Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/3615 E. 2026/1617 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/3615
- Karar No
- 2026/1617
- Karar Tarihi
T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/3615 KARAR NO : 2026/1617
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 11/09/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ: Davacı vekili dava dilekçesinde:Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Avrupa Birliği Destekleme Fonu tarafından ... İli ve İlçelerindeki 5 adet okul için VRF Klima sistemleri imalatları ve montajı işi için anlaşıldığını ve sözleşme bedeli için çeklerin teslim edildiğini, ancak davalı şirketin sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, bu durumun Nizip Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası ile de tespit altına alındığını, değişik iş dosyasındaki tespit ile ihtiyati tedbir talebi konusunda haklılığın ispatlandığını, yapılacak yargılama sonucunda esas hakkında verilecek karara kadar davalı şirkete verilen ve ... ödeme günlü ... bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL (...) meblağlı çekin ödeme yasağı kapsamına alınarak ödemesinin durdurulmasını, neticeten anılan çek bakımından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) DAVALININ SAVUNMASI: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirket tarafından sunulan ... tarihli dava dilekçesinde iddia edilen tüm hususlar ve taleplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının, tarafı olduğu sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ödemekten kaçınma ve çek ile yaptığı ödemeleri bir şekilde önlemek gibi bir teşebbüs içerisinde olduğunu, davranışının iyi niyetten uzak olduğunu, Davacı tarafın hem ödeme yükümlülüğü hem de yapılacak işler için süresinde inşaat alanını uygun hale getiremediğinden, temerrüt halinde olduğunu, halihazırda montajını yaptığı malzemelerin ve edimlerinin karşılığı olarak verdiği çeklerin bedelini ödememek için davacının davalar açtığını, ödemeleri engelleyemediğini ve ilgili davalardan feragat ettiğini, Bu yönüyle davacının kötü niyetli olduğunu, yargıyı kötü niyetli teşebbüsleri için araçsallaştırdığını, davaya konu olan ...bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL (...) bedelli çekin müvekkili şirketin inşaat sahasına malzemeleri indirdirdiği ve işlerine başladığını gösterir nitelikte olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereği ödemelerin yapılacağı periyotların belirlendiğini, Çeklerin teslim alındığı tarih, davacının delil dilekçesinde sunduğu çek görüntülerinden anlaşılacağı üzere ... olduğunu, ilgili tarihte teslim edilen çeklerin ...bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL bedelli, ...bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL bedelli, ...bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL bedelli çekler olduğunu, ...bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL bedelli ve ...bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL bedelli çeklerin ödendiğini, Ödenmiş olan çeklere dair Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... tarihinde ... Esas sayılı ve ... Esas sayılı davalar ile borçtan kurtulma davası ikame ettiğini ve ertesi gün davadan feragat dilekçesi sunduğunu, huzurdaki davanın, kötüniyetli olarak ikame edildiğini, neticeten davanın reddini ve lehlerine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E...., K.... sayılı kararı ile; "...Dava, çek hakkında menfi tespit davasıdır. Davacı vekilinin ... tarihli beyan dilekçesiyle, "Dava borçtan kurtulma davası olarak açılmış ve tevzi formunda da bu husus belirtilmiştir. Davanın usulden reddi gerektiği ve bu konudaki davalı vekilinin gerek cevap dilekçesinde gerekse cevap dilekçesi talep kısmındaki davanın usulden reddi konusundaki talebini kabul ediyoruz." denildiği görülmüştür. Taraflarca eldeki davanın borçtan kurtulma davası olduğu iddia edilmiş ve davacı tarafça bu nedenle davanın usulden reddi talep edilmişse de; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 69. maddesinde yer alan “İtirazın muvakkaten kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçlu, takibin yapıldığı mahal veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde borçtan kurtulma davası açabilir” hükmüne göre, borçlunun imzaya itirazının icra mahkemesince geçici kaldırılması kararının taraflara tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçlunun genel mahkemelerde borçtan kurtulma davası açma hakkı bulunmaktadır. Borçtan kurtulma davası, genel haciz yoluyla yapılan icra takiplerinde, imzaya itirazın geçici olarak kaldırılmasının itirazın kesin olarak kaldırmasına dönüşmesini engellemek ve icra takibinin durmaya devam etmesini sağlamak amacıyla açılmaktadır. Dolayısıyla icra hukukuna özgü olup sadece itirazın geçici kaldırılması durumuna özel bir davadır. Borçtan kurtulma davasında, davacı icra takibinin borçlusu ve davalı da icra takibinin alacaklısıdır. HMK'nin 33. maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Somut olay bakımından yapılan değerlendirmede; ortada bir icra takibinin bulunmadığı, salt tevzi formunda seçilen dava türü ile Mahkeme hakiminin bağlı olmadığı, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi gerektiği, eldeki davanın borçtan kurtulma davası olmadığı, "... ödeme günlü ...bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL (...) meblağlı çek" hakkında menfi tespit davası olduğu görülmekle bu doğrultuda yargılamaya devam olunmuştur. Çeke dayalı açılan menfi tespit davasında ispat yükü, TMK'nin 6 ve HMK'nin 190.maddesince borçlu olmadığını iddia eden davacıdadır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Yargılama aşamasında davacı vekili tarafından eldeki davanın usulden reddi talep edilmiş, bunun üzerine davalı vekili tarafından davanın esastan reddine karar verilmesi talebiyle davacı tarafından takip edilmeyen davanın davalı tarafça takip edileceği ifade edilmiştir. Akabinde Mahkememizce davalı tarafından eldeki davanın takip edildiği görülmekle yargılamaya devam olunmuştur. Bu doğrultuda taraflara verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen davacı tarafça ticari defterleri incelemeye esas olmak üzere Mahkememize sunulmamış, davalı tarafça sunulan defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dosyada mübrez bilirkişi raporu ışığında neticeten davacı tarafça ispatlanamayan eldeki davanın reddine ve davacı tarafın açtığı eldeki davada ihtiyati tedbir kararı almasını müteakip davasının usulden reddini talep etmesi hususu gözetilerek, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile ... TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine dair "Davanın REDDİNE, Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile ... TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,..." karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinafında; Davalı yanca ticari bir sözleşme sebebiyle girişilen hukuki ilişkide edimlerini yerine getirmediği, bu durumla ilgili olarak avans mahiyetinde verilen çeklere ödeme yasağı alınması kapsamında açılan davanın, davalı yanın çeki üçüncü şahıslara ciro etmesi sebebiyle sonuçsuz kaldığı, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu zira esas yönünden başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı ve çek bedelinin zamanında tahsil edilmesiyle davalının alacağına kavuştuğu, dolayısıyla davalının bir zararının söz konusu olmadığı halde ... TL tutarındaki kötüniyet tazminatının davalıya ödenmesine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, ayrıca usul yönünden Yerel Mahkemenin ... tarihli celsede davacının davaya dair talep sonucunu açıklamak üzere verdiği bir haftalık kesin sürenin tarafımızca yerine getirilmemesi üzerine HMK 119/2 gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yasa gereği iken, davanın reddine karar verilmesinin usule aykırı bulunduğu, bu nedenlerle istinaf talebinin kabul edilerek Yerel Mahkeme kararının, istinaf sebepleri ve HMK 353/1-a, 5 maddesi doğrultusunda esasa girilmeksizin kaldırılması ve dosyanın yeni bir karar verilmek üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesi gerektiği, bu doğrultuda karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılan incelemede;. Davacı tarafından ...bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL (...) meblağlı çekten dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti için dava açıldığı,çek bedelinin ödenmemesi için tedbir kararı verildiği, davacının davayı takipsiz bıraktığı ve davalı kayıtlarına göre yapılan incelemede davacının davalıya borçlu olduğu tespit edilerek davanın reddine karar verildiği ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedildiği.kararın davacı tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin; talep sonucunun açıklanmaması nedeniyle davanın HMK 119/2 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı yönündeki istinafının değerlendirilmesinde; mahkeme hakimince davanın "... ödeme günlü ...bankası ... Şb. ... seri numaralı ... TL (...) meblağlı çek" hakkında menfi tespit davası "nitelendirmesiyle,yargılamaya devam etmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Ancak, kötü niyet tazminatı yönünden İlk derece mahkemesinin kötüniyet tazminatının kabulüne ilişkin gerekçeli kararda bir açıklama olmadığı, kötüniyet tazminatının hangi gerekçeyle kabul edildiği izaha edilmemiş olmakla birlikte; İİK 72/4 " Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğraşığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." hükmüne dayanılarak karar kabul kararı verildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince ... tarihli Tensip Tutanağı ile verilen tedbir kararında "Neticeten davacı vekilinin tedbir talebinin KISMEN KABULÜ ile, dava dilekçesinde belirtilen, ... Bankası ... Şubesi'nin muhattap banka olduğu, keşidecisi .... olan, ... seri numaralı ... TL bedelli, ... keşide tarihli çekle ilgili, davacı tarafından yatırılacak (% 15 oranında) ... TL teminat mukabilinde bilgileri sayılan çekin SADECE DAVALI .... tarafından muhatap bankaya ibrazı halinde çek bedelinin dava sonuna kadar ödenmemesi yönünde TEDBİR KONULMASINA, çekin davalı lehtar dışında üçüncü kişiler tarafından bankaya ibrazı halinde tedbirin UYGULANMAMASINA, ... TL teminatın davacı tarafça nakit olarak yatırılması veya bu miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz edilmesi suretiyle dosyaya DEPO EDİLMESİNİ MÜTEAKİP, iş bu tedbir karanının bir suretinin gereği için ilgili bankaya müzekkere ile gönderilmesine, çekin davalı lehtar dışında üçüncü kişiler tarafından bankaya ibrazı halinde tedbirin UYGULANMAMASINA yönelik ihtarın muhatap bankaya MUTLAKA bildirilmesine, masrafın gider avansından karşılanmasına, " şeklinde sadece davacı ile sınırlı ve ödeme yasağı mahiyetinde karar verilmiş olduğu, ödeme yasağı kararı bankanın ödeme yapmasına engel ise de, çekin bankaya ibraz edilmesine ve ibraz şerhi ile birlikte icra takibi yapılmasına engel değildir. İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında borçlunun tazminata mahkum edilebilmesi için icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması ve bu yüzden alacaklının alacağını geç almasına sebebiyet verilmesi gerekir. Somut olayda alacaklı tarafından başlatılmış ve durdurulmasına karar verilmiş herhangi bir icra takibi bulunmadığından ödeme yasağına yönelik verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle tazminata hükmolunması yerinde değildir. ( Emsal Yargıtay 11. HD 2020/2530 Esas ve 2020/4578 Karar, Yargıtay 19. HD. 2015/1949 Esas ve 2015/17633 Kararları) Davacı aleyhine kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kötüniyet tazminatı yönünden kabul kararı verilmiş olması doğru görülmediğinden davacı vekilinin kötüniyet tazminatı yönünden istinaf talebi yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden başkaca herhangi bir yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek davacı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; I- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen ilk derece mahkemesi kararının HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca KALDIRILMASI VE ESAS HAKKINDA YENİDEN HÜKÜM KURULMAK suretiyle; Davanın REDDİNE, Yasal koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, Alınması gereken 732,00 TL karar ilam harcının peşin alınan 8538,75 TL harçtan mahsubu bakiye 7.806,75 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça sarf edilen 1.000 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 73.000,00 TL ( davalının istinafı olmadığından aleyhe hüküm yasağı gereği) vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333.Md.uyarınca ilgililerine iadesine, II-) İSTİNAF YARGILAMA GİDERLERİ BAKIMINDAN: İstinaf eden davacının ödemiş olduğu harçların talep halinde davacıya iadesine, İstinaf eden davacı tarafça yapılan 170,00 TL istinaf posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Temyizi kabil kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkartılmasına,