Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/381 E. 2026/1686 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/381
Karar No
2026/1686
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/381

KARAR NO: 2026/1686

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi)

TARİHİ: 21/09/2022

NUMARASI: 2020/159 Esas, 2022/611 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirkete İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3743 D.İş sayılı kararı ile TMSF yetkililerinin kayyım olarak tayin edildiğini, şirketin idaresinin hali hazırda TMSF'nin görevlendirdiği kayyım heyeti tarafından yürütüldüğünü, davacı kayıtlarında TMSF tarafından yapılan araştırma ve bu araştırmalar sonrası tanzim edilen rapor ile davalının davacıda genel müdürlük görevini ifa ettiği dönemde (01.10.2016-17.07.2017 tarihleri arasında) farklı zamanlarda (20.04.2017-15.06.2017 tarihleri arasında) gerçek bir işleme dayanmayan ve kardeşinin eşine ait olan ABD menşeili ''...'' isimli şirkete 8 adet fatura karşılığında ( anılan faturaların gerçek anlamda bir fatura olmadığını, adı gerçek şirketten hiçbir mal ve/veya hizmet alımı olmadığını) davacı hesaplarından 201.689,65 USD ödeme yaptırdığını (20.04.2017 tarihinde 38.204,15-USD, 21.04.2017 tarihinde 20.000,00-USD, 28.04.2017 tarihinde 15.000,00-USD, 08.05.2017 tarihinde 35.000,00-USD, 16.05.2017 tarihinde 10.000,00-USD, 17.05.2017 tarihinde 30.000,00-USD, 29.05.2017 tarihinde 25.000,00-USD ve 15.06.2017 tarihinde 28.449,50-USD olmak üzere toplamda 201.689,65-USD), adı geçen şirket ile davacı arasında hiçbir sözleşmenin de olmadığını, TMSF Denetim Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan 13.12.2019 tarih ve R-2 sayılı Denetim Raporu bulunduğunu, TTK'nın 553.maddesi uyarınca kurucular, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri taktirde, şirkete verdikleri zarardan sorumlu durumda olduğunu, davalının, adı geçen firmadan hiçbir hizmet alınmadığını bilmesine rağmen söz konusu ödemeleri yaptırmasının açıkça iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, davalının bu eylemleri ile davacıyı telafisi imkansız zararlara uğrattığını, davalının yol açtığı zararın 201.689,65 USD olduğunu, davalının hukuka aykırı fiillerinden dolayı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın 2020/13861 soruşturma sayılı dosya üzerinden devam ettiğini ileri sürerek, 201.689,65 USD'nin, haksız yaptırılan her bir ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince kamu bankalarınca USD hesapları için bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının her ne kadar genel müdür olarak isimlendirilse de TSG kayıtlarından da görüleceği üzere, davalının şirketi temsil ve ilzam konusunda herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, kayyım kararında ve ticaret sicil kayıtlarında gözüken kayyım heyeti/yönetim kurulunca idare edildiğini, hukukun en temel prensiplerinden birisinin yetki kimdeyse sorumlunun da o olduğunu, müvekkilinin olağanüstü hal ve KHK döneminde olağanüstü şartlarda yönetilen davacı şirkette kayyım heyetinin/yönetim kurulunun talimatlarını yerine getirdiğini, dava dilekçesinde tamamen soyut ifadelerle ve herhangi bir ödeme belgesi/dekont/makbuz ibraz edilmeksizin, müvekkilinin sözleşme yapmadan gerçek bir işlemeye dayanmayan faturalara karşı ödeme yaptığından ve şirketi zarara uğrattığından söz edildiğini, müvekkilinin şirketi temsil ve ilzama yetkisi olmadığından herhangi bir işlem nedeniyle sözleşme yapmasının da, sözleşme yapılmaması nedeniyle sorumluluğunun da doğmasının da herhangi bir yere ödeme yapması/ödeme yapılması talimatı vermesinin de mümkün olmadığını, davacı şirket kasasından/hesaplarından davaya konu bir takım ödemeler yapılmışsa bu ödemelere ait ödeme belgelerinin/banka dekontlarının dava dilekçesine eklenmesi gerektiğini, olduğu iddia edilen bir iç denetim raporunun delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili tarafından davacının İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına Verdiği şikayet dilekçesinde iddia ettiği şekilde ödeme yapılması için yazılı veya sözlü bir talimat vermesinin söz konusu olmadığı gibi böyle bir yetkisinin de olmadığını, müvekkilinin davacı şirkette görevde olduğu dönemde davacı şirket kasasından, hesaplarından bahsedilen ödemelerin de yapılmadığını, muhtemelen davacı şirketin, şirket bünyesinde olağanüstü şartlarda yapılan bir takım işlemlerin bedelini müvekkiline ödetmek istediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. .

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm irdelenen deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalının davacı şirkette 01.10.2016 - 13.07.2017 tarihleri arasında genel müdür olarak görev yaptığı dönemde dava konusu dava dışı SFF Internet Inc şirket tarafından tanzim edildiği belirtilen faturalar ve iş bu faturalara istinaden yapılan ödemelere ilişkin olarak davacının ticari defter ve dayanak kayıtlarında herhangi bir kaydın bulunmadığı ve dava dışı SFF şirketine yine dava dışı...Limited Şirketi üzerinden ödeme yapıldığına ilişkin davacı şirketin defterlerinde herhangi bir kaydın bulunmadığı, davacı tarafından talep edilen bedelin dava dışı...Limited Şirketi hesaplarından SFF Internet Inc şirketinin hesabına gönderildiği, bu durumda somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dekontlarda görüleceği üzere yapılan ödemelerin Kıbrıs Merkezli İsimlitescil Limited Şirketi hesabından yapıldığı anlaşıldığından haksız fiil sorumluluğunun unsurlarından olan "zarar" unsurunun davacı şirket nezdinde değil dava dışı üçünü kişi...Limited Şirketi nezdinde gerçekleştiği ve bu kapsamda ilgili ödemelerin davalının talimatı ile gerçekleştirilmiş ve ödemelerin karşılığında hizmetler verilmemiş olsa dahi iş bu ödemeler sebebiyle uğranılan zararın tazminini talep edebilecek olan şirket davacı şirket değil dava dışı...Limited Şirketi olduğu, davacının aktif husumet sıfatının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Davacı taraf dava dışı...Limited Şirketi ile kendisi arasında organik bağ olduğunu, ödemenin dava dışı şirket hesabından yapılmış olsa dahi tüzel kişilik perdesinin aralanması ile kendisinin de bu zararı davalıdan tazmin etme hakkının bulunduğunu iddia etmiştir.

Tüzel kişilik perdesinin aralanması, bir şirketin uğradığı zararın esasen başka bir şirket nezdinde doğduğu, başka bir anlatımla şirketlerin aslında bir bütün olarak tek bir merkezden yönetildiği iddiası olarak adlandırılmaktadır. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine ancak istisnai ve sınırlı durumlarda başvurabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/19-659 E - 2022/82 K sayılı 08.02.2022 tarihli kararında belirtildiği üzere; " ...istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır... Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı, şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazzalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir..."

Gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararı gerekse yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde iki tüzel kişiliğin esasen özdeş olduğunun kabulü için öncelikle; tüzel kişilik perdesine sığınılarak bir alacaktan veya sorumluluktan dürüstlük kuralına aykırı biçimde kurtulmaya çalışılmalı, zarara yola açan eylemin tazmini için başka bir yola başvurma imkanı bulunmamalı, şirketlerin adreslerinin, ortaklık yapılarının, temsilcilerinin, faaliyet alanlarının aynı olduğu tespit edilmeli, her iki şirket arasındaki ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konarak şirketlerin bağımsız şirket vasfında olmadığı ve işlemlerin tek bir iktisadi işletmeden ancak farklı tüzel kişilikler üzerinden yürütüldüğü ortaya konulması gerekir. Bu durumda davacı şirket ile dava dışı...Limited şirketi arasında tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uygulanarak dava dışı şirketin nezdinde oluşan zararın kendisine ödenmesini isteyemeyeceği, borçlu değil, alacaklı olduğunun iddia ettiği açıktır. Ödemeler...Ltd. Şti.unvanlı dava dışı şirket tarafından yapılmış olup, davacı şirket kayıtlarına girmemiş ve bilançoda zarar gösterilmemiştir. Bu nedenle ilgili zarar dava dışı şirket nezdinde doğmuştur. Ayrıca ilgili zararın ödeme yapan tarafından sorumlularına yöneltilecek husumet sonucu tahsil edilebilir. Bu nedenle salt pay sahiplerinin aynı olmasının zarar unsurunun davacı şirket nezdinde doğduğunun kabulü için yeterli olmadığı ... " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Davaya konu faturaların dava dışı FBS INC. şirketine kesilmişse de faturaların borçlusunun esasen davacı olduğunu, bu sisteme FBS INC (USA)'nın da sahil olduğunu, FBS adına “FBS Bilişim Çözümleri Tic.Ltd.Şti, FBS INC., FBS INTERNET TEKNOLOJILERI ULUSLARARASI ISLETME SIRKETI LTD., FBS Dijital A.Ş.” olarak kayyum öncesi pek çok firma kurulduğunu, başlangıçta FBS Bilişim Çözumleri Tic. Ltd. Sti. adına isimtescil.net web sayfası üzerinden, Reseller Club (tekrar satıcı) şirketinin bayisi olarak, internet domain satışları gerçekleştirildiğini, ancak şirketler grubu aradaki aracıların çıkartılması için şirketin ICANN akreditasyonunu (domainlerin dünya çapında satışı için akreditasyın alınacak kuruluş ICANN) tamamlamak istemiş ve bu amaçla akreditasyon süreci devam ederken, süreci hızlandırmak adına, 2012 yılında hali hazırda ICANN akreditasyonu bulunan yurt dışı menşeli REGFOX isimli bir internet domain firması satın alındığını, satın alınan bu firmanın ismini FBS INC. olarak değiştirildiğini, bayi olarak domain kayıt işlemlerinin yapıldığı Reseller Club firmasında bulunan internet domainleri ise FBS INC. şirket çatısı altına aktararak internet domain kayıt işlemlerine FBS INC. adı altında isimtescil.net web sayfası üzerinden devam edildiğini, bu süreçte tüm işlemler isimtescil.net üzerinden yapılırken internet domain ana kayıt firmaları ile imzalanan sözleşmeler ise, ICANN akreditasyonu bulunduğu için, FBS INC. üzerinden yapıldığını, FBS INC. sadece kağıt üzerinde domain kayıt edilen ve ICANN akredite şirket olmak dışında işlevi bulunmadığını, FBS INC. şirketine ait vergi ödemeleri, ICANN ve kayıt firmalarına yapılması gereken ödeme işlemlerinin tamamı Kıbrıs üzerinden...LTD. şirketi tarafından yapıldığını, bu hususlardan anlaşıldığı üzere her ne kadar davaya konu faturalar FBS INC. şirketine kesilmişse de faturaların borçlusunun esasen davacı müvekkili şirket olduğunu, ödemelerin dava dışı...LTD şirketi tarafından yapıldığını, davalının bunu bildiğini, kendi akrabasının şirketi olan SFF Internet Inc. tarafından kesilen faturaların bu nedenle FBS adına kesildiğini, ödemelerin de KKTC üzerinden online bankacılık aracığılıyla yapıldığını, davacının dava dışı...LTD.'nin, TMSF''nin yönetiminden önceki dönemde, operasyonel ve finansal bağı ve de vergi kaçırmak maksadıyla esasen aynı şirket gibi hareket ettiklerinin Vergi Müffettişlerince yapılan incelemede de tespit edildiğini, www.isimtescil.net internet sitesinin, mükellef kurum (davacı şirket) tarafından kurulduğu ve bu şirkete ait olduğu, resmi internet satış sitesi isim.tescil.com.tr sitesinde satılan ürün bedellerinin tahsilatı için müşterilere bildirilen, aynı zamanda isimescil.net sitesinde ödeme seçenekleri içinde yer alan KKTC'de açılan ve...LTD adına kayıtlı banka hesap numaralarına yönlendirilen satış tutarlarının tamamının davacı şirketin hasılatı olduğunu, bu satış hasılatını gizlemek ve yurt dışına transfer etmek, dolayısıyla vergi matrahını aşındırmak amacıyla, KKTC'de, İsimtescil Ltd. Şti'nin paravan olarak kurulduğu yönündeki tespitlere ilişkin Vergi Tekniği Raporunun dosyada mevcut olduğunu, bu nedenle dava dışı...LTD adına kayıtlı banka hesabından, dava dışı SFF İnternet İNC hesabına aktarılan 201.689,65 USD tutarında zarara uğrayanın açıkça davacı olduğunu,

İsimtescil Bilişim AŞ'nin, www.isimtescil.net internet adresi üzerinden domain, hosting hizmet, SSL sertifikası ve marka tescil işlemleri gerçekleştirdiğini, tüm satışların bu site üzerinden yapıldığını, 2018 yılı Temmuz ayı öncesine kadar, www.isimtescil.net üzerinden yapılan satışlarn kredi kartı ile ödendiğinde KKTC'de mukim FBS İnternet Teknolojileri Uluslararası İşletme Ltd. adına faturalandırıldığını, bu faturalandırmanın cüzi bir kısmının KKTC'de mukim FBS İnternet Teknolojilerinin Ziraat Bankası, Garanti Bankası ve İş Bankası Lefkoşa Şubesi'nde bulunan hesaplarına alıcılar tarafından yapılan havaleler ile gerçekleştiğini, büyük bir kısmının ise kredi kartı ile Türkpos üzerinden gerçekleştirildiğini ve ödemelerin her hafta pazartesi günü, İsimtescil LTD. (Kıbrıs) Garanti Bankası Lefkoşa Şubesi'nde bulunan TR96 0006 2000 4930 0006 2955 14 no.lu hesaba aktarıldığını, bu hesaplara erişimin internet bankacılığı aracılığı ile sağlandığını, İsimtescil Bilişim AŞ'nin satış işlemlerini gerçekleştirdiği www.isimtescil.net adresi üzerinden yapılan satışlara konu domain ve hosting alımları uluslararası alanda faaliyet gösteren Verisign, Afilias, Donuts İnc. Vb. Firmalarından gerçekleştirildiğini ve bu firmalara yapılacak ödemeler için KKTC'de mukim İsim Tescil LTD. Firmasının kayıtlı olduğunu, dosyada mübrez TMSF raporunda Mali İşler Yöneticisi Mikail Doğan'ın ifadelerinden, Abdullah Büyük'ün yargılandığı ceza dosyalarından ve Vergi Tekniği Rapor'undan açıkça anlaşıldığını,

Mahkemece vergi inceleme raporları, TMSF denetim raporu ve tanık beyanlarına itibar edilerek, kök rapora itiraz dilekçelerinde ve yukarıda açıklanan şekildeki sebeplerle tüzel kişilik perdesinin aralanmasına dair şartların oluştuğunu, ödemenin yapıldığı dava dışı...Ltd. Şti.'nin ilgili ödemeler için paravan olarak kullanıldığını, gerçek bir işleme dayanmaksızın ödenen 201.689,65 USD'nin davacı tarafından, davalıdan talep edebileceğini,

Davalının...Ltd. hesabından, (davacı...A.Ş.'ye ait olan kazançlardan), SFF İnternet İnc. (davalı Yusuf Arslantürk'ün akrabası Ramazan Vural'a ait) isimli ABD'de kurulu firmaya 20.04.2017-15.06.2017 tarihleri arasında, firmalar arasında herhangi bir ürün ya da hizmet alınmadığı ve sözleşme de bulunmadığı halde toplam 201.689,65 USD ödemek suretiyle, davacı...Bilişim AŞ'yi zarara uğrattığını, ek raporda".... Mahkemece vergi inceleme raporları, TMSF denetim raporu ve tanık beyanlarına itibar edilerek, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına dair yukarıda anılan şartların oluştuğu, bir başka deyişle şirketlerin ortağının merkezinin, muhasebesinin tek bir yerden yönetildiği, gelirin esasen tek bir kaynağa aktarıldığı, zararın ise tek bir kaynaktan karşılandığı, ödemenin yapıldığı yani...Ltd. Şti. Şirketinin ilgili ödemeler için paravan olarak kullanıldığı kanaatine varılması halinde, davacı tarafın yapılan denetimler ve dekontlar nezdinde tespit edilen gerçek bir işleme dayanmadığı TMSF ve vergi incelemesi ile tespit edilen işlemler için ödenen 201.689,65 USD'nin davalıdan tahsilini talep edebileceği kanaatine varıldığı..." yönündeki tespitlerin de davanın haklılığını ortaya koyduğunu, bu nedenlerle, mahkemece, dosyada mübrez tüm deliller değerlendirilmeksizin, şirketler arasındaki kompleks yapı ve hukuki ilişki incelenmeksizin, zarar unsurunun davacı şirket nezdinde doğmadığı gerekçesi ile işbu davada davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,

Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilirken Avukatlık Ücret Tarifesinin 13/4 maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 553 vd. maddeleri gereğince anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme sonucunda;

Davacı vekili; davalının 01.10.2016-17.07.2017 tarihleri arasında davacı şirketteki genel müdürlük görevi esnasında kardeşinin eşine ait olan ABD menşeili ''...'' isimli şirkete 8 adet fatura karşılığında davacı hesaplarından 201.689,65 USD ödeme yaptığını, ancak adı geçen şirket ile davacı arasında hiçbir sözleşmenin bulunmadığını, mal veya hizmet alımı gerçekleştirilmediğini, gerçek mal hizmet alımı bulunmadığını ve davalının davacı şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, 201.689,65 USD zararın davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili ise; davalının temsil yetkisi olmadığı gibi davacının talimatları uyarınca hareket ettiğini, davacı şirketin kasasından belirtilen şekilde ödemeler yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davacı taraf, 20.04.2017 tarihinde 38.204,15-USD, 21.04.2017 tarihinde 20.000,00-USD, 28.04.2017 tarihinde 15.000,00-USD, 08.05.2017 tarihinde 35.000,00-USD, 16.05.2017 tarihinde 10.000,00-USD, 17.05.2017 tarihinde 30.000,00-USD, 29.05.2017 tarihinde 25.000,00-USD ve 15.06.2017 tarihinde 28.449,50-USD bedelli ödemelere ait dekontlara ve dava dışı... şirketinin FBS INC şirketine düzenlediği faturalara dayanmıştır.

Dekontların incelenmesinde, dava dışı İsimtescil Ltd. Şti.tarafından dava dışı SFF İnternet INC hesabına ''internetten peşin ithalat transferi'' açıklamasıyla toplam 201.689,65 US gönderildiği, faturaların da dava dışı SFF İnternet INC şirketi tarafından FBS INC adlı şirket adına düzenlendiği görülmüştür.

Bilindiği üzere, TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket ortakları, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin davada zarar doğurucu işlem ya da eylemin yöneticinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükü davacıdadır. Davacı, yöneticiye kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu kanıtladığı takdirde, yöneticinin zarar doğurucu işlemlerde kendisinden beklenen özeni gösterdiğini, diğer bir anlatımla o konuda gereken özen yükümünü yerine getirmiş olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.

Yeni TTK, yöneticilerden beklenen özen konusunda sorumluluk hukukunun evrensel ilkelerinden birisini 553.maddenin 3.fıkrasında yasalaştırmıştır. Bu hükümde '' Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.'' denilmiş olup hüküm bir yandan özen yükümünün sınırını çizmekte, diğer yandan ise yöneticinin, davacı tarafından getirilen kusurlu olduğuna ilişkin kanıtları çürütebilmesi için yerine getirmesi gereken ispat yükünün somut içeriğini belirlemektedir (Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, 1. Cilt, İstanbul 2019, syf.432). Buna göre somut olayda, zararın varlığını ispat yükü davacı taraftadır.

Bilirkişi kök ve ek raporuna göre incelenen davacı defterlerinde, dava dışı şirket tarafından yapılmış ödemeler davacı şirket kayıtlarına girmemiş ve bilançoda zarar olarak yer almamıştır. Bu tespit ve bilgilere göre söz konusu faturaların davacı şirkete düzenlenmediği gibi yapılan ödemelerin de davacı şirket hesabından yapılmadığı, dava dışı...Ltd. Şti.tarafından yapıldığı, davacı şirketin zarara uğradığına dair bir delilin davacı yanca sunulamadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.

Davacı vekili, vergi tekniği raporu uyarınca davacı ile dava dışı...şirketinin birlikte aynı şirket gibi hareket ettiğini belirtmiş ise de, davacı tarafça dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde bu yönde bir vakıaya yer verilmemiştir. Davacı yanca yukarıda belirtilen ödeme dekontları ve 8 adet faturayla sınırlı olarak vakıalar ileri sürülmüş olup ilk derece mahkemesince de bu kapsamda inceleme yapılmıştır. Bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, ödemeler dava dışı şirket tarafından yapılmış olup davacı şirket kayıtlarına girmemiş ve bilançoda zarar olarak yer almamıştır. Bu tespitlere göre davacı tarafça zararının ispatlanamadığı, mahkemece verilen davanın reddi kararının yerinde olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.

Davacı vekili, tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluştuğunu da istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.

Tüzel kişilik perdesinin aralanması, şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulması, ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulması veya borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesi şeklinde gerçekleşebilecek olup burada söz konusu olan husus, zarar gören üçüncü kişilerin bu yollarla alacağının tahsili imkanının sağlanmasıdır. Somut olayda ise tüzel kişilik perdesinin aralanması konusunun uygulama yeri olmayıp davacı şirket yöneticisinin sorumluluğu hükümleri uyarınca talepte bulunduğundan aksi yöndeki davacı vekili istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.

Açıklanan bu sebeplerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme sonucunda;

Davalı vekili, AAÜT'nin 13/4 maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.

Somut olayda mahkemece davanın reddine karar verilirken davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Dava, kanuna ve esas sözleşme hükümlerine aykırılık nedeniyle şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan maddi zararın tazminine yöneliktir. İlk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin ''Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret'' başlıklı 13/4 maddesine göre maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur yani maddi tazminat tazminat talepli davaların reddi halinde davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 07.11.2022 tarihli ve 2021/6661 Esas ve 2022/7860 Karar sayılı kararı ) Bu sebeplerle, somut olayda, mahkemece maktu vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf isteminin de reddine karar verilmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,

4- Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07.10.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/381, K. 2026/1686, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-381-e-2026-1686-k-08faeb531a8d