Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3141 E. 2026/2907 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3141
Karar No
2026/2907
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/205 Esas, 2025/535 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2023/323 E., 2024/939 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yalnızca santral işletilmesine yönelik olarak kurulmuş özel amaçlı bir şirket vasfına haiz olduğunu, santralde üretilen elektrikten elde edilen gelir haricinde başkaca bir kazancı bulunmadığını, davalının da özel hukuk hükümlerine tabi bir tüzel kişilik olduğunu, davacı şirket ile davalı ... (...) arasında imzalanan özel hukuk hükümlerine tabii piyasa katılım anlaşmaları uyarınca, davacının ürettiği elektriği ...’ın işlettiği piyasada satma hakkına haiz olduğunu, tedarik lisansına sahip dava dışı bir tedarik şirketi ... ile ikili anlaşma akdettiğini ve ürettiği elektriğin ticareti ile dengesizlik sorumluluğunu bu anlaşma ile tedarik şirketine devrettiğini, ikili anlaşma kapsamında üretim yapan şirketlerin sabit fiyat üzerinden satış yaptıktan sonra ürettiği elektriği takip etmediğini, somut olayda da bu satışlara ilişkin saatlik eşleştirmelerin yalnızca dava dışı tedarik şirketi olan ... tarafından yapılabildiğini, satışlardan dolayı elde edilen tüm gelirlerin ...’nın hesabına yatırıldığını, ... Piyasası Düzenleme Kurulunun 29.09.2022 tarihli ve 11269 sayılı kararı, 30.09.2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdikten sonra Usul ve Esaslar’ın 7. ve 8. maddesi hükümlerinde değişiklikler yapılması üzerine bu değişikliklere istinaden ... tarafından Ekim 2022 ve Kasım 2022 dönemlerinde hatalı olarak hesaplamalar yapıldığını, davacıya kaynak destekleme borcu çıkarıldığını, dava konusu faturaların ihtirazi kayıtla davalı şirkete ödendiğini, davalı ... tarafından talep edilen ve kendilerine ödenen işbu dava konusu tutarlarda, davacının herhangi bir kontrol veya tasarrufunun bulunmadığını, fatura içeriğindeki bedelin dava dışı tedarik şirketi ...’nın gerçekleştirdiği satışlarla ilgili olduğunu, davalı tarafça muafiyetin geçersiz veya iptal edildiğine yönelik bir bildirimin yapılmadığını, fakat kaynak bazında destekleme borç bedelleri adı altında

15.11.2022 tarihli ve EPI 2...3 no.lu Ekim 2022 dönemine ilişkin ve

15.12.2022 tarihli ve EPI 2...2 no.lu Kasım 2022 dönemine ilişkin faturaların davalı tarafça düzenlenerek davacıdan tahsil edildiğini ileri sürerek davalı ... tarafından haksız ve hukuki mesnetten yoksun bir şekilde davacı şirketten tahsil edilen kaynak bazında destekleme borç bedellerinden;

15.11.2022 tarihli ve EPI 2...3 no.lu faturaya konu olan Ekim 2022 dönemine ilişkin olarak ödeme tarihi olan 23.11.2022 tarihinden,

15.12.2022 tarihli ve EPI 2...2 no.lu faturaya konu olan Kasım 2022 dönemine ilişkin olarak 23.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL tutarındaki alacağın davalı ...’tan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, elektrik piyasasında üretilen elektriği alıp satmadığını, elektriği üreten, satan ve alan katılımcıları buluşturan platformu işlettiğini, satıcı ve alıcılar arasında mevzuat hükümleri uyarınca bir nevi aracı konumunda olduğunu, yargı yolu ve görevsizlik itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu, usul ve esaslara göre muafiyet alabilmek için, üretilen ve satılan enerjinin son tüketiciye kadar sabit fiyatla iletilmiş olması gerektiğini, ... Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından 07.11.2022 tarihli davalıya gönderilen yazı ile muafiyet başvurusunda bulunan katılımcıların beyan ettikleri sabit fiyatlı ... miktarları ile gerçekte nihai tüketiciye ulaşan sabit fiyatlı ... miktarlarının tekrar kontrol edilmesi ve gerekli düzeltmelerin yapılmasının talep edildiğini, nihayetinde davacıdan tahsil edilen tutarların mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile idari yargının görev alanının tespitinde yürütülen faaliyetin niteliğinden daha ziyade, faaliyeti yürüten ya da işlemi tesis eden ve uygulayan kuruluşun özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanıp kullanmadığının önem taşıdığı, idarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkiler kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerinin denetiminin idari yargının görev alanına girdiğinin kabul edildiği, kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemler bakımından işlemi tesis eden kuruluşun; özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olması ya da yönetilmesinin tesis edilen işlemin "idari" niteliğini değiştirmediği gibi, bu işlemlerin iptali için açılacak davaların da idari yargı mercilerinin görev alanına girdiği, davacı ve davalı tarafın anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişisi olduğu, ancak ...'ın davacıdan yaptığı tahsilat işleminin ... Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 16.12.2021 tarihli kurul kararlarının icrası ve elektrik piyasası mevzuatındaki emredici kuralların uygulanması sonucunda özel hukuku aşan yetkiler kullanılarak yapılmış bir işlem olduğu, işlemi tesis eden davalının özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş ve yönetiliyor olmasının kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemin idari niteliğini ortadan kaldırmayacağından uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (6446 sayılı Kanun) ve 6102 sayılı Türk ... Kanunu hükümlerine aykırı olmayacak şekilde ... Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum) tarafından hazırlanacak ana sözleşmenin ... siciline tescil ve ilanı ile faaliyete geçeceği, teşkilat yapısı ile çalışma esaslarının Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği ve ...'ın piyasa işletmeciliği yanında piyasanın gelişimi doğrultusunda görev alanına giren organize toptan elektrik piyasalarında yeni piyasalar kurulmasına yönelik çalışmaları yapmak ve Kurum'a sunmak, Kurum'un belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde piyasa işletim tarifelerini belirleyerek Kurum'a sunmak gibi görev ve yükümlülüklerinin olduğu, 6446 sayılı Kanun'un ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar (Usul ve Esaslar)"ın eklenmesi hususunun Kurul'un kararıyla kabul edilerek yürürlüğe girdiği, söz konusu düzenlemenin "İtirazlar, faturalama ve ödemelere ilişkin süreç" başlıklı 8. maddesinde, "Faturalama, teminatlar, ödemeler. ödemelerin yapılmaması, uzlaştırma bildirimlerine ve faturalara yapılan itirazlar ve düzeltmelere ilişkin süreçler için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği hükümleri uygulanır." düzenlemesine, 11. maddesinde ise, "Bu Usul ve Esaslar hükümlerini ... Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür." düzenlemesine yer verildiği, Usul ve Esaslar uyarınca sabit fiyat ile ikili anlaşma yapılması hâlinde, bu anlaşmalara muafiyet tanındığı, muafiyet tanınan ikili anlaşmalar hususunda tereddüte düşülmesi üzerine, muafiyet tanınacak ikili anlaşma sahibi piyasa katılımcılarının anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarikinin sağlandığının da tespit edilmesi hâlinde ikili anlaşma miktarlarının destekleme bedeli hesabında kullanılması gerektiği yönünde değişiklik yapıldığı, bunun üzerine, "Usul ve Esaslar uyarınca kaynak bazında destekleme bedeli muafiyet şartlarını taşımadığı hâlde bu muafiyetten haksız olarak yararlanıldığından" bahisle ilk uygulama dönemi olan (Nisan-Eylül 2022) altı aya ilişkin geriye dönük muafiyet bedelinin davacı şirkete yansıtıldığı, dava konusu edilen Ekim 2022 ve Kasım 2022 dönemlerine ilişkin, 15.11.20 22... .12.2022 tarihli iki adet fatura bu altı aylık döneme ilişkin olmasa dahi, davalının esas olarak Ekim ve Kasım bu dönemlerinde ilişkin muafiyet koşullarının oluşmadığına ilişkin değerlendirmeye dayalı olarak davacıya kaynakta destekleme borç bedeli yansıttığı, özel hukuk kurallarına tabi kılınmış olsa da "piyasa işletmecisi" olan davalı ...'ın, dava konusu faturaları salt özel hukuk kurallarına göre değil, 14.04.2009 tarih ve 27200 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği" ile 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca ... ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın uygun görüşü alınarak Kurul kararıyla ihdas edilen "Usul ve Esaslar" uyarınca tesis ettiği, buna göre davanın çözümünde idarî yargının görevli olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının davacı şirketten 15.11.20 22... .12.2022 tarihli faturalara dayalı olarak tahsil ettiği kaynak bazında destekleme borç bedellerinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile iadesi istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ... Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından çıkartılan tebliğe dayalı elektrik üretim şirketinin kendi akidi olan dağıtıcı şirket muhatap alınarak fatura alacağının tahsili sebebine dayalı olarak açılan istirdat davasında idari yargının mı yoksa adli yargının mı görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.

İlk Derece Mahkemesince davacı ve davalı tarafın anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişisi olduğu, ancak ...'ın davacıdan yaptığı tahsilat işleminin EPDK'nın 16.12.2021 tarihli kurul kararlarının icrası ve elektrik piyasası mevzuatındaki emredici kuralların uygulanması sonucunda özel hukuku aşan yetkiler kullanılarak yapılmış bir işlem olduğu, işlemi tesis eden davalının özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş ve yönetiliyor olmasının kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemin idari niteliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile yargı yolu bakımından idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de söz konusu karara dair istinaf incelemesi sonucunda özel hukuk kurallarına tabi kılınmış olsa da "piyasa işletmecisi" olan davalı ...'ın, dava konusu faturaları salt özel hukuk kurallarına göre değil, 14.04.2009 tarih ve 27200 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği" ile 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca ... ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın uygun görüşü alınarak Kurul kararıyla ihdas edilen "Usul ve Esaslar" uyarınca tesis ettiği, buna göre davanın çözümünde idarî yargının görevli olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun (2576 sayılı Kanun) ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda (2577 sayılı Kanun), bölge idare mahkemesi, idare mahkemesi ve vergi mahkemelerinin işleyişi ile ilgili genel hükümler düzenlenmiş, idari dava türleri, idari yargı yetkisinin sınırı ile idare mahkemesinin görevlerinin ne olduğu açıkça belirlenmiştir. 2577 sayılı Kanun'un “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” kenar başlıklı 2. maddesine göre; "İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. 2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.

Bu maddeye göre, idari davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olup kural olarak idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılmaktadır. 2577 sayılı Kanunun 12. maddesinde ise iptal ve tam yargı davaları düzenlenmiş olup, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu hükümler uyarınca idari yargı, idari işlemlerin iptaline ilişkin tam yargı davalarına bakmakla görevli kılınmıştır.

Ülkemizde yargı yolları anayasa yargısı, idari yargı ve adli yargı şeklinde üç ana grupta sınıflandırılmış olup idari yargı; idarenin, idare hukuku alanındaki idari faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü ile ilgili karar veren veya bireyler ile idare arasındaki hukuki anlaşmazlıkları çözmeye çalışan yargı birimi olarak tanımlanabilir. 2577 sayılı Kanun ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkındaki Kanun’da bölge idare mahkemesi, idare mahkemesi ve vergi mahkemelerinin işleyişi ile ilgili genel hükümler düzenlenmiş, idari dava türleri, idari yargı yetkisinin sınırı ile idare mahkemesinin görevlerinin ne olduğu açıkça belirlenmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde idari dava türleri ve idari yargının yetki sınırı düzenlenmiştir.

Öte yandan mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hâllere dava şartları denir. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s. 190). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olması dava şartı olup aynı Kanun'un 115 inci maddesine göre ise mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Adli yargı yolu kapsamına girip hukuk mahkemelerinde görülmesi gerekli olan davalarda görev, genel olarak HMK ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’da düzenlenmiştir. Özel mahkemelerin görev ve yetkisi ise ilgili özel kanunlarında yer almıştır. Yargı yolu gibi görev de kamu düzenine ilişkin bir husus olup mahkemece resen araştırılır. Bununla birlikte özel hukuk tüzel kişisine kamu gücü kullanma hakkı tanınmış ve bu hakka dayalı olarak açılan alacak davalarında da idari yargının görevli olduğu kabul edilebilir.

Bu açıklamalar ışığında somut olayda kuruluş kanununa göre bir idari kuruluş olan EPDK tebliğine dayalı olarak elektrik üretim şirketi olan ... tarafından, kendi akdi ilişkisi olan davacı dağıtım şirketine elektrik bedeline ilave olan "kaynak bazında destekleme borç bedeli" için düzenlenen faturadan doğan alacağın tahsili talep edilmiş olmakla, söz konusu talep EPDK'nin tarifelerine göre düzenlenen diğer tüketim faturalarından doğan taleplerde olduğu gibi davacı ile davalı arasındaki borçlar hukukuna tabi sözleşmeyi ilgilendirdiğinden bu uyuşmazlığın özel hukuk alanına dair olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle somut olayda davaya bakma görevinin adli yargı alanında kaldığının kabulü gerekirken İlk Derece Mahkemesince yargı yolu bakımından idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine dair karar verilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince de verilen bu karara ilişkin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3141, K. 2026/2907, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-3141-e-2026-2907-k-77e44273b776