Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1754 E. 2026/2265 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1754
Karar No
2026/2265
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1754 KARAR NO : 2026/2265

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.06.2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2026/567 Esas TALEP : İhtiyati tedbir ve İhtiyati haciz BAM KARAR TARİHİ : 14/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/10/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şti.nin 10 yılı aşkın bir süredir mermer ürünleri satan ticaret limited şirketi olduğunu, davalı... Şti., 15.11.2024 tarihinde müvekkili şirket ile iletişime geçerek '... marka ...model .. torna makinasının' satışı hususunda görüşmeler gerçekleştirdiğini, Akabinde davacı müvekkil şirket ile davalı şirket arasında makine alım - satım sözleşmesini içeren ticari iş ilişkisi kurulduğunu,davalı tarafından müvekkiline ne ürün sözleşmede kararlaştırıldığı gibi teslim edilmiş, ne de bedelin iadesi gerçekliştirildiğini, satış sözleşmesine dayanan alacağını teslim etmemesine rağmen, müvekkilinden bedeli alarak sebepsiz zenginleştiğini, İzmir 20. İcra Dairesi 2026/3158 E. Sayısı ile 09.04.2026 tarihinde davalı aleyhine düzenlenen ödeme emri, 10.04.2026 tarihinde tebliğ olduğunu, Davalı bu sefer de mezkur İzmir icra dosyasına haksız ve hukuka aykırı takibe itiraz ettiğini, 14.04.2026 tarihinde, haksız ve mesnetsiz olarak ödeme emrine ve borca itiraz ettiğini ve takibi haksız yere durdurduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu tutarı menfaatleri zarara uğramaksızın alabilmesi için davalının taşınır, taşınmaz ve 3.kişilerdeki alacaklar üzerine yargılamanın sonuna kadar ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: "Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde, davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminde bulunduğu anlaşılmakla, üzerine tedbir konulması istenilen aracın dava konusu olmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı yasanın 389 vd.'lerine uygun olmayan tedbir isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İhtiyati haciz kararının hangi koşullarda verilebileceği hususu İİK'nın 257.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3.kişide olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczedebilir. Aynı kanunun 258.maddesinde de; "alacaklının, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu" düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen kanun maddelerinde de açıkca yazılı olduğu şekilde; ihtiyati haciz kararı, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun varlığı durumunda ve alacağın ve haciz sebeplerinin varlığını ispata yarar delillerin sunulması koşulu ile verilebilecektir. Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde hem ihtiyati tedbir hem de ihtiyati haciz isteminde bulunduğu, para alacaklarının ihtiyati tedbire konu olmaması, tedbir konması istenen davalı mamelekinin dava konusu olmaması sebebiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine, ayrıca alacağın varlık ve miktarını belirlemenin yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati hacze ilişkin yasal koşulların bu aşamada oluşmadığı" şeklindeki gerekçe ile; "İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz istemlerinin AYRI AYRI REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: İhtiyati Haciz İsteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirketin, '... marka ... model ... torna makinasının' markalı makinenin alım - satımı için sözleşme akdetmiş olduklarını, sözleşme uyarınca davalının, marka modeli belirtili torna makina ürününü teslim etmekle; davacı müvekkilinin ise toplam 40.775,00 USD tutarındaki bedeli, davalıya göndermekle yükümlü olduğunu, müvekkili, sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen ödeme koşullarına uygun olarak 15.11.2024 tarihinde davalı şirketin TR... No'lu banka hesabına 40.000USD karşılığı olan 1.396.000,00 TL'yi gönderdiğini, ödeme tarihinden bugüne kadar geçen sürede ürünün teslim edilmediğini ve bedel iadesinin yapılmadığını, akabinde müvekkili şirketin, makine ihtiyacını karşılamak için 2. el piyasasında araştırmalar yaptığını, haricen yapmış olduğu araştırmalarda davalı şirketin kullandığı ürün görsellerine rastladığını, müvekkilinin, davalı şirketin hukuka aykırı olan haksız fiili nedeniyle Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu, 2025/22788 sor. numarası ile görülen savcılık aşamasında davalı şirket yetkilisi, borcu olduğunu, bedeli iade edeceğini, borçtan açıkça sorumlu olduğunu açıkça ikrar ettiğini, davalı savcılık dosyasında ikrar ettiği borcu, taraflarınca başlatılan 2026/3158 İzmir 20. İcra Müdürlüğü icra takibi dosyasında inkar ettiği için, işbu 'itirazın iptali' davası ikame edildiğini, mezkur dava dosyasında fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu yerel mahkeme ise hukuka ve hakkaniyete aykırı kararı ile taleplerimizin ayrı ayrı reddine karar verdğini, gecikme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, imkansız hale gelmesi veya ciddi bir zararın doğma ihtimalinin bulunması halinde mahkemece geçici hukuki koruma tedbirlerine hükmedilmesi gerektiğini, somut olayda ise kanunda aranan tedbire ilişkin şartların tamamı gerçekleştiğini, dava konusu bedelin 15.11.2024 tarihinde davalı şirkete ödenmiş olmasına rağmen, aradan geçen uzun süreye rağmen davalı ne herhangi bir iade gerçekleştirmiş ne de malı teslim etmediğini, müvekkilinin ödemeyi döviz karşılığı gerçekleştirmiş olması nedeniyle, alacağın iade edilmemesi sonucu uğradığı zarar her geçen gün arttığını, buna karşılık davalı şirketin ise haksız şekilde uhdesinde tuttuğu bedelden faydalanmaya devam ettiğini, müvekkilinin alacağının tahsilinin gecikmesi nedeniyle telafisi güç ve hatta imkansız zararlarla karşı karşıya kaldığını, müvekkilinin ihtiyaç duyduğu makineyi başka bir firmadan temin etmek zorunda kaldığını, ek maliyetler; müvekkilin zararını daha da artırmış olduğunu, davalı şirket yetkilisi, soruşturma dosyasında alınan beyanında, dava konusu makinenin halen şirket uhdesinde bulunduğunu ve şirketin mali durumunun ödeme yapmaya elverişli olmadığını açıkça ifade ettiğini, borca itiraz sebeplerinin şirketin maddi durum nedeniyle yapmış olduklarını ifade ettiğini, bu duruma karşı haklı endişe duyduklarını. davalının hem dava konusu malı uhdesinde tutmaya devam etmesi hem de müvekkili tarafından ödenen bedeli iade etmemesinin alacağı sürüncemede bırakmak niyeti ile kötüniyetle hareket ettiğini gösterdiğini, dava sonunda hükmedilecek alacağın tahsil kabiliyetinin korunabilmesi, davalının malvarlığını azaltmaya veya üçüncü kişilere devretmeye yönelik işlemler gerçekleştirmesinin önüne geçilebilmesi ve ileride verilecek kararın fiilen uygulanabilirliğinin sağlanabilmesi için davalıya ait taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklar üzerine yargılama sonuna kadar ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir konulması zorunlu olduğunu, aksi halde müvekkilinin alacağını tahsil etmesi ciddi şekilde güçleşeceğini, imkansız hale gelebilecek nitelikte olduğunu, yerel mahkeme ara kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasına, istinaf talepleri doğrultusunda ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemlerinin ayrı ayrı kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın kaldırılarak talep gibi ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine yöneliktir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında istinaf incelemesine konu karar ile "İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz istemlerinin AYRI AYRI REDDİNE" karar verilmiştir. İş bu karar ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 20. İcra Müdürlüğü'nün 2026/3158 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında,40.000,00 USD asıl alacak ve 3.787,40 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 43.787,40 USD alacağın temini için ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlu vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı olarak 15.11.2024 tarihinde gönderilen 40.000 USD bedelin iadesi şeklinde gösterilmiştir. Davacı tarafın ihtiyati tedbir istemi açısından yapılan değerlendirme açısından ; Dava konusu somut olayda; Davacı vekili tarafından her ne kadar dava dosyasında ihtiyati tedbir talepleri yönünden yaklaşık ispat şartlarının oluşmuş olmasına rağmen ilk derece mahkemesince haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğinden yerel mahkemenin iş bu kararının kaldırılarak davalıların menkul, gayrimenkul malları ile adlarına kayıtlı banka hesapları üzerine alacak miktarı ve fer'ileri ile sınırlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de; HMK 389 maddesi gereğince ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, davacı tarafın ihtiyati tedbir istemine konu ettiği davalının menkul ve gayrimenkulleri ile 3. Kişilerdeki alacakları bizzatihi davanın konusunu oluşturmadığı dikkate alındığında HMK 389. maddesindeki yasal düzenleme karşısında davacı tarafça talep edildiği şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden, davacı tarafın İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yine davacı tarafın ihtiyati haciz istemi açısından yapılan değerlendirme açısından ise; İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir. İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından önemlidir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257. maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257. maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. İcra ve İflâs Kanunu'nun 258. maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. İhtiyati haciz talep eden vekilince dava dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacı tarafça takip ve davaya konu ödemenin davalıya yapıldığı, ancak davalı tarafça sözleşme gereği teslim edilmesi gereken malın teslim edilmediği, talep edilmesine rağmen ödenen sözleşme bedelinin de iade edilmediği iddia edilmiştir. Dayanak olarak da taraflar arasında yapıldığı iddia olunan sözleşme ve sözleşme bedelinin davalıya ödendiğine dair banka havale dekontu ile davalı şirket temsilcisi olduğu iddia olunan ....'ın Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/22788 soruşturma numaralı dosyasından alındığı belirtilen ifade tutanağına delil olarak dayanılmış olup, sunulan deliller kapsamında İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan dava dilekçesi ile harçlandırılan dava değeri üzerinden ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Bu itibarla, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1).b.2 maddesi uyarınca kaldırılarak İİK 257. maddesi gereğince koşulları oluştuğundan talep gibi harçlandırılan dava değeri olan 500.000,00 TL üzerinden teminat karşılığında ihtiyati haciz isteminin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; A- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/567 Esas sayılı dosyasında verilen 09/06/2026 tarihli "İhtiyati tedbir isteminin reddine" ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun ihtiyati haciz istemi yönünden KABULÜNE, 1- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/567 Esas sayılı dosyasında verilen 09/06/2026 tarihli ARA KARARININ İHTİYATİ HACİZ İSTEMİNİN REDDİNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN KALDIRILMASINA, 2-İhtiyati haciz talep eden tarafın yatırmış olduğu 732,00 TL istinaf karar harcının talep edene iadesine, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep edene verilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; 1-İhtiyati haciz talep eden davacının ihtiyati haciz isteminin teminat mukabilinde KABULÜ ile, 2-İİK'nun 257. maddesi uyarınca, yukarıda ismi yazılı davalı/borçlu .... Şirketi'nin 500.000,00 TL alacağı karşılayacak HACZİ CAİZ TAŞINIR VE TAŞINMAZ MALLARININ, 3. KİŞİLERDEKİ HAK VE ALACAKLARININ 500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere İHTİYATEN HACZİNE, 3-İİK'nun 259(1) ve 261(1) maddeleri uyarınca; karşı tarafın ve üçüncü kişilerin muhtemel zararlarına karşılık olarak ihtiyati haciz talep eden tarafından 500.000,00 TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 75.000,00-TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkemeye ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin talep tarafa verilmesine, 4-Kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına, 5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.14/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1754, K. 2026/2265, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1754-e-2026-2265-k-d2b344dea599