İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/631 E. 2026/949 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/631
- Karar No
- 2026/949
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/631 Esas - 2026/949 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/631 Esas KARAR NO : 2026/949
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- VEKİLİ : Av. DAVALI : 3- VEKİLİ : Av. DAVALI : 4 VEKİLLERİ : Av. UETS
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/07/2025 KARAR TARİHİ : 14/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22/06/2023 tarihinde Kayseri ve ilçelerinde meydana gelen kuvvetli yağış ve sel neticesinde müvekkil HDI Sigorta A.Ş tarafından; 20230082755 Hasar Dosya ve 278391002767 Nolu Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan Kılıç Turizm Taşımacılık İnşaat Ltd. Şti.'ye ait 38 P 1094 Plakalı araçta Organize Sanayi Bölgesi 16. Cad. Melikgazi/Kayseri adresinde meydana gelen zarar neticesinde 02/01/2024 tarihinde 3.180,00 TL, 03/01/2024 tarihinde 1.020,00 TL, 15/01/2024 tarihinde 203.952,01 TL sigortalıya ödendiğini, ayrıca sigortalı lehine 27.357,09 TL KDV tevkifat ödemesi yapılmış olup, müvekkili sigorta sirketi tarafından toplam 235.509,10 TL ödeme yapıldığını, Türkiye'deki kent yapılaşması betonlaşma ve asfalt üzerine oluşturulduğunu, yeşil alanlar hızla yapılaşmaya açılırken kent ormanları yok edilmiş, şehirlerin doğal dokusu bozulduğunu, bu kentsel yapılaşmanın kaçınılmaz sonucu olarak yağış ve yüzey suları toprak tarafından emilememekte, hızla akışa geçcrek şehirlerin daha alçak kesimlerinde ve alt geçitlerde sel, taşkınlara ve su baskınlarına neden olduğunu, dağlara ve kıyılara paralel olarak yapılan yol ve beton duvarlar yağan yağmur sularının denize ulaşmasını engelledikçe, maden arama adı altında ormanlar yok edilip doğanın yapısıyla oynandıkça, dere yataklarına ve üzerine binalar yapılıp af kapsamına alındıkça, vadileri bozan imar uygulamaları, derelerin doğal akışını engelleyen HES'ler yapıldıkça, yağan yağmur derelerin taşmasına yol açmaya devam edecek ve her defasında acı tablo yaşanacağını, İmar Planları belediye meclisleri kararı ile onaylandığını, İmar planlarının mevzuata uygunluğundan hazırlayan vc onaylayan yetkililerin sorumlu olduğunu, belediye yetkilileri tarafından düzenlenecek yapı ruhsatı da imar planına uygun olması gerektiğini, yapının ruhsat ve eklerine göre yapıldığı tespit edildikten sonra da kullanma izni belgesi verilmesi gerektiğini, Türkiye genelindeki tüm Sigorta Şirketlerinde olduğu gibi müvekkili sigorta şirketi yönünden de Ekspertiz Raporu tüm ekli hesaplamalar, ticari kayıtlar ve fotoğrallar eklendikten sonra Sigortacılık Temel Prensipleri hükümleri doğrultusunda müşteri memnuniyetini sağlamak için tüm incelemeler ve tespitler eksiksiz olarak tekemmül edildikten sonra ödemeler gecikmeksizin yapıldığını, Yani dava dilekçesi ekindeki Hasar Dosyası İle Birlikte Ayrıntılı Ekspertiz Raporu yukarıda belirtilen Sigortacılık Temel Prensipleri ve Sigorta Mevzuatına uygun olarak ve hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tafsilatlı olarak hazırlandığını, mahkemenin kararına baz almasına uygun bulunduğunu, yukarıda izah olunan nedenlerle fazlaya dair talep hakkının saklı kalması kaydıyla 3.180,00 TL'nin ödeme tarihi olan 02/01/2024 tarihinden itibaren, 1.020,00 TL'nin ödeme tarihi olan 03/01/2024 tarihinden itibaren, 203.952,01 TL'nin ödeme tarihi olan 15/01/2024 tarihinden itibaren, 27.357,09 TL KDV tevkifat ödemesinin ödeme tarihi olan 15/01/2024 tarihinden itibaren olmak üzere toplam 235.509,10 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalı kurumlardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı Kaski vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; mevzuatın ve yüksek mahkeme içtihatlarının KASKİ'nin sel, taşkın ve dere ıslahı gibi olaylardan kaynaklanan zararlardan tazmin sorumluluğunun bulunmadığını açıkça ortaya koyduğunu, davaya konu zararın sorumluluğunun diğer davalılara ait olduğunu ve gerekli önlemleri alma yükümlülüğünün de yine diğer davalılarda bulunduğunu, bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle müvekkili kurum bakımından reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunduğunu iddia ettiği delillerin UYAP sisteminde kayıtlı olmadığını ve idarelerine gönderilmediğini, 23/07/2025 tarihli ara karar gereği sunulan beyan dilekçesinde hasar dosyasının sunulduğunun beyan edilmesine rağmen bu durumun gerçeği yansıtmadığını, süresinde sunulmayan delillere muvafakat etmediklerini ve ispatlanamayan davanın reddini talep ettiğini, dava dilekçesinde idarenin görev alanına ilişkin somut bir açıklama veya delil bulunmadığını, davacının esasen zararı diğer davalılardan tahsil etmek amacıyla idareye husumet yönelttiğini, Kanalizasyon Dairesi Başkanlığı'nın 22/05/2024 tarihli 50914 sayılı ve 30/07/2024 tarihli 53656 sayılı yazıları ile KASKİ'nin görev ve yetki alanının davaya konu talebi karşılamadığını, dava konusu yerin idarenin sorumluluk alanında bulunmadığını, Davanın Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü'ne ihbarını yaptıklarını, dava dışı sigortalının ve diğer davalıların kusurlarının idareye isnat edilen sorumluluk ile illiyet bağını kestiğini, davanın bu bakımdan da reddini istediğini, dava konusu selin mücbir sebep niteliğinde doğal afet olduğunu ve anormal yağışlar nedeniyle meydana gelen zararın hizmet kusuru oluşturmadığını, bu durumun kusursuz sorumluluk şartlarını da taşımadığını, sel hasarının fennen önlenmesi imkansız %100 kaçınılmaz bir hal olduğunu, bu nedenle davanın reddini talep ettiğini, davacı sigorta şirketinin tek taraflı düzenlediği ekspertiz raporundaki onarım bedellerinin afaki olduğunu ve denetime muhtaç bulunduğunu, belirlenen fiyatların tarafsız bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, aksi durumun sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, sovtaj bedelinin belirlenmediğini, zarar gören aracın akıbetinin ve elde edilen bir gelir olup olmadığının araştırılmasını, subjektif raporlara dayalı iddialara itiraz ettiklerini, davanın İdare Kaski Genel Müdürlüğü bakımından öncelikle usulden, aksi kanaatte ise esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı Melikgazi Belediyesi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; hukuka aykırı açılan davanın kabul edilmediğini, davanın ticari bir iş niteliğinde olmadığını ve müvekkili idarenin tüccar sıfatı bulunmadığını, dava konusu uyuşmazlıkta hizmet kusuru iddiası ileri sürüldüğünden idarenin işlem ve eylemlerine karşı açılacak davalarda İdare Mahkemesinin görevli olduğunu ve mahkemenin görevli olmadığını, Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 2024/1284 E. - 2314 K. sayılı dosyasında verilen adli yargı kararının isabetli olmadığını, bu doğrultuda görev itirazında bulunulduğunu ve davanın görevsizlik nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, dava konusu hasarın meydana geldiği bölgenin organize sanayi bölgesi içerisinde yer aldığını ve bu alanın müvekkili belediyenin görev, yetki ve sorumluluk alanı içerisinde bulunmadığını, bu hususun ilgili birim tarafından yazıyla bildirildiğini, yağmur suyu dejarş hattının sorumluluğunun da Kayseri Su Ve Kanalizasyon İdaresi'ne (KASKİ) ait olduğunu, bu nedenlerle davanın müvekkili belediye yönünden husumetten reddine karar verilmesini, zararın meydana gelmesinde kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı genel hukuk ilkesi gereğince, davacının sigortalısına ait aracın trafik kurallarına uygun bulunup bulunmadığının ve kusurlu davranışının araştırılması gerektiğini, müvekkili idareye atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, zararın müvekkili idarenin iş ve eylemleri neticesinde gerçekleşmediğini, sigortalının ekspertiz raporunda yüzde yüz kusurlu belirtildiğini, zarar görenin kusurlu davranışının illiyet bağını kestiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, araçta meydana geldiği iddia edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu ve kabul edilmediğini, ayrıca faiz talebinin ve istenilen faiz türünün de reddedilmesini, davacının tüm taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, müştereken ve müteselsilen talep edilen tazminat yönünden dava değeri üzerinden lehlerine ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmesini, davanın usul ve esastan reddedilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen haklar zaman aşımına uğradığını, olayı ve zararı kabul anlamına gelmemek üzere, 6200 sayılı kanundan sonra yürürlüğe giren özel nitelikteki 5393 sayılı Belediyeler Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 2560 sayılı İski kanuna göre yerleşim yerlerinde meydana gelen sel ve taşkın olaylarından Belediyeler ve Kaski'nin sorumlu olduğunu, müvekkili idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun İdareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerektiğini, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmaması zararın idari faaliyetten doğmadığını, meydana gelen zararda zarar görenin kusuru veya üçüncü kişinin kusuru varsa idarenin tazmin sorumluluğunun tamamen ortadan kalktığını, Büyükşehir Belediyelerinin görev ve sorumlulukları arasında sayıldığını, zarara neden olan dereler aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde yer aldığını, derenin ıslahından Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin sorumlu olduğunu, dava konusu su baskını herhangi bir baraj taşması veya tali bir etkenle oluşmadığı gibi, şiddetli yağışlardan ortaya çıkan yüzeysel suların bölgedeki koşullara bağlı olarak sınırlı akış nedeniyle meydana gelmiş olabileceğini, Ayrıca Belediyeler, dere kenarına tesis yapılmasına izin vererek zararın meydana gelmesinde etkili olduğunu, yukarıda da belirtildiği gibi, sonradan çıkan özel nitelikteki, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu gereğince, Belediye sınırları içerisinde bulunan derelerin ıslahını yapmak Büyükşehir Belediyesinin görevi olduğunu, dava konusu hasarın meydana geldiği bölgedeki derelerin ıslahından, dere yatağına imar ve iskan ruhsatı verilmesinden dolayı Kayseri büyükşehir Belediyesi, KASKİ, Develi Belediyesi'nin sorumlu olduğunu, meydana geldiği iddia edilen zarar ile idarenin iş ve eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığını, varlığı iddia edilen zarardan Kayseri Büyükşehir Belediyesi, KASKİ, Develi Belediyesi'nin sorumlu olduğunu ve bu nedenle de davanın öncelikle husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, zarar gören alanda herhangi bir şekilde dere ve taşkın koruma kanalı bulunmayıp muhtemel zarar alt yapı sorunlarından kaynaklanabileceğini, önceden öngörülmesi mümkün olmayan aşırı yağışlar, davacının kendi kusuru ile 3. Şahısların fiilleri nedeniyle oluşan zararlardan müvekkili İdarenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkili İdarenin çalışmaları bütçe imkanları ile sınırlı olup, ülkemiz coğrafyasındaki irili ufaklı bütün su yolları, dereler ve sahaların kontrolü ve tesisleştirilmesi mümkün olmadığını, dere ıslahları konusu şehirleşme faaliyetleri çerçevesinde doğal koşullara (dere yataklarına) yapılan müdahalelerin önlenmesini kapsayan, kentsel altyapı ile ilgili ayrı bir ihtisası gerektiren özellikte olduğunu, yukarıda arz edilen sebepler ve mahkemece resen nazara alınacak sair sebepler doğrultusunda; yersiz ve mesnetsiz olarak açılmış olan işbu davanın reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı Kayseri Büyükşehir Belediyesi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 114/1-b ve 115/2 hükümleri doğrultusunda usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin idari yargı olduğunu, olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında idari yargı yerlerince yapılacak tam yargı davası çerçevesinde incelenmesi gerektiğini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle işbu davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, 5216 Sayılı Kanun'un 7/1-g ve 7/2-a bentleri uyarınca dava konusu yerin müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Kayseri'de kurulan Büyükşehir Belediyesi ile İlçe Belediyeleri arasındaki taşınır ve taşınmaz malların dağılımını düzenleyen Kayseri Valiliği İl İdare Kurulu Bürosu'nun 07.03.1989 tarihli, 392 sayılı cetveli ile Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 14.11.2005 tarihli ve 409 sayılı kararına göre bulvar, cadde ve ana yolların imar planında 30 metre ve daha büyüklerinin Büyükşehir Belediyesince, 30 metrenin altındakilerin ise ilçe belediyelerince yapılacağının kararlaştırıldığını, ayrıca 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu uyarınca OSB alanları içerisindeki yolların yapım, bakım ve onarımının OSB İmar ve Fen İşleri Müdürlüklerinin yetki ve sorumluluğunda bulunduğunu, dava konusu olayın meydana geldiği yolun müvekkili idarenin sorumluluğunda olmadığını, bu itibarla idareye atfı kabil bir kusur bulunmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 51. ve 52. maddeleri gereğince zararın doğmasında davacı şirket sigortalısının ortak kusurunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim dosyada mevcut ekspertiz raporunda sigortalının kusur oranının 6100 olduğu belirtilmekle idarelere rücu edilebilecek bir tazminat sorumluluğu bulunmadığını belirterek, hukuki mesnetten yoksun davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, 22/06/2023 tarihinde meydana gelen sel olayı nedeniyle davacının dava dışı sigortalı Kılıç şirketine ait 38 P 109 plakalı aracın gördüğü iddia edilen zarar nedeniyle yapılan ödemenin zarar ile uyumlu olup olmadığı, davacının davalılara rücu talebinin yerinde olup olmadığı, yerinde ise miktarı hususlarına ilişkindir. Çevre Şehircilik Meteoroloji Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verilmiş olduğu, ilgili evrakın dosyamız arasına alınmış olduğu görülmüştür. Mahkememizin 31/12/2025 tarihli ön inceleme zaptının 9 nolu ara kararı uyarınca dosyanın 1 makine mühendisi, 1 sigortacı, 1 jeoloji mühendisi, 1 hidroloji uzmanı ve 1 şehir planlamacısı uzmanı bilirkişi heyetine tevdi ile rapor alınmasına karar verildiği ve 24/04/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; ''Dosya muhtevası, taraf beyanları, meteorolojik veriler, yerinde yapılan teknik incelemeler, imar planı kararları ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 1. Dava konusu olayın meydana geldiği alanın, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde yer aldığı, söz konusu alanın topoğrafik özellikleri itibarıyla Yılanlı Dağı eteklerinden gelen yüzeysel akışların eğimin azaldığı kavşak noktasında toplanma eğiliminde olduğu, ayrıca kavşağın doğusunda yer alan 30 metre en kesitli yolun mevcut eğimi nedeniyle yüzeysel akışı olay yerine yönlendirdiği ve bu durumun kavşak alanında su birikimini artırıcı etki oluşturduğu teknik olarak tespit edilmiştir. 2. Olay günü gerçekleşen yağışın her ne kadar toplam değer itibarıyla “orta kuvvette” sınıfında yer aldığı belirtilmiş ise de, yağışın kısa süreli, lokal ve ani karakter göstermesi, bölgenin geniş sert zemin yüzeylere sahip olması ve yüzeysel akış katsayısının yüksekliği birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu yağışın yerel ölçekte yüzeysel akışa hızla dönüşerek birikinti oluşturmasının mümkün ve beklenebilir bir durum olduğu değerlendirilmiştir. 3. İnceleme alanında yer alan yağmur suyu tahliye elemanlarının (mazgalların) yerinde yapılan gözlemler sırasında kısmen dolu ve işlevselliğinin azalmış olduğu, mevcut drenaj sisteminin gerek kapasite gerekse bakım durumu itibarıyla yetersiz kaldığı, bu nedenle yüzeysel akışın yeterli şekilde uzaklaştırılamadığı ve kavşak alanında su birikintisi oluştuğu tespit edilmiştir. 4. İmar planı kararları ve saha gözlemleri birlikte değerlendirildiğinde; iki adet 30 metre genişliğindeki yolun kesiştiği kavşak alanının, yüzeysel akışların toplanma ve yön değiştirme noktası olması nedeniyle teknik açıdan hassas bir alan niteliği taşıdığı, bu tür alanlarda drenaj sistemlerinin yeterli kapasite ve süreklilikte projelendirilmesi ve işletilmesinin gerekli olduğu, somut olayda ise bu gerekliliklerin yeterli düzeyde sağlanamadığı anlaşılmıştır. 5. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca, Organize Sanayi Bölgeleri içerisinde yer alan yol ve altyapı sistemlerinin kurulması, işletilmesi, bakım ve sürekliliğinin sağlanmasına ilişkin görevlerin OSB tüzel kişiliği kapsamında bulunduğu, bu çerçevede yağmur suyu drenaj sistemlerinin yeterli kapasitede ve işler durumda olmasının teknik bir gereklilik olduğu değerlendirilmiştir. 6. Bu kapsamda; topoğrafik yapı, yol eğimleri ve kavşak geometrisi birlikte değerlendirildiğinde, yüzeysel akışların bu noktada toplanmasının öngörülebilir nitelikte olduğu, buna rağmen mevcut altyapı sisteminin bu yükü karşılayacak kapasite ve işletme sürekliliğine sahip olmamasının, teknik açıdan yetersizlik teşkil eden bir durum oluşturduğu kanaatine varılmıştır. 7. Zarara konu aracın, seyir halinde iken oluşan su birikintisinden geçmesi neticesinde hasar gördüğü, meydana gelen hasarın niteliği ile olayın oluş şekli arasında teknik illiyet bağının bulunduğu, araçta meydana gelen hasar kalemlerinin sel/su baskını etkisiyle uyumlu olduğu ve yapılan onarım bedellerinin piyasa koşullarına uygun olduğu tespit edilmiştir. 8. Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; dava konusu olayın meydana gelmesinde, yukarıda açıklanan altyapı kapasitesi, bakım ve işletme eksikliklerinin etkili olduğu teknik kanaatine varılmıştır. 9. Davacı HDI Sigorta A.Ş. tarafından sigortalıya ödenen toplam 235.509,07 TL bedelin, tespit edilen hasar ile uyumlu ve makul olduğu, bu kapsamda söz konusu bedelin rücuya konu edilebilecek nitelikte bulunduğu değerlendirilmiştir.'' sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça 22/06/2023 tarihinde meydana gelen sel olayı nedeniyle dava dışı sigortalı Kılıç Turizm şirketine ait 38 P 109 plakalı aracın zarar gördüğü ve kendilerinin kasko poliçesi kapsamında sigortalıya yapmış oldukları ödemenin davalılara rücu edilebileceği belirtilerek Mahkememizde dava açılmış ise de, davacının iddia ettiği hususların yerinde olup olmadığının tespiti için deliller toplanmış ve bilirkişi heyetinden 24/04/2026 tarihli rapor alınmış olup raporda, dava konusu olayın meydana geldiği alanın Kayseri Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde yer aldığı, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca, Organize Sanayi Bölgeleri içerisinde yer alan yol ve altyapı sistemlerinin kurulması, işletilmesi, bakım ve sürekliliğinin sağlanmasına ilişkin görevlerin OSB tüzel kişiliği kapsamında bulunduğu, bu çerçevede yağmur suyu drenaj sistemlerinin yeterli kapasitede ve işler durumda olmasının teknik bir gereklilik olduğu, bu kapsamda; topoğrafik yapı, yol eğimleri ve kavşak geometrisi birlikte değerlendirildiğinde, yüzeysel akışların bu noktada toplanmasının öngörülebilir nitelikte olduğu, buna rağmen mevcut altyapı sisteminin bu yükü karşılayacak kapasite ve işletme sürekliliğine sahip olmamasının, teknik açıdan yetersizlik teşkil eden bir durum oluşturduğu, zarara konu aracın, seyir halinde iken oluşan su birikintisinden geçmesi neticesinde hasar gördüğü, meydana gelen hasarın niteliği ile olayın oluş şekli arasında teknik illiyet bağının bulunduğu, araçta meydana gelen hasar kalemlerinin sel/su baskını etkisiyle uyumlu olduğu ve yapılan onarım bedellerinin piyasa koşullarına uygun olduğunun belirtildiği görülmekle, meydana gelen olayın OSB’nin sorumluluk bölgesinde olması ve gereken önlemleri OSB’nin almasının gerektiği ve bu nedenle davalıların sorumluluğu olmadığı ve davalılara rücu gereken bir durumun oluşmadığı anlaşılmış ve böylece, davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 732,00 TL maktu harcın, 4.021,91 TL peşin harçtan düşümü ile artan 3.289,91 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına, 5-Davalı Kayseri Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 25,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine, 6-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
Dair, davalı vekillerinin yüzüne karşı, davacının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 14/10/2026
Katip ¸E-imzalıdır
Hakim ¸E-imzalıdır