabilmesi için yapılan beyanın gerçek dışı olması gerektiğini, davalı müvekkilin yorumlarında davacıların iktisadi faaliyetinin kötülendiğine dair bir ifade olmadığını ve davacıların hiçbirinin isminin geçmediğini ve yorumların hiçbirinde ticari sır ifşası anlamına gelecek bir değerlendirme olmadığını, haksız rekabet iddiasına dayanak yorumlara yorum yapan diğer kişilerin, paylaşımda ve yorumlarda kimin kastedildiğini anlamadığını bu nedenle matufiyet şartının oluşmadığını, kişilik haklarının ihlaline dayanak manevi tazminat talebinin davacı konumunda bulunan iki tüzel kişi ve iki gerçek kişinin hangi faaliyetlerinin davalı müvekkilinin hangi paylaşımıyla zarar gördüğüne ya da zarar tehlikesi oluştuğuna dair dava dilekçesinde somut bir ifade bulunmadığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden sebeple davanın usulden reddini, yorumlarda davacıların isminin geçmemesi ve belirlenebilir olmamaları sebebiyle matufiyet şartı gerçekleşmediğinden aktif husumet yokluğu bulunması nedeniyle davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince, " Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacılar vekilince davalı olan gazetecinin X isimli sosyal medya platformu üzerinden müvekkili şirketler ve şirket yetkilileri ile ilgili ticari sır niteliğindeki bilgilerin gerçeğe aykırı olarak ifşa edildiği ve kamuoyunun yanıltılma amacı güdülerek karalamaya yönelik eylemlerde bulunulduğu iddia edilerek müvekkili şirketlerin ticari itibarlarına ve menfaatlerine zarar verilmesi nedeniyle TTK 54, 55 ve 56.maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti, meni ve refi ile haksız rekabet nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunulduğu, davalı tarafın ise paylaşımlarda kimin kastedildiğinin belirli olmadığı, matufiyet unsurunun oluşmadığı ve haksız rekabetin koşullarının meydana gelmediği beyan edilerek davanın reddinin talep edildiği, davacılar vekili tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan X isimli sosyal medya plartformunda yapılan paylaşımların incelenmesinde; davalı tarafça yapılan paylaşımlarda sık sık "kimentocu" kelimesinin kullanıldığı ancak kimentocu denilerek kimin kastedildiğinin paylaşımlarda belirli olmadığı, bu sözün davacı taraflara yöneltilmiş olduğunun anlaşılabilir olmadığı, bu haliyle matufiyet unsurunun gerçekleşmediği, kaldı ki matufiyet unsurunun gerçekleştiğinin kabul edilecek olması halinde dahi davalının paylaşımlarında TTK anlamında haksız rekabet teşkil edecek bir durumun söz konusu olmadığı gibi TMK anlamında kişilik haklarına saldırı mahiyetinde herhangi bir ibareye de yer verilmediği, davalının gazeteci olduğu ve gerek ifade özgürlüğü gerekse de basın özgürlüğü kapsamında eleştirilerde bulunduğu anlaşılmakla haksız rekabete dayalı olarak talep edilen haksız rekabetin tespiti, meni, refi ve davacılar yönünden manevi tazminat taleplerinin koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " DAVANIN REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilleri şirketler ve yöneticileri tarafından davalı aleyhine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54, 55 ve 56. maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i ile her bir davacı için 25.000,00 TL manevi tazminat istemiyle açılan davada, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi’nce...tarihinde davanın tümden reddine karar verildiğini, mahkemenin paylaşımların gazetecilik ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, doğrudan davacılara atıf yapılmadığından matufiyetin oluşmadığı ve hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, davalının sosyal medya platformu üzerinden kamuya açık, organize ve süreklilik arz eden paylaşımlarında müvekkili şirketlerin ticari sırlarını ifşa ettiğini, gerçeğe aykırı beyanlarla şirket ortakları ve yöneticilerini hedef alarak itibar suikastı gerçekleştirdiğini, Erzurum yöresi ağzında “kimento” kelimesinin “çimento” anlamına geldiğini, bölgede genel kurul yapabilecek ve fabrikası bulunan tek şirketin müvekkili olduğunu, dava dışı bir şahsın paylaşımlarına davalının verdiği alaycı ve suçlayıcı yanıtlarda doğrudan müvekkillerinin adının, fotoğraflarının, %13 oranındaki hisse yapısının ve Samsun’daki fabrikanın zikredildiğini, bu durumun Yargıtay içtihatları doğrultusunda isim anılmasa dahi matufiyet unsurunun gerçekleştiğini ve kamuoyu algısının da bu yönde olduğunu gösterdiğini, paylaşımlarda yer alan asılsız banka borcu, lüks araç alımı ve genel kurul iddialarının Türk Ticaret Kanunu’nun 55/1-a-1 maddesi uyarınca gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme mahiyetinde olup haksız rekabet teşkil ettiğini, basın ve ifade özgürlüğünün kişilik hakları ile ticari itibar aleyhine sınırsız koruma sağlamayacağını, mahkemece sunulan delillerin, paylaşımların sistematiğinin ve üçüncü kişi yorumlarının bütüncül olarak incelenmediğini, davanın esastan kabulü gerekmesinin yanı sıra, aynı maddi vakıa ve hukuki sebebe dayalı olarak ortak vekille açılan davanın reddi halinde davalı lehine yargılamadaki birlik ilkesi uyarınca tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken dört davacı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin de emsal Yargıtay kararlarına aykırı bulunduğunu savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, refi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacı taraftan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca manevi tazminat talebi yönünden kesin, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca diğer talepler yönünden gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 28/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/720, K. 2026/1205, T. 28.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-720-e-2026-1205-k-f4d75b783762