Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/297 E. 2026/1671 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/297
Karar No
2026/1671
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/297

KARAR NO : 2026/1671

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/10/2021

NUMARASI : 2020/391 Esas - 2021/1167 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026

Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Taraflarınca 15/04/2019 düzenlenme tarihli ... numaralı faturaya dayalı olarak Balıkesir 2. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının yetki ve borca itirazı neticesinde söz konusu icra dosyası yetkili İstanbul Anadolu 21.İcra Dairesi’ne gönderildiğini, ... sayılı dosyası kapsamında yeniden ödeme emri gönderildiğini, davalı borçlunun 23/09/2019 tarihli borca itirazı nedeniyle takiibin durdurulduğunu, ticari uyuşmazlık olması dolayısıyla İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu’na 2020/77878 sayılı dosyasıyla zorunlu arabuluculuk yoluna başvurduklarını, anlaşma sağlanamadığını, davalı borçlu şirketçe farklı tarihlerde taraflarınca ticari alım yapıldığını, son ticari ilişkiden doğan fatura alacağının 15.479,96-TL'lik kısmının ödemesinin yapılmadığını, söz konusu borcun mevcudiyeti tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde ortaya çıkacağını, davalının borcunun olmadığını iddia ettiğini, ancak ibraz edilen faturalardan ve yargılama sırasında yapılacak olan bilirkişi incelemesinde davalının an itibariyle 15.479,96 TL’lik ödenmemiş borcunun bulunduğunun görüleceğini, bu nedenle borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen % 19,50 faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil hakkında Balıkesir 2. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden girişilen icra takibine vaki borca ve yetkiye itirazları üzerine söz konusu icra dosyası yetkili İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi'ne gönderildiğini, davacı-alacaklı taraf ile müvekkil arasında yapılan ticari iş çerçevesinde yapılan son işin karşılığı anlaşılan 15.479,99 TL bedelin ödenmediği iddiasıyla müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, kararlarştırılan bedelin tamamının davacı tarafa ödendiğini, müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı-alacaklı şirketin müvekkilin borçlu olduğunu iddia ettiği fatura 15.04.2019 tarihli olması da göz önünde bulundurulduğunda davacının neden 1,5 yıl bekledikten sonra harekete geçtiğinin anlaşabilir olmadığını, davacının gerçekten alacaklı olduğunu varsaymaları halinde bile davacının borcun oluşmasından tam 1,5 yıl sonra bu takibi açmış olmasının basiretsiz bir tacir olduğunun ve kötüniyetli olduğunun bir göstergesi olduğunu, davacı, dilekçesinin sonuç ve istem kısmında ''borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen %19,50 faiziyle ödemeye'' şeklindeki talebinin tamamen yersiz olduğunu, davacının gerçekten alacaklı olduğu düşünülse bile borca uygulanacak olan faiz oranının kanuni yasal faiz olan yıllık %9 faiz oranı olduğunu, müvekkilinin davacıya bir borcu olmadığını, yasal faiz haricinde başka bir faiz oranı belirledikleri her hangi bir anlaşma da bulunmadığını, zaten ödenmiş olan borca istinaden yapılan icra takibine müvekkil ... Limited Şirketi’in itirazında haklı olduğunu, itirazın iptali davasının reddine ve haksız yere kötü niyetli takip yapan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... dosya kapsamı, bilirkişi raporu ile delil olarak ibraz edilen belgelerin ve toplanan delillerin incelenmesi sonucunda: Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalı tarafa bu ticari ilişki kapsamında fatura düzenlendiği, ancak davalı tarafça borcun bir kısmında ödeme yapılmadığından icra takibine geçildiği anlaşılmış, Mahkememizce ve talimat Mahkemesince alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli ve denetlenebilir bulunmuş, davalının defterlerinde alacağı kaydetmesi ve vergi dairesine bildirmiş olması nedeniyle malı teslim aldığına ilişkin karine oluşmuş, davalı karinenin aksini ve ödeme yaptığını ispatlayamamış, davacı işlemiş faiz talebini itirazın iptali davasına konu etmediğinden davanın tam kabulüne itirazın ise kısmen iptaline karar vermek gerekmiş, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen tutar üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiş, tarafların tacir olması ve Merkez bankasınca belirlenen avans faiz oranlarına uygun takip başlatılması sebebiyle davalının faiz oranına ilişkin itirazları yerinde görülmemiş ve davanın kabulüne,İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 15.479,96-TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 Sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca yıllık %19,50 ve değişen, artan oranlarda işleyecek avans faizi yürütülmek sureti ile devamına, Kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine

" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kararın hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacı-alacaklı şirketin müvekkilinin borçlu olduğunu iddia ettiği faturanın 15.04.2019 tarihli olması göz önünde bulundurulduğunda davacının neden 1,5 yıl bekledikten sonra harekete geçtiği anlaşılabilir olmadığını, kabul etmemekle birlikte bir an için davacının gerçekten alacaklı olduğu varsayılsa bile davacının borcun oluşmasından tam 1,5 yıl sonra bu takibi açmış olması basiretsiz bir tacir olduğunun ve kötüniyetli olduğunun bir göstergesi olduğunu, müvekkile herhangi bir şekilde faturaya konu ürünlerin teslim edilmediğini, dosyada bulunan irsaliyelerde müvekkil şirketin imzası bulunmadığını, bu iddianın bilirkişi tarafından herhangi bir şekilde incelenmediğini, mal teslim edilmemesi sebebiyle doğmuş herhangi bir borç da bulunmadığını, her ne kadar bilirkişi raporuna karşı itirazları mevcut ise de yerel mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmaksızın hüküm kurulmuş olup, söz konusu hükmün bozulması gerektiğini, tek tarafça düzenlenen ve üzerinde müvekkil şirkete ait imza bulunmayan faturalara dayanılarak davacının faturalar karşılığında müvekkil şirkete mal teslim ettiği ispat edilemeyecek olmasına rağmen 06.09.2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında borcun doğmuş olduğu yönündeki görüşü hatalı olup, bu hatalı ve hukuka aykırı yorumun hükme esas alınmaması gerekirken bu görüş doğrultusunda verilen kararın kaldırılması gerektiğini, faturaların ticari deftere işlenmiş olması malların teslim edildiğinin kanıtı niteliğinde olmamakla birlikte sırf bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından müvekkil şirketin borçlu olduğu yönünde karar verilmesi kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirket yetkililerine ait herhangi bir imza bulunmayan davacı tarafın kendi mali müşaviri tarafından şirket bünyesinde hazırlamış olduğu sözde mutabakat yazısının davada delil olarak kabul edilemeyeceğini beyanla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/391 Esas 2021/1167 Karar sayılı ilamın istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak, yeniden yapılacak yargılama neticesinde haksız ve hukuka aykırı taleplerle açılmış davanın reddine, haksız ve kötü niyetli takip yapan davacı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin fatura alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında (Balıkesir 2.icra Dairesi'nin ... Esas sayalı dosyada verilen yetkisizlik kararı üzerine) "fatura'' sebebine dayanılarak 15.479,96 TL asıl alacak, 711,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.191,19 TL üzerinden 10.07.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

İstinafa gelen uyuşmazlık, davacının takip konusu alacağının olup olmadığı noktasındadır.

Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.

Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.

Somut olayda taraf ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede, her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfında olduğu, davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 15.479,96 TL alacaklı , davalı kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davalının davacıya 15.479,96 TL borçlu gözüktüğü, taraf defterlerinin birbirleriyle uyumlu olduğu, davalının 2019 Nisan ayı BA formu incelendiğinde 15.04.2019 tarih ... nolu (KDV dahil) 17.700 TL tutarlı faturanın bildirim konusu yapıldığı, faturaya ilişkin ... nolu irsaliyesi incelendiğinde irsaliye üzerinde teslim alan bölümünde, ... ismi ve imza ile ...plakasının yazılı olduğu tespit edilmiştir.

Faturaların ticari defterlere ihtirazi kayıtsız olarak işlenmiş, süresinde itiraz edilmemiş, iade faturası düzenlenmemiş ve BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirilmiş olması, fatura içeriği malın teslim edildiğine karine teşkil etmekte olup, aksinin faturayı defterlerine kaydeden davalı tarafından yazılı delillerle ispatı gerekir. Somut olayda davalı, davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Davalı, kendi ticari defterlerindeki kayıtların aksini yazılı delille ispatlayamamış olup, bilirkişi raporu ile de davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olduğu belirlenmiş olmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 264,36 TL harcın, alınması gerekli olan 1.057,44 TL harçtan mahsubu ile bakiye 793,08 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/297, K. 2026/1671, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-297-e-2026-1671-k-c2a54fea5630