Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1629 E. 2026/2166 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1629
- Karar No
- 2026/2166
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1629 KARAR NO : 2026/2166
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/08/2026 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2026/859 Esas 2026/851 Karar DAVANIN KONUSU : Konkordatonun Feshi BAM KARAR TARİHİ : 06/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Mahkemenizde görülmekte olan konkordato dosyasının 30.04 2026 tarihinde karara çıkmış olup ilgili karar neticesinde .... Şirketi adına konkardato taleplerinin kabulüne karar verildiği, ancak 30.04.2026 tarihinde tasdik edilen konkordato kesin mühletinden işbu talep tarihine kadar geçen sürede hiçbir alacaklıya karşı ödeme olmaması sebebiyle konkordatonun feshinin gerektiği, şöyle ki; Konkordato kurumunun, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup temel amacının, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, dürüstlük kuralları çerçevesinde ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesine imkan tanımak ve aynı zamanda alacaklıların, borçlunun malvarlığının tasfiyesi halinde elde edebilecekleri rmiktardan daha yüksek oranda tatmin edilmelerini sağlamak olduğunu, dolayısıyla konkordatonun, borçluya sınırsız ve süresiz bir ödeme koruması sağlayan bir kurum olmayıp; borçlunun, tasdik edilen konkardato projesinde üstlendiği yükümlülükleri yerince getirmesi koşuluyla kendisine tanınmış hukuki bir yeniden yapılandırma imkanı olduğunu, konkordatonun tasdiki ile birlikte borçlunun borçlarının hangi koşullarda hangi miktarda ve hangi vadelerde ödeneceği belirlendiğini, bu suretle alacaklılar bakımından da hukuken korunmaya değer ve bağlayıcı bir ödeme planının ortaya çıktığını, İİK'nın 306. maddesi uyarınca tasdik kararında, alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceği açıkça belirtildiğini, Konkardato, tasdik kararıyla kural olarak bağlayıcı hale gelmekte ve tasdik edilen proje taraflar bakımından uyulması zorunlu bir hukuki çerçeve oluşturduğunu, bu nedenle konkordato tasdik edildikten sonra borçlunun, tasdik edilen projede öngörülen ödeme takvimine ve diğer yükümlülüklere uygun davranmasının zorunlu olduğunu, aksi halde konkordato kurumunun amacı ile bağdaşmayan bir durumun ortaya çıkacağını; alacaklıların konkordato nedeniyle katlandıkları fedakarlığın karşılıksız kalacağını ve borçluya tanınan hukuki korumanın, alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanılmış olacağını, Konkordatonun tasdik edilmesinin borçluya alacaklılara karşı hiçbir ödeme yapınaksızın faaliyetini sürdürme ve takip hukukunun koruyucu hükümlerinden sınırsız biçimde yararlanma hakkı vermeyeceğini, somut olayda, mahkememizin 2024/1041 esas sayılı dosyasında 30.04.2026 tarihinde konkordatonun tasdikine karar verildiğini ve bu karar neticesinde; ..... Şirketi lehine konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, ne var ki, tasdik kararının verildiği 30.04.2026 tarihinden işbu başvuru tarihine kadar geçen süre içerisinde, müvekkili.... Şirketi'ne karşı konkordato projesi kapsamında yapılması gereken ödemelerin gerçekleştirilmediğini, daha da önemlisi, borçlular tarafından yalnızca müvekkiline değil, konkordato projesi kapsamında ödeme yapılması gereken diğer alacaklılara karşı da herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğinin anlaşıldığını, bu hususun yalnızca müvekkilinin şahsi alacağının ödenmemesi şeklinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, tasdik kararından sonra ödeme planının işletilmemesi ve müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmaması halinde, konkordatonun alacaklılar bakımından sağladığı ekonomik ve hukuki dengenin tamamen ortadan kalktığının açık olduğunu, konkordatonun yalnızca borçlunun takiplerden korunmasını, malvarlığını ve ticari faaliyetlerini korumasını sağlayan; buna karşılık alacaklılara öngörülen ödemelerin yapılmadığı bir mekanizmaya dönüşmesinin, kurumun amacıyla açıkça bağdaşmadığını, bu nedenle konkordato kurumunun, borçlu tarafından yalnızca borçların ötelenmesi ve alacaklıların cebri icra imkanlarından yararlanmasının engellenmesi amacıyla kullanılmasına izin verilmemesi gerektiğini, konkordatonun tasdik edilmesiyle birlikte mahkemenin görevinin sona ermediğini, aksine, tasdik edilen projenin uygulanması ve borçlunun projede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin belirlenmesinin önem kazandığını, bu nedenle sornut olay bakımından tasdik tarihinden işbu talep tarihine kadar geçen döneme ilişkin kayyım raporlarının dosyaya getirtilmesinin; borçluların konkordato projesine göre gerçekleştirmesi gereken ödemelerin tespiti; ödeme yapıldığı ileri sürülüyorsa banka hesapları ve muhasebe kayıtları üzerinden bu ödemelerin doğrulanması; ayrıca diğer konkordato alacaklılarına yapılan ödemelerin bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiğini, bu araştırmanın sonucunda tasdik edilen projenin yalnızca kağıt üzerinde kaldığının, ödeme planının fiilen uygulanmadığının ve borçluların konkordato kurumunun sağladığı korumadan yararlanmaya devam ederken alacaklılara karşı üstlendikleri edimleri yerine getirmediklerinin ortaya çıkması halinde, konkordatonun devamının hukuk düzenince korunmasının mümkün olmadığını, İİK m. 308/f hükmü uyarınca: " Her alacaklı, kötü niyetle sakatlanmış konkordatonun Feshini tasdik kararını vermiş olan mahkemeden isteyebilir... ”Konkordatonun tamamen feshine ilişkin bu düzenleme, münferit bir alacaklının ödenmemesinden farklı olarak, konkordatonun bütününü sakatlayan kötü niyetli davranışların varlığını hedef aldığını, bu kapsarnıda, somut olayda yalnızca müvekkiline ödeme yapılmadığı hususunun değil; tasdik edilen projenin genel olarak uygulanıp uygulanmadığının, diğer alacaklılara ödeme yapılıp yapılmadığının, borçluların ticari faaliyetlerinin devam edip etmediğinin, gelir ve gider durumlarının, konkordato projesinde taahhüt edilen gelir artırıcı ve gider azaltıcı tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığının ve tasdik sonrasında borçluların mali durumlarının birlikte değerlendirilmesinin gerektiğini, zira konkordatonun tamamen feshi bakımından kötü niyetin varlığının, tek bir işlemden ziyade borçlunun konkordato sürecindeki bütün davranışlarının değerlendirilmesi suretiyle ortaya konabileceğini, somut olayda; Konkordato projesinin tasdik edilmiş olmasına rağmen ödemelerin gerçekleştirilmemesi, rmüvekkiline herhangi bir ödeme yapılmaması, diğer konkordato alacaklılarına da ödeme yapılmadığının anlaşılması, tasdik edilen ödeme planının fiilen işletilmemesi ve buna rağrnen borçluların konkordatonun sağladığı korumalardan yararlanmaya devam etmesi olgularının birlikte değerlendirilmesinin gerektiğini, bu halde konkordatonun, kanunun öngördüğü ekonomik iyileşme ve alacaklıların tatmini amacı doğrultusunda değil, yalnızca borçların ertelenmesi ve alacaklıların cebri icra imkanlarından uzak tutulması amacıyla kullanıldığı sonucuna ulaşılmasının mümkün olduğu, bu hususların mahkememizce re'sen araştırılması ve özellikle tasdik sonrası döneme ilişkin kayyım raporlarının, banka kayıtlarının, ticari defter ve kayıtların, ödeme belgelerinin ve konkordato projesinin uygulanmasına ilişkin diğer belgelerin dosyaya kazandırılmasının gerektiğini, bu nedenlerle konkordatonun tamamen feshinin gerektiğini, gerekmektedir. İİK m. 308/e hükmünün son derece açık olup ““. Kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınza kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir..." denildiğini, bu düzenleme uyarınca kısmen fesih talebinin temelini, Tasdik edilmiş bir korikordato projesinin bulunması, talepte bulunan kişinin konkordato kapsamındaki alacaklı olması, konkordato Projesine göre alacaklıya yapılması gereken ödemenin vadesinin gelmiş bulunması, buna rağrnen proje kapsamında alacaklıya ifada bulunulmamasının oluşturduğunu, somut olayda ilk iki koşulun tartışmasız biçimde gerçekleştirildiğini, üçüncü ve dördüncü koşullar bakımından ise mahkememizin tasdik kararının eki niteliğindeki konkordato projesi ile ödeme planının incelenmesinin yeterli olacağını, şayet müvekkiline yapılması gereken ödeme tarihi gelmiş olmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmamış ise, borçlunun ekonomik gerekçelerinin, nakit akışı sorunlarının veya ileride ödeme yapılacağını ilişkin beyanlarının 308/e kapsamında ki fesih talebini bertaraf etmesinin mümkün olmadığını, Dolayısıyla müvekkilinin alacağının konkordato projesi kapsamında ödenmesi gereken tarihte ödenmediğinin tespiti halinde, müvekkili yönünden konkordatonun kısmen feshine karar verilmesinin kanunun açık hükmünün ve yerleşik uygulamanın gereği olduğunu, açıklanan nedenlerle öncelikli talebinin, konkordatonun bütün alacaklıları etkileyen şekilde kötü niyetle sakatlanmış olduğunun tespiti halinde İİK madde 308/fF uyarınca konkordatonun tamamen feshedilmesi olduğunu, bununla birlikte mahkememizce, mevcut delillerin konkordatonun tamamen feshi için gerekli kötü niyet unsurunu ortaya koymadığı kanaatine varılması halinde dahi, nıüvekkilinin konkordato projesi kapsamında vadesi gelen alacağının ödenmemiş olması karşısında İİK m. 308/e uyarınca konkordatonun müvekkili yönünden kısmen feshine karar verilmesinin gerektiğini, burada iki hukuki kurumun birbirinden ayrılması gerektiğini, İİK m. 308/f, konkordatonun bütünü itibarıyla kötü niyetle sakatlanması halinde her alacaklıya tanınan tamamen fesih imkanını; İİK m. 308/e nin ise herhangi bir alacaklının kendisine karşı proje uyarınca ifada bulunulmaması halinde, yalnızca kendisi bakımından konkordatonun feshini talep edebilmesinin düzenlendiğini, dolayısıyla mahkemenizce 308/f kapsamında tamamen fesih koşullarının oluşmadığı değerlendirilse dahi, bu durumun 308/e kapsamında müvekkilinin şahsi fesih hakkını ortadan kaldırmayacağını, bu nedenle mahkememizden öncelikle konkordatonun İİK m. 308/f uyarınca tamamen feshine; mahkememizce bu talebinin kabul edilmemesi halinde ise, müvekkiline karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmaması nedeniyle İİK m. 308/e uyarınca konkordatonun müvekkili yönünden kısmen feshine karar verilmesinin talep edildiğini, sonuç olarak konkordato kurumunun, borçluya alacaklıların haklarını bertaraf edecek şekilde sınırsız bir koruma sağlamak amacıyla değil; dürüst ve uygulanabilir bir proje çerçevesinde borçlunun ekonomik faaliyetlerini sürdürmesini ve alacaklıların belirlenen plan doğrultusunda tatmin edilmesini sağlamak amacıyla düzenlendiğini, somut olayda ise 30.04 2026 tarihli tasdik kararından sonra, konkordato projesinde öngörülen ödeme tarihlerinin gelmiş olmasına rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca diğer alacaklılara da ödeme yapılmadığı yönünde ciddi emarelerin ortaya çıktığını, bu durumun, konkordato projesinin amacına uygun biçimde uygulanmadığını ve alacaklıların tasdik kararıyla katlandıkları fedakarlığın karşılığını alamadıklarını gösterdiğini, özellikle ödeme vadesinin geçmiş olmasına rağmen hiçbir ödeme yapılmaması halinde, İİK madde 308/e'nin aradığı “kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmama'" şartının gerçekleşmiş olacağını, bunun yanında, ödemclerin genel ve sistematik biçimde yapılmadığının, tasdik edilen projenin bütünüyle uygulanmadığının ve borçluların konkordato kurumunun sağladığı hukuki korumadan yararlanırken proje kapsamında üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmediklerinin tespiti halinde, bu olguların İİK madde 308/f kapsamında konkordatonun kötü niyetle sakatlanıp sakatlanmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini, bu nedenlerle, mahkememizce tasdik edilen konkordato projesinin ve tasdik sonrası uygulama sürecinin bütün yönleriyle incelenerek; öncelikle İİK madde 308/f uyarınca konkordatonun tamamen feshine, mahkememizce tamamen fesih koşullarının oluşmadığı kanaatine varılması halinde ise, İİK madde 308/e uyarınca, konkordato projesi kapsamında müvekkiline yapılması gereken ödemelerin gerçekleştirillmemiş olması nedeniyle korikordatonun müvekkili ... Şirketi yönünden kısmen feshine karar verilmesi gerektiğini, konkordato mühletinin, işlerinde doğrulukla hareket eden, özenli davranan ancak buna rağmen mali durumu bozulan borçluya konkordato tasdik edilmeden konkordato hükümlerinden yararlanabilme imkanı sağladığını, bu anlamda dürüstlük, hem konkordato mühleti verilebilmesinin hem de konkordatonun mahkemece tasdik edilebilmesinin en önemli şartı olarak kabul edildiğini, su karineden hareketle ve İİK'nin konkordatoya ilişkin düzenlemelerine istinaden mahkememizce borçlu şirkete konkordato tasdik kararı verilmiş ise de bu anlamda alacaklıların da menfaatlerinin gözetilmesi gerektiğini, konkordato talep eden borçlunun bu talebinde iyi niyetli ve dürüst olmadığının anlatılan nedenlerle sabit olduğunu, borçlu lehine 30.04 2026 tarihinde hükmedilen karar neticesinde konkordato tasdik edilmiş olup ancak borçlu tarafından müvekkili şirkete hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirketin daha fazla zarar görmemesi nedeniyle konkordatonun müvekkili şirket yönünden tasdik kararının bağlayıcılığının tedbiren durdurulması gerektiğini, borçlu aleyhine takip başlatma ve icra işlemlerin tamamı için tarafına yetki verilmesini talep ettiğini, arz ve izah edilen ve mahkememizce re'sen tespit edilecek nedenlerle; öncelikle tedbir talebinin KABULÜNE, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1041 Esas, 2026/389 Karar sayılı ilamınca ..... Şirketi adına tasdik edilen konkordatonun tamamen feshine, mahkeme aksi kanaate ise tasdik edilen konkordatonun müvekkili şirket bakımından kısmen feshine karar verilmesini" talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Her ne kadar davacı tarafça mahkememiz 2024/1041 Esas 2026/389 Karar sayılı ilamıyla .... Şirketi hakkında verilen konkordatonun tasdiki kararının feshine yönelik dava açılmış ve konkordatonun müvekkili şirket yönünden tasdik kararının bağlayıcılığının tedbiren durdurulması ve borçlu aleyhine takip başlatma ve icra işlemlerin tamamı için tarafına yetki verilmesi talep etmiş ise de; tedbir isteminin esası çözecek nitelikte olup, yargılamaya muhtaç olduğu incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, yasal koşulları oluşmayan tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin hatalı bir değerlendirme ile reddedildiğini, tedbir kararının geçici hukuki koruma niteliğinde olup, davanın kabulü veya reddi ile kendiliğinden hukuki durumunu kaybedeceğini, bu nedenle tedbir taleplerinin esas hakkında karar verilmesi” niteliğinde kabul edilmesinin hukuken isabetli olmadığını, müvekkilinin alacağının konkordato projesine rağmen ödenmediğinin yaklaşık ispat ölçüsünün çok üzerinde ortaya konulduğunu, davalı .... A.Ş. hakkında İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/1041 E., 2026/389 K. sayılı dosyası ile 30.04.2026 tarihinde konkordatonun tasdikine karar verildiğini, ancak tasdik edilen proje kapsamında müvekkiline yapılması gereken ödemelerin vadeleri gelmesine rağmen, dava tarihine kadar müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, somut olayda, en azından müvekkili yönünden İİK madde 308/e kapsamında ileri sürülen talep bakımından haklılıklarının yaklaşık ispat seviyesinde değil, dosyaya sunulan belgeler itibarıyla açık biçimde ortaya konulduğunu, tedbir verilmemesi halinde müvekkilinin hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını, yerel mahkemenin “yargılamaya muhtaçtır” gerekçesinin ihtiyati tedbirin niteliğiyle bağdaşmadığını, talep edilen tedbirin ölçülü olduğunu, davalı hakkında konkordatonun tamamen ortadan kaldırılmasının talep edilmediğini, tedbirin reddinin, konkordatonun amacıyla da bağdaşmadığını, Konkordatonun kurumu, borçluya alacaklılarına hiçbir ödeme yapmaksızın süresiz bir cebri icra koruması sağlamak amacıyla düzenlenmediğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: İhtiyati tedbir verilmesi istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacı tarafça konkordatonun feshinin talep edilmiş olmasına, uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyecek olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/08/2026 tarih, 2026/859 Esas sayılı dosyasında "Davacı vekilinin yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 06/10/2026