Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1638 E. 2026/2178 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1638
Karar No
2026/2178
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1638 KARAR NO : 2026/2178

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/06/2023 NUMARASI : 2022/710 Esas 2023/389 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 06/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/10/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalının müteahhitliğini/inşaatını yaptığı ... Mah.... Cad. No:...'deki(Aydın İli, Bozdoğan İlçesi, ... Mahalle, .. Ada, ... Parsel) inşaatta bir takım harfiyat,yıkım,dolgu,makine çalışması işlerini yaptığını, gerek bu mahaldeki işlerden gerekse sair benzer işlerden müvekkili şirket ile davalı arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, müvekkili şirketin yaptığı işlerden bakiye alacağı kaldığını, tüm talep ve uyarılara rağmen davalı/borçlunun ödemeye yanaşmadığını, müvekkil şirketin alacağını tahsil etmek adına Bozdoğan İcra Müdürlüğü’nün 2022/132 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, itirazın durduğunu belirterek davalının Bozdoğan İcra Müdürlüğü'nün 2022/132 E. sayılı dosyasına yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan davalı yanın, takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı taraf ile müvekkili davalının tek katlı bir binanın yıkımı ve hafriyat dökümü için anlaştıklarını, anlaşmaya göre binanın temelinin ... işi çıkan toprağı davacının alıp gitme karşılığının ücretsiz olduğunu, davacı tarafın en fazla 2 saat olan yıkım ve hafriyat kaldırma işini 12 saat olarak faturalandırdığını ve müvekkili tarafından haklı olarak icra takibine itiraz edildiğini, bina yıkımının bir saat sürdüğünü, davacı tarafın en fazla 2 saat olan çalışmasına karşılık haksız şekilde müvekkilinden 12 saat karşılığı ücret talep etmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU KARAR İLE: "...Dava; İtirazın İptali Davasıdır. Davacı davasında; davalı şirket ile aralarında süregelen ticari ilişki bulunduğunu, yine davalının müteahhitliğini yaptığı inşaatta hafriyat, yıkım, dolgu ve makine çalışması yapılmış olmasına ve fatura düzenlenmiş olmasına rağmen davalı tarafça ödeme yapılmamış olduğunu bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevabı ile; davacının hafriyat çalışması neticesinde çıkan toprağın alınması karşılığında bedelsiz olarak anlaşmış olduklarını, ayrıca söz konusu yıkım işinin en fazla 2 saat sürecek nitelikte olduğu halde davacının 12 saat için fatura düzenlemiş olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı hakkında yapılan tacir araştırması neticesinde davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu ve 1. Sınıf tacir olduğu belirlenmiş bu itibarla Mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla yargılamaya devam olunmuştur. Taraflardan ticari defter ve kayıtlarını sunmaları için verilen süre içerisinde davacı defterlerini dosyaya ibraz etmiş, davalı ise defterlerinin yerini bildirmiştir. Dosya; tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve davacının alacağının bulunup bulunmadığı yönünden mali müşavir ve inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiştir. İnşaat mühendisi bilirkişiden dava konusu yıkım işinin ne kadar süreceği, teamül gereği yıkan tarafın molozu alıp almayacağı, yıkım bedeli karşılığı moloz alınıp alınmayacağı, molozun herhangi bir maddi değerinin olup olmadığının tespiti istenmiş; bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile; dava konusu yıkım, emir ayıklama ve kamyona yükleme işleminin 5 saat süreceği, teamül gereği yıkım yapanın molozu alması gerektiği, molozun maddi bir değeri bulunmadığından yıkım işinin moloz karşılığı yapılmasının mümkün olmadığı belirlenmiştir. Davalı tarafın itirazları üzerine ek rapor alınmış; bilirkişi ek raporu ile de dosya kapsamındaki delillerden mahallinde binanın bulunmadığı, yıkım işin gerçekleşirildiği, molozun genel ticari hayatta yıkım işini yapan tarafından alındığı belirlenmiştir. Mali müşavir bilirkişi ise dosya kapsamındaki tüm kayıt ve defterler incelenmiştir. Rapor ile; taraf defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı defterlerinde davalının 120 alıcılar hesabının 01.122 alt hesabında işlem gördüğü, davacı şirketin 2 adet e fatura düzenlediği ve bu fatura bedellerinin 41.654,00 TL olduğu, dava konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak davalının Ba,Bs kayıtlarında davacı için 2 adet 35.300 TL tutarlı bildirim yapıldığı belirlenmiştir. Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davanın fatura alacağından kaynaklı olduğu, faturanın tek başına alacağın varlığı ve miktarının ispatı için yeterli olmadığı, davalının davacı ile aralarındaki yıkım eylemine ve yıkımın davacı tarafça yapılmış olduğuna yönelik itirazının bulunmadığı ancak sözleşme şartlarının ihtilaflı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf yıkım sonunda elde edilecek moloz karşılığı olarak anlaşmış olduklarını iddia etmekle birlikte davacının 12 saat için fazla fatura düzenlemiş olduğunu iddia etmektedir.. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından inşaat bilirkişisinden rapor alınmış ve molozun bir maddi değerinin bulunmadığı ve moloz arşılığı yıkım işleminin yapılmayacağı belirlenmiştir. Davacının yıkım işlemi neticesinde bir alacağının olacağı kanaatine varılmakla alacak miktarının tespiti yönünden alınan mali müşavir bilirkişi raporu ile ise tarafların ticari defter ve kayıtları usulüne uygun olarak tutulmuş ise de birbiriyle uyumlu olmadığı, bu itibarla davacının tek taraflı defterlerine dayanarak karar verilmesinin mümkün olmadığı ancak davalının BA kayıtlarında 35.300 TL davacı için 2 adet belge ve 35.300 TL bildirim yapmış olduğu belirlenmiş olmakla yerleşik İstinaf ve Yargıtay kararları gereğince 35.300 TL yönünden davacının davasını ispat ettiği kanaatine varılmış olmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.' gerekçesi ile; "Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davalının Bozdoğan İcra Müdürlüğünün 2022/132 Esas sayılı takibine itirazının iptaline, takibin 35.300,00 TL için devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, BA - BS kayıtları KDV hariç bildirim yapıldığını, Ba - Bs formlarında bildirimleri KDV hariç olduğunu, bildirim yapılırken KDV'nin hariç tutulduğunu, icra - inkar tazminatına ilişkin talebin reddinin hatalı olduğunu, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğundan bahisle Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/710 E, 2023/389 K. sayılı davanın kısmen kabul kararının müvekkili şirket lehine kaldırılarak, davanın kabulüne, davalının Bozdoğan İcra Müdürlüğü'nün 2022/132 E. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazının iptaline ve takibin devamına,davalıya takip çıkışı üzerinden alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,tüm yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine, yerel mahkemenin müvekkili şirket aleyhinde kurduğu usul ve yasaya aykırı kısmen red kararının kaldırılarak, dosyanın kabulüne kararı verilmek üzere dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Davanın kısmen kabulü ile; Davalının Bozdoğan İcra Müdürlüğü'nün 2022/132 Esas sayılı takibine itirazının iptaline, takibin 35.300,00 TL için devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine şeklinde karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konusu Bozdoğan İcra Müdürlüğü'nün 2022/132 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 41.654,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlu vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının itirazının iptali için eldeki iş bu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2023 tarihinden itibaren ise bu sınır 17.830,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın istinafa konu ettiği reddedilen bakiye alacak miktarının 6.354,00 TL olması nedeniyle istinaf incelemesine konu karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.) Somut olayda; mahkemece davanın reddine ilişkin kısım yönünden verilen kısım kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.) Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün davacı tarafça istinafa konu edilen ve mahkemece reddedilen bakiye alacak yönünden kesin olması nedeniyle davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Ayrıca mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın 35.300,00 TL üzerinden kabulüne ve kabul edilen kısım için icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafça davalı adına düzenlenen her iki faturanın davalı tarafça vergi dairesine bildirilmiş olması nedeni ile davaya konu alacağın davalı tarafça önceden bilinebilir likit bir alacak olduğunun kabulü gerekir. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf isteminin icra inkar tazminatı açısından kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesine konu kararı kaldırılarak, davaya konu alacak likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden davacı yararına %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 269,85 TL istinaf maktu karar harcı ve 711,35 TL istinaf nispi karar harcı olmak üzere toplam 981,20 TL harcın istek halinde kendisine ödenmesine, 2-Davacı vekilinin yatırdığı 738,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafın yapmış olduğu 209,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B- Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/06/2023 tarih, 2022/710 Esas ve 2023/389 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davalının, Bozdoğan İcra Müdürlüğü'nün 2022/132 Esas sayılı icra takibine vaki itirazının iptaline, takibin 35.300,00 TL için devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 7.060,00-TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.411,34 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 711,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.699,99 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 3.620,00 TL yargılama gideri ve davacı tarafından yatırılan 711,35 TL peşin harç olmak üzere toplam: 4.331,35 TL nin kabul-red oranına göre hesaplanan 3.670,63 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 660,72 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 35.300,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 6.354,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk faliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince kabul-red oranına göre hesaplanan 1.322,03 TL' nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 237,97 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 9-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 06/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1638, K. 2026/2178, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1638-e-2026-2178-k-87a8308a3b2f