İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/819 E. 2026/793 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/819
Karar No
2026/793
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/819 Esas KARAR NO : 2026/793

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/11/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 22.05.2022 tarihinde Anlaşmalı Servis Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince müvekkili ...tarafından davalı Aveon tarafından sigorta kapsamına alınan araçlara onarım , tamirat, işçilik hizmeti verildiğini, verilen hizmetler için davalı adına faturalar tanzim edildiğini, davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini, davalı adına ... 4. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin tanzim edildiğini ve fatura bedellerinin ödenmesinin talep edildiğini, davalı tarafından ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından davalı aleyhine ... 2 . Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile cari hesap alacağının ödenmesi için icra takibi başlatıldığını, yapılan itiraz sonrası takibin durduğunu, açıklanan nedenlerle davalının ... 2. İcra Dairesi...E. numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli it irazın iptaliyle birlikte takibin devamına, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli davalının aleyhine olmak üzere %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesini yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının, hasar onarim bedeline iskonto uygulaması gerektiğini, hiçbir şekilde alacağın kabulü anlamına gelmemekle birlikte, söz konusu alacak talebinin bütünüyle fatura alacağından ibaret olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan faturalar haricinde alacağın mevcudiyetini, miktarını ve dayanağını ispat edecek herhangi bir belge, evrak, sözleşme, yazışma veya başkaca delil sunulmadığını, müvekkili şirketin kdv' den sorumlu olmadığını, davaya konu alacak iddiasının yargılamayı gerektirdiği için likit olmadığını ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. - ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 28.067,50 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "Anlaşmalı Servis Sözleşmesinden Dolayı Ödenmesi Gereken Sigortalı Araç Tamir Faturaları Bedeli" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -Somut olayda davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu ve bu nedenle bakiye cari hesap bedelinin ödenmediğini iddia etmekte iken, davalı takip borçlusu davacı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle borcunun bulunmadığını, hasar ve iskonto bedellerinin usulüne uygun olmadığını iddia ettiği görülmektedir. -Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığı eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda ilkelerin somut olaya uygulanması gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih ...E....K. sayılı ilamı). -Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih ... Esas ...Karar sayılı ilamı). -Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre fatura düzenlenmesiyle imalatın yapıldığı ve eserin teslim edildiği kanıtlanamaz. Faturaya itiraz edilmemesi de akdi ilişkiyi ve teslim olgusunu kanıtlamaz. İtiraz edilmeyen fatura ticari defterlere kaydedilmiş ise bu kez faturanın delil olması hükümlerine göre değil ticari defterlerin delil olması hükümlerine gidileceğinden kesin delillerden olan ticari defterler ile akdi ilişkinin ve teslim olgusunun ispatlanması mümkündür. -Ticari defterlere kaydedilen faturanın teslimi kanıtlamasının nedeni faturanın hukuki niteliği ile doğrudan bağlantılıdır. Zira TTK 21 ve Vergi Usul Kanunu 229. Maddesi gereğince fatura malın teslimi veya işin yapılması üzerine düzenlenmesi gereken belge olduğundan, düzenlenen ve defterlere kaydedilen bu belge teslimi de kanıtlamış olacaktır. Kesin delillerin aksinin yazılı veya kesin deliller ile ispatı gerektiğinden bu karinenin aksinin tanık veya diğer takdiri delillerle de ispatı mümkün değildir. -Yüklenici bu doğrultuda eseri teslim edildiğini kanıtlamış ancak eserin eksik ya da ayıplı olması nedeniyle yükleniciye iade edildiği savunulmakta ise bu iade olgusundan lehine hak çıkarmaya çalışan taraf iş sahibi olacağından eserin eksik veya ayıp sebebiyle iade edildiğini iş sahibi ispatlamalıdır. ( Örn: Yargıtay 15. H.D 23.12.2015 Tarih ...Esas ...Karar Sayılı İlamı ) -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda taraflar ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 13/11/2025 tarihli raporda özetle; davacının kendi yasal ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 16.01.2025 icra takip tarihi itibariyle 981.783,44 TL alacaklı olduğu, davacı alacağının tam tespitinin, davalının ticari defterlerinin incelenmesi ile mümkün olabileceği, davalının talep edilen defter ve belgeleri ibraz etmemesi nedeniyle ibrazdan kaçınmış sayılmasının ve davacının alacağını ispat edip etmediğinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. -Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. -Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. -Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan cari hesap bedelinin 981.783,44 TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Her ne kadar davalı tarafça cevap dilekçesinde taraflar arasındaki eser sözleşmesine konu edilen hizmetler ve faturalar nedeniyle borçlu olunmadığı, faturaların tek başına hizmet verildiğini ispata elverişli olmadığı iddia edilmiş ise de ticari defter kayıtlarının bu hususun aksini gösterdiği, davacı tarafça verilen hizmetlerin eksik ya da ayıplı olduğuna ilişkin davalı tarafça dosyaya herhangi bir bilgi ya da belge ibraz edilmediği görülmektedir. -Bu kapsamda davalı tarafın; taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve takibe konu bakiye fatura alacağını ödediğini usulüne uygun delillerle ispat edemediği kanaatine varıldığından, davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 196.356,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 67.065,63-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 11.857,49-TL harcın mahsubu ile bakiye 55.208,14- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 11.857,49-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 1.560,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 12.175,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 153.267,52- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adana Arabuluculuk Bürosunun 2025/20765 numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/819, K. 2026/793, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-819-e-2026-793-k-1b3ac552b288