Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/202 E. 2026/1673 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/202
Karar No
2026/1673
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/202

KARAR NO : 2026/1673

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/03/2022

NUMARASI : 2020/465 Esas - 2022/187 Karar

DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026

Taraflar arasındaki Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Kurtköy Şubesi ile dava dışı kredi tehtarı/borçlusu .... A.Ş. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden taksitli ticari kredi kullandırıldığını, davalı borçlunun Genel Kredi Sözleşmelerine müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan imzaladığını, borcun öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle Beşiktaş 26.Noterliğinin 09.12.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı hesap ihtarnamesi keşide edilerek 1.068.088,02 TL nakdi kredi alacağından dolayı kredi cari hesabının kat edildiğini, davalı borçlunun işbu hesap kat ihtarına itiraz etmediklerini, ihtamame ile verilen sürede borcun ödenmemesi üzerine bu kez İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçildiğini, davalı yanın yetkiye, asıl borca, işlemiş faize ve fer'ilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, takibin sürüncemede bırakmaya yönelik olarak itiraz edildiğini beyan ederek hukuka aykırı itirazın 1.110.915,83 TL alacak üzerinden iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere İcra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davaya konu takipte borçlu ... Pazarlamanın göründüğünü, ancak dosyaya ... Mamullerinin imzaladığını, hatta bazılarında ... şirketi borçlu gözükürken ... Pazarlamanın kaşesi olduğunu, bu davanın dayanağının hangi sözleşme olduğunun belli olmadığını, bu nedenle davacı tarafça dava konusu iddia olunan alacağın dayanağı sözleşmelerin hangi sözleşmeler olduğunun açıklattırılmasını, söz konusu sözleşmelerin BK'nun 583.maddesine aykırı olduğunu, müvekkilinin iddia edilen genel kredi sözleşmesine konu borç sebebi ile kefaletinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceğini, diğer yandan müvekkilinin gayri nakdi borç sebebi ile sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacının dayandığı kefalet sözleşmesinin geçersiz bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin davacı bankaya borcu olmadığını beyan ederek haksız, kanuna ve hukuka aykırı davanın reddine, hukuken geçersiz bir sözleşmeye dayanarak davacı taraf takip başlatmakla kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Her ne kadar davalı taraf kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmüş ise de; şirketin aldığı kredi için şirket ortağının kefil olması ve bu kredinin ortağın kefaleti sonucunda verilmesi halinde, kefilin daha sonra kendisine başvurulduğunda şekle aykırılığa dayanması hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar takip talebinde 1.059,32 TL. ihtarname masrafına ilişkin alacak talebinde de bulunulmuş ise de, bu alacak belgelendirilmemiş olduğundan bu taleple ilgili ve bilirkişi tarafından hesaplanan tutarı geçen diğer alacak talepleri ile ilgili red kararı verilerek davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kanunun amir hükmüne aykırı hareket ederek, eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, takibe dayanak denilen sözleşme numarası ile dava dilekçesi ekinde olan genel kredi sözleşmesinde ise farklı numara yazdığını, davaya dayanak kredi sözleşmesinin olmadığını, cevap dilekçesinde bu hususun ileri sürüldüğünü ancak yerel mahkemece davacı bankaya açıklama yaptırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davaya konu sözleşmedeki kefalet kısmında yer alan yazı ve rakamların müvekkili tarafından yazılmadığını, iddia olunan kefalet bu hali ile Borçlar Kanunu'nun 583. maddesine aykırı olup, müvekkilinin iddia edilen genel kredi sözleşmesine konu borç sebebi ile kefaletinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceğini, dava açılınca dava dilekçesi ile sunulan kefalet beyanı müvekkili tarafından incelendiğinde, kefalete ilişkin kısımların davacı banka tarafından sonradan doldurulduğunun görüldüğünü, mahkemenin müvekkilinin hakkını kötüye kullandığını kabul ile itirazları doğrultusunda inceleme taleplerini reddetmesi ve bu gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı bir gerekçe olduğunu, ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığı yönündeki savunmaları saklı kalmak kaydı ile kefalet asıl borca bağlı olduğu için öncelikle asıl borçlunun davacı bankaya borcu olup olmadığının tespiti gerektiğini, asıl borçlu şirketin iflas etiğini, sadece davacı bankanın kayıtlarına itibar edilmesinin hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, sadece davacı banka kayıtlarının esas alınması ile davanın bu kayıtlara göre kabul edilmesi alacağın likit olmadığını gösterdiğini , bu hali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkilin borçlu olduğu anlamına gelmemek ile birlikte istenilen faizin ve bu suretle hüküm altına alınan faizin de fahiş ve hakkaniyete açıkça aykırı olup, kararın bu açıdan da kaldırılması gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/465 E ,2022/187 sayılı davanın kısmen kabulüne dair karanın istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına, yargılama gideri ve vakalet ücretinin davacı yana yüklenilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı kefil hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının kefaletinin geçerli olup olmadığı noktasındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından davalı ile dava dışı .... Ltd. Şti. hakkında İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile asıl alacak 1.081.447,11 TL, işlemiş temerrüt faizi 27.056,57 TL, BSMV 1.352,83 TL, İhtarname masrafı 1.059,32 TL olmak üzere toplam 1.110.915,83 TL nin tahsili için 14.01.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı borçlunun itirazı üzerine takip durmuştur

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır

Dosya kapsamından dava dışı Müflis ... A.Ş. ile davacı banka arasında 09.07.2015 ve 15.02.2019 tarihli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, 2015 tarihli sözleşmede davalı ...'nın ve dava dışı .... Ltd. Şti.'nin , 2019 tarihli sözleşmede davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, 27.02.2019 tarihli kefalet limitinin arttırılması başlıklı belgede kefil olarak davalının imzasının bulunduğu, ayrıca davalının sözleşmeleri asıl borçlu şirketi temsilen de imzaladığı, İstanbul Ticaret Odası kayıtlarının incelenmesi ile davalının dava dışı asıl borçlu şirketin müdürü olarak atandığı, 19.06.2019 tarihine kadar şirketin yönetim kurulu başkanı ve şirket yetkilisi olduğu anlaşılmıştır.

Mahkemece dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda, davacı banka tarafından dava dışı şirkete 20.02.2019 tarihinde 1.000.000,00 TL tutarında 36 ay vadeli taksitli kredi kullandırıldığı, kredinin 5 taksidinin süresinde ödendiği, 31. taksidin süresinde ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesapların kat edildiği ve dava dışı asıl borçlu ile davalıya kat ihtarnamesinin gönderildiği belirtilmiştir

Davacı banka tarafından dava dilekçesinde herhangi bir sözleşme numarası belirtilmemekle birlikte her iki kredi sözleşmesi de dava dilekçesine eklenmiş ve bilirkişi tarafından dava dışı şirkete 20.02.2019 tarihinde taksitli ticari kredi kullandırıldığı tespit edilmiş olduğundan, alacağın 15.02.2019 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı açıktır.

Eldeki davada davalı, kefalet bölümündeki yazıların ve kefilin sorumlu olacağı miktar ile kefalet tarihine ilişkin rakamların kendisine ait olmadığını, Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerince kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürmektedir.

Davaya konu kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinin birinci fıkrası; "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır." hükmünü içerir. Anılan yasal düzenlemede, öngörülen bu şekil kuralı, bir geçerlilik (sıhhat) şartı olup, her zaman ileri sürülebilir. Açıklanan nedenle kefilin kefaletin geçerli olmadığına yönelik itirazı, savunmanın genişletilmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi kefaletin geçerlilik şartlarının mahkeme tarafından resen dikkate alınacağı şüphesizdir. Zira genel kredi sözleşmesinde kefili sorumlu kılan imza ve az yukarıda bahsedilen ibarelerin kefile ait olduğunu ispat yükümlülüğü davacıdadır.

6100 sayılı HMK 208 ve devamı maddelerinde yazı veya imza inkarı halinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Buna göre öncelikle üzerindeki yazı ve imza inkar edilen belge mahkemeye teslim alınarak saklanması için gerekli tedbirler alınır. ( HMK 208/2 md.) İnkar edilen yazı ve imzayı taşıyan belgeye dayanan tarafa, delil olarak dayandığı belge üzerinde diğer tarafa atfen atılı bulunan imza ve yazıların inkar edildiğinden bu hususta beyanda bulunması istenir. (HMK 211/1) İmza veya yazıyı inkar eden asile inkar ettiği yazı ve imza korusunda HMK 211/1-a bendi gereği "belirtilen günde duruşmada hazır bulunmadığı takdirde inkar etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılacağı" ihtarını içerir isticvap davetiyesi çıkarılır. İmzayı veya yazıyı inkar edenin isticvabı ile bir kanaate bir kanaate ulaşılabilir ise bu hususta bir karar verilir, eğer bir kanaate varılmaz ise huzurda imza ve yazı örnekleri alınır, imzasını inkar edenin belgenin tanzim tarihinden önceki veya en yakın tarihte attığı imza ve yazı örneklerinin bulunabileceği resmi ve özel kurumlardan yazı ve imza örnekleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir.

Somut olayda HMK 208 vd. Maddelerindeki yazı incelemesine ilişkin usul kuralları harfiyen uygulanarak tahkikatın yürütülmesi, toplanacak yazı ve rakam örnekleri ile sözleşme üzerindeki yazı ve rakamlar Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek denetime elverişli rapor alınması, ortaya çıkacak duruma göre davalının hukuki durumunun değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/202, K. 2026/1673, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-202-e-2026-1673-k-7ad71a448734