Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1655 E. 2026/2175 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1655
- Karar No
- 2026/2175
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1655 KARAR NO : 2026/2175
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2023 NUMARASI : 2022/327 Esas 2023/251 Karar DAVANIN KONUSU : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 06/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/10/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasında karşılıklı olarak tela ve kumaş alışverişi yapıldığını, davacı şirketin üstüne düşen edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini ancak davalı tarafça üstüne düşen bedel ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, cari hesaplar ve davacı şirkete ait ticari defterler incelendiğinde de davalı tarafın ödemesi gereken kalan bakiyenin mevcut olduğunun görüleceğini ancak davalı tarafından söz konusu kalan bedelin ödenmediğini ve davacının mağdur edildiğini, davacı şirketin yapılan anlaşma gereği fatura içeriğinde belirtilmiş olan malları davalıya eksiksiz olarak teslim etmesine rağmen, eksik ödeme yapılmış ve ürün bedelleri eksik olarak ödenmiş olduğunu, davalıya yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini, davalı şirketin hiçbir gerekçe göstermeden faturadan kaynaklanan likit alacağa itiraz etmesi sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2916 Esas numaralı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline, itiraza uğrayan tüm alacaklar yönünden takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: "...Dava, alacağın tahsiline matuf başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Mahkememizce dosya SMMM bilirkişisine tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 21/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Taraflar arasında “tela ve kumaş” alış verişi yapılmıştır. Davalı tarafından satılan mallar “tela”ya ilişkin olup, sevk irsaliyeleri bulunmamaktadır. Davacının ise davalıya ödemeleri ile birlikte, 12.11.2020 tarihinden itibaren 5 adet fatura düzenlediği ve bu faturalardan sonuncusunun “fiyat farkı” faturası oldu tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 4 adet fatura “kumaş faturası”na ilişkin olup, bu faturaların sevk irsaliyeleri dosyaya ibraz edilmemiştir. Davacı, dava dosyasına “fiyat farkı” tanzim edebileceğine ilişkin bir sözleşme sunmadığı gibi, taraflar arasında “teamül” haline gelmiş bir uygulama bulunduğuna ilişkin bir belge de ibraz etmemiştir. Taraflara ait faturaların tebliğine ilişkin belge de sunulmamıştır. Davacı tarafından ibraz edilen davalı cari hesabına göre; taraflar arasında 05.10.2020 tarihinde başlayan cari hesap ilişkisi, 15.01.2021 tarihinde sona ermiştir. 15.03.2021 tarihinde takibe geçilmiş, 44.262,98-TL bakiye alacak talep edilmiş, işlemiş faiz talep edilmemiştir. Davacı alacağından 4.542,00-TL fiyat farkı faturasının tenzili ile takip tarihi itibariyle davacı alacağının 39.720,98-TL olacağı hesaplanmıştır. Davalı kayıtlarının incelenmesi, taraf kayıtlarının bir biriyle karşılaştırılması; taraflar arasındaki ihtilafın çözümüne ışık tutacağı hususlarında görüşlerini bildirmiştir. Davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu kapsamında, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturada yer alan alacak miktarının ve faturanın davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yer aldığı ancak icra takibine dayanak faturanın irsaliyeli fatura olmadığı, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen fatura açısından herhangi bir sevk irsaliyesinin de düzenlenmediği, faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosya muhteviyatında yer almadığı dikkate alındığında, faturaların her zaman ve her durumda tek taraflı olarak düzenlenmelerinin mümkün olduğu, davacı şirket tarafından fatura düzenlenmiş olmasının tek başına ispat kuvveti bulunmadığı, faturayla birlikte fatura konu malların teslim edildiğinin de ispatlanması gerektiği, ancak icra takibine ve davaya konu faturada yer alan mallar açısından teslim olgusunun usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı, belirtilen sebepler dahilinde davacı şirketin davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı sonucuna ulaşılmış ve bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir. Keza Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17/10/2019 tarih ve 2019/65 Esas 2019/4829 Karar sayılı ilamında da aynen; ''.....Takibe dayanak fatura ve sevk irsaliyesinde davalının fatura konusu malları teslim aldığına dair bir imza bulunmamaktadır. Davalı da fatura konusu malların kendisine teslim edilmediğini, davacı ile arasında hukuki bir ilişki bulunmadığını savunmaktadır. Hal böyle olunca davacı takip dayanağı fatura konusu malları teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispat etmelidir.....'' ibarelerine yer verilmesi, yukarıda yer verilen kanaatimizi destekler mahiyettedir." gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli duruşmasında, 04.11.2022 tarihinde ticari defterlerin incelenmesi için ara karar kurulduğunu, ara karar gereği müvekkili şirket tarafından ticari defterler incelenmek üzere ibraz edildiğini, inceleme gününde davalı tarafın herhangi bir mazeret bildirmeksizin davete icabet etmediğini, ticari defterlerini ibraz etmediğini, müvekkili şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede ''Davacı alacağından 4.542,00-TL fiyat farkı faturasının tenzili ile takip tarihi itibariyle davacı alacağının 39.720,98-TL olacağı hesaplanmıştır. '' şeklinde tespitte bulunulduğunu, bilirkişi tarafından yapılan bir diğer önemli tespitin ise ''Taraflar arasında “tela ve kumaş” alış verişi yapılmıştır. Davacının ise davalıya ödemeleri ile birlikte, 12.11.2020 tarihinden itibaren 5 adet fatura düzenlediği...'' olduğunu, bu tespitin taraflar arasında ticari ilişkiyi ortaya koyduğunu, gerek davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmekten kaçınması gerekse de müvekkili şirket kayıtlarında müvekkili davalıdan alacaklı olduğunun tespit edilmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, e-fatura mükellefi olan müvekkili tarafından tanzim edilen faturalar GİB sistemi üzerinden davalıya ulaştığını, taraflar arasında düzenlenen faturaların davalının ticari defterlerinde ve kayıtlarında bulunduğunu, davalı tarafın ticari defterlerini kasten ibraz etmediğini, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmesi halinde müvekkili alacağı davalı taraf kayıtları ile de tespit edileceğinden bu kayıt ve bilgilere ulaşılmasını engellemek amacıyla defter ve kayıtların sunulmadığını, bu sebeple ticari defter kayıtları müvekkilinin lehine delil niteliğine haiz olduğunu, bilirkişi raporu ile ticari defter kayıtlarının aksine hüküm verilmesinin mümkün olmadığını, HMK.'nın 222. maddesi dikkate alındığında davalı tarafın kasten defterlerini ibraz etmediği için davadaki iddialarının sabit olduğunu, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Mahkemenin gerekçesine dayanak olarak belirttiği Yargıtay 18. H.D. 17.10.2019 tarih ve 2019/65 E. 2019/4829 K. sayılı ilamının dava konusu ile bir ilgisinin bulunmadığını, davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "Davanın REDDİNE, " karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2916 E sayılı dosya suretinin incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında, 44.262,98 TL asıl alacağın temini için ilamsız icra taki başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı tarafça sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının itirazının iptali amacı ile eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı olarak cari hesaptan kaynaklı 12.03.2021 tarihli ve 44.262,98 TL alacak gösterilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacıya ait ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olmakla birlikte alınan raporda davacı defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı konusunda bilirkişi raporunda bir tespit yapılmadığı görülmüştür. Ayrıca dava dilekçesinde davalı adresi Esenyurt/İstanbul olarak gösterilmiş olup Mahkemenin yargı lanı dışındadır. Buna rağmen mahkemece yapılan yargılama sırasında 20.10.2020 tarihli duruşmada oluşturulan ara kararı gereğince davalının yargı çevresindeki ilgili mahkemeye talimat yazılmaksızın ticari defterin ibrazı için davalıya doğrudan meşruatlı davetiye çıkarıldığı görülmüştür. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken; iş davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı konusunda bilirkişiden ek rapor alınmak ve yine davalının adresinin yargı çevresi içerisinde olduğu Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmak sureti ile, ihtilafın olduğu ilgili döneme ilişkin ticari defterin ibrazı için HMK 222. maddesi gereğince ticari defter ibraz etmemenin sonuçları da hatırlatılarak usulüne uygun şekilde düzenlenen meşruatlı davetiye çıkartılması, ticari defterlerin ibrazı halide talimat mahkemesi aracılığı ile bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı kayıtları ile karşılaştırılması, ve usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde ise HMK 222. maddesi de gözetilerek oluşacak duruma göre karar verilmesinden ibaret olması gerekirken bu husus gözetilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/04/2023 tarih, 2022/327 Esas ve 2023/251 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 269,85.TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 738,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7- İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 06/10/2026