İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1682 E. 2026/830 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1682
Karar No
2026/830
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1682 Esas KARAR NO : 2026/830

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/10/2024 KARAR TARİHİ : 13/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "davalıların, davacı firmayı haksız ve hukuka aykırı iş ve işlemlerle zarara uğrattığı, şikayet üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih, ...soruşturma,... esas, ... iddianamesi ile dava açıldığı, yargılaması devam eden ...6. Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası nezdinde cezalandırılacaklarının açık olduğu, sayın savcılığın 26.09.2024 tarihli celsesinde esas hakkında mütalaa sunulduğu, davacı şirket bünyesinde usta olarak çalışmış ...’nın eşi adına davacı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurduğu, diğer çalışanlar aracılığıyla haksız rekabet suçu işlenerek davacı şirketten kalıp, ürün ve müşteri kaçırdığı tespit edildiği, satış ve pazarlama müdürü olan... aracılığıyla müşteriler ile iletişime geçilmiş olduğu, ödemelerin hukuka aykırı biçimde nakden veya banka havalesi yolu ile davalılara yapıldığı, soruşturma aşamasında dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, yapılan inceleme sonucu ...nın eşi üzerine kurduğu yeni şirketin % 68’ünün davacı şirket ...’in müşterilerinden oluştuğunun tespit edildiği, görüleceği üzere 13/04/2018 tarihinde... adına vergi dairesinde şirket açılışı yapıldığı beyanla; haksız fiil sebebi ile müvekkil firmanın uğradığı (Fazlaya ilişkin hakkımızı saklı tutarak şimdilik) 30.000,00TL zararın müştereken ve müteselsilen tahsili, hakkın tesisinin sağlanması amacı ile davalıların taşınır ve taşınmaz mallarının el değiştirmesinin önlenmesi için üzerine ihtiyati tedbir konulması, bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalılar vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Öncelikle belirtmek gerekir ki işbu davada Asliye Ticaret Mahkemeleri değil İş Mahkemeleri görevlidir. Müvekkillere isnat edilen suçlamalar, bu davaya dayanak olarak gösterilen ... 6. Asliye Ceza Mahkemesi ...E. Sayılı dosya müvekkillerin davacı firmada çalıştıkları döneme ilişkindir. ... ve...' nın isnat edilen suçlamalarla karşı karşıya kaldıkları dönem davacı firmada iş akitlerinin devam ettiği dönemdir. Bu nedenle de görevli Mahkeme İş Mahkemeleri olup, ... İş Mahkemeleri yönünden ... Adliyesine bağlı olduğundan ... İş Mahkemeleri yetkilidir. Davacı davasını belirsiz alacak davası olarak açmış olup davaya bu yönden de itiraz etmekteyiz. Zira davacı firma davaya dayanak olarak göstermiş olduğu soruşturma ve ceza dava dosyalarına zararlarına ilişkin uzman raporu sunmuş olup bu rapora göre zararlarını dosyaya beyan etmişlerdir. Ayrıca davacı dava dilekçesinin 3. Sayfasında soruşturma safhasında dosyaya davacı tarafından sunulan uzman raporunda halihazırda var olan zarar miktarını da beyan etmiştir. Bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle açılan bu davaya yine usul yönünden itiraz etmekteyiz. Davacının davaya dayanak olarak göstermiş olduğu ceza dosyası henüz sonlanmamış bir dosyadır. Kesinleşmemiş bir dosyanın dosyaya dayanak olarak gösterilmesi usule aykırı olup müvekkillerin sanki ceza almış gibi Sayın Mahkemeye sunulmaları da ceza hukuk yasaları açısından mümkün değildir. Müvekkiller suçlamaları kesinlikle kabul etmemektedirler. ... 6. Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasına sunulan 22.03.2023 tarihli bilirkişi raporunun 17. sayfasında "Bilirkişi olarak, katılan şirketin faaliyetleri ile ilgili yerindelik denetimi yapılmasının mümkün olmadığı, yine Katılan şirketin 2016 2017 ve 2018 hesap dönemlerine ait Gelir tabloları üzerinden yapılan karlılık oranların analizlerinde; üç yılda da brüt satış karlılık oranlarının %9 civarında, seyrettiği, 2016 ve 2017 hesap dönemlerinde faaliyet kar’ı binde 8 lerde olduğu, 2018 yılında Yüzde 3 lere çıktığı bu nedenlerle şirketin mali verileri açısından sanıkların aleyhine yapılacak bir eleştiri olmadığı" belirtilerek açık bir şekilde müvekkillerin davacı şirketi zarara uğratmadığı ortaya konulmuştur. Usule ve yasaya aykırı işbu davayı kabul etmiyor, itiraz ediyoruz. davanın öncelikle usulden reddini, esasa girilmesi halinde esastan reddini ve yargılama masraf ve harçları ile karşı taraf vekalet ücretine hükmedilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan dava, davalıların eylemleri nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini isteminden ibarettir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. Maddesinde; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Emsal mahiyette Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılar murisinin tüketici vasfını haiz olduğu, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinde; arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olarak kabul edilmesi halinde son tutanağın dava dilekçesine eklenmesinin zorunlu olduğu, aksi halde bir haftalık kesin süre verileceği, tamamlanmazsa davanın usulden reddedileceği, arabuluculuğa başvurulmadan davanın açıldığının anlaşılmasının halinde ise herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verileceğinin düzenlendiği, davacı tarafça arabuluculuğa başvuru dava şartı, görevsiz mahkeme aşamasında dahi tamamlanmamış, görevsizlik kararının kesinleşmesi ve dosyanın görevli Mahkeme esasına kaydedildiği 19.09.2022 tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulmuş olup, dava şartının yasal sürede yerine getirilmediği, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tellallık sözleşmesinden kaynaklanan komisyon ücreti alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin davada arabuluculuğa süresinde başvurulup başvurulmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 nci maddesi, 2. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/A maddesi. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle görevsizlik kararının kesinleştiği 09.09.2022 tarihinden Tüketici Mahkemesinde esasa kaydedildiği tarih olan 19.09.2022 tarihine kadar arabuluculuğa başvurulmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. " şeklinde karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; TTK 5/A uyarınca konusu bir miktar para olan tazminat davalarının açılmasından evvel arabulucuya başvurulması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça ilk dava görevsiz mahkemede açılmış olsa da; mahkemeler arası görevsizlik ve yetkisizlik kararları neticesinde istinaf incelemesi ile mahkememizin görevli olduğu kesinleşmiştir. Davacı tarafça ilk duruşma gününe kadar dahi herhangi bir arabuluculuk son tutanağı mahkememize ibraz edilmemiştir. Hatta davacı vekili tarafından mahkememiz tensip ara kararına karşı beyan ile birlikte duruşmadaki sözlü beyanları ile de arabuluculuğa başvurulmadığı açık bir şekilde beyan edilmiştir. Bu sebeple TTK 5/A maddesi ile birlikte yerleşik Yargıtay ve istinaf ilamları doğrultusunda davacı tarafından zorunlu arabuluculuğun yerine getirilmemiş olması sebebiyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 512,33 TL'nin mahsup edilerek bakiye 219,67 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 30.000,00 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.13/10/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1682, K. 2026/830, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1682-e-2026-830-k-341059a919a3