Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2531 E. 2026/4441 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2531
Karar No
2026/4441
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2025/2531

KARAR NO:2026/4441

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:19/06/2025

NUMARASI:2024/445 Esas - 2025/448 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin maliki bulunduğu... plakalı aracın 27.02.2023 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeyken maddi hasarlı şekilde zarar gördüğünü, 27.02.2023 tarihinde ...... plakalı araç .... Cadde kesişimine denk gelen yol kenarına nizami şekilde park edildiğini, araç park halindeyken park alanının yakınında yer alan davalı ...'ne, diğer davalı ... tarafından vinç ile bobin taşınırken müvekkili şirkete ait araç üzerinde bobinler düşürüldüğünü, düşen bobinler müvekkili şirkete ait araçta maddi hasara ve değer kaybına sebebiyet verdiğini, müvekkiline ait aracın park edildiği yerin yakınında kaza anında aktif olarak çalışan bir inşaat sahası bulunmakta olup, müvekkili şirket müşterisinin edindiği bilgiler doğrultusunda aracın üzerine inşaat malzemelerinden “bobin” malzemesi vinçle taşınırken düşmüş ve müvekkili şirketin aracının zarar gördüğünü, müvekkili şirket aracının hasarını gösteren fotoğraflar da dilekçe ekinde sunulmakta olup hasar fotoğrafları bilirkişi marifetiyle incelendiğinde, durmakta olan aracın yalnızca tavanında oluşan hasarın, yüksek bir noktadan araca düşen ağır bir malzemeyle oluştuğu yani müvekkili şirket müşterisinin beyanlarının gerçeğe uygun olduğunun kolaylıkla tespit edilebileceğini, araçtaki maddi hasar miktarının tespitine yönelik eksper raporu aldırıldığını, eksper raporunda maddi hasar miktarının 82.600 TL olduğu tespit edildiğini, maddi hasar sebebiyle... plakalı araçta 80.000 TL değer kaybı meydana geldiğini, maddi tazminat miktarları ve faiz miktarlarının tazmini için davalıya Beykoz İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile; 80.000 TL değer kaybı bedeli, 82.000 TL maddi hasar bedeli, 43.717,13 TL işleyen faiz alacak kalemlerinden oluşan 206.317,13 TL toplam alacağa ilişkin icra takibi başlatıldığını, itirazın iptali için açmış oldukları işbu dava ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutarak, 206.317,13 TL yönünden davalı tarafın itirazlarının iptali ile takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak takibin devamına karar verilmesini talep ettiklerini beyan ile, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, Beykoz İcra Dairesi .... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak takibin devamını, haksız itiraz sebebiyle takip miktarının en az %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalının mal varlığı üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirket davaya konu olayın meydana geldiği mahalde,“... Beylikdüzü/İstanbul” adresinde “tekstil” sektöründe faaliyet göstermekte olup müvekkili ... ise şirketin tek ortağı ve münferiden temsile yetkili müdürü olduğunu, anlatılan olgular ...Detay Bilgileri içeriği ile sabit olduğunu, davaya konu olayın meydana geldiği mahal, organize sanayi bölgesi içerisinde, müvekkili şirketin üretim faaliyeti gerçekleştirdiği binanın yükleme sahası olup araç kiralama faaliyeti gösteren davacı şirketin kiracısı, davaya konu... plaka sayılı aracı, park yasağına ilişkin tüm uyarı levhalarına rağmen, binanın yükleme sahası içerisine park ettiğini, müvekkil şirketin de faaliyet gösterdiği binada, üretim faaliyeti gerçekleştiren birçok firma bulunmakta olup tüm bu firmaların hammadde ve malzeme tedariki ile ürün sevklerini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen nakliyeler sırasında, yükleme ve boşaltmaların yapılabilmesi amacıyla, binanın yan cephesine, binaya bağlı sabit vinç sistemi kurulduğunu, olay günü... plaka sayılı araç, binanın yükleme sahası içerisine, binaya bağlı sabit vincin sepetine yükleme yapılacak alana park edilmiş olup bu sırada müvekkil şirkete konik (iplik bobinlerini saklamak, taşımak için ve ayrıca iplik üretim sürecinde iplik makinelerinde kullanılır) yüklemesi için nakliye firması ulaştığını, davacı şirkete ait... plaka sayılı araç yükleme sahasında park halinde olduğundan, aracın yükleme alanından çekilmesi amacıyla çevrede bulunan işletmelerden aracın sürücüsü araştırılmış ancak aracın sürücüsü çevrede tespit edilemediğini, bu defa müvekkili şirket çalışanları, araç plakasında unvanı yazılı kiralama şirketini arayarak, araç sürücüsüne ulaşılmasını ve aracın yükleme sahasından çekilmesini talep etmiş ise de davacı firma çalışanları tarafından, aracın müşterisinin Arap olduğu ve müşteriye ulaşılamadığı beyan edildiğinden bu çabalardan da sonuç alınamadığını, anlatılan tüm bu olgularıntanık beyanları ile sabit olacağını, belirtilen sebepler ve nakliye firmasına ait taşıma aracının günlük iş planlamasına bağlı olarak müvekkili şirkete yaptığı taşıma yönünden zaman kısıtlamasının bulunması, davacı şirkete ait aracın yükleme sahasında bulunduğu sırada yükleme/boşaltma işlemlerinin yapılmasını zorunlu kılmış olup nakliye aracı, davacı şirkete ait aracın yükleme sahasına park edilmiş olması sebebiyle zorunlu olarak alana ters olarak yanaştırılarak, binaya bağlı sabit vinç kullanılmak suretiyle yükleme/boşaltma işlemlerine başlandığını, ancak bu sırada rüzgârdan kaynaklı olarak, vinç sepeti içerisinde bulunan konik yüklü çuvallardan biri yükleme alanına düştüğünü, davacı şirketin aracı da tüm uyarı levhalarına rağmen hatalı olarak, organize sanayi bölgesinde bulunan binanın özel mülkiyete tabi alanında kalan yükleme sahasına park edilmiş olduğundan, vinç sepetinden çuval düşmesi neticesinde hasarlandığını, binanın yükleme sahası, bu alana park yasağına ilişkin konulan uyarı levhaları ve davacı şirketin aracının yükleme sahasına park edildiğini ispatlayan fotoğraflar paylaşıldığını,dava konusu araç, davacı şirketin kiracısı tarafından, park yasağına ilişkin tüm uyarı levha ve tabelalarına rağmen, hatalı olarak organize sanayi bölgesinde bulunan binanın özel mülkiyete tabi alanında kalan yükleme sahasına park edildiğini, davacı şirketin aracı, park yasağına ilişkin tüm uyarı levha ve tabelalarına rağmen, müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği binanın özel mülkiyete tabi alanında kalan yükleme sahasına park edilerek, yukarıda zikredilen kurallar ihlal edilmiş olduğundan, davacı şirketin kiracısı /araç sürücüsü meydana gelen kazada % 100 kusurlu olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmayan, üstelik hatalı park edilen aracın yükleme sahasından çekilmesi amacıyla davacı şirket ile dahi iletişime geçerek, zararın meydana gelmemesi için gerekli tüm dikkat ve özeni gösteren müvekkil şirket, kusursuz olması sebebiyle meydana gelen zararlardan sorumlu olmadığından,davacı şirketin bu yöndeki talebini akdi ilişki (kira sözleşmesi) gereği, % 100 kusurlu davranışla zararın gerçekleşmesine sebebiyet veren araç sürücüsü / kiracı tarafa yöneltmesi gerektiğini,kusura ilişkin itirazlar saklı kalmak kaydıyla- davacı taraf dosyada mübrez hasar faturası dayanağı ile davaya konu takipte 82.600,00-TL maddi hasar ve 80.000,00-TL değer kaybı talebinde bulunmuş ise de taraflar arasında her zaman ve istenilen bedel üzerinden düzenlenebilir nitelikte olan faturanın zarar miktarının belirlenmesine esas alınması olanaklı olmadığını, dava konusu araçta meydana gelen hasarın niteliğine göre talep edilen tazminat kalemleri fahiş derecede yüksek olup hasarın tespiti, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, gerçek hasar ve zarar miktarının konusunda uzman bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiğini,Sayın Mahkemece konusunda uzman bilirkişi marifetiyle kusur durumu ve gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden inceleme yaptırıldığında, Huzurdaki davaya konu kazanın gerçekleşmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı sabit olacağı gibi davacı şirket tarafından talep edilen zarar miktarının da gerçek zarar miktarının üzerinde olduğu anlaşılacağını, davalı müvekkili şirket talep edilen zarar kalemlerinden sorumlu olmamakla birlikte, bir an için aksi varsayıma göre; davalı müvekkil şirketin temsil ve ilzama yetkili temsilcisi diğer davalı gerçek kişi müvekkil,- dava dilekçesindeki haksız ve hukuksal mesnetten yoksun iddianın aksine – vinç ile taşıma işini bizzat gerçekleştirmemiş olup dava konusu zarardan hukuken sorumlu olmadığını, müvekkil şirketin temsilcisi gerçek kişi davalı müvekkil ise, iddia edilen haksız fiil nitelikli eylemi bizzat gerçekleştirmediği gibi eylemin gerçekleşmesinde kusurlu hiçbir hareket sergilememiş ve eylem sebebiyle bir ceza mahkemesince mahkûm da edilmediğini, öyle ki davacı tarafından aksi yönde ileri sürülmüş herhangi bir iddia ve delil de olmadığını, kusur durumu ve hasarın niteliğine göre talep edilen tazminat miktarına ilişkin itirazlar saklı kalmak kaydıyla, Sayın Mahkemenin yargılama sonucunda kanaatinin, davalı müvekkili şirketin takip ve dava konusu hasar ve değer kaybı bedelinden kısmen veya tamamen sorumlu olduğu yönünde oluşması halinde ise, davacı tarafın takipte talep ettiği işlemiş faiz miktarı ve takip sonrası dönem için talep edilen faiz oranı hatalı olup davacının fazlaya dair faiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini,davacı tarafın takip talebinde gösterdiği faiz cinsi olan yasal faiz üzerinden, taleple bağlılık ilkesi gereği değerlendirme yapılması gerektiğini, buna göre davacı tarafın takipte talep ettiği işlemiş faiz kalemi yasal faiz oranına göre belirlenen miktardan fazla olup bu yönüyle davacının takip öncesi faiz talebinin reddi gerektiği gibi -kabul anlamına gelmemek kaydıyla- takip sonrası dönem için davacının talebiyle bağlı kalınarak ancak yasal faiz oranına hükmedilebileceğini, yine davacı aracında davaya konu kaza sebebiyle meydana gelen zarar miktarı belirli (likit, muayyen) olmayıp, zararın tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirdiğinden,davacı tarafın şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davada davacı taraf araç hasar bedeli ve değer kaybı isteminde bulunmuş ise de tarafların kusur durumları, davacı aracında değer kaybı oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarı bu aşamada ihtilaflı olup anılan hususlar yargılama aşamasında deliller ve raporlar alındıkça belirlenebileceğini beyan ile,haksız ve hukuksal mesnetten yoksun ihtiyati haciz talebinin reddini, haksız ve hukuksal mesnetten yoksun davanın reddini, İİK.m.67/2 gereğince; davacı tarafın, haksız ve kötü niyetli olarak başlattığı Beykoz İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı takibi sebebiyle, takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere davalı müvekkile kötü niyet tazminatı ödemesini talep etmiştirİlk Derece Mahkemesince; "... Yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmediği gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden istemde İİK 257 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ihtayiti haciz isteminin bu aşamada reddine ..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İhtiyati haciz koşullarının oluşması sebebi ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Dairemizin 2024/2932 esas, 2024/3231 karar sayılı ilamında; "Şu durumda, mahkemenin dosya kapsamın uygun gerekçesine ve takdirine; ihtiyati haczin İİK.m.257 vd. maddesinde de ayrıca ve açıkça düzenlenmiş bulunmasına, ihtiyati haciz şartların mevcut olmamasına ve uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesine, dosyada tarafların kusur ve sorumluluk durumuna dair bir delil bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. ...""Şu durumda, mahkemenin dosya kapsamın uygun gerekçesine ve takdirine; ihtiyati haczin İİK.m.257 vd. maddesinde de ayrıca ve açıkça düzenlenmiş bulunmasına, ihtiyati haciz şartların mevcut olmamasına ve uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesine, dosyada tarafların kusur ve sorumluluk durumuna dair bir delil bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir..." şeklinde karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın davacının maliki olduğu... plakalı aracın park halinde iken üzerine düşen bobinler sebebi ile hasarlanması neticesinde meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin tazmini için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edilmesi neticesinde duran takibin devamının sağlanması talepli itirazın iptali davası olduğu, davacının üzerine kayıtlı olan... plakalı aracın dava dışı sürücü ... sevk ve idaresinde iken kazanın meydana geldiği yer park edildiği, davalı şirketin iş yeri olarak kullandığı binanın önünde hasar meydana gelmiş ise de nizami şekilde parklanma yapan davacı aracının sadece bina önüne park ettiğinden bahisle kusurlu olduğundan söz edilemeyeceği, davalının işletme faaliyetine engel olduğunu iddia ettiği aracı emniyet birimlerine bildirerek olay yerinden çekilmesini sağlayıp tüm güvenlik önlemlerini alarak hasara konu işlemi yapabilecekken yapmadığı, davalının binasına asmış olduğu park yasaktır tabelasının davacının kamuya açık yol kenarına park ettiği anlaşılmakla hiç bir geçerliliğinin olamayacağı, davalının iş yerinden malzeme çıkartıp/yüklerken kurmuş olduğu vinç/teleferik cinsi düzeneği davacının park halindeki aracının üzerinden bir şey olmaz mantığı ile geçirerek söz konusu kazaya/hasara sebebiyet verdiği ve %100 oranında kusurlu olduğu, 11/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla mahkememizce de hükme esas alındığı, bu doğrultuda davacının aracında davalının sebebiyet verdiği kaza sebebi ile 82.600,00-TL'lik hasar ve 80.000,00-TL'lik değer kaybı bedeli oluşacağı, bu iki kalem zarar toplamı 162.600,00-TL olmakla bunun takipteki asıl alacak ile örtüştüğü, davalının hasar tarihi olan 27/02/2023 tarihi itibari ile temerrüde düşmüş olacağı, bu tarih ile takip tarihi olan 02/05/2024 tarihleri arası takipte talep edilen avans faizi hesap edildiğinde takip öncesi işlemiş faiz bedelinin 54.6403,28-TL olacağı, ancak davacının takipte mahkememizce hesaplanan bu bedelden daha düşük olarak 43.717,13-TL talep ettiği, bu doğrultuda mahkememizce de dava itirazın iptali davası olup takip ile sıkı sıkıya bağlı olunduğundan ve taleple bağlılık ilkesi gereğince açılan davanın 162.600,00-TL asıl alacak ve 43.717,13-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 206.317,13-TL üzerinden kabulüne karar verilmiş, asıl alacağın likit olması, davacı alacağına itiraz neticesinde geç kavuşacak olmakla icra inkar tazminatına da hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.Açılan davanın kabulü ile,Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 162.600,00 TL asıl alacak ve 43.717,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 206.317,13 TL üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, Alacak likit olmakla asıl alacağın %20'si oranında hesap edilen 32.520‬ TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Tazminat koşullarının oluşmadığını, bilirkişi raporunun kusur ve hesabının hatalı olduğunu, tanık dinlenmediği ve keşif yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, şirket yetkilisinin kusuru olmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, davacının davanın ikamesinde harca esas değeri 206.317,13-TL olarak gösterdiğini, değere göre yatırılması gereken peşin harç 3.523,38-TL olduğu halde, icra dosyasına yatırılan peşin harcın (1.031,50-TL) mahsubu sebebiyle, 2.491,80-TL peşin harç ödendiğini, ilk derece mahkemesince, müvekkiline yüklenen 11.601,72-TL karar harcından, icra dosyasından ödenecek olan 1.031,50-TL icra peşin harcının mahsup edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava;Haksız eylemden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Hukuki Dinlenilme Hakkı HMK Madde 27

(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.

(2) Bu hak;

a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,

b) Açıklama ve ispat hakkını,

c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.HMK Madde 288(1) Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir.Hâkim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur.

(2) Keşif kararı, mahkemece, sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin talebi üzerine veya resen alınır.Dosya kapsamından;Dava konusu haksız eylem sebebiyle davalının tanık deliline başvurduğu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde keşif yapılması ve tanıklarının dinlenmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince 21/11/2024 tarihli celsede ara karar ile ''...Davacı vekiline kazaya, hasar ve onarıma ilişkin renkli resim video vb belgeleri dijital ortamda CD-USB şeklinde sunması için iki hafta süre verilmesine,

4-SBGM'ye müzekkere yazılarak davacının aracındaki geçmiş hasar bilgilerinin celbine,

5-(2,3,4 nolu ara kararlar yerine geldikten sonra )Dosyanın bilirkişi ...'a tevdi edilerek dosya kapsamında kusur, hasar ve değer kaybına ilişkin olarak rapor alınmasına,...'' şeklinde karar verildiği, bilirkişi raporuna göre tanıklar dinlenmeden ve kesif yapılmadan karar verildiği anlaşılmış olup, davalının savunma hakkının kısıtlanmaması için davalı tarfça gösterilen tanıklar dinlenerek mahallinde konusunda uzman bilirkişilerden kusur ve hesap raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu sebeplerle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, (kapatılan) İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/445 Esas 2025/448 Karar sayılı, 19/06/2025 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın,yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/2531, K. 2026/4441, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2531-e-2026-4441-k-09eaea0e7d11