İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/125 E. 2026/673 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/125
Karar No
2026/673
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/125 Esas KARAR NO : 2026/673

DAVA : İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 06/02/2026 KARAR TARİHİ : 17/09/2026

Mahkememizde görülen İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde: Öncelikle dava konusu edilen payların ... ... Şirketi'nin toplam sermayesinin %24'üne karşılık 8.880.000 adet, 8.880.000,00 TL nominal değerde (04.06.2025 tarihli sermaye artırım kararından önceki) A grubu; %0,0553'üne karşılık gelen 20.475 adet, 20.475,00 TL nominal değerde (04.06.2025 tarihli sermaye artırım kararından önceki) B grubu payın yargılama sırasında davalı tarafından 3. kişilere devredilmesi riski bulunduğunu, böylesi bir ihtimalde müvekkili telafisi imkansız zararlara uğrayacağını, dava kazanılsa bile müvekkili açısından kaybedilmiş gibi hüküm ve sonuç doğuracağını, yargılama sonuçlanıncaya kadar dava konusu edilen payların, hisse devrinden bugüne kadar tesis edilen ve bundan sonra tesis edilecek paya bağlı tüm hak ve menfaatleriyle birlikte 3.kişilere devir, rehin ve temlik edilmemesine, satışa konu/arz edilmemesine yönelik öncelikle teminatsız, ancak mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat bedeli karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, kararın ... A.Ş.'ye ve ilgili tüm sicil müdürlüklerine/ kuruluşlara ve 3. kişilere bildirilmesini, davanın kabulü ile öncelikle müvekkilinin 02.12.2024 tarihli Pay Alım Satım Sözleşmesi'nden dönmüş olması nedeniyle Satım Sözleşmesiyle bağlı olmadığının tespitini, ... Seyahat Acenteliği ve Turizm Anonim Şirketi'nin toplam sermayesinin %24'üne karşılık 8.880.000 adet, 8.880.000,00 TL nominal değerde (04.06.2025 tarihli sermaye artırım kararından önceki) A grubu; %0,0553'üne karşılık gelen 20.475 adet, 20.475,00 TL nominal değerde (04.06.2025 tarihli sermaye artırım kararından önceki) B grubu payların davalıdan terkini ile müvekkile aynen ve tümüyle aynı grup, oran ve pay oranının tekabül ettiği adetler nispetinde iadesini, ayrıca davalının bu paylara bağlı olarak pay sahibi sıfatıyla bugüne kadar almış olduğu tüm hak, hisse ve menfaatlerin müvekkile iadesi ile yine hisseye bağlı hak, alacak, menfaat, temettü ve semerelerinin de avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesini, dava konusu payların davalıdan terkini ile müvekkiline iadesi bakımından mahkemeniz kararının ... ...'ne müzekkere yazılarak bildirilmesine ve müvekkilinin pay sahipliğinin ... ... Şirketi'nin pay defterine işlenmesini, müvekkilin uğradığı zararların davalıdan avans faizi ile tazminini, avukatlık ücreti ve yargılama giderinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: Tahkim İlk İtirazı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m. 116'da tahkim itirazı ilk itiraz olarak düzenlendiğini, HMK madde 413 tahkim itirazını Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabileceğini, bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddediğini, somut olayda davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen Sözleşme madde 12'de taraflar uyuşmazlıkların çözüm yolu olarak tahkimi seçmiştir. Uyuşmazlık çözüm maddesindeki tahkim iradesi açıktır, sözleşme'de yer alan tahkim şartı bağlayıcı olduğunu, mahkemenin esasa girmesi mümkün olmadığını, bu durumda tahkime başvurmak yerine mahkemeniz nezdinde dava açılması usule aykırı olduğunu, tahkim itirazı nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, HMK açık hükmü gereği davanın usulden reddedilmesi gereği öğreti tarafından da vurgulandığını, tahkim anlaşması kapsamına giren bir uyuşmazlık tahkim yerine mahkemeye götürülürse hem Milletlerarası Tahkim Kanunun 5. Maddesi, hem de HMK'nın 413. maddesi davalının tahkim ilk itirazında bulunabileceğini belirtildiğini, Milletlerarası Tahkim Kanunun 5. Maddesinde tahkim itirazının kabulü halinde mahkeme davayı usulden reddeder denilirken, HMK'nın 413. Maddesi tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkansız değilse mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder dediğini, HMK'ya tabi olan bir tahkimde mahkemede dava açılması durumunda mahkeme öncelikle tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkansız olup olmadığını denetleyeceğini, tahkim itirazında ise, dilekçede bir eksikliğe dayanılmadığını, bu nedenle, tahkim itirazının kabulü ile ya da hakemlerin bu konuyu inceleme yetkisi bulunması sebebiyle dava dilekçesinin reddine değil davanın usülden reddine karar verilmesi gerektiğini, yukarıda açıklanan sebepler ile re'sen dikkate alınacak diğer nedenler nazara alındığını, müvekkili şirketin tüm haklarının saklı tutulması kaydıyla, tahkimlik itirazlarının kabul ile davanın usulden reddini, mahkemenin bu aşamada esasa ilişkin değerlendirme yapması, tarafların tahkim iradesini fiilen bertaraf edecekse de tahkim ilk itirazımıza itibar edilmemesi halinde davanın esastan reddini, usul ve yasalara açıkça aykırılık teşkil eden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, mahkemeniz aksi kanaatte olması halinde, HMK m. 395 uyarınca, ihtiyati tedbirin tutarı mahkemece belirlenecek kat'i ve süresiz teminat mektubu dosyaya sunulduğunda kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, 02.12.2024 tarihli Pay Alım Satım Sözleşmesi kapsamında davalı tarafın aşırı yararlanma ve aldatma, hile eylemleri olup olmadığı, davalı eylemlerinin davacı açısından sözleşmeden dönmeyi haklı kılıp kılmayacağı, bu bağlamda davacının adetler nispetinde iadesine, ayrıca davalının bu paylara bağlı olarak pay sahibi sıfatıyla bugüne kadar almış olduğu tüm hak, hisse ve menfaatlerin iadesi ile yine hisseye bağlı hak, alacak, menfaat, temettü ve semerelerinin de avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili taleplerinin yerinde olup olmadığı, davacının tazmini gereken uğradığı zarar olup olmadığı noktalarında toplanmıştır. Davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davalı taraf cevap dilekçesinde tahkim itirazında bulunmuştur. Davacı taraf her ne kadar sözleşmeden dönüldüğünü ve dava dilekçesindeki taleplerin de buna göre talep edildiğini, sözleşmeden dönüldüğü için de sözleşme içinde yer alan tahkim sözleşmesinin de geçerliliğini yitirdiğini ve tahkim ilk itirazının reddi gerektiğini ileri sürmüş ise, davacının sözleşmeden dönme yönünde iradesinin olması ve taleplerinin buna bağlı olmasının sözleşmedeki tahkim şartının değerlendirilmemesine engel olmayacaktır. Sözleşmeden dönülmesi (akdin feshi) ve bunun sonucunda tarafların verdiklerini geri istemesi (sebepsiz zenginleşme vs gerekçeler ile iade talepleri), doğrudan o sözleşmeden doğan bir uyuşmazlıktır. Sözleşmede tahkim şartı olduğu için, dönmenin haklı olup olmadığı ve iade taleplerinin yerinde olup olmadığı mahkemede değil, tahkim heyeti (hakemler) önünde tartışılmalıdır. Dönme nedeni ile tahkim şartının da geçerliliğini yitirdiğinin kabul edilmesi halinde, davacının sözleşmeden dönme yönündeki iradesinin haklı olduğunun mahkemece peşinen kabul edilmiş olması gibi olacaktır. Bu bağlamda tahkim ilk itirazının mahkememizce değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. HMK'nın 413. maddesinde tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa karşı tarafın tahkim ilk itirazında bulunabileceği, bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkansız değilse mahkemenin tahkim itirazını kabul edeceği ve davayı usulden reddedileceği belirtilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığa esas olan taraflar arasındaki Pay Alım Satım Sözleşmesi'nin . UYGULANACAK HUKUK VE İHTİLAFLARIN ÇÖZÜMÜ başlıklı 12. Maddesine göre 12.1 İşbu Sözleşme ve ekleri Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi olacak ve işbu Sözleşmede yer alan hükümlere Türk Hukuku uygulanacaktır. 12.2 İşbu Sözleşme’den doğacak veya işbu Sözleşme ile ilişkili tüm uyuşmazlıklar İstanbul Tahkim Merkezi Tahkim Kuralları – ISTAC (“Kurallar”) uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözüme kavuşturulacaktır. 12.3 Hakem heyeti, tahkim yargılamasına başvurulduğu tarihte geçerli olan ve atıf yoluyla bu Sözleşme’ye dahil edilmiş addedilen Kurallar’a uygun olarak, birincisi tahkim işlemlerini başlatan Taraf’ça, ikincisi diğer Taraf’ça ve üçüncüsü de bu 2 (iki) hakemin anlaşması ile ya da anlaşamamaları halinde Kurallar’a uygun şekilde atanacak 3 (üç) hakemden oluşacaktır. Acil Durum Hakemine İlişkin Kurallar uygulanmayacaktır. Tahkim yeri, İstanbul, Türkiye olacaktır. Tahkim dili Türkçe olacaktır. 12.4 Tüm hakem kararları, Taraflar üzerinde nihai ve bağlayıcı olacaktır." ifadeleri bulunmakta olup, uyuşmazlığın öncelikli olarak tahkim yolu ile çözülmesi yoluna gidileceği belirlenmiştir. Buna göre sözleşmede geçerli bir tahkim şartının düzenlendiği , davalının da ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunduğu anlaşıldığından, HMK'nun 116.Maddesi gereğince mahkememizde açılan davadaki uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı tarafın tahkim ilk itirazının kabulü ile öncelikle tahkim yoluna başvurulması gerektiği anlaşılmakla, HMK.116/1-b, 413/1.maddeleri uyarınca Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 151.143,99 TL harçtan mahsubu ile fazla alınmış olan 150.411,99 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 330,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, 5-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 7-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilleri ile davalı vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/09/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/125, K. 2026/673, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-125-e-2026-673-k-268b16ed1d8e