Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/59 E. 2026/1672 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/59
Karar No
2026/1672
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/59

KARAR NO : 2026/1672

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/06/2022

NUMARASI : 2020/459 Esas - 2022/687 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026

Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin kendi halinde küçük bir esnaf olduğunu ve iş yerini eşi ...'un işlettiğini, Bakırköy 17. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki takibe konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, çekin hem tarihinde hem de rakamında tahrifat yapılarak 5000 TL olan çekin 20.000 TL ye çıkartılarak sahtecilik suçunun işlendiğini, müvekkilinin davalıları tanımadığını ve kendileriyle alışverişte bulunmadığını, takibe konu çekte İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/07/2015 tarihli ve 2015/1420 sayılı ödeme yasağı kararının da bulunduğunu açıklamış, müvekkili dosyada alacaklı görünen ... ve diğer cirantalar hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyleyince 06/01/2017 tarihinde dosya alacağının tamamını ...'a temlik ettiklerini belirtmiş, müvekkilinin mağdur olmaması adına takibe konu çek ile ilgili bilirkişi incelemesi yapılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

CEVAP : Davalılara dava dilekçesinin tebliğ edildiği, cevap verilmediği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı taraf iddiasında; takibe konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, çekin hem tarihinde hem de rakamında tahrifat yapılarak 5000 TL olan çekin 20.000 TL ye çıkartılarak sahtecilik suçunun işlendiğini iddia etmektedir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda; çek aslı ön yüzde yer alan keşideci ve düzeltme / tashih imzalarının davacı ...'nin eli ürünü olduğu belirtilmiştir. Çek üzerinde yapılan incelemede keşide tarihinin 20/04/2015 iken 20/05/2015 olarak, 5.000 TL olarak yazılan miktarın rakam ve yazı bölümünün 20.000 TL olarak değiştirildiği ve her birinin üzerinde imzanın bulunduğu ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile çek üzerinde bulunan imzaların davacı el ürünü olduğu anlaşıldığından, davanın reddine ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 17. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasından takibe konulan çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ayrıca hem çek tarihinde, hem rakam kısmında tahrifat yapılarak sahtecilik suçu işlendiğini, yapılan tahrifatın, çıplak gözle bile fark edilebilecek derecede açık olduğunu, bununla birlikte, müvekkilinin davalılardan hiçbirini tanımadığını ve davalılarla hiçbir şekilde ticari ilişkisi bulunmadığını, dava konusu çek üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmamasına rağmen eksik ve hatalı yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda Mahkemece hatalı karar verildiğini ve davanın reddedildiğini, müvekkilin hak ihlaline uğramaması adına istinaf incelemesi yapılması ve dava konusu çek üzerindeki imzaların Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak bilirkişi raporu ile incelenmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/459 Esas, 2022/687 Karar sayılı ve 30.06.2022 tarihli kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava, menfi tespit (borçlu olmadığının tespiti) istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Dava dışı ... tarafından ..., .... Ltd. Şti. , ... ve davacı hakkında 20.05.2015 tanzim tarihli ... seri no'lu çeke dayalı olarak 20.000 TL asıl alacak, 40,27 TL işlemiş faiz, 2.000 TL tazminat, 60,00 TL komisyon olmak üzere toplam 22.100,27 TL üzerinden 27.05.2015 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmış, takip işlemleri devam ederken ... icra dosyasına alacaklı olarak eklenmiştir

Dava ve takibe konu ... Bankasına ait 20.05.2015 tanzim tarihli ... seri nolu 20.000TL çekin incelenmesinde; keşidecisinin davacı, lehtarının ve ilk cirantasının ...-..., sırasıyla diğer cirantaların .... Ltd. Şti., ...Merkezi-... olduğu, son hamilinin ise ... olduğu , çekin keşide tarihinin yazılı olduğu kısımda, yazı ile yazılan tutar kısmında ve rakam ile yazılan tutar kısmında paraf bulunduğu, çek arkasına ödeme yasağı kararı bulunması nedeniyle işlem yapılmayarak çekin iade edildiğine ilişkin şerh düşüldüğü görülmüştür.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca çekte keşide tarihinde , tutarında ve yazı ile yazılan bölümünde tahrifat yapıldığı iddiasına dayalı olarak davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Senede dayalı borç ilişkilerinde ise menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine ispat yükü senet borçlusundadır.

Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada "imzanın sahte olması", "senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması", "borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması", "senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması", "imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması", "senedin zamanaşımına uğramış bulunması" vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK'nın 2013/1746 E., 2015/896 K. sayılı ve 04/03/2015 tarihli ilamı).

Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı)

HMK'nun 207. maddesi hükmü gereğince, senetteki düzeltmelerin düzenleyen tarafından paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki kazıntı veya silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Düzeltmenin onaylı olmaması veya imzanın düzenleyene ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olacağından, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.

Eldeki davada dosya kapsamına alınan grafolog bilirkişi raporunda, çekin ön yüzde yer alan rakamla meblağ bölümünün “5.000” olan rakamlarının üzerinden farklı tonda röfle veren tükenmez kalemle geçmek suretiyle “20.000” şeklinde değiştirilerek tahrifat yapıldığı, çek ön yüzde yer alan yazıyla meblağ bölümünün “beş bin” olan el yazılarının üzerinden farklı tonda röfle veren tükenmez kalemle geçmek suretiyle #yirmi bin” şeklinde değiştirilerek tahrifat yapıldığı, çek ön yüzde yer alan keşide tarihinin ay bölümündeki “4” rakamının üzerinden farklı tonda röfle veren tükenmez kalemle geçmek suretiyle “5” şeklinde değiştirildiği, diğer bir ifadeyle “20.04.2015” olan çek keşide tarihinin “20.05.2015” şeklinde değiştirilerek tahrifat yapıldığı, çek aslı ön yüzde yer alan keşideci ve düzeltme / tashih imzalarının davacı eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.

Somut olayda dava ve takip konusu çekin keşide tarihinden evvelki tarihleri taşıyan yeterli sayıda imza aslı toplanarak uzman bilirkişi tarafından davacıya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgelerin mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik aletler ile incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun olarak inceleme yaptırılmış olup, alınan rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişlidir. Bu durumda imza incelemesine esas bilirkişi raporunda işaret edildiği üzere dava ve takip konusu çekte paraf ve imzaların davacının eli ürünü olduğu anlaşılmakla davacı, çek bedelinden sorumludur. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/59, K. 2026/1672, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-59-e-2026-1672-k-b9fd49ee7209