Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/255 E. 2026/1660 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/255
- Karar No
- 2026/1660
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/255
KARAR NO: 2026/1660
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 17.11.2022
NUMARASI: 2020/431 Esas - 2022/664 Karar
DAVA: Tazminat (Nakliyat sigortası rücu)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe nakliyat aracısı/ komisyoncusu yasal sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... A.Ş.'nin komisyoncusu olduğu .... Şti.'ne ait medikal malzemenin davalı şirketin taşıyıcısı olduğu ABD'den Türkiye'ye deniz yolu ile nakliyesi esnasında hasara uğradığını, hasarın CMR taşıma senedi, hasar tutanağı, mail yazışmaları, fotoğraflar ve diğer belgelerle belirlendiğini ve meydana gelen zarardan davalı şirketin taşıyıcı sıfatı ile sorumlu olduğunu, müvekkilince yaptırılan ekspertiz çalışması sonucu 2.996,93 Euro hasar tazminatının ödenerek sigortalının haklarına halef olduğunu, ileri sürerek 2.996,93 Euro'nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; yetksizlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, konşimentoda belirtilen şartların 23. maddesinde, taşımadan kaynaklanan veya bunlarla bağlantılı tüm ihtilaflarda, New York Güney bölgesi mahkemeleri yetkili olduğunu ve uyuşmazlığa ABD Hukuku uygulanacağını ve bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, konşimentonun 7.4. maddesine göre, taşıyıcının, mallar veya hizmetler ile doğrudan veya dolaylı bağlantılı veya bunlardan her türlü ihmalden kaynaklanan sınırlama olmaksızınj kaynaklanan kayıp veya hasar veya gecikme veya yanlış teslimat veya başka herhangi bir sorumluluğu sınırlı olduğunu, konşimentonun ilgili hükmüne göre müvekkilin sorumluluğunun 500,00 USD olduğunu, raporun maddi gerçeği yansıtmadığını, hasar tutanağının antrepoda düzenlendikten sonra emtianın Ankara'ya taşındığını ve Ankara'da yapılan inceleme ile ekspertiz raporu düzenlendiğini, yükün Ankara'ya taşınması esnasında da hasarlanmış olma ihtimali olduğunu, antrepo firmasının hasar tespit tutanağı ile ilgili açıklayıcı beyanın da müvekkilinin kusursuz olduğunu gösterdiğini, 2 palette ve kolilerde herhangi bir hasar bulunmadığının belirtildiğini, talep edilen hasar bedeline ilişkin sorumluluğu konşimentoda açıkça belirtildiğini, gerçeğe aykırı ekspertiz raporu ile talepte bulunulamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Ekspertiz raporunda alıcı firma tesislerin paketlerin açılarak gerekli kontrollerin ve hasarlı-hasarsız tespit çalışmalarının tamamlanması sonrasında toplamda 2.000 adet muhteviyatı emtiadan 250 adet emtianın kırık, ezik ve kullanımı riskli olarak tespit edildiği belirtilerek bu miktar üzerinden 2.996,93 EUR hasar bedelinin belirlendiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili 1 palet ürünün hasarlanmış olduğunu, bir palette 80 adet koli olabileceğini, hasarın bununla sınırlı olarak tespit edilmesi gerektiğini belirtmiş ise de alıcı tesislerinde paketler açılarak yapılan hasar tespiti esas alınarak ekspertiz raporunda belirtilen 250 adet emtianın hasarlandığı kabul edilmiştir. Bu kabule göre tazmin edilecek zarar miktarının tespiti gerekmektedir. 21/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda daha yüksek olan palet başı sınırın esas alınması gerektiği belirtilerek 3 palet için 2.516,51 Euro sorumluluk sınırı belirlenmiştir. Davalı vekili Antrepo firmasının 10/02/2020 tarihli yazısında 1 palette hasar olduğunun belirtildiğini, bu nedenle hasarın ve sorumluluk sınırının 1 palet üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüş ise de tahliye sırasında iki ambar memuru ve bir puantörün imzasını içeren tutanakta 3 paletin ezik ve yırtık olduğu açıkça tespit edilmiştir. Bu tespite karşılık tutanağı düzenleyenlerin imzasının bulunmadığı acenteye yazılan 10/02/2020 tarihli yazının esas alınamayacağı, her halde 250 adet emtianın hasarlı olduğunun tespit edilmiş olduğu, esas alınması gereken palet miktarının sınırlı sorumluluğun tespitinde önemli olduğu, paket içerisindeki emtia kısmen zarar görmüş olsa da tam zayi sayılarak sınırlı sorumluluk hesabında dikkate alınacağı, hasarlı emtianın sadece 1 paletin içerisinde olduğunun davalı tarafça ortaya konulamadığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.516,51 Euro'nun 03.04.2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre belirlenecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Mahkemenin bu davada görevli ve yetkili olmadığını, süresinde milletlerarası yetki itirazında bulunulmasına rağmen 29.03.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında, müvekkilinin Türkiye'de bulunan bir şirket olması nedeniyle kendisini daha iyi ifade edebileceği ve mahkemede milletlerarası yetki itirazında bulunmasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle ilk itirazın reddine karar verildiğini,
Oysa 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Kanun'unun 47. maddesi gereğince; uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğmuş olması ve yazılı yetki sözleşmesi ile yetkilendirilen mahkemenin belirli olması hâlinde milletlerarası yetki sözleşmesinin geçerli olacağını, konşimentoda belirlenen şartların 23. maddesinde taşımadan kaynaklanan veya bunlarla bağlantılı tüm ihtilafların, ABD’ye veya ABD’den verilen taşıma hizmetleri için ABD Hukuku uygulanacağı ve New York Güney Bölgesi Mahkemelerinin yetkili olacağı, taşıma hizmetinin ABD’den Türkiye’ye gönderilecek bir yük için gerçekleştirildiğinden, New York Güney Bölgesi Mahkemeleri yetkili olduğunu ve uyuşmazlığa ABD Hukuku uygulanması gerektiğini, geçerli bir yetki sözleşmesine rağmen sadece müvekkilinin Türkiye ticaret siciline kayıtlı bir şirket olması nedeniyle Türk Mahkemelerinde görülmesinin tarafların irade muhtariyetine aykırı olduğunu, bu nedenle milletlerarası yetki itirazının kabulü gerektiğini,
Esas bakımından ise zarar ile iddia edilen eylem arasında illiyet bağının kesildiğini, antrepoda hasar tutanağı tanzim edildikten sonra, emtianın Ankara’ya taşındığını ve Ankara’da yapılan inceleme ile ekspertiz raporu düzenlendiğini, hasarın bu ara taşımada da oluşabileceğini, raporun çelişkili olduğunu, delillerin incelenmeden eksik değerlendirme ile karar verildiğini, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirme yapıldığını, konşimentonun 7.4. maddesine göre müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, buna göre 6.066,697 TL ile sınırlı sorumluluk bulunduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın usul ve esas yönlerinden reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, deniz yoluyla yük taşıması sırasında oluşan emtia hasarı nedeniyle nakliyat sigortacısı tarafından ödenmiş olan hasar bedelinin deniz taşımacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı, nakliyat aracısı/komisyoncusu yasal sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında sigortaladığı, ... AŞ'nin komisyoncusu olduğu, ... Limited Şirketine ait Medikal Emtiasını ABD'den Türkiye'ye deniz yoluyla nakliyesi sırasında oluşacak hasarlara karşı sigorta örtüsü altına alınmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu ve ekspertiz raporuna göre dava konusu konşimentonun 04.01.2020 tarihinde Chicago'da düzenlendiği ve ... numaralı olduğu, emtianın New York Limanından ... gemisine yüklendiği, varış limanının İstanbul olduğu, göndericisi sigortalı ... ... olan yükün taşıyıcısı ...şirketi, bildirim adresinin ise davalı şirket olduğu anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere göre davalının fiili taşıyan sıfatı ile zarardan sorumlu olduğu belirlenmiştir.
Dava dilekçesi ve ekleri 28.12.2020 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Davalı tarafça 05.01.2026 tarihli dilekçe ile süre uzatım talep edilmiş, mahkemenin 06.01.2021 tarihli ara kararıyla cevap süresi bitim tarihinden itibaren iki hafta uzatılmıştır. Uzatma süresi içerisinde 22.01.2021 tarihinde davalı vekilince cevap dilekçesi sunulmuş ve bu cevap dilekçesi içerisinde HMK'nın 116. maddesi uyarınca, yetki ilk itirazı ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesinin yetki ilk itirazını 29.03.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında değerlendirerek, 4 nolu ara karar ile davalının Türk şirketi olduğu ve kendisini daha iyi ifade edebileceği mahkeme yönünden milletlerarası yetki itirazında bulunmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğu belirtilerek milletlerarası yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Davaya esas konşimentonun ön yüzünün incelenmesinde; taşıyanın ... ..., alıcının ..... Şti. olduğu, yükleme limanının New York, tahliye limanının İstanbul olduğu, konşimentonun ön yüzünde taşıma şartlarının devam eden sayfalarda belirtilmiş olduğu ibaresinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde de 23.1.2. maddesinde yapılan düzenlemede, uyuşmazlık halinde New York Güney Bölgesi ve ABD Bölge Mahkemelerinin yetkili olacağına ilişkin ibare bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporu ve dosyadaki navlun faturasının incelenmesinde; davalı şirketçe dava dışı akdî taşıyan ... şirketi adına 04.02.2020 tarihli 2.473,15 USD bedelli navlun faturası düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dava dışı ... şirketi de sigortalı ... adına 03.02.2020 tarihli 3.830,00 USD bedelli navlun faturası düzenlenmiştir. Mahkemenin yetki itirazının reddi gerekçesi, tamamen davalı taşımacının Türk şirketi olması ve kendisine karşı Türk mahkemelerinde dava açılması nedeniyle, kendisini daha iyi ifade edip savunabileceği olgularına dayanmaktadır.
TTK'nın 1237/1. maddesi uyarınca, taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkide konişmento esas alınır. Somut olayda dava konusu konişmento incelendiğinde, yukarıda yer verildiği üzere, konişmeto hükümlerinin sigortalıyı ve dolayısıyla halefiyet yoluyla davacıyı bağlayacağı açıktır.
MÖHUK'un 47/1 maddesi, "Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür." şeklinde düzenlenmiştir. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir yetki sözleşmesi olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir.
Somut olayda dava konusun emtianın yükleme yerinin yabancı bir liman olması, taşımayı yapan geminin yabancı bayraklı olması dikkate alındığında, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı kabul edilmelidir. Bunun yanında, dava konusunun münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdî ilişkisinden kaynaklandığı da açıktır.
Tacir olan taraflar yabancılık unsuru bulunan taşıma ilişkisinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar bakımından yetkili mahkemeyi belirledikleri gibi uygulanacak hukuku da belirlemişlerdir. Konşimentonun taraflar için bağlayıcı olduğu, konşimentoda düzenlenen yetki şartının HMK'nın 17. maddesindeki yazılı şekil şartına uygun şekilde uygun düzenleniği, tacir olan davacı bakımından genel işlem şartının bu konşimentodaki yetki şartı bakımından değerlendirilemeyeceği, aksi kabulün sözleşme serbestiyeti ilkesine aykırı olduğu ve hiç bir koşulda davalısı bir Türk şirket olan dava bakımından yabancı mahkemenin yetkisinin kabul edilmeyeceği gibi bir sonuca varılacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemenin hüküm ve gerekçesi yerinde değildir. Süresinde yetki ilk itirazı bulunduğu dikkate alınarak mahkemece yetki ilk itirazının kabulü ile mahkemenin uluslararası yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile yetki ilk itirazının reddine karar verilmesi ve işin esasının incelenip karara bağlanması doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, dava hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davalı vekilinin yetki itirazının kabulü ile mahkemenin uluslararası yetkisizliği nedeniyle HMK'nın 114/1.a ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harctan, peşin alınan 481,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 250,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince takdir edilen 28.171,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından ilk derece aşamasında sarf edilen ayrıntısı UYAP ortamında kayıtlı 1.800 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca ödenen 1.320,00 TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine,
8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;
a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
b-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 97,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 317,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.09.2026