Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/326 E. 2026/1149 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/326
Karar No
2026/1149
Karar Tarihi

T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/326 KARAR NO : 2026/1149

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Kaçak Su Kullanımından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 07/10/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2026

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen 'davanın reddine' dair kararın süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ: Davacı vekili 31/05/2023 tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; davalının ...... sahası yanındaki halı saha ve soyunma odası inşaatında abone olmaksızın ve sayaç dışı kaçak su kullandığının 19/02/2021 tarihinde müvekkili idare personelince tespit edildiğini, bu hususta .... seri numaralı tutanak tanzim edilerek şebeke suyunun kangal boru ile kayıtsız sayaç takılmak suretiyle kullanıldığının fotoğraflandığını, .... İlçe Şube Müdürlüğünün 25/03/2021 tarihli tutanağında 22/03/2021 tarihli inceleme sonucu inşaat seviyesinin soyunma odasında %60, 1. oyun alanında %80 ve 2. oyun alanında %40 olduğunun belirlendiğini, bedelin Tarifeler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliği m.29 ve tarifenin 4. sırasına göre hesaplandığını, bedelin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine 18/08/2022 tarihinde başlatılan ...... sayılı takipte (145.601,00 TL) borçlu vekilinin 29/08/2022 tarihinde yetkiye ve borca itiraz ettiğini, alacağın haksız fiil niteliğinde olduğunu, HMK m.16 ve Yargıtay 3. HD 2021/2974 E. - 2021/5491 K. sayılı kararı gereği seçimlik hakkını kullanarak ......'da takip yaptığını, yetki itirazının haksız olduğunu, TTK m.5/A uyarınca arabulucuya başvurulduğunu ve anlaşmazlıkla sonuçlandığını, itirazın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. B) DAVALININ SAVUNMASI: Davalı vekili cevabında; görev, yetki, hak düşürücü süre, zamanaşımı ve yetki itirazında bulunmuş, davalının ......'da yerleşik bir şirket olduğunu, yetkili mahkemenin ...... Mahkemeleri olduğunu, esas yönünden de, müvekkilinin yüklendiği işin 2 halı saha ve 1 soyunma odası yapım işinden ibaret olduğunu, su kullanımının yalnızca soyunma odası inşaatında gerektiğini, halı sahalarda zemine çakıl, üzerine sentetik çim ve etrafına kafes tel işlendiğinden su gerekmediğini, abonelik için ......'ye başvurduğunu ancak tüm alanın metrekaresi baz alındığından bedelin yüksek çıktığını, bu nedenle dışarıdan depo yardımıyla su satın aldığını,zaten oldukça az olan su ihtiyacını bu yolla karşıladığını, şebekeden veya bir hattan su kullanmadığını, bizzat kendi deposuna dışardan aldığı suyla ihtiyacını giderdiğini, sonuç olarak müvekklilinin ilgili su idaresinden su kullanmak gibi bir mecburiyeti bulunmadığını, müvekkilinin haricen ücertini ödeyerek su temin eederek deposuna koyduğu bu suyla işlemlerini tamamladığını, davacı çalışanlarınca tek taraflı düzenlenen tutanağı kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ceza tayini yoluna gidilmesi durumunda da hesaplamanın tüm alan yerine soyunma odası alanı üzerinden yapılması gerektiğini, tüm inşaat alanı üzerinden bir hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, özetle müvekkilinin usûlsüz ya da kaçak kullanımının söz konusu olmaıdğını, herhangi bir hattan su kullanmadığını, ücretini bizzat ödeyerek temin ettiği suyu kullandığını, bu nedenle de haklı olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini ve davalı aleyhine %20'den az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: ....Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2025 tarih ve E....., K..... sayılı kararı ile; "ispat yükünün davacıda olduğu, alınan bilirkişi kök raporunda kaçak kullanıma ilişkin kanaate ulaşılamadığı, bilirkişi raporuna itirazlar kapsamında alınan ek raporda da; '19/02/2021 tarih ve ...... seri nolu tutanakta davalı yanın imzasının bulunmadığı, 15/04/2021 tarihli "kaçak su tüketim tespit tutanağına itiraz" dilekçesi dava dosyasında bulunmamakla birlikte davacı tarafından 02/07/2021 tarihinde ...... adına düzenlenen yazıdan 19/02/'021 tarihli tutanağa itiraz edildiğinin anlaşıldığı, itiraz üzerine davacı kurum yetkilileri ...... ve ......tarafından 14/06/2021 tarihinde yeniden inceleme yapıldığı, 02/07/2021 tarihli yazının ekinde yer alan "ancak firma yetkilisinin imzadan imtina ettiğinin belirtildiği görülmüştür." ifadesine yer verildiği, 14/06/2021 tarihinde yapılan ikinci inceleme sonrası davacı kurum yetkilisi tarafından düzenlenen tutanağa ve 02/07/2021 tarihli yazının davalı yana tebliğine ilişkin evraka dosya içerisinde rastlanmadığı,19/02/2021 tarihinde kurum yetkilileri tarafından çekilen ......seri numaralı tutanağa eklenen fotoğraflar üzerinde yapılan sınırlı incelemede; fotoğraflarda bir adet sayaç görülmekle birlikte gerçek fotoğrafların bir bütünlük içerisinde sınırlı olarak yer almaması, davacı kırıma ait şebeke suyuna ait borcunun yeri tam olarak fotoğraflardan anlaşılmadığından tutanağa derc edildiği şekilde "şebeke suyundan kangal boru ile kaçak olarak su bağlantısı yapıldığı'nın tespit edilemediğinin bildirildiği, sonuç olarak bilirkişi kök ve ek raporu ile davalı tarafından kaçak kullanım olduğunun dosya kapsamından anlaşılamadığı, fotoğraflar incelendiğinde de bir nihai sonuca varılamadığı, tanık beyanlarında kaçak kullanımın olmadığı, söz konusu fotoğrafların da davacı şantiyesine ait olmadığı belirtildiğinden, kaçak kullanım olduğuna dair kanaat etmeye yeter delil teşkil etmediği yönünde kanaat oluştuğu' gerekçesiyle; "1-) Davanın reddine, 2-) Davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinafında; dava dilekçesinde delil olarak bildirilen keşfin yapılmadığını, olay mahallinde keşif yapılıp tutanak mümzileri dinlenmeden dosya üzerinden hazırlanan bilirkişi raporlarına göre karar verilmesinin eksik inceleme olduğunu, kaçak su tutanağının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, davalının tutanağın aksine somut delil sunmadığını, mahallinde keşif yapılarak tutanak mümzileri keşif mahallinde dinlense kaçak su kullanımında bulunulduğuna dair ihtilaf kalmayacağını, söz konusu tutanakta ana şebeke hattına kangal boru döşenerek kayıtsız ve sayaçsız su kullanıldığının açık olduğunu, hayatın olağan akışında inşaat işine başlanmadan evvel abonelik yaptırılması gerektiğini, ancak davalının hem abonelik yaptırmadığını hem de idarenin su şebeke hattı haricinde su bağlantısı yaparak kaçak su kullandığını, davalı tanıklarının "traktörle su getirip depoya boşaltarak kullandık" beyanının belgelenmediğini ve bedelin Yönetmelik ve tarifeye uygun hesaplandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. - Davalı vekili istinafa cevabında; keşfin HMK m.288 uyarınca hâkimin takdirinde olduğunu, zorunlu olmadığını, davacının ilk derecede kullanmadığı bir argümanı istinafta ileri sürdüğünü, davacının iddiasını ispatlayamadığını ve bilirkişi raporları ile tanık beyanlarının davalıyı haklı gösterdiğini belirterek istinaf başvurusunun reddini dilemiştir. E) DELİLLER: ...... Asliye Ticaret Mahkemesi E......, K.......sayılı dosyası kapsamı. F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLERİ VE GEREKÇE: Dava, kaçak su kullanımına dayalı bedelin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Davacı, davalının abone olmaksızın şebeke suyunu kayıtsız sayaçla kaçak kullandığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkâr tazminatını talep etmiş; davalı ise görev, yetki, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarında bulunmuş, kaçak kullanımın bulunmadığını, suyu dışarıdan satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalının yetki itirazını 28/09/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında inceleyerek reddeden mahkemece yapılan yargılama sonunda; kaçak kullanımın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, keşif yapılmadan ve tutanak mümzileri dinlenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; karar başlığında tarafların ve taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebilmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Dairemiz, anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir. Dava konusu Merkezi Takip Sisteminin ......Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 115.628,83 TL kaçak su kullanım bedeli olmak üzere gecikme faizi ile birlikte toplam 145.601 TL'nin tahsili istemi ile 18/08/2022 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, takiptr borç sebebinin "19/02/2021 tarihli kaçak su kullanım tutanağı" olarak gösterildiği, ödeme emrinin 22/08/2022 tarihinde tebliğ alan takip borçlusunun 29/09/2022 tarihinde takibe itiraz dilekçesi sunarak yetkili icra dairesinin ......olduğu, ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize, yetkiye ve tüm ferilere itiraz ettiğini ifade etmiştir. Eldeki itirazın iptali davası 31/05/2023 tarihinde açılmıştır. İstinafa konu uyuşmazlık, davalının davacı idareye ait şebeke suyunu abonelik tesis etmeksizin kaçak olarak kullanıp kullanmadığı, bu yönde davacı tarafça ileri sürülen olgunun ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır. TMK m.6 ve HMK m.190 uyarınca ispat yükü, hakkını dayandırdığı olguyu ispatla yükümlü olan davacıdadır. Davalı, kaçak kullanımı baştan inkâr etmiş, tutanağın kendisini bağlamadığını savunmuştur. Kaçak su tespit tutanakları, tutanağı düzenleyen idarenin resmî görevlilerince tutulduğundan aksi ispat edilene kadar geçerli bir delil niteliği taşır. Ancak bu nitelik, tutanağın içeriğinin ve davalıya isnat edilebilirliğinin, mahkemece dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesine engel değildir. Somut olayda, 19/02/2021 tarihli ...... sayılı tutanakta davalı yetkilisinin adı ve imzası bulunmamakta, tutanağa eklenen fotoğraflarda davalıya ait bir levha, amblem veya logo yer almamakta, bilirkişi kök raporu ile heyet raporunda fotoğraflarda bir sayaç görülmekle birlikte şebeke suyuna ait borunun yerinin ve şebekeden kangal boru ile kaçak bağlantı yapıldığının fotoğraflardan tespit edilemediği belirtilmektedir. Tutanakta varlığı iddia edilen kaçak bağlantının varlığının -tutanakta da kaydedildiği üzere tespit sırasında kesilmiş olduğundan ve aradan uzunca zaman geçtiğinden- sonradan yapılacak bir keşifle belirlenmesi de mümkün görünmemektedir. Davacının itirazı üzerine yeniden inceleme yapıldığı ileri sürülen 14/06/2021 tarihli tutanak ile 02/07/2021 tarihli yazının davalıya tebliğine ilişkin evrak dosyaya sunulmamıştır. Tespit tarihi ile takip tarihi arasında yaklaşık 1,5 yıl geçmesine rağmen davalıya ihtar veya fatura gönderildiğine dair belge de bulunmamaktadır. Davalı tanıkları, kaçak kullanım olmadığını, su ihtiyacının dışarıdan getirilen su ile karşılandığını ve fotoğraflarda görülen yerin kendi şantiyeleri olmadığını beyan etmişlerdir. İstinaf sebebi olarak ileri sürülen keşif ve tutanak mümzilerinin dinlenmesi hususuna gelince; keşif HMK m.288 uyarınca hâkimin takdirine bağlı bir delil toplama yöntemi olup, yukarıda açıklandığı üzere somut olayda keşfin sonuca etkili olmayacağı açıktır. Tutanak mümzileri ise davacı tarafından tanık olarak bildirilmemiş, dava dilekçesinde tanık delili gösterilmemiş olup, HMK m. 57/1 gereği ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf incelemesinde dinlenmeyeceği gibi, hâkimin davayı aydınlatma görevi kapsamında değerlendirme yapıldığında da tutanak mümzilerinin dinlenmesinin somut olay nazarında sonuca etkili olmayacağı da Dairemizce değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu tutanak, fotoğraflar, bilirkişi raporları, dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının kaçak su kullanımınının ispatlanamadığı kanaati ile verilen ilk derece mahkemesi kararında usûl ve yasaya uygun olmayan bir hâl görülmemiştir. Bu itibarla, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, kaldırma kararının gereklerinin yerine getirilmesine, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, ilk derece mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak istinaf eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-) Davacı vekilinin inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf eden davacılardan alınması gerekli istinaf karar ilam harcı peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasın yer olmadığına, 3-) İstinaf talebinde bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-) İstinaf incelenmesi dosya üzerinden yapıldığından, vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-) Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nin 333.maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 6-)Dairemizce verilen temyizi kabil olmayan işbu kararın HMK'nin 359/4 maddesi uyarınca taraflara tebliği, harç tahsil ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan E imzalıdır

Üye E imzalıdır

Üye E imzalıdır

Katip E imzalıdır

Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/326, K. 2026/1149, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-326-e-2026-1149-k-26ca4a25490e