Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1710 E. 2026/1757 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1710
- Karar No
- 2026/1757
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/1710 Esas
KARAR NO:2026/1757 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2024/55 Esas - 2024/854 Karar
TARİH:28/11/2024
DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:08/10/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kumaş ticaret ile uğraşan vekiledenlerinin, aynı işle uğraşan davalı ile 30.09.2012 tarihli yazılı sözleşme yaparak fiyatı 3,50 Mt/TL den 1 yıl vadeli olarak faturası malların tamamının tesliminden sonra kesilmek üzere üç renk denim gabardin kumaş alımı yaptığını, bu sözleşme esnasında davalının muhasebecisi ... isimli şahıs tarafından düzenlenen sadece 40.000 USD ibaresi içeren, davacı ... kaşesi ve imzası ile şirket yetkilisi davacı ...'in imzasını taşıyan kambiyo senedini satıcı davalı ...'a teminat olarak teslim ettiğini, adi yazılı sözleşmede bononun teminat olarak verildiğinin özellikle belirtildiğini ve taraflarca imzalandığını, davalının sattığı malları usun süre tesliminden kaçtığını, nihayet sözleşme tarihinden beş ay sonra kumaşların 1/4 'ünü teslim ettiğini, bu teslimden hemen sonra vekiledeninin Bağcılar adresinde bulunan deposunun, Bakırköy 2 Sulh Ceza Hakimliği arama el koyma kararına istinaden Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğünce basıldığını ve bir kısmının davalı ..., bir kısmının ... firmadan alınmış olan kumaşların tamamına çalıntı olduğundan bahisle el konulduğunu, vekiledeninin malların tamamının tesliminden sonra faturasının kesilmek üzere alındığını söylediğini, ancak davalı ...'ın ... Tekstile hiç kumaş satmadığını beyan ederek olayı inkar ettiğini, başlarına böyle bir olay gelen vekiledenlerinin davalı ...'a tazminat olarak bırakılan senedi defalarca geri istediğini, senedin kaybolduğunu, bulunduğu zaman hemen iade edileceği cevabıyla oyalandığını, davalı ...'ın daha sonra iş bu senedi düzenleyerek İstanbul 36 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasıyla takibe koyduklarını, vekiledenlerinin İstanbul 21 İcra Hukuk Mahkemesi'ne 2017/545 E sayısıyla açığı davanın süre yönünden reddolduğunu, takibe konu senetle ilgili ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/141546 soruşturma numaralı dosyasıyla suç duyurusunda bulunduğunu, bu soruşturma kapsamında ... tarafından 2012 yılındaki kumaş alım satım işinin ikrar edildiğini beyanla, davanın kabulü ile, vekiledenlerinin davalıdan ... bir borç almadıkları halde haksız şekilde İstanbul 36 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına ödemek zorunda kaldıkları 646.755,00-TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafın dava dilekçesinde, müvekkilinin kendilerine kumaş sattığını kabul ettiğini, İstanbul 36. İcra Müdürlüğü .... Sayılı dosyası ile takibe konulan 15.06.2013 düzenleme tarihli, 30.11.2013 vade tarihli 140.000 USD bedelli senedin müvekkilinin davacılara yaptığı kumaşların bedeli olarak müvekkile verildiğini; ancak davacıların senedin vade tarihinde ödeme yapmadıklarını, alacağını alamayan müvekkili tarafından senedin icraya konulduğunu ve dosya borcunun tahsil edildiğini,davacıların senette tahrifat yapıldığına ilişkin iddilarının asılsız ve kötüniyetli olduğunu, bu hususun savcılık dosyası ile sabit olduğunu, davacıların borcu olmadığına ve senette tahrifat yapıldığına ilişkin iddialarının asılsız olduğu, gerek soruşturma dosyası gerekse İcra Mahkemesi kararıyla sabit olduğunu, borçtan kurtulmak için son çare olarak huzurdaki davayı açtıklarını beyanla, davanın reddine, Kötüniyetli olarak dava açan davacı aleyhine dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 28/11/2024 tarih ve 2024/55 Esas - 2024/854 Karar sayılı kararında; " (...) Bakırköy ... Noterliğinin 10/07/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı "Alacağın Devri Sözleşmesi" gereğince davacı ... yerine ... davacı sıfatı ile dava dosyasına eklenerek adı geçen yönünden hüküm kurulmuş ise de; ...'nün 01.01.2024 tarihinde vefat ettiği, davanın vekil eliyle takip edildiği, bu hususta mahkememize bilgi verilmediği, gerekçeli kararın hazırlanması esnasında yapılan güncellemede adı geçenin vefat ettiğinin anlaşılması mirasçıları dava dosyasına eklenmiş ve gerekçeli karar mirasçılarına tebliğ edilmiştir.Mahkememizce İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise kim tarafından ödeme yapıldığı hususunun sorulduğu; İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 11/07/2024 tarihli cevabi yazısı ile; 19/06/2017 tarihinde borçlu ...ŞTİ tarafından dosya borcu ödenip ... sayılı dosyanın 19/06/2017 tarihinde İnfazen kapatıldığı bildirilmiştir.Mahkememizce UYAP üzerinden celp edilen İstanbul CBS Esas ve Karar Bürosu'nun 2016/141546 soruşturma numaralı dosyasının incelenmesinde; müşteki ... tarafından şüpheli ... hakkında "Bedelsiz Senedi Kullanma,Resmi Belgede Sahtecilik, Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma" suçundan başlatılan soruşturma neticesinde;İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 24/05/2017 tarih 2016/141546 Soruşturma ve 2017/38481 Karar numaralı kararı ile olay ile ilgili kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.Davalı ...'ın soruşturma dosyası kapsamında bulunan 15.05.2017 tarihli ifadesinde; "Ben müşteki ...'i daha önce iş yaptığım için tanımaktaydım.Bende tekstil işiyle uğraşmaktaydım. 2012 yılında elimde çeşitli kumaşlar bulunmaktaydı. Koyacak yerim ve depom yoktu. ...'in deposu bulunmaktaydı.Bende malları depoya koymuştum. Oda bana iyi müşteri bulabilirim. Bulursam satarım dedi.Daha sonra bana dönmedi. Bir süre sonra malları sorduğumda bana ben bu malları sattım dedi. Bunun üzerine bende parasını neden vermiyorsun dedim. Bana şu anda para veremem, buna karşılık senet tanzim edip vereyim dedi. 150.000 Dolarlık senet düzenleyerek bana verdi. Vadesi geldiğinde yine ödeyemedi. İki veya üç sefer eski senetleri iptal ederek yeniden aynı şekilde senet tanzim edip bana verdi. En son çok ısrar edince eski 150.000 dolarlık seneti iptal ederek bana 140.000 dolarlık senet tanzimi konusunda anlaştık ve bana deposunda satmış olduğu mallara karşılık şu an icra takibine konu olan ve dosyamızdaki mevcut 30/11/2013 ödeme tarihli, 15/06/2013 düzenleme tarihli, 140.000 Dolarlık senedi tanzim edip imzalayarak verdi. Yine ödemeyince bende icra takibine koymak durumunda kaldım. Senet miktarı 140.000 Dolar olarak düzenlendi. İddialarda geçtiği gibi sonradan ekleme yapılmadı. Ben mağdur oldum. Hem mallarımı sattı hemde paramı ödemedi. İcra takibi yapmak zorunda kaldım. Tahsilat da yapamadım. Şimdi de bu şekilde asılsız iddialarla uğraşıyorum, İddialar asılsızdır. İftira mahiyetindedir." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.Keza ...'in 08/11/2016 tarihinde müşteki sıfatıyla verdiği ifadresinde; "Halen Zeytinburnu ilçesinde faaliyet gösteren ... ... Şti nin sahibi ve yetkilisiyilm, şüpheli ... ise ... ve ... bölgelerinde bulunan ... Şti nin yetkilisidir, 2012 yılında şüpheli ile aramızda bazı ticari ilişkiler oldu, kendisine 79.149.96 TL tutarında kumaş sattım karşılığında ... yolu şubesine ait ... seri numaralı 35.000 TL meblağlı tacir çeki verdi, ancak bu çeki vade tarihinde ibraz ettiğimde sahte olduğu ortaya çıktı hatta çeke el konuldu, daha doğrusu söz konusu çeki ben başkasına ciro etmiştim, o şahıs çeki tahsile verdiğinde sahte olduğu anlaşıldı şüpheli benden aldığı malları iade etmedi, kendisinden 73.149.96 TL alacağım kalmıştı 6.000 TL elden ödeme yapmıştı, 30/09/2012 tarihinde şüpheliden kumaş aldım alışveriş sırasında fatura kesmediği için ona 40.000 $ meblağlı teminat seneti verdim, senete tarih de atmamıştık, sadece sözleşme yaptık, alışveris sonrası 40.000 $ ödedim makbuz aldım ancak şüpheli ... bedelini ödediğim halde benden aldığı senete 40.000 $ rakamının önüne 1 yazıp meblağı 140.000 $'a çevirmiş, daha sonra avukat aracılığıyla İstanbul 36 icra müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla seneti icra takibine koymuş icra ödeme emri tarafıma tebliğ edildiğinde olaydan haberdar oldum, itirazda bulundum, ama icra takibi durmadı, kendisiyle görüştüm ben koymadım avukatım koydu dedi, daha sonra kendisiyle görüşemedim telefon cevap vermemektedir, şüpheli güveni kötüye kullanma bedeli kalmamış seneti tahsile vermek, resmi evrakta sahtecilik suçlarını işlemiştir, konuyla ilgili belgeleri dilekçeme ekledim Yasal işlemlerin yapılmasını istiyorum," şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.Soruşturma dosyası kapsamında bulunan tarihli bilirkişi raporunda özetle; "İnceleme konusu senette, senet bedelinin rakam ve yazı ile yazıldığı kısımlar kalem ucu kalibresi, mürekkep renk tonu, baskı izi, istif, meyil, istikamet yönünden incelenmiş olup, söz konusu yazıların tamamının sırası dahilinde ve birlikte yazılmış olduğu, sonradan ilave yapıldığını gösterir grafolojik tanı unsuru tespit edilmediği," hususlarının mütalaa edildiği görülmüştür.Mahkemizin kaldırılan 18/03/2021 tarihli kararında da belirtildiği gibi, 15.06.2013 düzenleme ve 30.11.2013 vade tarihli 140.000 USD bedelli, üzerinde "..." ibaresi bulunan senedin,davacı anlatımlarında olduğu gibi teminat olarak verilen 40.000 USD tutarlı senedin tahrif edilmesi suretiyle elde edilip edilmediği, ispat külfetinin taraflardan hangisinde olduğu ve nihayet dava konusu tutarın istirdadının gerekip gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.Yukarıda değinilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/141546 Soruşturma sayılı dosyası kapsamına göre; dava konusu senet üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde,senetteki tüm yazı ve rakamların sırası dahilinde ve birlikte yazılmış olduğu, sonradan yapılan bir ilavenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Kaldırma kararında değinilen Davalı ...'ın soruşturma sırasında alınan ifadesine göre 140.000 dolarlık senedin satılan mallara karşılık olarak tanzim edildiği, ancak ...'in anlatımına göre ise teminat olarak verilen 40.000 USD tutarlı senedin tahrif edilmesi suretiyle elde edilip edildiği, üzerinde ... ibaresi bulunan senedin ihdas nedenini n her iki taraça ta'lil edildiği, senet metninde teminat olduğuna ilişkin bir ibarenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK'nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir.Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/19-821 K. 2019/58) Somut olayın, Bam kaldırma kararında değinilen hususların ve hukuksal durumun değerlendirilmesi sonucunda; takibe konu senedin üzerinde ihdas sebebinin "..." olarak yer aldığı halde her iki tarafında ihdas sebebini talil ettiği, bu durumda Hukuk Genel Kurulu kararında da belertildiği üzere ispat yükünün yer değiştirmeyip davacı üzerinde bulunduğu, dosya kapsamında bulunan delillere göre davacıların dava konusu senedin teminat olarak verildiğine ve bedelsiz olduğuna ilişkin elverişli bir kanıtının bulunmadığı, icra takip dosyasına ödemenin davacı .... ŞTİ tarafından yapıldığı,Ticaret Sicil müdürlüğü kayıtlarına göre ...'in anılan şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, istirdat istemi yönünden icra dosyasına kim tarafından ödeme yapıldığının sonuca etkisi bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı bulunmayıp, İİK.m.72/4 uyarınca davalının alacağını geç alması gibi bir durum söz konusu olmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile, davanın reddine, davalı yanın kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmaması nedeniyle reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı .... Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya keşide edilen senedin, öncesinde yapılan kumaş ticaretine teminat olması amacıyla verildiğini, bu iddialarının davalının da imzasını kabul ettiği sözleşme ile ispatlandığını, davalı tarafça davanın en başından beri ihdas nedeninin talil edildiğini, davalının cevap dilekçesinde, dava konusu senedin davacılara yapılan kumaş satımı bedeli olduğunu beyan ettiğini, taraflar arasındaki başka bir uyuşmazlık ile ilgili olarak görülen yine 13 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/628 esas sayılı dosyasında davalının cevap dilekçesinde; taraflar arasında 19/09/2012 tarihinde taraflar arasındaki cari hesabın kapanması amacıyla varılan mutabakat sonucu davacının davalıya borcuna karşılık 15.06.2013 düzenleme tarihli 30.11.2013 vade tarihli 140.000USD bedelli bir adet senet teslim ettiğini,ancak davacının borcuna karşılık verdiği senedi zamanında ödenmediğini beyan ettiğini, yine davalının mahkemece 10/12/2020 tarihli durulmadaki isticvabında; 30/09/2012 tarihli belgedeki imza ve ismin kendisine ait olduğunu, belge içeriğinin doğru olduğunu, ancak belgenin dava konusu senet ile ilgili olmadığını, davacı şirket ile ticari ilişkisi olduğunu, belge içeriğinde belirtilen 40.000-USD tutarındaki senedin para alındıktan sonra davacıya iade edildiğini, ilerleyen tarihlerde işyerini kapattığında bir miktar tekstil malı kumaşı davacıya emanet olarak bıraktığını, daha sonra istediğinde davacının bu malı sattığını söylediğini, parasını istedidiğini, karşılığında davacının 150.000-USD lik bir senet tanzim ederek verdiğini; ancak bunu da ödeyemeyip indirim isteyince davaya konu olan 140.000-USD lik senedin verildiğini beyan ettiğini, davalının senedin ihdas nedenini üç kez talil ettiğini, ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, senet metninde ''...'' ibaresi olması karşısında taraflarınca senedin ihdas nedeninin ''nakit para verilmesi'' olmadığının ileri sürüldüğünü, davalı yanca da bu hususun ikrar edildiğini ve senedin ihdas nedenin ''karz akdinden'' kaynaklı yeni bir borç ilişkisi olduğunun, cari hesabın kapatılmasına ilişkin verildiğinin, kumaş alım-satımından kaynaklandığının ileri sürüldüğünü, artık ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının çelişkili beyanları ile de ispat yükünü üzerine aldığını,mahkemenin 26/09/2019 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı ile " incelenen dosya kapsamında davada ispat külfeti davalı yanda olmakla ve her ne kadar mahkememizce yönelitilen soru üzerine davalının tacir sıfatı ile hareket etmediğini bildirmiş iseler de delil listelerinde açıkça ticari defterlerine de dayanmış olmalarına ve davanın mahiyetine göre davalı vekilinin mal satımına dair tüm yazılı belgelerini ibrazı için 2 hafta kesin süre verilmesine'' oy birliği ile karar verildiğini, bu ara karardan rücu edildiğine dair bir ara karar da olmadığını, ara karardan rücu edilmeden ispat külfetinin taraflarına yükletilmesinin usul hukuku bakımından başlı başına bozma sebebi olduğunu, mahkemenin senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasını talil olarak nitelendirmesinin hatalı olduğunu, ispat yükünün hatalı tespit edildiğini, istirdat işlemine konu ödemenin davacı şirket tarafından yapıldığını, istinaf incelemesinde; ''istirdat istemi yönünden icra dosyasına kim tarafından ödeme yapıldığının sonuca etkisi bulunup bulunmadığı üzerinde durulmaması yerinde olmamıştır'' şeklinde tesis edilen hükme rağmen ilk derece mahkemesi tarafından bu hususta inceleme yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, ileri sürerek; ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine ilişkin verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacılar aleyhine başlatılmış kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile takip dosyasına yapılan ödemenin İİK'nun 72/7 maddesi kapsamında istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu dairemizin 2021/1295 esas, 2023/1967 karar sayılı kararı ile usulen kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.Mahkemece kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda, davacılardan ...'den alacağı devralan ...'nün taraf sıfatı ile dosyaya kaydı yapılmış, icra dosyası celbedilmiş ve yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı ... Tekstil vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dava konusu İstanbul 12 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası kapsamından;davalının davacılar aleyhine 140.000,00-USD bedelli, 15/06/2013 tanzim tarihli, 30/11/2013 vadeli, keşidecisi davacı şirket, lehdarı davalı olan ve alacağı temlik eden ...'in aval sıfatıyla imzasının bulunduğu, üzerinde ... kaydı bulunan bonoya dayalı takip başlatıldığı, davacı şirket tarafından borca yapılan itirazın İstanbul 21 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/545 esas, 2017/509 karar sayılı, 09/06/2017 tarihli ilamı ile süre yönünden reddedildiği, kararın davacı şirket vekiline 03/07/2017, davalı takip alacaklısı vekiline 28/06/2017 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı,... tarafından icra mahkemesi nezdinde borca itiraz edilmediği, devam eden takip dosyasında 08/06/2017 tarihinde yapılan kapak hesabı ile borcun asıl alacak, feriler, harç ve vergiler ile birlikte 638.147,52-TL olarak tespit edildiği, bu tutarın iş bu dosya davacılarından ... Şirketi tarafından 19/06/2017 tarihinde dosyaya ödendiği, aynı tarihte harç ve vergilerin mahsubu sonucu, iş bu dosya davalısı takip alacaklısı vekiline 580.713,60-TL ödeme yapılarak dosyanın infazen kapatıldığı, eldeki istirdat davasının 14/03/2018 tarihinde ve İİK'nun 72/7 maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.Dosya içeriği belgelere göre; dava konusu bononun aslında taraflar arasındaki 30/09/2012 tarihli sözleşmeye istinaden teminat olarak verilmiş 40.000,00-USD bedelli bono olduğu, ancak davalı tarafından tahrif edilip 140.000,00-USD'ye çevrilerek icraya konulduğu ileri sürülmüş olup, bu konuda yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda bonoda tahrifat olmadığının tespit edildiği ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 24/05/2017 tarih 2016/141546 soruşturma ve 2017/38481 karar numaralı kararı ile olay ile ilgili kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacılar tarafından anılan bononun gerçekte 40.000,00-USD bedelli teminat bonosu iken tahrif edilerek dava konusu bonoya dönüştürüldüğüne dair iddianın ispat edilemediği, davacıların dava konusu bononun kumaş satışı karşılığında teminat olarak verildiğini, ancak kumaşların 1/4'ü teslim edilmesine rağmen bakiye kısmının teslim edilmediğini ve bedelsiz kaldığını ileri sürdükleri, davalının da gerek soruşturma dosyasında, gerek cevap dilekçesinde, gerekse isticvabı sırasında davacı şirket deposuna emaneten bıraktığı kumaşların davacı şirket tarafından satıldığını, bedelinin ödenmemesi üzerine önce 150.000,00-USD'lik bir bono alındığını, bunun da ödenmemesi üzerine 140.000,00-USD'lik dava konusu bononun alındığını beyan ettiği, bu durumda tarafların her ikisinin de bononun ihdas nedenini talil ettikleri ve mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere bu durumda ispat yükünün davacılar üzerinde kalmaya devam ettiği, davacıların bononun teminat bonosu olduğunu ve ayrıca bedelsiz kaldığını yazılı deliller ile ispat edemedikleri gibi, yemin deliline de dayanmadıkları anlaşılmıştır. Mahkemece davalının soruşturma dosyasında alınan beyanları da irdelenerek davacı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Eldeki dava istirdat davası olup, icra dosyasına yapılan ödemenin davacı şirket tarafından gerçekleştirilmiş olması karşısında, alacağı devralan diğer davacı ...'nün aktif husumeti bulunmadığından, bu davacı yönünden davanın husumet noksanlığından reddi gerekmekte ise de, aksi yönde bir istinaf bulunmadığından, sonuca etkili olmayan bu noksanlık eleştirilmekle yetinilmiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı .... ŞTİ.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı ve 2.002,00-TL başvuru harcı toplamı olan 2.734,00-TL'nin istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 11.660,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.926,40- TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı şirkete iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.