İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/223 E. 2026/52 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/223
Karar No
2026/52
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/223 Esas KARAR NO : 2026/52

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/11/2024 KARAR TARİHİ : 15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalılardan 03.03.2021 tarihinde ... marka ... plakalı aracı satın aldığını, aracın 3 ayda bir 15.000 Km'de servise girdiğini, müvekkilinin günde 200 Km yol yaptığını, 13.11.2023 tarihinde vites arızası nedeniyle yetkili servis olan ... Oto şirketine başvurduğunu, 15.11.2023 tarihinde aracın şanzımanının yandığını ve olayın gizli ayıptan kaynaklandığının belirtildiğini, aracın tamir edildiğini ve müvekkilinin 131.720,29 TL ödediğini, bu olayın aracın değerini düşürdüğünü, davalıya .... Noterliğinin 06.12.2023 tarihli ihtarnamesinin gönderilerek aracın kusursuz bir misliyle değiştirilmesi, mümkün değilse parçanın sıfırıyla değiştirilmesi veya değişim bedelinin kendilerine iadesini istediğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasıyla araç üzerinde tespit yapıldığını, rapor düzenlendiğini, raporun 21.05.2024 tarihinde tebliğ olduğunu, raporda aracın şanzımanın sökülmesi sonucu öğrendiği ayıbın gizli ayıp olduğunu, bu zararın davalılarca karşılanması gerektiğini, ödenen 131.720,29 TL'nin davalıdan tahsiliyle müvekkiline iadesine, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, şanzımana zarar veren unsurların, uzun yolda mola vermeden, aracı dinlendirmeden sürmek, araca kapasiteyi aşan miktarda yük yüklemek, aracı uzun süre yüksek devirde kullanmak vb. nedenler olduğunu, problemin 120.000 Km'de başladığını, fabrika çıkışlı ayıp olması durumunda daha önceden servise girmesi gerektiğini, davacının her gün yüksek hızda yol kullanmasının arızaya neden olduğunu, periyodik bakımların zamanında ve yetkili servislerde yapılıp yapılmadığı hususlarının tespit raporunu hazırlayan bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, şanzımanın değişmesi ile revizyon görmesinin farklı olduğunu, revizyon işleminin her bayide yapılmadığını, şanzımanın içinde vites geçişlerini sağlayan kavrama ve fren bantlarının aşınması nedeniyle değişmesinin gerektiğini, bu işlemin revizyon olduğunu, arıza veya ayıp olmadığını, dava konusu aracın davalı şirket servisinden hizmet almadığından şanzımana ne tür işlemler yapıldığının belirsiz olduğunu, 14.11.2023 tarihinde ve sonrasında gidilen servislerde şanzımana hangi işlemlerin yapıldığının önemli olduğunu, bu yönde bir inceleme yapılmadığını, servis hizmetinin ayıplı olup olmadığının önemli olduğunu, böyle durumda davanın anılan servis şirketlerine yöneltilmesi gerektiğini, tespit raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını yeni bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kendilerinin ayıptan sorumlu olmadığını, davalı şirketin ... marka araçların ve yedek parçalarının ithalatçısı olduğunu, üretici veya imalatçı olmadığını, husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir problem olmadığını, aracın periyodik bakımlarının süresinde ve hiç yapılmadığının belirlendiğini, aracın 3 yılda 124.000 Km kullanıldığını, böyle bir araçta üretim hatası olamayacağını, araçların üretici garantisinden faydalanabilmesi için periyodik bakımlarının zamanında yapılması gerektiğini, aracın 15.000 Km veya yılda bir periyodik bakım görmesi gerektiğini, ancak dava konusu aracın periyodik bakımların eksik yapıldığını, aracın periyodik bakım aralıklarına uyulmadığını, 20.09.2022 tarihinde ve 76.444 Km'deyken yapıldığını, sonrasındaki bakımlarında zamanında yapılmadığını, aracın 20.09.2022 tarihinden önce periyodik bakımlarının yetkili servislerde yapılmadığının kayıtlarla belirlendiğini, aracın bakım yaptırılmamasından sonra ve 120.000 Km'den sonra arıza verdiğini, bu şartlarda üretimden kaynaklanan bir ayıp olamayacağını, dava konusu aracın kullanım şeklinin ve Km'sinin dahi şanzımanın yıpranmasında ve arıza vermesinde doğrudan etkili olduğunu, davacının taleplerinin tümünün reddini, alınan tespit raporunun delil niteliği taşımadığını, teknik üniversitelerden seçilecek bilirkişi heyetinden rapor alınmasını, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 06.11.2025 tarihli bilirkişi kök raporunda; Dava konusu aracın 76.444 Km'ye ulaşana kadar yetkili serviste orijinal malzeme ve yağ kullanılmadan çalıştırıldığı, yetkisiz servislerde işlem gördüğü, yağ değişimlerinde motorun ve şanzımanın gerektirdiği özellikte yağı kullandığının ispatlanamadığı dikkate alındığında aracın şanzımanındaki arızanın hatalı yağ kullanımına bağlı olarak kullanım hatası sonucu ortaya çıktığı, davacının davalılardan talep edebileceği maddi zararının olmadığı görüş ve kanaatinde olduğu görülmüştür. 03.05.2026 tarihli bilirkişi ek raporunda; ... ... isimli işyeri yetkisiz servis olup web sayfasındaki bilgilere göre her marka araca hizmet veren bir işyeri olduğunun, Davacı vekilinin bu açıklaması, kök rapordaki "...aracın 77.444 Km'ye ulaşıncaya kadar yetkili serviste gerekli evsafta yağ ve malzeme kullanılarak bakım yapılmadığı..." tespitini doğruladığının, Bu durumda, kök rapordaki "aracın şanzımanındaki arızanın yetkisiz serviste belirsiz yağ kullanımından kaynaklandığı" şeklindeki değerlendirmenin geçerli olduğunun, Anılan ... işyerince düzenlenen faturada " ... onaylı motor yağı" kullanıldığı açıklamasının doğruluğu ispatlanamadığı, Her türlü marka araçların kullanım kılavuzlarında, aracın garantisinin geçerli olması için yetkisiz işyerlerinde araca müdahale edilmemesi gerektiği, bu durumda aracın garanti dışı kalacağı açıkça belirtildiğinin tespit edildiği ve dava konusu aracın bakımlarının ... isimli yetkisiz özel işyerinde yapılması sonucu kullanıcı hatası nedeniyle arızalandığı, davacının davalılardan talep edebileceği maddi zararının olmadığı görüş ve kanaatinde olduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava hukuki niteliği itibariyle, davalı Stellantis'in distribütörü, davalı ...'in satıcısı olan davacı tarafından satın alınan ... plakalı araçta üretimden kaynaklı bir ayıp olup olmadığı, ayıbın gizli ayıp olup olmadığı, davacının kullanım hatasının ayıba sebep olup olmadığı, ayıbın ne kadar giderilebileceği, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olup olmadığının tespiti ve aracın tamiri için servise ödenen 131.720,29 TL'nin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 25/1, 3). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 25/I hükmü de uygulanacaktır. Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir. Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda davacı taraf 03.03.2021 tarihinde ... marka ... plakalı aracı satın aldığını, aracın 3 ayda bir 15.000 Km'de servise girdiğini, müvekkilinin günde 200 Km yol yaptığını, 13.11.2023 tarihinde vites arızası nedeniyle yetkili servis olan ... Oto şirketine başvurduğunu, 15.11.2023 tarihinde aracın şanzımanının yandığını ve olayın gizli ayıptan kaynaklandığını, ayıbın giderim bedelinin davalıların sorumluluğunda olduğunu iddia etmektedir. Dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir gizli ayıp olduğunu ispat yükü davacı üzerindedir. Mahkememizce alınan 06.11.2025 tarihli kök ve 03.05.2026 tarihli ek bilirkişi raporunda aracın bakımlarının ... isimli yetkisiz özel işyerinde yapılması sonucu, aracın şanzımanındaki arızanın hatalı yağ kullanımına bağlı olarak kullanım hatası olduğunun tespit edildiği, ayrıca delil tespiti raporunun da kök raporda değerlendirildiği, delil tespiti raporunun eksik inceleme ile verildiğinin değerlendirildiği görülmekle mahkememizce iki rapor arasında çelişki bulunmadığı kanaatine varıldığı ve 06.11.2025 tarihli kök ve 03.05.2026 tarihli ek bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla davacı taraf iddiasını ispatlayamadığından meydana gelen zarardan davalılar sorumlu değildir. Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 8.997,81 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 2.249,46 TL harcın mahsubu ile kalan 6.748,35 TL harcın davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALILARA VERİLMESİNE, 4-Arabuluculuk ücreti olan 3.800,00 TL’nin davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekili ve davalılar vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/09/2026

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/223, K. 2026/52, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-223-e-2026-52-k-41c4e85f513a