Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6260 E. 2026/2904 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6260
Karar No
2026/2904
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1293 Esas, 2025/1403 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2025/436 E., 2025/491 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesi çerçevesindeki hukuki ilişki kapsamında 25.05.2018 tarihli 1.000.000,00 USD bedelli bononun düzenlendiğini, ancak bu bononun müvekkili tarafından ödenmiş olduğunu ve bono aslının kendilerinde bulunduğunu, davalının gerçeğe aykırı olarak bononun kaybolduğunu iddia ederek İstanbul 20. Asliye ... Mahkemesinden zayi kararı aldığını, bu karara dayanarak Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğünün 2023/121916 E. sayılı dosyasından haksız icra takibine giriştiğini, müvekkilin borçlu olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğünün 2023/121916 E. sayılı takibinin durdurulmasına, davalının kötüniyetli olması sebebiyle %20 oranında kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "davacı şirket aleyhine davalı tarafından başlatılan Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğünün 2023/121916 E. sayılı ilamsız icra takibine 21.12.2023 tarihinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, akabinde davalı tarafından 19.01.2024 tarihinde İstanbul 5. Asliye ... Mahkemesi nezdinde itirazın iptali davası açıldığı, eldeki menfi tespit davasının ise anılan itirazın iptali davasından sonra açılmış bulunduğu anlaşılmakla, davacının eldeki menfi tespit davasında ileri sürdüğü bononun ödenmiş olduğu, bono aslının kendisinde bulunduğu, davalının gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak zayi kararı aldığı, icra takibinin haksız olduğu yönündeki tüm savunmalarının itirazın iptali davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebilecek nitelikte bulunduğu, nitekim davacının bu savunmaları itirazın iptali davasında da ileri sürdüğü ancak İstanbul 5. Asliye ... Mahkemesinin 05.12.2024 tarih, 2024/779 K. sayılı kararı ile mahkememiz davalısı lehine karar verilerek, takibin 1.000.000,00 USD üzerinden devamına hükmedildiği görülmekte olup, her ne kadar anılan karar henüz kesinleşmemiş ve istinaf aşamasında bulunsa da, davacının eldeki menfi tespit davasında ileri sürdüğü iddiaların tamamının itirazın iptali davasında savunma olarak kullanılabilecek nitelikte olması ve fiilen kullanılmış bulunması karşısında, davacının bu aşamada ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararının kalmadığı, zira itirazın iptali davasında tüm savunma imkanlarını kullanmış olan davacının aynı hukuki sebeplere ve delillere dayanarak tekrar dava açmasının yargılama ekonomisi ilkesine aykırı olacağı, davacının eğer itirazın iptali davasındaki hükmün haksız olduğu kanaatinde ise istinaf kanun yoluna ya da karar kesinleşmiş ise "Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması." hükmü gereğince iade-i muhakeme yoluna başvurabileceği değerlendirilmekle, Yargıtay'ın yerleşik içtihadı doğrultusunda, davacının eldeki menfi tespit davasını açmakta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi anlamında hukuki yararının bulunmadığı sonucuna varılmış olup, dava şartı olan hukuki yarar yokluğu mahkemece resen gözetilmesi gereken bir husus olduğundan, davanın esasına girilmeksizin usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davacının ihtiyati tedbir talebi ise ana davanın reddedilmesi nedeniyle mevzubahis kalmadığından bu talebin de reddedilmesine karar verilmesinin uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile huzurdaki menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6260, K. 2026/2904, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-6260-e-2026-2904-k-29a68b12b4aa