Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1632 E. 2026/2078 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1632
Karar No
2026/2078
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1632 KARAR NO : 2026/2078

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2023 NUMARASI : 2022/1070 Esas 2023/315 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ :02/10/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, et ürünleri satmakta olup davalı ... ...'a dana karkas et sattığını ve adına fatura kesildiğini, ancak borçlu tarafından fatura bedelinin tam olarak ödenmemiş olması sebebiyle aleyhinde Akhisar İcra Müdürlüğünde 2021/3205 Esas sayılı dosya numarası ile icra takibi yapıldığını, bu takibe ilişkin ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından verilen dilekçe ile yetkiye, borca ve fer'ilerine itiraz edildiğini, davalının yetki itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sunulan e-faturanın incelenmesi sonucu alacaklarının ispatlanmış olduğunu, davalı/borçlu ile davacı arasındaki ticari alışverişin ispatının fatura olduğunu, söz konusu faturanın aynı zamanda alacağın ispatı olduğunu, davalının takibe konu borcun ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir belge ibraz etmediğini, davalı tarafın davacı ile ticari alışveriş yapmış olmasına rağmen, takibe konu borcu inkar ettiğini, iş bu takibe itiraz ederken, söz konusu faturaya ilişkin bir ödeme yaptığını gösterir dekont vs. yazılı herhangi bir belge sunmadığını, davalı tarafın, davacıyı zarara uğratmak kastı ile hareket ettiğini, haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, davacının, davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğramış olup, mağduriyetinin giderilmesi amacı ile takip bedelinin %20’sinden az olmamak üzere icra tazminatına karar verilmesini talep ve dava edilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine, davacı tarafından 09.09.2021 tarihinde Akhisar İcra Müdürlüğünde 2021/3205 Esas sayılı icra dosyası ile 23.000,00 TL'lik takip başlatıldığını, 29.09.2021 tarihinde borca itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, davacı tarafın, müvekkili aleyhinde başlattığı takip dosyasına sunmuş olduğu faturanın gerçeği yansıtmadığını, faturalara konu edilmiş olan malların müvekkil tarafından alınmadığı gibi, faturanın herhangi bir yerinde müvekkilin malları teslim alanın kişi olduğunu gösterir gösterir bir kaşe yada imzası bulunmadığını, takibe konu faturanın 30.07.2021 tarihinde düzenlendiğini, müvekkilinin et restoranını ortak olarak yürüttüğü eşinden boşanmak amacı ve evden ayrılmak üzere Akhisar- Sinop istikametli .... firmasına ait şehirler arası otobüsünden 11 Temmuz 2021 tarihinde otobüs bileti aldığı ve Akhisar'dan ayrıldığını, Akabinde de müvekkilinin, et restoranını işleten eşine Akhisar Aile Mahkemesi'nin 2021/492 Esas sayılı boşanma davasını 21.07.2021 tarihinde açtığını, davacı taraf tarafından hazırlanan 30.07.2021 tarihli faturanın düzenlenmeden ve satış gerçekleşmeden önce müvekkilinin Akhisar ilçesinden ayrıldığını, dükkan ile tüm bağlarını kopardığını, 21.07.2021 tarihinde eşi olan ....'a boşanma davası açtığını, mevcut dosyaya konu icra takibinin borçlusunun müvekkili olmadığını bu nedenle husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın ....'a ihbar edilmesi gerektiğini, şahsın halen daha et restoranını aktif olarak işlettiğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "...Davanın konusu icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir. 6100 Sayılı HMK'nın, 222/1. Maddesi ile; Mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, 222/2. Maddesi ile Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğunu, 222/3. Maddesi ile; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, düzenlenmiştir. Mahkememizin 20/02/2023 tarihli duruşması ile taraflara ticari defterlerini sunması veya bulundukları adresi bildirilmesi için 2 hafta kesin süre verilmiştir. Davacı tarafça ticari defterlerin bulunduğu adres bildirilmesine rağmen davalı vekilince müvekkilinin ticari defter tutma zorunluluğunda olmadığı beyan edilmiştir. Dosyaya sunulan 10/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile, davacı tarafın ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yaptırıldığı ancak yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, bu nedenle defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, sahibi lehine delil vasfına sahip olmadığı bildirilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Bu kapsamda davacının öncelikle faturlara konu ürünleri davacıya teslim ettiğini ispatlaması gerekmektedir. Davacının ticari defterleri usulüne uygun tutulmadığından davacı lehine delil vasfına sahip değildir. Davacı tarafça davaya konu faturalardaki ürünlerin davalıya teslim edildiğine dair delil sunulmamıştır. Davacı tarafça alacağın varlığı ispatlanamamıştır. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. Maddesi ile, alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği " şeklindeki gerekçe ile; davanın REDDİNE, davalının kötü niyet tazminatlarının REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı yanın her ne kadar boşanma aşamasında olduğu eşinin birlikte et restoranını ortak olarak yürüttüğünü iddia etse de bu restorana ait vergi levhasının davalının üzerine kayıtlı olduğunu, davalının boşanma aşamasında olduğu ....'ın resmiyette işletme ile ilgili hiçbir bağının bulunmadığını, davalı yanın boşanma sebebiyle şerhi terk ettiğini iddia etse de resmiyette muhatabın kendisi olduğunu, işletmeye alınacak ürünlerde eşinin yetkili olduğunu kendi ifadeleri ile ikrar ettiğini, davalı yanın fatura tarihinde vergi levhasını kapatmadığını, müvekkilinin davalı ve eşi arasındaki durumu bilmesinin söz konusu olmadığını, davalı yanın cevap dilekçesinde kullandığı ibareler ile eşine alım satım yapma yetkisi verdiğinin açık olduğunu, bu bağlamda işleten olarak işletmenin yaptığı borçlardan sorumlu olacağını, davalı yanın cevap dilekçesinde sürekli olarak eşinin asıl borçlu olduğunu iddia ederek borcu ikrar ettiğini, müvekkilince verilen et karşılığında fatura tanzim edildiğini, davalının faturaya itiraz etmediğini, tanzim edilen faturanın 70.000,13 TL olması sebebiyle belirli bir kısım ödendiği için 23.000 TL üzerinden işleme geçildiğini, takibin 23.000 TL üzerinden yapılmasının bile müvekkilinin iyi niyetli alacaklı olduğunu gösterdiğini, yerel mahkemece gerekçeli kararda müvekkilinin sunduğu ticari defterlerin usulüne uygun olarak kapanmadığı sebebiyle delil olarak kabul edilmediğini, davalı yanın hiçbir delil göstermediğini, ticari defterlerini dahi sunmamışken müvekkilince ticari defterler sunulmuşken davalı yanın ticari defterleri sunulmadan aleyhe karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı yanın davanın fiili işleten ... .'a ihbar edilmesini talep ettiğini, yerel mahkemenin bu hususta karar verilmeden mahkemenin neticelendiğini, yerel mahkemece verilen usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılması gerektiğini, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi gerektiğini, mümkün olmadığı halde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ; davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatlarının reddine karar verilmiştir İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konusu Akhisar İcra Müdürlüğü'nün 2021/3205 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 23.000,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlu tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenmiş 30.07.2021 tarihli ve KDV dahil 70.000,03 TL bedelli bir adet fatura gösterilmiştir. Eldeki iş bu davada her iki tarafın gerçek şahıs olduğu görülmüştür. Bu kapsamda tarafların tacir olup olmadığının araştırılması için mahkemece yazılan yazılardan Turgutlu Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen 22.02.2023 tarihli cevabi yazıda davacının bilanço esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüş olmakla davacının tacir olduğunun kabulü gerekir. Yine mahkemece yapılan yargılama sırasında davalının ticaret sicil kaydının bulunup bulunmadığının tespiti açısından İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan 20.02.2023 tarihli yazıya cevap verilmediği görülmüştür. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2016/10789 Esas, 2016/8226 Karar ve 18.10.2016 tarihli kararında belirtildiği üzere ; Mülga 6762 Sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre ; Bakanlar Kurulu'nca 18.06.2007 tarihinde karalaştırılmıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/12362 Sayılı Bakanlar Kurul'u Kararında esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiş olup, 6103 Sayılı TTK'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10.maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 Sayılı TTK'nun 11.maddesinin 2.fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu Kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi sureti ile yapılması gerecektir. Bu kapsamda ;Akhisar Vergi Dairesinden gelen 9.03.2023 tarihli cevabi yazıda ise davalının 2020 ve 2021 yılları arasında işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilerek yazı cevabı ekinde 2020 ve 2021 yılına ilişkin gelir vergi beyannamelerinin gönderildiği, davaya konu faturanın düzenlendiği 2021 yılı için davalının gayri safi hasılatının 72.374,14 TL olduğu evraklardaki kayıtlardan anlaşılmış olup, aynı yıl için belirlenen bilanço usulüne göre defter tutma haddinin ise 150.000,00 TL olması karşısında davalı işletmesinin boyutunun 2021 yılında esnaf boyutunda kaldığının kabulü gerekir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile , artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup , mahkemenin görevli olması 6100 Sayılı HMK'ın 114. maddesinde dava şartları arasında sayılmış olması nedeni ile yine 6100 Sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi gerekmektedir. Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 Sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde sayılan dava veya işlerden bulunması, yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bu nedenle dava konusu somut olayda; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; davalı için ilgili İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazı tekit edilmek suretiyle davalının gerçek kişi Ticaret Sicil kaydının bulunup bulunmadığının tespiti, gerçek kişi Ticaret Sicil kaydının bulunması halinde her iki taraf tacir olacağından şimdiki gibi görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olacağından işin esasına girilerek karar verilmesi, aksi halde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından görev dava şartı nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken eldeki iş bu davada mahkemenin görevli olup olmadığı belirlenmeden ve bu husus gözetilmeksizin yazılı olduğu şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi yerinde olmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince somut olayda görev hususu değerlendirilmeden iş bu davada yazılı olduğu şekilde esastan karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler bu aşamada incelenmeksizin kabulü ile HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ilişkin olarak karar verilmesi, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2023 tarih, 2022/1070 Esas ve 2023/315 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 269,80 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7- İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1632, K. 2026/2078, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1632-e-2026-2078-k-22ee223c4694