İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/959 E. 2026/807 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/959
- Karar No
- 2026/807
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/959 Esas KARAR NO : 2026/807
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/12/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı-borçlu firmanın talebi üzerine firmaya teknik destek hizmeti sağladığını ve hizmetleri faturalandırdığını, davalı borçlunun hizmet bedellerini ödemediğini, bu nedenle ... 25. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı-borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe ve borca itiraz edildiğini, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin davalının talep etmiş olduğu teknik destek hizmetlerini eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmiş ve üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olduğunu, buna rağmen davalı, faturalarda yer alan bedelleri ödemekten kaçındığını, davalı-borçlunun tahsilatı geciktirmek ve müvekkilin alacağını enflasyon karşısında eritmek amacıyla kötü niyetle hareket ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulünü, davalının ... 25. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takip talebindeki şartlarla takibin devamın, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibinin faturaya dayalı ilamsız takip olarak başlatıldığını, bilindiği üzere ilamsız takipte ispat yükümlülüğü davacı-alacaklı'da olup davacı-alacaklı, dava konusu icra takip dayanağı alacağı olduğunu ispatla yükümlü olduğunu, fatura konusu hizmeti verdiğini veya malı teslim ettiğini ispatla yükümlü olduğunu, müvekkilinin davacı ile ticari ilişkiye binaen alınan tüm hizmetleri/mallara karşılık bedelin tamamının ifa edildiğini, davacı tarafından talep edilen fatura alacaklarına ilişkin verilmiş bir hizmet bulunmadığından, ispatlanamayan fatura konusu alacaklarına dair açılan davanın reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -... 25. İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 160.686,00-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap ve faturalardan kaynaklanan alacak." olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ...Esas -...Karar sayılı ilamı). -Somut olayda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık taraflar arasında teknik destek hizmeti sağlanmasına ilişkin hizmet sözleşmesi kapsamında davacının açık hesap usulü işleyen cari hesap ve faturalar sebebiyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa davacının icra takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu toplam miktarın tutarının belirlenmesine ilişkindir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi "Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması" başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih...E....K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih ...Esas...Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen raporda özetle; tarafların incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapıldığıve delil vasfını haiz olduğu, taraflar arasında teknik destek sağlanmasına ilişkin hizmet sözleşmesi kapsamında davacının açık hesap usulü işleyen cari hesap ve faturalar sebebiyle davalıdan 13.10.2025 icra takip tarihi itibariyle 160.686,00 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. - Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı ile davalının 160.686,00-TL alacak yönünden kayıtlarının aykırı hükümler içermediği, takip konusu fatura ve cari hesap alacaklarının 160.686,00-TL'lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, tarafların ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, görülmektedir. -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki faturalara ilişkin edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtlarıyla ispat edildiği Mahkememizce kabul edilmiştir. -Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu fatura alacaklarının 160.686,00-TL'lik kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap, fatura ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -... 25. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 32.137,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.976,46-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.940,69-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.035,77- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.940,69-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 11.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 130,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 11.745,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2025/182463 numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, (Bilirkişi ...'a takdir edilen 11.000,00 TL bilirkişi ücreti sistem hatası nedeniyle ödenemediğinden, ilgili bilirkişiye ödeme yapıldıktan sonra bakiye miktarın iadesi kaydıyla) Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır