İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1034 E. 2026/803 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1034
Karar No
2026/803
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1034 Esas KARAR NO : 2026/803

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 05/02/2026 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşıma işi ile uğraştığını, davalı ile aralarındaki ticari ilişki sonucu taşıma sözleşmesine ilişkin ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı icra dosyası ile takibe dayanak teşkil eden 07.10.2025 tarihli ... numaralı faturaya dayanılarak takip başlatıldığını, davalı şirkete ait yükün, müvekkili tarafından...'dan ...'a nakliye yapıldığını, yükün teslim edildiğini, davalı şirket tarafından dava ve icra konusu edilen faturaya ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı şirket tarafından 02.12.2025 tarihinde borca, faize, takip dayanağı belgeye, icra harç ve masraflarına, avukatlık ücretine ve borcun tüm ferilerine itiraz edilmiş olup icra müdürlüğünce düzenlenen tensip zaptıyla takibin durdurulmasına karar verildiğini, açıklanan nedenlerle borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptalini, takibin devamını, borçlu aleyhine % 20’sindan az olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesini, takibin işlemiş ve işleyecek faizleri ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan olmadığını, bu türden uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde ya da ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerektiğini, bu nedenle görev itirazında bulunduklarını, müvekkili şirkete faturanın içeriğinde belirtilen hizmetin verilmediğini, söz konusu hizmetin verildiğini davacı tarafın ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı-alacaklının düzenlediği faturadaki malın teslim edildiğini yada hizmetin verildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, borca dayanak yapılan faturada müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin davacı tarafa borcu olduğu hususunun kabulü anlamına gelmemesi kaydıyla; davacının müvekkilden alacağı olduğu varsayımında dahi BK 117 maddesi gereği davalının temerrüdüne ilişkin dosya kapsamında belge/bilgi olmadığından davacının faiz talep edemeyeceğinin ortada olduğunu, bu nedenle faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle göreve ilişkin itirazlarının kabulüyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddini, aksi halde davacı yanın haksız ve hukuka aykırı davasının esastan reddini, davacı aleyhine alacağın % 20’dan aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile nakliye bedeli faturasına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Celp edilen vergi dairesi kayıtlarında davacı tarafın uyuşmazlık tarihi itibariyle; bilanço usulünde defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını karşıladığı anlaşılmakla davacının gerçek kişi tacir olduğu Mahkememizce kabul edilmiş ve bu kabul doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur. -... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 15.080,00-TL asıl alacak, 475,95-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.555,95-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "... fatura numaralı 07.10.2025 tarihli ödenmeyen nakliye fatura bedeli" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ...Esas - ... Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası "taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında taşıma hizmeti verildiği, bu hizmet kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediği" hususuna dayanmakta iken davalı tarafın ticari ilişkiyi ve taşıma hizmeti verildiğini inkar ettiği görülmektedir. -Davacı taraf öncelikli olarak taşıma hizmeti kapsamında ticari ilişkinin varlığını akabinde sözleşme kapsamında hizmetin verildiğini dava miktarı da gözetilerek HMK'nın 199. Maddesi gereğince yazılı delillerle ispat etmelidir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi "Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması" başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih ...E. ...K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih ... Esas...Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen raporda özetle; davacının 2025 yılına ait defter ve belgeleri ile muhasebe kayıtları 03.07.2026 tarihinde yerinde incelenmiş olup yapılan inceleme sonunda, davacının davalı şirkete kestiği ve icra takibi ve dava konusu yaptığı sureti ekli EK3 te görüldüğü üzere ... tarih ... nolu fatura yevmiye defterine ...tarih ... yevmiye nolu mahsup muhasebe fişinde 100 kasa hesap kodunun borç hanesine 15.080 TL ve aynı tarih aynı yevmiye nosunda 600 20 yurt içi satışlar hesap kodundan alacak hanesine hesaplanan KDV hariç 13.000 TL aynı yevmiye nosunun 391 20 hesap kodunun alacak hanesine %20 hesaplanan KDV 2080 TL, KDV tutarı ile birlikte toplam 15.080 TL olduğu, 01.01.2025-31.12.2025 tarihleri arasındaki mizanda dava konusu faturanın bedelinin ödendiğine dair herhangi bir kayda rastlanmadığı, davacı ... in 2025 yılı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede ticari hizmet ilişkileri olduğu değerlendirme bölümünde açıkça belirtildiği gibi davacının takip tarihi itibari ile davacının davalıya kestiği 07.10.2025 tarihli ... nolu faturadan kaynaklanan KDV dahil 15080 TL alacağının bulunduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Ticari defterlerin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. -Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen alacağının 15.080,00-TL'lik kısmının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. -Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura ve cari hesap bedellerinin 15.080,00-TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Davalı tarafın takip konusu alacağın yukarıda belirtilen miktarını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -... İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 15.080,00 TL asıl alacak, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 3.016,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.030,11-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 732,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 298,11-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 732,00-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 732,00 TL başvurma harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 996,80-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 7.728,80 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%96,94) göre hesap edilen 7.492,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kabul edilen kısım yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 15.080,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddedilen kısım yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 475,95-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen toplam 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul red oranına (%96,94) göre hesap edilen 5.816,42 TL'sinin davalıdan, bakiye 183,58-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1034, K. 2026/803, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1034-e-2026-803-k-033eed930c65