Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1820 E. 2026/2523 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1820
Karar No
2026/2523
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1820 - 2026/2523 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1820 KARAR NO : 2026/2523 KARAR TARİHİ : 09/10/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/02/2026 NUMARASI : 2025/79 Esas, 2026/167 Karar

DAVACILAR : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 09/10/2026 YAZIM TARİHİ : 09/10/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/79 esas ve 2026/167 karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri tarafından davalıdan alınan ihale kapsamında personel istihdam edildiğini, ancak davalı tarafından müvekkiline hakediş ödemesi yapılırken sözleşmeye ve mevzuata aykırı şekilde kesintiler yapıldığını belirterek işbu kesintilerin her bir kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile arabuluculuk dava şartından dolayı davanın usulden reddine karar verilmiştir. İşbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı (zorunlu) olarak düzenlendiği hâllerde davacı, dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir (6325 sayılı Kanun md. 18/A/2; 7036 sayılı Kanun md. 3/2). Anılan hükümlerden de anlaşılacağı üzere davacı, dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olup bu belgenin incelenmesi sonucu özel dava şartının yerine getirilip getirilmediğine karar verilecektir. Arabulucuya başvurulmuş ancak dava dilekçesine tutanak aslı veya onaylı örneğinin eklenmemesi hâlinde dava hemen reddedilmemekte, bir haftalık kesin süre verilerek bu eksikliğin tamamlanması istenilmektedir. Bu durum karşısında öngörülen dava şartı, tamamlanabilir bir dava şartı niteliğinde kabul edilmiş, belirli bir süre içinde tamamlanmadığında davanın usulden reddine karar verileceği belirtilmiştir (Özekes, Yazıcı, s. 4952). Hemen belirtmek gerekir ki, dava, arabulucuya başvurmadan açılmışsa, mahkemece davacıya eksikliği gidermesi için herhangi bir süre verilmeksizin ya da herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilir. Bir başka ifadeyle arabulucuya başvurulmaksızın dava açılması hâlinde taraflara arabuculuya başvurmak için kesin süre verilmeyecektir.(Faruk Barış Mutlay, İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk, İş Hukukunda Genç Yaklaşımlar III, Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuka Genç Yaklaşımlar Konferans Serisi No.7 İş Hukuku, İstanbul, 2018, s.67) Bu noktada uyuşmazlığın çözümü bakımından adil yargılanma hakkı, mahkemeye erişim hakkı ve usul ekonomisi ilkesi üzerinde de durulmalıdır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 36/1. maddesinde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. Bu kapsamda ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı şekilde yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve kamuya açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan madde de düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından bir tanesi yargılamanın “makul bir süre içinde” bitirilmesi ilkesidir. Bu bağlamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlerin yargısal sistemlerini makul bir sürede yargılama dâhil olmak üzere Sözleşmenin 6. maddesinde yer alan şartlara uyacak şekilde düzenlemek ile görevli olduğunu belirtmiştir (Zimmerman ve Steiner/İsviçre, B. No: 8737/79, 13.07.1983, § 29). Diğer taraftan Anayasanın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir. Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir.(Ali Çetin, B. No: 2024/48855, 29.07.2025, § 36, 37) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi, Anayasal dayanağı olan bir ilke olup Anayasanın 141/4. maddesinde davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğuna açıkça işaret edilmiştir. Genel olarak boş yere dava açılmasını, yargılama sırasında gereksiz işlemlerin yapılmasını ve zor yöntemlerin seçilmesini önlemeye hizmet eder. Bunun yanı sıra anılan ilke, yargılamada emekten, zamandan ve masraftan mümkün olduğu ölçüde tasarruf edilmesine yönelik bir işlevi de yerine getirir. Başka bir anlatımla, usul ekonomisi, ihlâl edilen hukuk düzeninin en az giderle, en kısa sürede ve en az zorlukla gerçekleştirilmesini ve boş yere davalar açılmasının önüne geçilmesini sağlamaya yönelik bir yargılama hukuku ilkesidir.(Emel Hanağası, Davada Menfaat, Ankara, 2009, s.32) Belirtmek gerekir ki, HMK'nın "Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasına göre mahkemece görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir. Görevli veya yetkili mahkemede devam eden dava, dava şartı arabuluculuk kapsamına girmekteyse bu dava şartının varlığı araştırılmalıdır. Görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılmış olan davada dava şartı noksanlığı yoksa görevli veya yetkili mahkemede davaya devam edilirken tekrar dava şartı arabuluculuğa başvurmak gerekmez. Diğer taraftan görevsiz veya yetkisiz mahkemede dava açıldıktan sonra ve fakat dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesinden önce dava şartı arabuluculuğa ilişkin dava şartı eksikliği tamamlanmış ise görevli veya yetkili mahkemede davaya devam edildiğinde dava şartı tamdır. Görevli veya yetkili mahkemede tekrar arabuluculuğa başvurulması gerekmeden davanın esasına geçilmelidir.(Özbek, s. 1557) (bkz.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2025/9-294 Esas, 2026/12 Karar sayılı ve 21.01.2026 tarihli kararı) Dairemizin ve Yargıtay'ın önceki kararlarında arabuluculuk dava şartının dava tarihinde yerine getirilmesi gerekli olup, işbu eksikliğin görevsizlik kararından sonra tamamlanabilir ve giderilebilir dava şartlarından da olmadığı(bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/1047 Esas, 2024/4340 Karar sayılı kararı) şeklinde değerlendirme yapılmış ise de, yukarıda değinilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararında ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2025 tarihli, 2025/1175 Esas, 2025/6168 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere görevsiz veya yetkisiz mahkemede dava açıldıktan sonra ve fakat dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesinden önce dava şartı arabuluculuğa ilişkin dava şartı eksikliği tamamlanmış ise görevli veya yetkili mahkemede davaya devam edildiğinde dava şartının tamamlandığı ve görevli veya yetkili mahkemede tekrar arabuluculuğa başvurulması gerekmeden davanın esasına geçilmesi gerektiği belirtilmiş olmakla Dairemiz uygulamasında da bu şekilde değişikliğe gidilmiş olup, eldeki dava dosyasında .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararından sonra davacı tarafından arabuluculuğa başvurulduğu ve dosya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce esasa kaydedilmeden önce 19/11/2024 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, bu haliyle dava şartı eksikliği tamamlanmış olup, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken dava tarihi itibariyle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği, davacı vekilinin bu sebeple istinaf talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-Davacılar vekili tarafından ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/79 esas ve 2026/167 karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2)-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/79 esas ve 2026/167 karar sayılı kararının HMK.'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyasının yeniden yargılama yapılmak üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4)-b-)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 732,00.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacılara İADESİNE, 5)-Davacılar tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 09/10/2026 tarihinde karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1820, K. 2026/2523, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1820-e-2026-2523-k-265cc2be0a41