Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1623 E. 2026/2203 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1623
- Karar No
- 2026/2203
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1623 KARAR NO : 2026/2203
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN D.İŞ KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/07/2026 NUMARASI : 2026/223 D.İş Esas 2026/223 D.İş Karar DAVA : İHTİYATİ HACİZ KARAR TARİHİ : 08/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/10/2026
Taraflar arasında görülen ihtiyati haciz talebine ilişkin olarak yapılan değişik iş yargılamasında ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen değişik iş karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 28/07/2026 tarihli değişik iş sayılı kararda; "...İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket ile borçlu karşı taraf şirket arasında ... plakalı, ... marka, ... motor numaralı ve ... şasi numaralı aracın 3.350.000,00 TL bedelle satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, taraflar arasında satış bedelinin senet ile ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda Beşiktaş 18. Noterliği'nin 11/06/2026 tarihli 08753 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile borçlu adına tescil edilerek fiilen teslim edildiğini, araç satış ve teslim işleminin tamamlanmasının ardından müvekkili tarafından 11/06/2026 düzenleme tarihli, TR.... numaralı ve aynı tarihli ödeme vadeli 3.350.000,00 TL bedelli faturanın düzenlendiğini ancak borçlu şirketin satış bedelini ödemediği gibi satış bedelini teminat altına alan herhangi senedi de müvekkiline teslim etmediğini, dolayısıyla satış bedeline ilişkin alacağın muaccel hale geldiğini, dosyaya sunulan fatura ve noterde düzenlenen araç satış sözleşmesinin İİK'nın öngördüğü yaklaşık ispat ölçüsü bakımından alacağın varlığını ve muacceliyetini ortaya koyduğunu, özellikle faaliyet konusu motorlu araç ticareti olan borçlunun, adına kayıtlı araçları ve diğer malvarlığı unsurlarını kısa süre içerisinde üçüncü kişilere devretmesinin muhtemel olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde müvekkilinin alacağın tahsil etmesinin önemli ölçüde güçleşeceğini ve hatta imkansız hale gelebileceğini belirterek, borçlunun 3.350.000,00 TL tutarındaki muaccel alacağını karşılayacak miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının İİK'nın 257. ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Dilekçe ekinde fatura ve araç satış sözleşmesi sunulmuştur. İhtiyati haciz isteyen tarafça sunulan fatura incelendiğinde; karşı taraf borçlu adına düzenlendiği, fatura tarihinin 11/06/2026, fatura numarasının TR..., fatura bedelinin KDV dahil 3.350.000,00 TL olduğu, açıklama kısmında "... Plakalı ... Model ... ." yazıldığı görülmüştür. Beşiktaş 18. Noterliği'nin 11/06/2026 tarihli 08753 yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi incelendiğinde; satıcının ...A.Ş., alıcının.... Şti. olduğu, ... plakalı aracın satışına ilişkin olduğu, satış bedelinin 3.350.000,00 TL ve ödeme şeklinin "sadece senet" şeklinde gösterildiği, içeriğinde "...Satıcı, yukarıda nitelikleri ve bedeli yazılı aracı, alıcıya halihazır durumu ile satarak, bedelinin yukarıda belirtilen şekilde ödendiğini ve aracı teslim ettiğini..... beyan ve kabul ederler." dendiği görülmüştür. İİK’nın 257. maddesinde; “(1) Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. (2) Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir. 1. Borçlunun muayen yerleşim yeri yoksa; 2. Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa. (3) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinin 1. fıkrasında; "İhtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeyte kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeden hareketle; alacağın vadesi gelmiş (alacak muaccel olmuş) ve alacak rehin ile güvence altına alınmamış ise, alacaklı, mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyebilecektir. Bu durumda alacaklı, alacağın varlığını, vadesinin geldiğini ve alacak için bir rehin bulunmadığını ispat etmekle yetinecektir. Alacağın henüz vadesi gelmemiş ise borçlunun belli bir yerleşim yerinin bulunmadığının ve borcundan kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığının ya da kaçtığının ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunun ispat edilmesi gerekecektir. Aynı kanunun 258. maddesine göre de alacaklı, alacağı ve gerektiğinde haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Diğer bir anlatımla; ihtiyati haciz kararı, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun varlığı durumunda ve alacağın ve haciz sebeplerinin varlığını ispata yarar delillerin sunulması koşulu ile verilebilecektir. Alacağın ve haciz sebeplerinin varlığının ise yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlaması gerekecektir. Soyut iddiadan daha çok, tam ispattan daha az bir durumun varlığı halinde yaklaşık ispat halinden söz edilebilecektir. İhtiyati haciz isteyenin, davada ileri sürdüğü hakkın varlığı ve bu hakkın tehlikede olduğu konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması gerekecektir. Yasal mevzuat ışında yapılan değerlendirmeye göre; ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili her ne kadar fatura ve araç satış sözleşmesine delil olarak dayanmış ise de; fatura, niteliği itibariyle her zaman ve tek taraflı olarak düzenlenen belgelerden olup, alacağın varlığını tek başına ortaya koymayacağından, teslimin ayrıca ispatlanması gerektiğinden; diğer yandan, taraflar arasında noterde düzenlenen araç satış sözleşmesinde alacaklı tarafça aracın bedelinin sözleşmede belirtilen şekilde yani senetle ödendiğinin kabul ve beyan edilmiş olması, resmi senedin aksinin yine aynı güçte bir delil, belge ile kanıtlanmasının gerekmesi karşısında ihtiyati haciz kararı verilebilme koşullarının bulunmadığı..." gerekçesi ile, ihtiyati haciz isteğinin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu değişik iş karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen değişik iş kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile borçlu ...Şti. arasında ... plakalı ... marka aracın 3.350.000,00 TL bedelle satışı konusunda anlaşıldığını, Beşiktaş 18. Noterliği'nin 11.06.2026 tarih ve 08753 yevmiye sayılı sözleşmesiyle tescil ve teslimi tamamlanarak aracın mülkiyetinin borçluya geçirilmesine rağmen borçlu şirketin, satış bedelinin ödenmesi amacıyla verilmesi lazım gelen senetleri teslim etmediğini, sunulan noter sözleşmesi ve faturanın İİK uyarınca alacağın varlığını ve muacceliyetini "yaklaşık ispat" ölçüsünde kanıtlar nitelikte olmasına rağmen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ihtiyati haciz taleplerini reddetmesinin İİK, TBK ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırılık teşkil etmekte olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde, Beşiktaş 18. Noterliği'nin 11.06.2026 tarihli ve 08753 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesindeki "...bedelinin yukarıda belirtilen şekilde ödendiğini ve aracı teslim ettiğini beyan ve kabul ederler" cümlesini esas aldığını ancak mahkemenin, aynı sözleşmenin kurucu unsuru olan "Ödeme Şekli" hanesindeki "SADECE SENET" kaydını göz ardı ettiğini, sözleşme metninde yer alan "yukarıda şekilde belirterek ödeyerek teslim aldığı" ifadesinin, tarafların yapılan satışı nakit para karşılığı yaptığını değil; bedelin "senetle ödeneceğine dair mutabakata varıldığına" işaret ettiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 133. maddesinin "Borçlunun alacaklıya ifa amacıyla kıymetli evrak vermesi veya yeni bir alacak belgesi düzenlemesi, borcun yenilenmesi anlamına gelmez" hükmünü amir olduğunu, aksi taraflarca açıkça kararlaştırılmadıkça, bir borca karşılık kambiyo senedi verilmesinin "ifa yerine" değil, "ifa uğruna" yapılmış sayılacağını, sözleşmeye konu araç satışında araç alıcısının üzerine düşen ifa yükümlülüğünü yerine getirebilmesinin ancak sözleşmede belirlenen miktarı karşılayacak tutarda bir senedin zilyetliğinin devri ve satıcının o senetten borcu karşılayacak miktarda bedeli tahsil etmesiyle mümkün olacağını, somut olayda ise borçlu tarafından müvekkiline verilmiş herhangi bir senedin bulunmadığını, kaldı ki senet verilmiş olsaydı dahi, senet bedeli tahsil edilene kadar asıl alacak ilişkisi ile fatura ve satıştan doğan borcun hukuki varlığını sürdüreceğini, hiç tanzim edilmemiş ve teslim edilmemiş bir senedin varlığının ödeme olarak nitelendirilmesinin hem hukuken hem de ticareten mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesinin, "resmi senedin aksinin yine aynı güçte bir delille kanıtlanması gerektiği" gerekçesiyle ispat yükünü müvekkiline yüklemesinin hatalı olduğunu, borcu ifa ettiğini veya senedi alacaklıya fiilen teslim ettiğini ispat külfetinin HMK m. 190 ve TMK m. 6 uyarınca borçlu şirkete ait olacağını, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu, ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme değişik iş kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından, dosya kapsamına göre alacağın varlığının yargılama gerektirmesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu değişik iş kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/07/2026 tarih ve 2026/223 D.İş Esas 2026/223 D.İş Karar sayılı ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik DEĞİŞİK İŞ KARARI, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz isteyen vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati haciz isteyen aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.