Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1760 E. 2026/2001 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1760
Karar No
2026/2001
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/1760

KARAR NO: 2026/2001

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/05/2026

NUMARASI: 2025/177Esas- 2026/411Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/10/2026

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 15/10/2026

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/177 Esas 2026/411 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Ltd. Şti.'ye ait ...plakalı aracın ... poliçesi ile müvekkili ... A.Ş tarafından teminat altına alındığını, ... günü saat 08:15 sıralarında, ...plakalı sigortalı aracın ...Mahallesinde seyir halinde iken aniden durup geri geri gelerek arka kısmı ile ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ön kısımlarına çarptığını, çarpma sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ... plakalı araç için toplam 45.200,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ekspertiz çalışmaları sonucunda 24/08/2023 tarihinde ...'e 38.000,00 TL hasar tazminatı, 27/10/2023 tarihinde Av. ...'na 7.200,00 TL değer kaybı ödendiğini, ödenen hasar tazminatı ve değer kaybının rücuen tahsili amacıyla Bünyan İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının borca itirazı üzerine itirazın iptali amacıyla arabulculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşmaya varılamaması üzerine iş bu davanın açıldığını beyanla davanın kabulüne, davalının takibe, asıl alacağa, faize ve ferilerine ilişkin haksız tüm itirazlarının iptaline, Bünyan İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibin devamına, Alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kaza anında söz konusu aracı, ...'nın kullandığını, kazadan sonra sürücünün aracını ileri çekmek istediğini, bunun üzerine aracın çevrede bulunan kişiler tarafından taşlandığını, bu hususun davacı tarafça sunulan kaza tespit tutanağında ve yine davacı tarafça sunulan 27/07/2023 tarihli ... tarafından imzalanan belge ile de müvekkile ait aracın taşlandığının yazıldığını, müvekkiline ait aracın sürücüsünün, çevrede bulunan kişiler tarafından taşlandığı için olay yerini terk ettiğini ve en yakın jandarma karakoluna sığındığını, bu bağlamda araç sürücüsünün olay yerini terk etmesinin haklı sebep dahilinde olduğunu, davacı tarafın rücu talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine, müvekkili lehine davacı şirket aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; " Somut olayda ...plakalı araç sürücüsü ... ' nın meydana gelen trafik kazasında %100 (yüzde yüz) kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...' in kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, mühendis bilirkişiden alınan 02/03/2026 tarihli raporundan anlaşıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk etmesinin, can güvenliğinden dolayı olduğunu beyan etmişse de davalı tanığının 05/05/2026 tarihli beyanında" ben trafik kazasına şahit olduğunu, karşı tarafımda bir kamyonu olduğunu, şoförünün kim olduğunu bilmiyorum. Biz tutanak tuttuk. Ancak karşı tarafın şoförü yoktu. Jandarmaya daha sonra gelerek imza attı. Şoför kazayı yaptıktan sonra yoluna devam etti. Ben kamyonun arkasındaydım geri geri geldi kaza meydana geldi ve araç yoluna devam etti. Bizi farketmemiş olacak ki yoluna devam etti. Kaza köy yerinde meydana geldiği için çarpan araç da kazadan sonra yoluna devam ettiğinden seslenmelerimizi duymadı bunun neticesinde köylüler taş attı. Köylülerin sürücünün canına kast etmesi gibi bir durum yoktu. Şoför belki de korkmuştur." şeklinde olduğu ve köylülerin durmadığı için taş attığını beyan ettiği, kendi imzalı beyanında aynı şekilde olduğu, kaza tarihinde yürürlükte bulunan ... genel şartlarına göre; sigortalı araç sürücüsünün rücu sebeplerini gizlemek için olay yerini terkettiğini ispat yükü davacı sigorta şirketine düştüğü, davacının somut delillerle ... Genel Şartlarının B.4 maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiğini ispat ettiği, yapılan ödemenin kazayla uyumlu olduğunun alınan raporla sabit olduğu bu durumda üçüncü kişiye ödediği tazminat bakımından davalıya rücu hakkının bulunduğu anlaşıldığından...." gerekçesiyle -Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının Bünyan İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 46.827,24-TL alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,2-İcra inkar tazminatına yer olmadığına karar verilmiştir.

İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil şirkete ait aracın boyutları dikkate alındığında sürücünün kazayı fark etmemesi hayatın olağan akışına uygun ve kötü niyetli bir terk eyleminden söz edilemediğini, dava konusu kaza, müvekkil şirkete ait kamyon vasfındaki büyük aracın geri manevrası sırasında, arkasında bulunan binek araca çarpması neticesinde meydana geldiğini, müvekkil şirketin aracı büyük tonajlı bir kamyon olduğunu, sürücü ..., aracın cüssesi ve manevra niteliği gereği çarpmanın etkisini hissetmemiş ve kazayı ilk anda fark etmeyerek olağan seyrine devam ettiğini, Yerel Mahkemede yeminli olarak dinlenen davacı tanığı ... de beyanında, kamyonun geri geri gelerek çarptığını, sürücünün durumu fark etmemiş olacak ki yoluna devam ettiğini açıkça ifade ettiğini, büyük araç sürücülerinin, araçlarının boyutları sebebiyle küçük çaplı temasları fark edememeleri yargı kararlarında da haklı bir durum olarak kabul edildiğini, sürücünün olay yerinden uzaklaşması can güvenliği endişesine dayanan bir zaruret hali ve rücu şartları oluşmadığını, kaza sonrasında müvekkil araç sürücüsü yoluna devam ederken, kaza yerinin köy yeri olması sebebiyle çevredekiler ve köylüler tarafından aracı taşlandığını, sürücü, kendisine yönelik bu fiili saldırı karşısında can güvenliğinden endişe ettiğini ve linç edilme veya fiziksel zarar görme korkusuyla olay yerinden uzaklaşmak zorunda kaldığını, sürücünün olay yerini terk etmesinin yegane sebebi bu haklı korku ve zaruret hali olduğunu, sürücü olay yerinden uzaklaştıktan sonra kaçmamış, durumu en yakın jandarma karakoluna bildirerek tutanaklara imza attığını, müvekkil araç sürücüsünün, aracının taşlanması üzerine duyduğu korku son derece makul ve meşru olduğunu, ispat yükü davacı sigorta şirketindedir ve olay yerini terk tek başına rücu sebebi olmadığını, yerel mahkeme, ispat yükünü hatalı değerlendirerek müvekkil aleyhine hüküm kurduğunu, yerel mahkeme, davacı tanığı ...'in beyanlarını hükme esas alırken fahiş bir hataya düştüğünü, yasal düzenlemeler ve emsal yargı kararları ışığında, müvekkil şirkete ait kamyon sürücüsünün kazayı ilk anda fark edememesi, akabinde aracının taşlanması, kaza mahallinin köy olması ve köylüler tarafından kendisine zarar verileceği endişesi üzerine can güvenliği endişesiyle olay yerinden uzaklaşarak jandarmaya sığınması eylemlerinin ... Genel Şartları kapsamında rücu sebebi oluşturmadığı sabit olduğunu, yerel mahkemenin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar vermesi hukuka aykırı olup, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Dairece re'sen gözetilecek hususlar dikkate alınarak; istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden yargılama yapılarak haksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; ;Davalının "kazayı fark etmeme" iddiası asılsız olup, %100 kusur durumu mübrez bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, davalı vekili, müvekkil şirkete ait aracın büyük tonajlı bir kamyon olması sebebiyle sürücünün çarpmayı fark etmediğini iddia ettiğini, bu iddia hayatın olağan akışına ve fiziki gerçeklere açıkça aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan 02.03.2026 tarihli Makine Mühendisi/Adli Trafik uzmanı bilirkişi raporunda; davalı sürücüsünün sola dönüş kavşağını geçtikten sonra anasözleşme ve Karayolları Trafik Kanunu hükümlerini (KTK m. 52, 67, 84; KTY m. 101, 137) ağır şekilde ihlal ederek kontrolsüzce geri manevra yaptığı ve arkasındaki binek araca arkadan tam kusurlu olarak çarptığı tespit edildiğini, davalı sürücüsü %100 (yüzde yüz) oranında asli ve tam kusurlu olduğunu, aracın büyüklüğü, sürücüye trafikte kuralları fütursuzca ihlal etme veya kusurlu eyleminin sonuçlarından "fark etmedim" soyut beyanıyla kurtulma hakkı vermediğini, aksine, KTY m. 137/2-d bendi uyarınca kamyon gibi büyük araç sürücülerinin geri manevra esnasında kör noktaları kontrol etmek adına bir gözcü bulundurma zorunluluğu dahi mevcut olup, bu yükümlülüğe aykırı hareket edilmesi kusuru daha da ağırlaştırdığını, can güvenliği tehdidi sürücünün olay yerinden kaçmasından sonra, kendi hukuka aykırı eylemi sebebiyle oluştuğunu, davalı taraf, sürücünün olay yerini "can güvenliği endişesiyle" terk ettiğini ve bu durumun rücu şartlarının istisnası olduğunu iddia ettiğini, yerel mahkeme huzurunda dinlenen tanık beyanları ve somut olgular bu iddiayı tamamen çürüttüğünü, davalı tanığı ve mağdur araç sürücüsü ...’in duruşmadaki yeminli beyanında açıkça ifade ettiği üzere; kamyon kazadan hemen sonra durmayarak yoluna devam etmiş (kaçmış), seslenmeleri duymadığını, bunun üzerine köylüler sürücünün canına kastetmek amacıyla değil, kazayı yapan aracı durdurmak maksadıyla arkasından taş attığını, iddia edilen taşlama ve gerginlik eylemi kaza anında sürücüyü olay yerinden uzaklaşmaya zorlayan bir neden değil; sürücünün kazayı yapıp durmaksızın olay yerinden kaçması üzerine çevredekilerin aracı durdurma refleksinden ibaret olduğunu, sürücü kendi hukuka aykırı "kaçma" eylemini, sonradan gelişen taşlama olgusuna sığınarak rücu istisnası haline getiremediğini, ZMSS Genel Şartları B.4.f maddesinde korunan can güvenliği istisnası, kaza anında mevcut olan somut ve kusursuz bir tehlike halini kapsar; sürücünün kendi kusuruyla sebebiyet verdiği tepkileri kapsamadığını, Zmss Genel Şartları B.4.f Uyarınca İspat Yükü Tam Olarak Yerine Getirildiğini, Olay Yerini Haksız Terk Başlı Başına Rücu Sebebi olduğunu, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.f maddesi kapsamında, sürücünün haksız şekilde olay yerini terk etmesi ve kaza tespit tutanağı, alkol raporu gibi kazanın oluş koşullarına ilişkin belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması başlı başına bir sözleşmeye aykırılık ve rücu sebebi olduğunu, davacı müvekkil sigorta şirketi, sürücünün kaza sonrasında yasal yükümlülüklerine aykırı olarak kaza mahallinden ayrıldığını, mağdurun ve kolluğun kaza anında alkol/ehliyet kontrolü yapmasına engel olduğunu somut delillerle tevsik ederek ispat yükünü tam olarak yerine getirdiğini, sürücünün saatler sonra jandarmaya gitmesi, kaza anındaki alkol durumunun tespiti imkanını ortadan kaldırdığı için haksız terk olgusunu ve müvekkil şirketin rücu hakkını ortadan kaldırmadığını, izah edildiği üzere, davalı sürücünün ... tarihli kazada %100 kusurlu olduğu, kaza sonrasında olay yerini ZMSS Genel Şartları B.4/f bendinde sayılan zorunlu hallerden hiçbirine dayanmaksızın terk ettiği, davalının can güvenliği savunmasını ispatlayamadığı ve bu nedenle müvekkil şirketin zarar görene ödediği tazminatı rücuen talep etme hakkının bulunduğu sabit olduğunu, arz ve izah edilen ve Mahkemece re'sen nazara alınacak nedenlerle; davalı tarafın haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kusuru örtmeye yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, usul ve yasaya, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarına tam anlamıyla uygun olan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.05.2026 tarihli, 2025/177 Esas ve 2026/411 Karar sayılı yerel mahkeme kararının aynen onanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, kaza sonucu 3. şahsa ödeme yapan sigorta şirketinin kendi sigortalısına rücu amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptali davasıdır. Uyuşmazlık, ... sözleşmesine dayanılarak, sigorta şirketi tarafından sigortalı aleyhine itirazın iptali şeklinde açılan rücuen alacak istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketinin, davalıya ait aracın ... poliçesini tanzim ettiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davacının üçüncü kişiye ödediği tazminatın, sürücünün olay yerini terk nedeniyle sigortalısına rücu imkanının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı sigortanın ödediği bedeli davalı sigortalısından olay yerini terk sebebiyle rücuen tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibine İİK'nun 67. Maddesi gereğince yapılan itirazın iptali istemidir.Somut olayda, davacı ile davalı arasında Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası hususi araç için düzenlemiştir. Kaza tarihi ...'tür. Bu nedenle rücu şartlarının belirlenmesinde 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir.Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:

a)Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,

b)Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,

c)Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,

ç)Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,

d)Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,

e)Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,

f)Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Trafik Sigortası Genel Şartları B.4- f maddesi uyarınca ödemede bulunan sigortacı, meydana gelen zararları sigortalıdan rücuan tahsilini isteyebilir.Hak sahiplerine ödeme yapan sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı, sürücünün kusur oranı ile sınırlıdır. Sigortacının kusur oranını aşacak şekilde üçüncü kişilere fazla ödeme yapması sigorta ettiren aleyhine sonuç doğurması da mümkün değildir. (Y. HGK., 13.04.2011 T., E: 17-2, K: 40 ve Y.HGK., 13.03.2015 T., E:2013/17 – 1757, K: 1038) Trafik Sigortası Genel Şartları B.4-f maddesi uyarınca ödemede bulunan sigortacı, bedeni hasara neden olan bu trafik kazasında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller olmaksızın olay yerini terk etmesi halinde meydana gelen zararları sigortalıdan rücuan tahsilini isteyebilir.Hak sahiplerine ödeme yapan sigortacının bu sebep ile sigorta ettirene rücu hakkı, sürücünün kusur oranı ile sınırlıdır. Aracı süren sürücünün kusursuz olması halinde sigortacının rücu hakkı bulunmamaktadır. Sigortacının kusur oranını aşacak şekilde üçüncü kişilere fazla ödeme yapması sigorta ettiren aleyhine sonuç doğurması da mümkün değildir. (Y. HGK., 13.04.2011 T., E: 17-2, K: 40 ve Y.HGK., 13.03.2015 T., E:2013/17 – 1757, K: 1038) Rücuen tazminat davaları, gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Sigortacının rücu edebileceği tazminat tutarı sürücünün kusur oranı ve zarar görenlerin gerçek zararı kadar olabilecektir (Yargıtay 17 HD 2019/3161 E-2021/85 K sayılı ilam). Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder. Rücu hakkı, başkasına ait borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik tazminat niteliğinde talep hakkı olup, davacının malvarlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleşmekle, faiz başlangıç tarihi de ödeme tarihi olacaktır. Davacının faiz talep edebilmesi için ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürülmesine gerek bulunmamaktadır (Yargıtay HGK 2017/3-393 E- 2018/202 K sayılı ilam). Uyuşmazlık, rücu şartlarının olup olmadığı, rücu şartları var ise sigortacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu konusunda toplanmaktadır. Sigortalı aracın sürücüsünün meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller olmaksızın olay yerini terk ettiği, daha sonra jandarma tarafından plaka bilgilerine ulaşılarak kendisine ulaşıldığı, davalının zorunlu bir durumun meydana geldiğine yönelik ispatı olmadığı, tanık beyanlarında sürücünün kaza sonrası durmadan devam ettiğinin belirtildiği, bu nedenle el edilip taş atıldığı, durumu fark etmesine rağmen kolluk kuvvetlerine vs başvurmadığı, ilk derece mahkemesince aldırılan kusur raporunda davalı yanın kazada %100 kusurlu olduğu, makine mühendisi raporunda davalıdan tahsili gereken rücuya konu miktarın zararın belirlendiği, olay yerini terk nedeniyle rücu şartlarının oluştuğunun kabulü ile ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yönündeki karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın yukarıda yazılı sözkonusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/177 Esas 2026/411 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 3.201,84 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 799,69 TL 'nin mahsubu ile eksik kalan 2.402,15 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,

HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 15/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1760, K. 2026/2001, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1760-e-2026-2001-k-9c7573d03b3b