Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/502 E. 2026/1681 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/502
- Karar No
- 2026/1681
- Karar Tarihi
T.C. ... BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/502 - 2026/1681 T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/502 Esas KARAR NO : 2026/1681 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : NİYAZİ DENİZ (32428) ÜYE : SEVİLAY KILIÇ İLBAK (42709) ÜYE : LEYLA TEKİN PEÇEN (122282) KATİP : ÜNZİLE EROL (291558)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (KAPATILAN)BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2024/1022 Esas - 2025/9 Karar TARİH : 06/01/2025 DAVACI : SOMPO SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - [25989-21664-42017] UETS VEKİLLERİ : Av. UFUK ENGİN CAN - [16025-20675-00251] UETS Av. ERSEV ERŞAHİN - [16225-22779-77823] UETS DAVALI : KÜHNE+NAGEL NAKLİYAT LİMİTED ŞİRKETİ - [25999-49369-31751] UETS VEKİLİ : Av. GÜLSANİYE EKMEKÇİ - [16635-36385-71251] UETS DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/09/2026 YAZIM TARİHİ : 14/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketine nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigortalı ... Motor firmasının 284 adet uç freze emtialarının davalı ... firması organizasyonunda Türkiye’den ABD’ye taşınması sırasında kaybolduğunu, 27.08.2019 tarihinde Eskişehir’den ...’a sevk edilen ve davalıya teslim edilen emtianın 28.08.2019 tarihinde dava dışı ... Havayolları vasıtası ile sevk edildiğini, oradan Newyork ... Havaalanı'nda yine davalının yetkililerince yükün teslim alınarak ABD’de ... adresine gönderimi sırasında kayıp gerçekleştiğini, sigorta ekspertiz çalışmasında zararın 10.067,80 USD hesaplandığını ve davacı tarafından sigortalıya ödendiğini, TTK m.886 gereği davalının sorumluluğunun tam tazmin gerektirdiğini, kayıp olgusunun açıklanamadığını, davalı aleyhine Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü ... sayılı takibe girişilmiş ve rücu alacağı talep edilmiş ise de davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu beyanla; itirazın iptali ve takibin devamı kararı verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşıma işinin fiili olarak davalı şirket tarafından yapılmadığını, davalı şirketin sadece bu taşımayı gerçekleştirecek taşıyıcıları temin ettiğini, Gerek Varşova Sözleşmesi'nin 26. maddesinde, gerekse hava taşıma senedi özel şartları 10. maddesinde belirtildiği üzere, hasar halinde teslim alan kişinin hasarın fark edilmesinden sonra derhal taşıyıcıya yazılı olarak şikayette bulunması ve bu şikayetin her halükarda 14 gün içinde yapılması gerektiğini, belirtilen süre içinde yazılı bildirim yapılmaması halinde taşıyıcı aleyhine takibat yapılamayacağını, bu süre hak düşürücü süre olup gerekli bildirimin yapılmaması halinde tazminat talebinde bulunulamayacağını, somut olayda süresinde hasar ihbarı yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığını, davacı şirketin sigortalının haklarına halef olduğundan tazminat talep hakkı düşmüş bulunduğunu, davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin taşıyan sıfatı ile sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/01/2025 tarih ve 2024/1022 Esas - 2025/9 Karar sayılı kararında; "İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, hükme esas almaya uygun bilirkişi raporu içeriğine göre; Dava dışı firmaya ait yükün, havayolu taşıması sonunda karayolu taşıma adımında kayıp olması sebebi ile davacı yanın ödediği nakliyat emtia sigorta tazminatını halefiyete dayanarak taşıma işleri organizasyonunu yapan davalıdan talep ettiği, makbuz ve ibraname içeriğine göre sigortanın sigortalısının haklarını temlik aldığının görüldüğü, davalının, CMR konvansiyon hükümlerine göre sorumluluk tespiti gerektiği, akdi taşıyıcı olduğu ve fiilen taşımada zarar verenlere rücu hakkı olmakla birlikte kendisi de akden meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, zararın, hiç teslim etmeme-kayıp kaynaklı olduğu, kayıp sebebinin açıklanamaması durumunun CMR m.29 ve atfı gereği TTK m.886 kapsamında ağır kusur olarak değerlendirildiği, zararın 10.067,80 USD olarak hesaplandığı ve kadri maruf olduğu anlaşılmakla davacının davasını ispat ettiği sonuç ve kanaati ile davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile,''1-Davanın kabulü ile; davalının Küçükçekmece 1. İcra Dairesi'nin ... sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davacının sigortalısına ait emtianın ... Havalimanı - A.B.D/New York arasında taşınması işinin ...'a ait ... sayılı seferleri ile gerçekleştirildiğini; davalı şirketin ... Havalimanı ofisinin malzemeleri uçaktan teslim aldığını ve iç taşıma için malzemeleri alt taşıyıcı ... firmasına teslim ettiğini, dava konusu taşıma uluslararası hava yolu ile eşya taşıması olup,Varşova Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Varşova Sözleşmesinin 26. Maddesinde ve Hava Taşıma Senedi özel şartları 10. maddesinde göre hasar halinde teslim alan kişinin hasarın fark edilmesinden sonra derhal taşıyıcıya yazılı olarak şikayette bulunması ve bu şikayetin her halükarda 14 gün içinde yapılması gerektiğini; belirtilen süre içinde yazılı bildirim yapılmaması halinde taşıyıcı aleyhine takibat yapılamayacağnı; bu sürenin hak düşürücü süre olup gerekli bildirimin yapılmaması halinde tazminat talebinde bulunulmayacağını; somut olayda süresinde hasar ihbarı yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığını, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini,Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, uyuşmalzığın CMR Konvansiyonu'na değil değil, Montreal 1999 Konvensiyonu'na tabi olduğunu, raporda taşımanın karma taşıma olması ve hasarın karayolu taşıması sırasında meydana gelmesi nedeniyle CMR ve TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiş ise de, somut olayda karayolu taşımasının, havayolu taşımasının yapılabilmesi için göndericinin adresinden havaalanındaki depoya gerçekleştiğini; Varşova Montreal Konvansiyonuna göre eğer havayolu taşmasının bir gereği olarak göndericinin adresinden havaalanına yapılan bir karayolu taşıması söz konusu ise bu karayolu taşımasının farklı tür taşıma olarak kabul edilmeyeceğini, havayolu taşımasının bir parçası olarak kabul edileceğini ve hava taşıyıcısının sorumluluğunun eşyanin havayolu taşıyıcısının hakimiyet alanına girmesi ile (malın göndericinin adresinden teslim alınmasıyla) başlayacağını; bütün havayolu taşımalarında uçağın göndericinin adresinden yükleme yapması mümkün olmadığı için eşyanın bulunduğu yerden hava alanına karayolu ile taşınması gerektiğini, CMR Konvansiyonu'nun uygulanabilmesi için karayolu taşımasının iki ülke sınırları arasında olması gerektiğini; oysa olayda eşyanın ABD'deki iç taşıma sırasında kaybolduğunu; dolayısıyla CMR'nin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığını,TTK'nun 902 maddesinin de farklı türdeki taşımaları içeren karma taşımalarla ilgili olup, somut olayda karma taşıma söz konusu olmadığı için bu maddenin de uygulanma kabiliyeti olmadığını,Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda taşıyıcının pervasızca davranışı sebebiyle eşyanın kaybolduğu ileri sürülerek CMR'nin 29. Maddesi gereği sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağının tespit edildiğini; CMR'nin somut olayda uygulanması söz konusu olamayacağı için, sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkının kaybı ile ilgili CMR md. 29'la ilgili açıklamaların da yok hükmünde olduğunu, öte yandan uluslararası taşımalarda taşınan emtianın kaybolması sıklıkla yaşanmakta olup kaybın sebebinin açıklanmamasının davalı şirket bakımından sınırlı sorumluluğun kaybı için bir gerekçe olamayacağını, taşıyıcının kastı veya kasta yakın ağır kusurunun söz konusu olmadığını; bu nedenle CMR uygulanabilmiş olsaydı dahi taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkının ortadan kalktığından söz edilemeyeceğini,Somut olayda eşya havayolu taşıması başlamadan önce kaybolduğu için sorumluluğun tayininde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekeceğini; sözleşmenin 4. Maddesinde taşıyıcının sorumluluğu ... Kuralları gereği kg başına 2 SDR ile sınırlandırıldığını; somut olayda kaybolan eşyanın ağırlığı 54 kg olduğu için davacının talep edebileceği azami tazminatın; 54,00 x 2 = 108 SDR olduğunu, bu miktarın dava tarihindeki TL karşılığının 108 SDR x 18.9890 = 2.050,81 TL olduğunu, mahkemece eşyanın havayolu taşıması sırasında kaybolduğu kabul edilirse bu kez Varşova/Montreal Konvansiyonu uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun kg başına 22 SDR olduğu dikkate alınarak azami tazminat miktarının hesaplanması gerektiğini; buna göre davacının talebinin, 54,00 kg x 22 SDR = 1.188 SDR olup, bunun TL karşılığı; 1.188 SDR x 18.9890 = 22.558,93-TL olacağını,Mahkemeden başka bir bilirkişiden rapor alınmasını talep ettiklerini, mahkemece bu taleplerinin savunma haklarının kısıtlar şekilde reddedildiğini ve eksik incelemeye dayalı karar verildiğini,İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına, dava sonuçlanana kadar kararın icrasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacının nakliyat emtia abonman poliçesine istinaden, taşıma konusu emtianın taşıma sırasında kaybolması nedeniyle sigortalısına yaptığı ödemenin davalı akdi taşıyıcı/taşıma işleri komisyoncusundan rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali ve inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.Mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu dairemizin 2023/1730 esas, 2024/1755 karar sayılı kararı ile kabul edilmiş, mahkemece kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dosya içeriği belgelere göre; davacının sigortalısı ile davalı arasında 19/07/2019 tarihli nakliye hizmetleri sağlama sözleşmesi bulunduğu, sigortalının Amerika Birleşik Devletleri'nde mukim ... Şirketi'nden daha önce satın aldığı blisk and mill olarak adlandırılan uç frezelerinde meydana gelen deformasyonların giderilmesi amacıyla, birim fiyatı 50,00-USD olan 284 adet uç ...firmasına ... teslim şekli ile gönderildiği, bu emtianın davacının sigortalısı ...'ın Eskişehir adresinden alıcı firmanın adresine kara ve havayolu ile taşınması işin davalı taşıma işleri organizatörü tarafından gerçekleştirildiği, emtianın sigortalıın adresinden 27/08/2019 tarihinde teslim alınarak karayolu ile ... Havalimanı'na, oradan ...'ın 28/08/2019 tarihli Varşova uçağına teslim edildiği, Varşova'dan aynı havayolu Şirketi'nin New York uçağına aktarıldığı ve davalının ... ofisi tarafından teslim alınarak ...'de mukim alıcı adresine karayolu ile sevkedilmek üzere ... firmasına 04/09/2019 tarihinde teslim edildiği; ancak emtianın karayolu taşıması sırasında kaybolduğu ve alıcısına ulaşmadığı, emtianın ABD içi kara taşıması sırasında kaybolduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır.Sigortalı tarafından davacı sigortacıya yapılan bildirim üzerine açılan hasar dosyası kapsamında sigortalıya kayıp faturaya konu emtia bedelinden, poliçe hükmü gereği tamir için taşınan emtia için sigorta tazminatından tamir ve revizyon bedelinin mahsubu sonucu 10.067,80-USD'nin hasar tazminatı olarak 27/03/2020 tarihinde ödendiği anlaşılmıştır. Kayıp olgusunun davalının organize ettiği taşımanın kara taşıması ayağında meydana geldiğinin sabit olması nedeniyle uyuşmazlığa CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündeki mahkeme tespiti isabetli olduğundan, davalının uyuşmazlıkta Montreal Konvansiyo hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir (bkz Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/5968 esas, 2022/3224 karar sayılı, 2014/18669 esas, 2015/3354 karar sayılı ilamları). CMR Konvansiyonu'nun 30/1 fıkrası uyarınca alıcı, taşıyıcı ile beraber durumlarını kontrol etmeden, veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden itibaren yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatiller hariç) durumu taşıyıcıya bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına kanıt oluşturur. Açıkça gözükmeyen ziyan veya hasarlarda bildirimin yazılı olarak yapılması gerekir.Buradaki ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, malın sevk mektubunda belirtildiği şekilde eksiksiz ve sağlam olarak teslim edildiğine dair taşıyıcı lehine karine oluşturur.Yolsa ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi tazminat hakkını düşürmez. Öte yandan somut olayda hasar hali değil, kayıp hali söz konusudur. Davacının sigortalısına ait emtia alıcısına hiç teslim edilmediğinden, Konvansiyonun 30/1 fıkrası somut olayda uygulanamaz.Bu durumda CMR Konvansiyonu'nun 20/1 fıkrası uygulama alanı bulacaktır.Anılan hükme göre teslim için kararlaştırılan zaman limitinin sonra ermesini izleyen 30 gün içinde veya kararlaştırılan zaman limiti yoksa, taşıyıcının yükü almasından sonra 60 gün içinde yükün teslim edilmemiş olması, bunların kaybolduğuna kesin kanıt oluşturur ve bunun üzerine hak sahibi yükü kaybolmuş varsayar. Somut olayda da; davalının yükü teslim aldığı 27/08/2019 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde dava konusu fatura muhtevası emtiayı teslim etmediği sabit olduğundan, davacının sigortalısını yükün kaybolduğunu varsaymakta haklıdır. Davalının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Her ne kadar davalı tarafından davacının sigortalısı ile davalı arasındaki sözleşmenin 4 üncü maddesinde davalının kayıp, hasar ve gecikmeye ilişkin yükümlülükleri bakımından ... Model Kuralları ile yönetileceği, buna göre davalının sorumluluk sınırının kg başına 2 SDR ile sınırlı olduğunu ileri sürmüş ise de; Taşıma İşleri Komisyonculuğu Hizmetleri İçin ... Örnek Kuralları'nın (... Model ... Services), Uluslararası Taşıma İşleri Komisyoncuları Birliği tarafından hazırlanan ve Kuralların 1.1. maddesi uyarınca ancak taraflarca sözleşme içeriğine dahil edilmesi halinde uygulanabilen kurallar oldukları, Kuralların 20. maddesinde ise, bu kuralların ancak uluslararası sözleşmelerin veya milli hukukun emredici hükümlerine aykırı olmadıkları ölçüde hüküm doğuracaklarının düzenlendiği, dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak CMR Konvansiyonu'nun 41 maddesi uyarınca, taşıyıcıların kendi aralarında yaptıkları sözleşmelere ilişkin 40 ıncı madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, bu Konvansiyonun hükümlerini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ihlal eden her türlü koşulun hükümsüz olduğu, özellikle taşıyıcının lehine olacak şekilde, taşıyıcı sorumluluğunu azaltan veya ortadan kaldıran ya da ispat yükünü taşıyıcı lehine değiştiren hükümlerin geçersiz olduğu, bu durumda Konvansiyonun 23 maddesinde düzenlenen sorumluluk sınırını azaltan ... kurallarının, yine Konvansiyonun 29 maddesindeki taşıyıcının sorumluluk sınırından faydalanamayacağı halleri düzenleyen hükmü ortadan kaldırıcı kuralların hükümsüz oldukları, davalının kayıp hükmündeki emtia hakkında herhangi bir açıklama yapamamış olması karşısında CMR'nin 29 maddesi uyarınca sorumluluk sınırından faydalanamayacağına yönelik mahkeme kabulünün yerinde olduğu anlaşılmış, davalının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne yönelik hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.375,38-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.344,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.031,38-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.